{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1026 <br>KARAR NO: 2023/3958<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/11/2021<br>NUMARASI: 2021/81 Esas -  2021/944 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar sebebiyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalılar/borçlular tarafından 20.11.2019 tarihinde Esenler İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:..  adresinde  yapılan çalışma; 13.12.2019 tarihinde Zeytinburnu İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:.. adresinde yapılan çalışma; 16.12.2019 tarihinde Kağıthane İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:...   adresinde  yapılan çalışma esnasında davalı tarafça gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkili şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğinin tespit edildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisinin müvekkili şirketin yüklenici şirketi tarafından giderilmiş olduğunu, işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri ile hasardan kaynaklanan diğer kayıpların müvekkili şirketin maddi zararına sebebiyet verdiğini, davalılar/borçlular  tarafından hasardan doğan bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine, hasar tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz dahil 18.846,91-TL'nin tahsili amacıyla ilamsız takip yapıldığını ve borçluya  ödeme emri gönderildiğini, davalıların borca ve icra takibine itiraz ettiğini, borçlunun borca itiraz ederek takibi durdurduğunu ancak itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, ayrıca davalılar/borçlular tarafından yapılan itiraz beyanıyla icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olsa da müvekkili şirket tesislerine hasar verildiğini,  söz konusu zarar verici eylemin niteliği itibariyle haksız fiil teşkil etmesi ve haksız fiilden doğan davalarda \"zarar görenin yerleşim yeri\" icra daireleri ve mahkemelerinin de yetkisinin bulunması dolayısıyla zarar gören müvekkili şirketin yerleşim yerinin tabi olduğu İstanbul Adliyesinin icra daireleri ve mahkemeleri İİK 50. Maddesinin atfı ve HMK'nın 16. Maddesi gereği yetkili olduğunu, bu nedenlerle; Davalının;İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyalarına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazlarının iptali ile takibin devamını, davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve ...vekilinin davaya cevap dilekçesinde; Davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ..., ..., ... E sayılı dosyalarıyla başlattığı toplam 18.846,91 TL takip çıkış tutarlı ilamsız takibe müvekkilleri tarafından itiraz edildiğini, alacağın “likit” ve icra takibine itirazımızın “haksız” olmadığından icra ve inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, öncelikle müvekkili şirkete karşı açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, talep edilen miktarın fahiş tutarda bir bedel olduğunu, davaya konu kazı alanındaki iş, “2017 yılı Avrupa 1. Bölge Abone İşleri Daire Başkanlığı İçmesuyu ve Atıksu Yapım, Bakım ve Onarım İşi(2)\" olup, İSKİ nezdinde çalışmalar halen devam etmektedir. Davaya konu hasar tarihi 27.09.2018'dir. Bu dönemde Pusula İnşaat tarafından çalışmaların sürdüğünü, davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde sunulan Hasar tutanağında görebileceği üzere taraflarına herhangi bir tebliğ yapılmadığını, hasar tutarı ve kusurun olabildiğince müvekkili şirketlere yüklenmesi açısından tek taraflı olarak hareket edildiğini, teknik olarak söz konusu alacak talebinin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirketler “... San. Tic. A.Ş., ...Tic. A.Ş. İş Ortaklığı” uhdesinde “2018 Yılı Avrupa 1.Bölge Abone İşleri Daire Başkanlığı İçme Suyu ve Atıksu Yapım, Bakım ve Onarım İşi (4)” ve “2017 Yılı Avrupa 1. Bölge Abone İşleri Daire Başkanlığı İçmesuyu ve Atıksu Yapım, Bakım ve Onarım İşi (2)” işi kapsamında İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü uhdesinde içmesuyu ve atıksu hatlarının bakım, onarım ve işletilmesine yönelik saha çalışmalarının devam ettiğini, devam eden bakım-onarım işlerimiz kapsamında kamu hizmeti yürütmekte olan İSKİ tarafından abonelerin arıza şikayetlerine istinaden (planlı yatırım çalışması olmaksızın) oluşturulan iş emirlerine istinaden kazı çalışmaları yapıldığını, bu çalışmaların 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile de kanun altına alınmış olduğunu, hasar tarihi itibariyle işin yapımını üstlenen ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davaya dahil edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle, öncelikle husumet yokluğundan müvekkili şirket yönünden davanın reddini, Mahkememinin aksi kanaatte olması halinde  haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddini, davanın ... San. Ve Tic. Ltd. Şti., ... Sigorta A.Ş. İle ...Sigorta A.Ş'ye ihbarını talep etmiştir. Davalı İSKİ vekilinin davaya cevap dilekçesinde; Öncelikle belirtmek isterim ki, huzurda görülen dava itirazın iptali davası olup davacı 3 ayrı icra takibine karşı tek itirazın iptali davası açtığını, dava konusu hasarların adreslerinin farklı olduğu da göz önünde bulundurulduğunda yargılama esnasında yapılacak keşif, bilirkişi incelemesi vs. işlemlerde probleme neden olacaktır. açıklamış olduğumuz nedenlerle davacının 3 ayrı icra takibinin tek bir dava ile iptalini istemesinde hukuki menfaati bulunmamaktadır. bu sebeple itiraza konu herbir icra  dosyasının ayrı yargılama gerektirmesi sebebiyle tefrik edilmesini, işbu davada adli yargı/idari yargı yolu uyuşmazlığı söz konusu olduğunu, tam yargı davası niteliği olan davalarda, yargı yolunun idare mahkemeleri olduğunu, müvekkili idarenin, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin görev alanı içinde su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere 2560 sayılı Kanun ile kurulduğunu, tüzel kişiliği haiz bir kamu kuruluşu olduğunu,  müvekkili idarenin su ve kanalizasyon hizmetleri noktasında ise tekel manada yetkili ve görevli olduğunu, dava konusu iddianın haksız fiil iddiası ve tarih itibariyle ihtilaf söz konusu olduğundan, hak kaybı oluşmaması açısından zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazı olduğunu, idaremiz İSKİ personellerinin belirtilen adreste ve tarihte herhangi bir çalışması olmadığını, iddia edilen hasarın dava dışı şirketlerin çalışması sonucu meydana geldiğinin iddia edilmesi halinde dahi idaremizin sorumlu kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu itibarla; tazminat sorumluluğunun doğması için, tazminat talep edilenin, zarara neden olayda kusurunun olması; tazminat talep edilen hasar ile fiili arasında illiyet bağının bulunması gerektiğini, oysa, idaremiz İSKİ’nin davacının iddia ettiği adreste hiçbir faaliyeti bulunmadığını, bu nedenlere ve Sayın Mahkemece re'sen dikkate alınacak sair hususlara göre; öncelikle davanın usule ilişkin dava şartları yönünden incelenerek usulden reddini, dava usule ilişkin sebeplere göre reddedilmediği takdirde, esasa ilişkin nedenlerle reddini, %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davacının faiz, icra inkar tazminatı ve sair tüm istemlerinin reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"...Tüm dosya kapsamından; davacının davaya konu haksız fiillerden dolayı talep edebileceği zarar miktarının; malzeme bedeli ve olay tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faizden ibaret olduğu, hasarın meydana gelmesinde %30 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla; sonuç itibarı ile davacı tarafça başlatılan ilamsız icra takiplerine davalıların yaptığı itirazın kısmen haksız olduğu sabit görülerek davanın kısmen kabulüne  1)Davalıların İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 153,34 TL asıl alacak ve 5,75TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 159,09 TL alacak üzerinden devamına; -İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 613,79TL asıl alcak ve 28,39TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 642,18 TL alacak üzerinden devamına; -İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin731,98TL asıl alacak ve 33,31TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 765,29 TL alacak üzerinden devamına; 2) Fazlaya ilişkin talebin reddine, 3) İcra inkar tazminatı talebinin reddine,  ...\" karar verilmiştir.  Verilen karara karşı davacı vekili ve davalı İSKİ vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı BEDAŞ vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, Maddi Hasar Bedeli, Maddi Hasar Montaj Bedeli, Araç ve Personel Gideri, Dağıtılamayan Enerji Bedeli, Eşik Kesinti Süresi Aşımı Bedeli, Etüd Koordinasyon Bedeli ve %18 KDV tutarıyla beraber davalıdan alınarak taraflarına verilmesi gerektiğini, Yerel Mahkeme kararının gerekçesinin yeterli olmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı İSKİ genel müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davacının tek dosya üzerinden iptal davası açmasında hukuki bir menfaati olmadığını, görev itirazları mevcut iken bu itiraz hakkında hüküm kurulmadığını, ek raporda müvekkili idare yönünden kusurunun olmadığı tespiti yapıldığını ancak bunun görmezden gelindiğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\tDava, haksız fiil hukuksal sebebine dayalı alacak talebine ilişkin açılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Davalı İSKİ kamu kurumu olup kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları kapsamında yapmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 16'ya göre; kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlarının dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda, İSKİ Genel Müdürlüğü'nün genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetleneceği, yıllık çalışma ve yatırımlarının bilançolarda belirlenerek genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülünde  düzenleneceği belirtilmiştir. Bu kapsamda davacının tacir olduğu, davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün de 2560 sayılı Kanun kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı ancak, çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı kabul edildiğinde davalının haksız eylem teşkil eden faaliyetinden kaynaklanan bu uyuşmazlığın da yerleşik yargısal uygulamalarda görüldüğü gibi, adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir (HGK’nın 21/09/1983 gün ve 1980/11-2721; 1983/823  ile  29/11/1995 gün ve 1995/11-647; 1995/1043 sayılı kararları). 6100 Sayılı HMK'nın 110. maddesi gereğince davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır. Davacının, aynı davalıya karşı olan birbirbirinden bağımsız birden fazla talebini, aralarında bir derecelendirme ilişkisi yani aslilik - fer'ilik ilişkisi kurmadan aynı dava dilekçesinde,  ileri sürmesine davaların yığılması denir. Buna göre eldeki davada, objektif dava yığılması mevcut olduğundan davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı İSKİ Genel Müdürlüğü ile diğer davalı arasında, imzalanan sözleşme hükümleri gereğince TBK'nın 66. maddesi anlamında adam çalıştıran ilişkisi vardır. Davalılar arasında yapılan sözleşmede, işin yapımı sırasında verilecek zararlardan İSKİ'nin sorumlu olmadığı belirtilse dahi, sözleşme hükümlerinin taraflar arasında geçerli olacağı ve 3. kişi olan davacıya karşı ileri sürülemeyeceği, bu hali ile davalı İSKİ Genel Müdürlüğünün de diğer davalı ile birlikte zarardan müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla davalı İSKİ vekilinin bu yöne değinen istinafı yerinde değildir. Emsal davaya ilişkin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nce verilen 2018/1089 Esas -2018/5527 Karar sayılı  ilamda \"Haksız fiil sebebiyle dışarıdan işçi tutulup zararın giderildiği kanıtlanmadığı takdirde maddi hasar montaj bedeli,araç eleman bedeli,etüt koordinasyon bedeline dair  bu giderlerin istenemeyeceği\",  aynı dairenin  2015/10383 Esas- 2015/12692 karar nolu  başka bir ilamında  ise  \"tüketilmeyen elektrik santrallerde otamatik olarak üretilmeyip ancak kullanıldığı anda üretilerek eneji nakil hatları üzerinden dağıtılan bir enerji türüdür.  Kullanılan enerji miktarı günün değişik saatlerinde farklı olduğundan kesinti (inkıta) süresi belirlenemez ve bu sebeple de satılamayan enerji bedeline hükmedilemeyeceği gibi  arızanın ilgili yönetmelik kapsamında belirlenen süre  içinde  giderilmesi ve  eşik süresinin aşılmaması sebebiyle eşik kesinti süresi bedelinin de  talep edilemeyeceği  \" belirtilmiş olup davacı vekilinin bu yöne değinen istinafı yerinde değildir. İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüşmesine ve denetime elverişli olmasına, uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur tespiti ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın  hükme esas alınmasında bir usulsüzlük görülmemesine göre taraf vekillerinin bu yöne değinen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/11/2021 tarih,  2021/81 Esas -  2021/944 Karar sayılı kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan  295,20 TL'den mahsubuyla fazla alınan 25,35 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 106,97 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 72,00 TL'nin mahsubuyla bakiye 34,97 TL harcın davalı  İSKİ Genel Müdürlüğünden tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,    4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a55e6e8fc95297d","SID":"7785720f27e5013f"}}