{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/2339 <br>KARAR NO\t\t: 2023/1966<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/10/2023 tarihli ara karar<br>NUMARASI\t\t: 2023/870 Esas (derdest dosya)<br>TALEP\t\t: İhtiyati Tedbir<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 12/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12/12/2023<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2023 ara karar tarihli ve 2023/870 esas sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ\t:<br>TALEP\t: <br>Davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekili dava ve talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin, babası ...'ın vefatından sonra ...  Şti.'de % 18,75 hisseli ortak olduğunu, davalının ise % 50 hissesinin bulunduğunu ve şirket müdürü olduğunu, müvekkili ve davalı dışında diğer ortaklarının % 18,75 hisse ile müvekkilinin kardeşi ... ve % 12,50 hisse ile müvekkilinin annesi ... olduğunu, müteveffa ... ile davalının şirketi yarım asır önce birlikte kurduklarını ve büyüttüklerini, ...'ın 15/07/2011 tarihinde vefat etmesi nedeniyle müvekkili ..., ... ve ...'a hisse payının veraseten intikal ettiğini; şirketin ...  markasının Ege Bölgesindeki en eski Türkiyedeki üç yetkili servisinden olduğunu, davalının uzun zamandır şirketi tek sahip gibi yönettiğini, %50 hissesi ile tek otorite olarak marka değerinin, known how ve kapasitesini kötü yönettiğini, ortaklara haklarını teslim etmediğini, kar dağıtamadığını, şirketin piyasadaki hacmini ve yerini kaybettiğini, ortaklara bilgi ve belge temin edilmediğini, yegane amacın şirket müdürü ve kızlarına menfaat temin etmek olduğunu, şirket müdürü olan davalının 12 yıldır genel kurulu toplamadığını, en son genel kurulun 21/09/2011 tarihinde gerçekleştiğini, bu genel kurulun da ...'ın vefatı nedeniyle hisselerin veraseten intikali hakkında olduğunu, bu hususun dahi tek başına şirket müdürünün azli sebebi olduğunu, şirketin 12 yıldır genel kurulu toplanmadığı için doğal olarak şirket müdürünün de 12 yıldır hiçbir açıdan ibra edilmediğini, ibra edilmemiş şirket müdürü aleyhine başta sorumluluk davası olmak üzere tüm dava haklarını saklı tuttuklarını; şirket müdürünün ortakların devredilemez haklarından olan bilgi alma ve denetleme hakkını engellediğini; ...'in sadece kasaya bakmakla ve fatura kesmekle görevli olduğunu, ...'nun ise kalite müdürlüğü yaptığını, şirket üzerine kayıtlı araçlardan biri olan ... plakalı aracın şirketten önce davalının kızı ve şirket ortağı olmayan ...'ya 350.000,00 TL civarında piyasa değerinin çok altında bir bedelle satıldığını, ardından yine sahibinden.com üzerinden şirketin adı kullanılarak 590.000,00 TL üzerinden satış ilanına konulduğunu, kısa sürede satıldığını ve davalının kızı ...'ya afaki bir servet transferinin yapıldığını, şirket müdürünün şirketin bilinirliğini, imajını ve yetkili servis olma güvenini kullanarak diğer ortakların faydalanamadığı yan gelirler elde ettiğini, bunu muhasebeleştirmeden elde edilen komisyon gelirini üzerinde tuttuğunu, yani şirketin ... web sitesi üzerinden araç satarak yan gelir elde ettiğini, bu satışlardan şu ana kadar başka hiçbir ortağın hiçbir bedel alamadığını, davalının 04/06/2009 tarihli 14 yıllık imza sirküleri ile şirketi tek başına idare ettiğini, şirketi kötü yönettiğini, şirketin ticari faaliyetlerini yürüttüğü taşınmazın son derece değerli bir mülk olduğunu, bu mülkün sahibinin ortaklar olduğunu, yani şirkete ait olmadığını, bununla birlikte şirketin Menemen'de bağ vasfında bir taşınmazının bulunduğunu, değerinin takriben 3.000.000-4.000.000,00 TL civarında bulunduğunu, 2011 yılından itibaren şirkette hiç kar payı dağıtılmamış olmasının şirketin nasıl yönetildiğini ortaya koyduğunu, bir şirketin yegane amacının kar elde etmek olduğunu, şirketin kayda değer bir yatırım yapmadığını ve yerinde saydığını, 12 yılda yapılan tek yatırımın Menemen'deki taşınmazın satın alınması olduğunu, davalının vergi affından yararlanmak suretiyle kasa açığını kapattığını, müvekkiline hiçbir kar payı yahut huzur hakkı alacağı ödemesinin yapılmadığını; davalı şirket müdürünün TTK'nın 18/2 maddesine aykırı şekilde ikinci el araç satışı yaptığını belirterek, davalı şirket müdürünün TTK'nın 626 ve devamı maddelerinde değinilen görev, yetki ve yükümlülüklerini sürekli ihlal etmesi sebebiyle aynı kanunun 630. maddesi gereğince müdürlükten azline, davalının müdürlük görevinden tedbiren el çektirilerek şirkete yargılama süresince yönetim kayyımı, mahkeme aksi kanaatte ise denetim kayyımı atanmasına ancak şirketin ortaklık yapısı göz önüne alınarak atanacak kayyımın kararın kesinleşmesinden sonraki dönem içinde görevinin devam ettirilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar  verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece; \"...Davacı vekilinin dava dilekçesi ile ileri sürdüğü dava dışı şirkete tedbiren yönetim kayyımı ve denetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir isteğinin reddine...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU\tSEBEPLERİ :<br>  Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davalı şirket müdürü, ikinci el motorlu araç alım-satımına ilişkin Yetki Belgesi bulunmaksızın ikinci el motorlu taşıt alım satımı yaptığını, bu işi bir de Türkiye'nin en yoğun takip edilen, en yüksek trafiğine sahip web sitesi olan ... üzerinden bu ticari işlemlerin gerçekleştirildiğini, dava dosyasına gelen, Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü'nden gelen cevabi müzekkerede de belirtildiği üzere, bahse konu şirketin yetki belgesinin bulunmadığını, bu hukuka aykırı iş ve işlemlerin sonlandırılması için şirkete ivedilikle, tedbiren kayyım atanmasının gerektiğini, dava dilekçesi eklerinde delilleri ibraz edildiği üzere, şirket müdürü, birkaç on bin lira kayıt dışı kâr elde etmek adına, ... marka otomobillerden başkaca otomobillere kayıt dışı şekilde bakım, tamirat ve onarım hizmeti verdiğini, dava dilekçesi ekinde her biri lifte kaldırılmış birçok otomobilin mahkemeye ibraz edildiğini, bu hususun şirketin tek gelir kaynağı olan Nissan tarafından öğrenildiği vakit, yetkili servis sözleşmesinin derhal feshedileceğini, şirketin amacının ortadan kalkacağını, sözleşmeye aykırı iş ve işlemlere bu yönetimin derhal temsil ve ilzam yetkilerinin elinden alınması gerektiğini, ...'ın bu hadiseleri öğrenmesi durumunda da, uğrunda dava ikâme etmeye değecek bir şirket kalmayacağını, dava dışı ortak ...'ın şirket adına kayıtlı yıllardır kullanmakta olduğu eski ve çok düşük değeri haiz ... marka aracını, dava dışı ortağın evinin bulunduğu siteden çekici ile alıp götürerek eşit işlem ilkesini alenen ihlâl ettiğini, şirket müdürü bu keyfî iş ve eylemlerine yargılama süresince de devam edeceğini, başta şirketin, ardından tüm ortakların bundan zarar görmemesi için derhal şirkete tedbiren kayyım atanmasının gerektiğini, mahkemenin dava dosyasına gelen evraklardan olan İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden gelen tüm yazı cevabında, şirket müdürünün, asli görevi olmasına karşın 12 yıldır genel kurulu toplamadığını belirterek re'sen gözetilecek nedenlerle; başvurunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 391/3 maddesi uyarınca öncelikli olarak karar verilecek işlerden olduğu göz önünde tutularak, ara kararın kaldırılmasına, şirketin bu süreçte telâfisi imkânsız hasarlar almasının ve hatta şirketin varlık sebebinin ortadan kalkmasının önüne geçebilmek adına davalının müdürlük görevinden tedbiren el çektirilerek şirkete yargılama süresince yönetim kayyımı, aksi kanaatteyse denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE  :<br>Dava; limited şirket müdürünün azli istemine ilişkindir.  <br>Talep ise; davalının, şirket müdürlük görevini kötüye kullandığı, görev, yetki ve yükümlülüklerini ihlal ettiği, şirketin yatırım yapamadığı, kar dağıtılmadığı\" gibi hususlar ileri sürülerek, müdürlük görevinden azline ve şirketi yönetme ya da denetleme yetkisinin tedbiren kayyıma verilmesi istemine ilişkindir.<br>Mahkemece; şirkete kayyım atanması talebinin reddine karar verilmiş olup, ara kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>İhtiyati tedbir, 6100 sayılı HMK.'nun 389. vd. maddelerinde düzenlenmiştir.<br>HMK.'nun 389-(1) maddesinde; ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>6100 sayılı HMK.'nun 390-(3) maddesinde; \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek\" zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır.<br>Geçiçi hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK.'nun ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde, geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada, normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. <br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, şirkette organ boşluğu olmamasına, bu aşamada yaklaşık ispatın gerçekleşmemiş bulunmasına ve HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/10/2023 tarihli ve 2023/870 esas sayılı ara kararına karşı davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken harç bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>3-Davacının yatırmış olduğu 738,00-TL istinaf başvuru harcı ve 269,85-TL istinaf karar harcı olmak üzere toplam 1.007,85-TL harcın hazineye gelir yazılmasına,<br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Kararın 6100 sayılı HMK.''nun 359-(3) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/12/2023    </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f5aa78f66252859","SID":"5c5883125ad24b7c"}}