{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1531 <br>KARAR NO: 2023/1698<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 10/05/2023<br>NUMARASI: 2022/54 E. - 2023/378 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 10/04/2007 tarihinde davalı şirkette işe başladığını, bu çalışmanın 30/08/2008 tarihine kadar devam ettiğini, müvekilinin tüccar plasiyer olarak görev yaptığını, müvekkilinin aynı davalı şirkette 01/10/2010 tarihine kadar çeşitli tarihlerde sigortalı olarak çalıştığını, davalı şirketin müvekkiline işe girerken teminat senedi adı altında senet alındığını, senet bedelinin 30.000 USD olarak hazırlandığını, vade, alacak, senet borçlu adı, adresi vs kısımlarının boş olduğunu, davalı şirketin işe giren herkesten bu şekilde senet aldığını, müvekkilinin davalı şirketten ayrıldıktan sonra başka şirketlerde çalıştığını ancak davalı şirketin müvekkili hakkında 30.000 USD bedeli ödemesi için ödeme emri gönderildiğini, ödeme tarihi olan 21/07/2010 tarihinde müvekkilinin davalı şirketle hiçbir bağlantısı kalmadığını, müvekkilinin ilgisi bulunmayan faturalar kesildiğini, faturalardaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinden teminat senedi adı altında alınan  senedin Şişli ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibine geçildiğini ancak senedin icra müdürlüğüne teslim edilmediğini ödeme emrinin iptal edildiğini ve senetin sonrasında icra müdürlüğüne teslim edildiğini, yine davalı şirket tarafından müvekkiline 10.000,00 TL üzerinden Şişli ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibine geçildiğini, kalan 35.941,55 TL üzerinden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep etmekle %40 icra inkar tazminatına, yargılama gider ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 25/09/2008 tarihinde müvekkili ile olan ticari ilişkisi sonlandırıldıktan sonra takibin başlatıldığı 02/09/2010 tarihine kadar cari hesaba karşılık verdiğini, karşılıksız kalan evrak ile cari hesap borcunu ödemediğini ve icra takibine geçildiğini ve takibin kesinleştiğini, davacının takibin açıldığı tarih itibariyle evrak alınmamış cari hesap borcunun 9.661,15 TL'si karşılığı olmayan 30/08/2008 tarihli 10.000,00 TL bedelli şahsi çeki ve yine karşılığı bulunmayan 10/11/2008 tarihli ...'ın keşide ettiği ve davacının ciroladığı 11.000,00 TL bedelli evrakın karşılığı olmadığını, davacının tüm ısrarlara rağmen borcunu ödemediğini, borçlara karşılık olarak icra takibine geçildiğini, davalının müvekkili şirkete işten ayrılış tarihi itibariyle 30.661,15 TL borçlu olduğunun sabit olduğunu beyan etmekle davanın reddine, %40'tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama gider ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Kesinleşen ceza mahkemesi kararına göre 30.000 USD bedelli bononun teminat senedi olarak katılan davacı tarafından bu dosyadaki sanık ... verildiği, 11.000 TL ve 10.000 TL bedelli tutarlı cirosu bulunan çeklerin bulunduğu (mahkememiz kasanının 13623 sırasına kayıtlı davalı vekilince dosyaya sunulan çek asılları incelendiğinde 11.000 TL bedelli çekin süresinde bankaya ibrazına rağmen ödemeden men kaydı bulunduğundan ve 10.000 TL çekin ise ibraz kaydının bulunmadığı görülmüştür.), bu borçlara karşılık 30.000 USD bedelli bononun takibe konulduğu anlaşılmış olup, ceza dava dosyasından yapılan iş bu maddi vakıa tespitinin mahkememizi bağlayacağı anlaşılmış olup yine mahkememiz dosyasında alınan mali bilirkişi raporunda yapılan hükme elverişli tespit gereğince davacının davalı şirkete 9.661,00 TL borcunun bulunduğu anlaşılmış olmakla davacının davalı şirkete aslında 30.661,00 TL (11.000 TL + 10.000 TL + 9.661,00 TL) borcu bulunduğu anlaşılmakla takipteki 46.321,98 TL'den bu miktarın düşümü neticesinde davacının takibe konu teminat amacıyla alındığı kesinleşen ceza dosyası ile sabit olan bono nedeniyle davalıya 15.660,98 TL miktar kadar borçlu olmadığı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü ile davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında takibe konu bono nedeniyle davalıya 15.660,98 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ...'nın takibe konu bonoda keşideci olduğu, davalının ise lehtar olduğu ceza dosyasındaki yukarıda belirtilen gerekçelerle kesinleşen maddi vakıalar nedeniyle takibe konu miktar kadar davacı borçlunun borçlu olmadığını bile bile bonoyu davalının takibe koymuş olması nedeniyle takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılmakla  kabul edilen miktar üzerinden (15.660,98 TL)  %40 kötü niyet tazminatı olan 6.264,39 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin davacının davasında kısmen haklı olduğu ve takibe konu bono miktarı kadar borçlu olmadığı anlaşılmakla reddine\" dair karar verilmiştir. Dairemizin 06/01/2022 tarih, 2021/269 Esas 2022/10 Karar sayılı kararıyla; \"dosya kapsamı itibariyle davacı tarafça, dava konusu bononun teminat olarak verildiğine ilişkin iddiası ispat edilmiş olmakla, senet sebebiyle davacının borçlu olduğunu ispat yükü davalıdadır.  İspat yükü kendisinde olan davalı tarafa bu iddiasını kanıtlayabilmesi için olanak verilip, tüm delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün davacıda olduğu düşünülerek Yemin hatırlatılmış ise de, yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması doğru  olmadığından,  ispat yükünün davalıda olduğu ve çeklere ilişkin araştırmanın yapılmadığı, öncelikle çeklerin ibrazının sağlanarak davalının tüm delilleri toplanarak karar verilmesi gerektiği\" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı görülmüştür. Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada; \"...Davalı tarafından sunulan 24.05.2018 tarihli dilekçede cari hesap bakiyesinin 9.661,15 TL olduğu, 21.000 TL’nin borçtan düşülerek kaydedildiği, çekleri tahsil edemediği, davacının cari hesabında çeklerin ödenmiş görüldüğü, iade kayıtlarının atılmadığı, bu nedenle 9.661,15 TL cari hesap alacağı göründüğü bildirilmiş ise de keşidecisi davacı olan 10.000 TL tutarlı diğer çeke ilişkin yapılan incelemede sunulan cari hesapta giriş-çıkış kaydının tespit edilemediği, davacıdan alınan ödeme olarak borcu düşürücü şekilde 10.000 TL tutarlı çekin girişinin  kayıtlarda mevcut olmadığı, ancak çekin davalı elinde olduğu ve ödenmediği, 11.000 TL tutarındaki çekin de ödenmediğine ilişkin tespitler ve cari hesap ile davalının beyanları kapsamında davacının borcunun 20.661,15 TL olduğu, 10.000 TL tutarındaki cari hesapta görülemeyen diğer çekin davalının elinde olması sebebiyle alacağının karinesi olduğu ve banka cevabi yazısına göre ödenmediği gözetildiğinde 20.661,15 TL davacının borcuna ilavesi ile 30.661,15 TL davacı borcunun bulunduğu mali rapordan anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasındaki takibe konu bono nedeniyle davalıya 15.082,89 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davacı ...'nın takibe konu bonoda keşideci olduğu, davalının ise lehtar olduğu ceza dosyasındaki tespit edilen gerekçelerle kesinleşen maddi vakıalar nedeniyle takibe konu miktar kadar davacı borçlunun borçlu olmadığını bile bile bonoyu davalının takibe koymuş olması nedeniyle takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılmakla  kabul edilen miktar üzerinden (15.082,89 TL)  hesaplanan % 40 oranındaki kötü niyet tazminatı olan 6.033,16 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalının kötüniyet tazminatı talebinin değerlendirilmesinde, davacının davasında kısmen haklı olduğu ve takibe konu bono miktarı kadar borçlu olmadığı anlaşılmakla bu talebin reddine\" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/185 E 2014/439 Karar sayılı ilamı ile Davalı şirket yetkilisinin davaya konu bedelsiz olan teminat senedini  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası nezdinde işleme koyduğu için cezalandırılmasına karar verildiğini, bu kararın 02.02.2015 tarihinde kesinleştiğini,  30.000,00 USD bedelli İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası içerisinde işleme konulmuş olan bono’nun tamamen bedelsiz olduğunun ve bono’dan dolayı müvekkilinin davalı şirkete hiçbir borcunun bulunmadığının  İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/185 E 2014/439 Karar sayılı ilamı ile sabit olduğunu ve bu ilamın kesinleştiğini, bu ilam doğrultusunda bedelsiz senet işleme konulduğu için başka bir işlem yapmadan davalarının tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiğini,Bilirkişi raporunda müvekkilinin davalı şirkete 9.661,15 TL borcu olduğu sonucuna varıldığını, bu cari hesap borcunun takip konusu bono ile alakası olmadığını, Mahkemenin ayrıca davalı tarafın cevap dilekçesinde zikrettiği 10.000,00 ve 11.000,00 TL çeklerin ödenmediğinden bahisle bunu da ekleyerek müvekkilinin davalıya 30.661,15 TL borcu olduğuna karar vererek davalarını 15.660,98 TL açısından kabul ettiğini ve geriye kalan kısım için haksız ve yasalara aykırı olarak red ettiğini,  huzurdaki davanın ne cari hesaba yönelik bir dava ne de davalının elinde olduğu iddia edilen çeklere ilişkin olduğunu, bu bono’nun bedelsiz olduğunun ve haksız bir şekilde işleme konulduğunun Asliye Ceza Mahkemesi kararı ile sabit olduğunu, davalının elinde herhangi bir çek bulunmadığını varsa çekleri İcra takibine koyması gerektiğini, söz konusu kısmen redde ilişkin ilamın yerleşik Yargıtay içtihatları dikkate alındığında, istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda yeniden karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın  İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/185 E. 2014/439 K. Sayılı ilamı gereği İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından borcunun bulunmadığına karar verildiği yönündeki beyanların kabulünün mümkün olmadığını, ceza davasında verilen karar hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik olduğunu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ceza kararlarının hukuk hakimini bağlayacak nitelikte olmadığını, Yerel mahkemece yapılan yargılma sonucunda da sabit olduğu üzere davacı tarafın müvekkili şirkete, aralarındaki ticari ilişkinin sonlandığı 25.09.2008 tarihi itibariyle 30.661,15-TL borcu bulunduğunu, bu borcun 9.661,15-TL 'sinin cari hesap borcu, karşılığı olmayan 30.08.2008 tarihli 10.000 TL bedelli şahsi çek ve yine karşılığı bulunmayan 10.11.2008 tarihli ...'ın keşide ettiği ve davacının ciroladığı 11.000 TL bedelli çeke ilişkin olduğunu, ... Lara Şubesi ... sayılı 30.08.2008 tarihli 10.000 TL bedelli çek ve ... Uncalı Şubesi ... sayılı 10.11.2008 tarihli 11.000 TL bedelli çek olmak üzere toplam 21.000,00 TL sinin davacı borçlunun cari hesabına borçtan düşülerek kayıt edildiğini, çeklerin tahsil edilememiş ancak çek asılları borçlu tarafından teslim alınmadığından ve çek iade bordrosunu imzalayıp çekleri teslim almadığından cari hesabına iade işlemi kayıt edilemediğini, bu nedenle davacı borçlunun cari hesabında çekler ödenmiş olarak gözüktüğünü ve cari hesap borcu bakiye 9.661,15-TL olarak gözüktüğünü, belirtmiş oldukları çek bedellerinden kaynaklı olarak, davacı yanın müvekkili şirkete  9.661.15 TL'sı cari hesap alacağına ilave olarak 21.00,00 TL karşılıksız çekler olmak üzere toplamda 30.661,15 TL'sı borcu bulunduğunu, davacı tarafın yemin teklifi üzerine, müvekkilinin  davalı şirket yetkilisi tarafından yemin eda edildiğini ve ilgili hususun kesin delille ispat edildiğini, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası nezdinde işleme konulmuş olan 30.000,00 USD bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti davasıdır.Uyuşmazlık, takibe dayanak bononun hangi alacak veya alacakların teminatı olarak düzenlendiği, ilgili alacakların davacı tarafından ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır.Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, Ankara, 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır.İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/532 esas, 2014/152 karar sayılı ilamının gerekçesine göre sanık ...'un katılan iş bu davada davacı ile tüccar pilasiyel ilişkisinin bulunduğu, bu ilişki nedeni ile 30.000 USD tutarlı bono'nun teminat senedi olarak katılan davacı tarafından sanık ... verildiği, 11.000 ve 10.000 TL tutarlı 2 adet cirosu bulunan çeklerin bulunduğu, buna karşılık olarak takibe konulduğu, her ne kadar sanık ...'un cari hesapla çalıştığı, katılanın başka borcu olduğunu savunmuş ise de senet bedelinin katılan davacının borç tutarından fazla olduğu, bedelsiz senedin kullanma suçunun oluştuğu, sanıklar ... fatura ve sevk irsaliyelerini katılan adına birden fazla ve birlikte düzenlemek ve kullanmak suretiyle üzerlerine atılı özel belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddia, sanıkların ikrarından anlaşıldığı gerekçesiyle sanık ... hakkında bedelsiz senedi kullanmak hakkında 6 ay hapis ve 5 gün adli para cezasının ve diğer sanıklarla birlikte sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen 1 yıl 3 ay hapis cezasının CMK 231/5 gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkmesesinin 2014/596 D.iş sayılı dosyası ile sanık ... HAGB kararına yapılan itirazın kabul edildiği, bunun üzerine yeni esas alınan İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/185 esas, 2014/439 karar sayılı dosyasından verilen gerekçeli kararda sanık ... hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan ve özel belgede sahtecilik suçundan verilen cezaların CMK 231/5 gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, karara yapılan itirazın İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/79 D.İş. sayılı dosyası ile reddedilerek her iki suçun 02/02/2015 tarihinde sanık ... yönünden kesinleştiği, diğer sanıklar yönünden ise kararın 04/06/2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Somut olayda imzası inkar edilmeyen bono takip konusu yapılmış olup,  davacı taraf söz konusu senedin teminat senedi olduğunu, teminat senedine dayalı olarak takip yapılamayacağını ileri sürmüştür.Kural olarak ceza mahkemelerince verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden, hukuk mahkemeleri yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olup,  Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusunda kesinleşmiş kabul bulunması hâlinde, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Ceza yargılamasındaki maddi olgunun tespitine yönelik deliller ise hukuk hâkimi yönünden bağlayıcıdır. Ancak davacının dava dilekçesi incelendiğinde borcun 10.000 TL olarak kabul edildiği, bu miktarın düşülmesinin talep edildiği, verilen teminat senedinin taraflar arasındaki ticari olan ilişki kapsamında verildiği ve davacının bunu dava dilekçesinde 10.000 TL borcun düşülmesini talep ederek kabul ettiği, bu nedenle  taraflar arasındaki tüm ticari ilişki kapsamındaki alacakların ve borçların düşülmesinde aykırılık bulunmadığı, bu beyanlar ile taraflar arasında cari ilişki nedeniyle senedin verildiğinin anlaşıldığı, buna göre verilen teminat senedin hangi ilişki kapsamında verildiğinin belli olduğu, yapılan bilirkişi incelemesine göre cari hesap nedeniyle davacının borçlu olduğunun anlaşıldığı, davacının dava dilekçesinde borcu kabul ettiğine dair beyanı nedeniyle verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, tüm bu açıklamalar ışığında  dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/05/2023 tarih ve 2022/54 E., 2023/378 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,80 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"055dc2bab57b6f3e","SID":"faa2d531571c72e6"}}