{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1711 <br>KARAR NO: 2023/1700<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 07/03/2023<br>NUMARASI: 2022/121 E. - 2023/46 K.<br>DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin tekstil alanında faaliyet göstermekte olup, ağırlıklı olarak bebek ürünleri tasarlayarak, kendi tasarımlarının satışını yaptığını, müvekkili şirketin müslin bebek battaniyesi tasarımlarında öncü bir konumda olup bu anlamda dünya standartlarında kaliteli ürünler tasarlayıp bunların satım faaliyetini hâlihazırda sürdürmekte olup iyi bir Pazar payı oluşturmuş olduğunu,  müvekkilinin satışını yaptığı ürünlerin tümünü tescil ettirmekte ya da lisans almakta olduğunu,  müvekkil şirketin TPMK nezdinde ..., ... ve ... başvuru numaralı tasarımları tescil edilmistir ve lisans alındığını, davacı şirketin ..., ..., ve ... numaralı tasarımların tescilli sahibi olduğunu, davalı tarafından davacıya ait tasarımların benzerinin ...'da satışa sunulduğunu, bu durumun tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiğini, buna ilişkin değişik iş sayılı dosyası ile tespit yaptırdıklarını, tecavüzün tespiti, önlenmesi, men'i ile şimdilik 5.000 TL Maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı olarak gösterilen ... isminde bir tüzel kişilik bulunmadığını, bu sebeple dava şartları oluşmadığından husumet yokluğun nedeniyle davanın usulden reddini talep ettiği, esas yönünden ise davacı ürünleri ile davalı ürünlerinin farklı olduğunu, davacı ürünlerinin 2017 yılından beri piyasada mevcut olup satıldığını, davalının ürünü üretmeyip dava dışı ... A.Ş. ' den satın aldığını, davanın bu şirkete ihbarını talep ettiğini neticeden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...dava tasarım hakkına yönelik tecavüzün tespiti, durdurulması ile maddi tazminat talebine ilişkin olup, davalı olarak dilekçede gösterilen ... adı altında tüzel kişiliğe haiz bir şirket veya firma olmadığı,mahkememizin 2022/45 D.iş sayılı dosyasından aldırılan bilirkişi raporunda, ... isimli mağaza yayında olmasına rağmen satıcı isminin ... olarak belirtildiği, davalı olarak gönderilen tebligatın ... tarafından tebliğ alındığı ve davaya da ... vekili tarafından cevap verildiği, HMK 119/1-b maddesi uyarınca dava dilekçesinde davalının adı, soyadı ve adresinin yazılmış olması gerektiği, dava dilekçesinde davalı olarak görülen ... in tüzel kişiliği olmadığından davalı sıfatı ile davada yer alamayacağı, davacı tarafından da taraf değişikliği talebinde bulunulmadığı, mahkememizce de resen taraf değişikliği yapılamayacağı anlaşıldığından, davalı ... tüzel kişiliği bulunmadığından,  davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, dava dışı ... tarafından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi talep edilmiş ise de ...' ın dosyada taraf olmadığı buna rağmen ... vekilince dosyaya tarafmış gibi davalı sıfatıyla dilekçe sunulduğu, mahkememizce dava dışı ...' ın dosyaya eklenmediği anlaşıldığından davada taraf olmadığı halde dilekçe sunan dava dışı ...  vekiline vekalet ücreti hükmedilemeyeceğinden vekalet ücreti hükmedilmeyerek\" davanın usulden reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalının internet üzerinde satış yaptığı tespit edildiğinden, davalının kim olduğunun net olarak bilinmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,Davalının, bir şahıs işletmesi olduğunu ve bu hususun davaya cevap dilekçesinde, \"...\" denilerek belirtildiğini, davalının davaya cevap dilekçesinde, sunduğu faturada unvan kısmında unvanının “...” olarak yer aldığını, davalı tarafa ait mersis kaydında da unvanın aynı şekilde “...” olarak yer aldığını, davalı adına sunulan vekâletname incelendiğinde yine şahıs işletmesi için de vekâletname olduğu ve bahsi geçen VKN'nin dava dilekçesin yer alan VKN olduğunu, davalının, “Gerçek Kişiye Ait Bir Ticari İşletme” olduğu sabit olup, hem şahsı üzerinden hem de işletmesi üzerinden dava açılması arasında da bir fark olmadığını, Yerel Mahkemenin davanın esasına girerek karar vermesi gerekirken usulden reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, Dava dilekçesinin ... tarafından tebliğ alınmadığını, davalıya yapılan ilk tebligata ait mazbata incelendiğinde, tebligatın \"...\" tarafından teslim alındığını, kararın kaldırılarak davalının, müvekkilinin tasarım hakkına tecavüzü neticesinde 5.000,00 TL'lik maddi tazminatın, tecavüz tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davanın taraflarına karşı yönetilmediğini,  davacı tarafın 07/03/2022 tarihli ön inceleme duruşmasında \"Biz cevaba cevap dilekçemizde tecavüzün ... tarafından yapıldığını belirttik.\" beyanıyla davada husumetin ... karşı yönelttiğini, davacının hükmü istinaf etmekte hukuki yararı da olmadığından istinaf talebinin öncelikle bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğini, dosyaya sunulan ve bizzat davacı tarafından yaptırılan 2022/45 D. İş nolu raporda satıcıya ve satıcı unvanına ilişkin bilgilere de yer verildiğini, davacının husumet yöneltme konusunda bilinmenin mümkün olmadığı iddiasını bizzat kendisi tarafından yaptırılan tespit ile çürüdüğünü, elinde taraf bilgisi bulunduğunu,  müvekkillerinin davada taraf olarak gösterilmediği halde ve üçüncü bir kişi tarfından dilekçenin sehven tebliğ alınması nedeniyle davaya cevap vermek zorunda bırakıldığını ve davada kendisini vekil ile temsil ettiğini, davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesine rağmen vekil ile temsil edilen müvekkilleri lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, HMK m. 353 gereğince müvekkilleri lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini, İstinaf başvurusunda bulunuyor olmasının müvekkilini rahatsız etme amacı taşıyan kötüniyetli bir başvuru olduğundan HMK m. 351 kapsamında hüküm tesis edilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın davacı şirketin ..., ..., ve ... numaralı tasarımlarının benzerinin  davalı tarafından ... ' da satışa sunulduğu iddiasıyla  tecavüzün tespiti, önlenmesi, men'i ile 5.000 TL Maddi tazminat istemli olarak açıldığı anlaşılmıştır. Taraf ehliyeti, bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır Buna göre; medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek yada tüzel kişi davada taraf ehliyetine sahip kabul edilmelidir. Dava dilekçesi incelendiğinde davalının ...  (VKN:...) olarak gösterildiği, davalı olarak gösterilen tarafın gerçek veya tüzel kişiliğe sahip olmadığı, tüzel kişiliği bulunmayan davalıya açılan davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olmadığı, HMK 124. Maddesinin re'sen uygulanmasına ilişkin sebeplerin bulunmadığı, sunulan cevap dilekçesinin de davada taraf olmayan kişi tarafından sunulması nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemesinin de yerinde olduğu, taraf olmayan vekil tarafından sunulan istinaf dilekçesinin bu nedenle reddinin gerektiği, her ne kadar  davacı avukatı istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmiş ise de, mahkeme tarafından dayanılan hukuksal ve yasal gerekçelere göre, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuş olmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/03/2023 tarih ve 2022/121 E., 2023/46 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4cf0d71408020025","SID":"c6f1cd6c7a13be59"}}