{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t  \t: 2021/868<br>KARAR NO\t \t: 2023/1661<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t  <br>ESAS NO \t\t: 2017/713<br>KARAR NO\t\t: 2021/299<br>DAVA TARİHİ\t: 22.06.2017<br>KARAR TARİHİ\t: 26.03.2021<br>DAVA\t\t: Menfi Tespit (İpoteğin Fekki)<br>KARAR TARİHİ\t: 08.11.2023<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 08.11.2023<br><br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.03.2021 tarih ve 2017/713 Esas, 2021/299 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen 22.06.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; Kısıtlı ...'a ait \"... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel, 24/180 arsa paylı, A Blok, Zemin Kat 1 No'lu Dubleks\" mesken üzerinde davalı lehine 25.08.2015 tarihinde 2. Derecede ipotek tesis edildiğini, ipoteğin tesis edildiği tarihte taşınmaz üzerinde ... Bankası lehine konulmuş 1.000.000,00 TL değerinde 1.derece ipoteğin mevcut olduğunu, davalı tarafından ... Bankası lehine konulmuş olan 1. Derecedeki ipoteğin de Bornova 5.Noterliği'nin 30.09.2015 tarih ve 24344 yevmiye numaralı işlemi ile temlik alındığını, davacı ...'ın İzmir 11 SHM'nin 01.06.2017 tarihli 2017/98 esas sayılı kararı ile vesayet altına alındığını, vesayet dosyasında bulunan Manisa Ruh ve Sinir Hastalığı Hastanesinden alınan 30.03.2017 tarihli raporda akli dengesinin yerinde olmadığının bildirildiğini, davacı ...'ın bu rahatsızlığının yeni olmayıp 14/10/2008 tarihinde Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden alınan epikriz raporunda da akut ve geçici psikotik bozukluklarının tespit edildiğini dolayısıyla davacının her iki ipoteğin tesis edildiği tarihte hukuki işlem ehliyetine sahip olmadığını, davalı lehine olan 25.08.2015 tarihli ipotek senedinde davacının davalı ...'ndan aldığı 1.500.000,00-TL karşılığında ipoteğin tesis edildiği belirtilmişse de müvekkilinin davalıdan böyle bir para almadığını, aralarında böyle bir para alışverişini doğurabilecek ticari ilişkinin de bulunmadığını, her iki ipoteğin de kısıtlı ...'ın torunu olan ... ve onun sahibi olduğu ... Şti'nin borcunun kefili olarak düzenlendiğini, bu ipotekler alınırken TBK 584 maddesine göre davacının eşinin rızasının alınmadığını, bu nedenle dahi davacının verdiği ipoteklerin geçersiz olduğunu, her iki ipoteğin de batıl ve TMK 1025 maddesine göre yolsuz teşkil hükmünde olup her iki ipotek şerhinin hata hile ve ehliyetsizlik hukuki nedenleriyle kısıtlının davalıya herhangi bir borcunun bulunmaması karşısında fekkine ,%20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili tarafından verilen tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava açılırken kısıtlı adına düzenlenmiş bir vekaletname sunulmadığını, vasi adına düzenlenmiş vekaletname ile kısıtlının temsil edilerek dava açılamayacağını, davada harca esas değer olarak 200.000,00 TL gösterildiğini, ancak talep kısmında 1.500.000,00 TL+244.844,11 TL'lik ipoteğin fekkini talep ettiğini bu nedenle harcın eksik yatırıldığını, davacı tarafça açılan iş bu menfi tespit davasında İİK 72. maddesi gereğince gerek icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi ve gerekse müvekkilinin ikametgahı mahkemesi olması sebebiyle İstanbul Anadolu Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, yetki itirazlarının bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesi 26.03.2021 tarih ve 2017/713 Esas, 2021/299 Karar sayılı kararında özetle; ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, 24/180 arsa paylı, A Blok Zemin Kat 1 Nolu bağımsız bölümün davacı ... adına kayıtlı olduğu, ...'ın bu taşınmazı üzerine ...'ın ... Bankası AŞ ile akdettiği genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak 20.12.2013 tarihli 21195 yevmiye nolu ipoteği tesis ettiği, daha sonra yine ...'ın sahibi olduğu ... Şti'nin davalının sahibi olduğu ... Şti ile akdettiği sözleşme nedeniyle ... lehine 25.08.2015 tarihli 1.500.000,00 TL bedelli ipoteği tesis ettiği, ...'ın ... Bankası AŞ'ne olan 244.844,11 TL borcunun davalı ... tarafından ipoteğe ilişkin talep hakkıyla birlikte temlik alındığının anlaşıldığı, davacı ...'ın ipoteklerin tesis tarihi olan 20.12.2013 ve 25.08.2015 tarihinde hukuki işlem ehliyetine sahip olmadığı ileri sürülmüş olup yapılan incelemede; ...'ın İzmir 11 Sulh Hukuk Mahkemesi'nce TMK 405 maddesine göre akıl hastalığı sebebiyle 01.06.2017 tarihinde kısıtlanması söz konusu ise de, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Kurumu 1. Üst Kurumu raporlarında ipoteklerin tesis edildiği tarihlerde hukuki işlem ehliyetini etkileyecek akıl hastalığının olmadığı anlaşılmakla bu yöndeki iddianın sübuta ermediği, ipotek tesis tarihlerinde hukuki işlem ehliyetine sahip olduğu kanaatine varıldığı, davacının ipotek lehtarlarıyla ticari ilişkiye girmediği ve para almadığı ileri sürülmüşse de, her iki ipoteğin de torunu ... ve ...'ın ortağı olduğu ... Şirketinin borcu nedeniyle tesis edildiği belirlenmekle bu iddia nedeniyle ipoteklerin geçersiz olduğu ve fekki yönündeki iddianın sübuta ermediği kabul edilebilir olmadığının değerlendirildiği, davacı tarafından ipoteklerin tesis edildiği sırada evli olmasına rağmen eş rızasının sağlanmadığı iddiasının değerlendirilmesinden; davaya konu her iki ipotek akit tablosunda kefalet hükmünün bulunmadığı, bu nedenle söz konusu ipoteklerin tesisinde TBK 584 maddesinde eş rızasının gerekmediği kanaatinin oluştuğunu, sonuç olarak davacının ipoteklerin tesis tarihlerinde hukuki işlem ehliyetine sahip olduğu, ipotek akit tablosu içeriğinde kefalet hükmünün bulunmadığı, ipotek tesisi nedeniyle eş rızasının gerekmediği, davacının ipotek nedeniyle lehtarlardan para almadığı savunmasının yerinde olmadığı, ipoteklerin 3.kişinin borcunun temini için tesis edildiği dikkate alınarak sübuta ermeyen davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili tarafından verilen 17.05.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesi ile kısıtlı ...'ın davalıya borçlu olmadığına ilişkin gerekçeler sıralanırken aynı zamanda ipotek tarihlerinde kısıtlının akli melekelerinin de yerinde olmadığının vurgulandığını, yerel mahkemece yalnızca bu husus üzerinde durulduğunu, kısıtlı hakkında 2008 tarihinde Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nce hazırlanan epikriz raporunun adli tıp raporunda göz önüne alınmadığını, 1. Üst Kurul raporunda da 2008 tarihinde konulan tanının tamamen gözardı edildiğini, müvekkilinin o tarihten bu yana düzenli olarak kullandığı ilaçların, reçete bilgilerinin istenilmesi hususunun mahkemeden talep edildiğini, ancak bu talep hakkında karar verilmediğini, vesayet dosyasında alınan raporun da adli tıp kurumu raporlarında gözardı edildiğini, 4. İhtisas Kurulu'nun raporunun kısıtlının gerekli prosedürlere göre muayene edilmeksizin hazırlandığına ilişkin itirazlarının 1. Üst Kurul tarafından incelenmediğini, dava konusu taşınmaz üzerine davalı lehine 25.08.2015 tarihinde konulan 1.500.000,00 TL bedelli ipoteğe ilişkin olarak kısıtlının ipotek akit tablosunun aksine davalından 1.500.000,00 TL'lik herhangi bir bedel almadığını, taraflar arasında hiçbir şekilde para alışverişi olmadığını, dosyaya sunulan 24.08.2015 tarihli ''Sözleşmedir'' başlıklı belgenin davalının sahibi olduğu şirket ile kısıtlının torununun sahibi olduğu şirket arasında imzalandığını, sözleşmede ... tarafından bu sözleşme ile sağlanan finansmanın bir kısmının teminatı olarak mülkiyeti davacıya ait olan taşınmaz üzerine ... lehine 1.500.000,00 TL bedelli ipotek tesis edileceğinin kararlaştırıldığını, buna göre anılı sözleşme ile ipotek akit tablosunun içeriğinin birbirini tutmadığını, aynı şartları taşınmadığını, kısıtlının yerel mahkemenin kararı ile davalıya karşı tamamen savunmasız bırakıldığını, 20.12.2013 tarihli ... Bankası lehine konulan diğer dava konusu ipoteğin koşullarının belirlendiği resmi senedin 5.maddesinde ''tesis edilen ipoteğe ilaveten ipotek tutarı kadar müteselsil kefil sıfatıyla da ayrıca sorumlu olmayı kabul ve taahhüt ettiklerini'' ibaresi ile kısıtlının kefil durumuna getirildiğini ve hiçbir şekilde eşinin rızasının alınmadığını, TBK'nun 584.maddesi ile 603.maddesinde kefil olan 3. kişilerin işlemleri için eşin rızasının arandığını, açıklanan dilekçelerde somut olayın özellikleri, yerleşik içtihatlar göz önüne alındığında usul ve yasaya aykırı olan İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.03.2021 tarih, 2017/713 Esas, 2021/299 Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>KANITLAR DEĞERLENDİRME GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile ipoteğin fekki istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>Davacının İzmir 11. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/98  Esas 2017/595 Karar sayılı ilamıyla 09.06.2017 tarihinde vesayet altına alındığı, davacının taşınmazı üzerinde, 20/12/2013 tarihinde, dava dışı ...'ın ... Bankasından  kullandığı ve kullanacağı kredilerin, borçlusu ya da cirantası olduğu  senetlerden kaynaklanan borcun teminatı olarak 1.000.000,00  TL. tutarlı, ... Bankası lehine ipotek tesis edildiği, 25.08.2015 tarihinde davalı lehine, ikinci derecede,1.500.000,00 TL bedel mukabilinde ipotek tesis edildiği, davalı lehine tesis edilen ipoteğin akit tablosunda, davacının, davalıdan aldığı1.500.000,00 TL bedel mukabilinde söz konusu ipoteğin tesis edildiğinin ve davacının bunu kabul ettiğinin açıkça yazılı olduğu görülmüştür.<br> ... Bankası lehine tesis edilen 1.000.000,00 TL tutarlı ipotek yönünden; bankanın, dava dışı ...'dan olan 244.844,11 TL alacağının ve anılan miktara kadar alacağın teminatını teşkil eden 20/12/2013 tarihli ipoteğe ilişkin talep hakkının, ... Bankası tarafından davalıya temlik edildiği anlaşılmıştır.<br> Banka lehine tesis edilen ipotek akit tablosuna  ek resmi senette, tesis edilen ipoteğe ilaveten, ipotek tutarı kadar müteselsil kefil sıfatıyla da ayrıca sorumlu olunduğunun kabul ve taahhüt edildiği belirtilmiş ise de, eldeki davada; ipoteği bankadan temlik alan davalı alacaklı tarafından, davacıdan, davacının kefil olması nedeniyle, kefalete dayalı bir alacak talebinde bulunulmamaktadır. Dava, davacının kefaleti nedeniyle yapılan takip değil, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup uyuşmazlığın bu çerçevede çözüme kavuşturulması gerekmektedir 25.08.2015 tarihli ipotek akit tablosunda da kefalet hükmü yer almamaktadır. Bu bağlamda davacı vekilinin TBK'nun 584 ve devamı maddeleri uyarınca eş rızası bulunmadığından ipoteklerin geçersiz olduğuna dair istinaf itirazları isabetli bulunmamıştır.<br>Mahkemece ipoteklerin tesis edildiği tarihlerde davacının fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı tespiti için Adli Tıp 4.İhtisas kurulundan rapor alınmış olup, davacıya ait tıbbi kayıt, belge ve raporlar incelenip, davacının iki ayrı tarihte yapılan muayenesi ve psikometrik incelemesi sonucunda, ipotek tesis tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olduğu tespit edilmiştir. Anılan rapora davacı ekili tarafından itiraz edilmesi üzerine Adli Tıp Birinci Üst Kurulu'ndan rapor alınmış ve raporda davacının  ipotek tesis tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olduğu belirtilmiştir.<br> Davacı vekili tarafından Adli Tıp Kurumu  raporunun yetersiz inceleme ile verildiği ve hükme esas alınamayacağı yönünde istinaf itirazları  ileri sürülmüş ise de, Adli Tıp 4.İhtisas Kurulu tarafından davacının 02.10.2019 ve 23.12.2019 tarihlerinde muayenesi yapılmış, davacının önceki tıbbi kayıt, belge ve raporları incelenmiştir. Rapora itiraz edilmesi üzerine Adli Tıp Birinci Üst Kurulunca on üç uzman  uzman doktor tarafından  oy birliğiyle davacının  akit tarihi olan 20/12/2013 ve 25/08/2015 tarihlerinde fiil ehliyetine sahip olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece, ehliyetsizlik iddiası yönünden hükme yeterli,  araştırma ve  inceleme yapılmıştır. Dolayısıyla  Adli Tıp Kurumu Birinci Üst Kurulu raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin bu husustaki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.<br>Davacı tarafça dosyaya sunulan davacının torunu ...'ın ortağı olduğu belirtilen ... Şti. İle ... Şti arasında akdedilen sözleşmede ... tarafından sağlanan finansmanın bir kısmının teminatı olarak davacıya ait taşınmaz üzerine ... Şirketi yetkilisi ... lehine ipotek tesis edileceğinin kararlaştırılmış olması, ipoteğin geçersiz olduğu sonucunu doğurmamaktadır. <br>Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle Adli Tıp Kurumu Birinci Üst Kurulu' nun 22.09.2020 tarih ve 254 Karar sayılı raporuna göre, 20/12/2013 ve 25/08/2015 tarihlerinde  davacının fiil ehliyetine haiz olmasına, hükme esas alınan Adli Tıp  Kurumu raporlarının oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacının resmi senetleri ''okudum'' yazarak imzalamasına, davacı tarafın dayandığı tüm delillerin mahkemece toplanmasına rağmen davacı tarafın iddialarını ispatlayamamasına kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.<br>Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesi kararında usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.03.2021 tarih ve 2017/713 Esas, 2021/299 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacının  bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 269,85 TL harçtan peşin alının  7.467,00 TL istinaf  nispi karar harcından mahsubu ile kalan 7.197,15 TL harç bedelinin talebi halinde ilk derece mahkemesi tarafından davacıya iadesine,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere 08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e5d13b60254fd96a","SID":"3e1a562dea556409"}}