{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1372 Esas<br>KARAR NO: 2023/1426<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2023/619 <br>ARA KARAR TARİHİ: 03/10/2023<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile,  Davacı ile davalı arasında 05/03/2021 tarihinde \"Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi\" imzalandığını, davacının davalıyla Tasarım Hizmeti, Reklam Danışmanlık Hizmetleri ve Seo hizmetleri verdiğini, davalı tarafından bu hizmetlerin karşılığında davacıya hiçbir ödeme yapılmadığını, borcun 10.009,01 TL kısmı 17 Mart 2022 tarihinde, 13.950,01 TL kısmı 07 Haziran 2022 tarihinde  ödenmesi gerekirken bugüne kadar  herhangi bir ödeme yapılmadığını, sonrasında  23.959,02 TL asıl alacak ve 2.597,83 TL işlemiş faiz toplamının tahsili amacıyla  takibe geçildiğini, davalı tarafından icra takibine itiraz edildiğini, icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu, davalının sözleşme gereği ödemesi gereken borçlarını ödemediğini belirterek dava sonunda davalıdan alacağı miktarın mal kaçırma tehdidi ile sonuçsuz kalma ihtimali bulunduğunu belirterek davalı adına kayıtlı bulunan, borca yetecek kadar araçların ve taşınmazların üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Taraflar arasındaki uyuşmazlığın tarafların ticari defter ve kayıtlarının da incelenerek keza taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri dikkate alınarak çözüme kavuşturulması gerektirdiği, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde alacak miktarının belirlenmesi mümkün olduğundan keza davalının mallarını gizleme, kaçırma faaliyeti içinde olduğuna dair somut delil sunulmadığı, bu aşamada alacağın varlığı ve muaccel olduğu yaklaşık ispata yeterli olmayıp, yargılamayı gerektirdiği, İİK.257.maddede öngörülen ihtiyati haciz şartları oluşmadığından davacı vekilinin ihtiyati haciz talebi yerinde olmadığından davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde  davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalının mallarını kaçırma ihtimali bulunduğunu, bu durumda ileride yargılama sonunda verilecek kararın infazının mümkün olmayacağını belirterek yaklaşık ispat koşulunun sağlandığından bahisle ihtiyati haciz taleplerinin reddine dair verilen kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.  <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklı hizmet bedeli istemine ilişkin olup dava kapsamında ayrıca ihtiyati haciz talep edilmiştir.Uyuşmazlık, İİK 257 maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz şartlarının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmıştır.İcra ve iflas hukukundaki ihtiyati haciz müessesi, medeni usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve idare hukukundaki yürütmenin durdurulması müesseseleri gibi hukuki koruma önlemidir. Geçici hukuki koruma önlemleri toplumsal barışın sağlanması açısından da önem taşımaktadır. Geçici hukuki himaye tedbirlerinin düzenleme nedeni, bireylere etkin hukuki himaye sağlanmasıdır. Bu da Hukuk Devleti ilkesinin bir gereğidir (AY m.2). Geçici hukuki koruma önlemleri, henüz hüküm verilmeden bireylerin acil hukuki korunma ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.İhtiyati haciz, İİK'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İİK'nun 257. maddesi uyarınca, ihtiyati haczin vadesi gelmiş bir para borcu için istenebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir. İİK'nun 258/1 maddesinin 2. cümlesinde \"Alacaklı alacağı ve icabında ihtiyati haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur.\" denilmektedir. Bir alacak için ihtiyati haciz isteyen kişinin o alacağın alacaklı sıfatına sahip olması gerekir. Yani ancak alacağın alacaklısı ihtiyati haciz isteyebilir. Bu durum hakimin maddi hukuku araştırması gerektiği sonucunu beraberinde getirmektedir. Hakim, ibraz edilen delilerden ihtiyati haciz isteyen kişinin alacaklı sıfatına sahip olduğuna kanaat getirirse ihtiyati hacze ilişkin şart gerçekleşmiş demektir (İİK m.258/1). Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. İbraz edilen ispat vasıtası, iddia edilen hakkın varlığını ispatlamaya elverişli olmalıdır. Diğer yandan, alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamaktadır.İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hakime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır. Hakim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaata vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa ihtiyati haciz talebini kabul edecektir. Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır. Bununla birlikte hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.Somut olayda, Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tarafların ticari defter ve kayıtlarının da incelenerek keza taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri dikkate alınarak çözüme kavuşturulmasını gerektirdiği,  alacağın muaccel olduğuna ve davalının mallarını gizleme, kaçırma faaliyeti içinde olduğuna dair somut delil sunulmamış  olması sebebiyle şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.Davalı sunduğu banka dekont örnekleri ile aldığı hizmet  bedellerini ödediğini savunmuş olup, davacı bu ödeme belgelerine karşı çıkmadığı gibi neye karşılık  tahsil edildiğine dair beyanda da bulunmamıştır.Sunulan delillerin, bu aşamada alacağın varlığı, ödenip ödenmediği ve muaccel olduğunu yaklaşık ispata yeterli olmadığı, dolayısıyla İİK.257.maddede öngörülen ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı,   ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair  aşağıdaki şekilde hüküm  kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2023/619 esas  ve 03/10/202 tarihli  ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan  davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince istinaf başvurusunun  esastan REDDİNE,2-İstinaf harçları peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı  tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun  362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4cbb252ce3aefd20","SID":"2ff8ee439abe6a3a"}}