{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1217 Esas<br>KARAR NO: 2023/1430<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 12/11/2019<br>NUMARASI: 2017/229 Esas, 2019/1206 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili şirket arasında 04/11/2015 tarihli anahtar teslimi \"... Danışmanlık Sözleşmesi\" imzalandığını, bu sözleşmeye göre, danışmanın (davalı şirket), sözleşmenin hazırlık evresinde yapılan değerlendirmeler neticesinde iş akışından kaynaklı olasılıkları da dikkate alarak projeyi 01/04/2016 tarihinde tam, eksiksiz ve çalışır durumda müvekkili şirkete teslim edileceğini bildirdiğini ve bu bilgi doğrultusunda teslim tarihin 01/04/2016 olarak tespit edildiğini, sözleşme ile üstlenilen yükümlülerin yerine getirilmemesi halinde ödemelerin durdurulması ve diğer sözleşmesel hakların yanında sözleşmenin müvekkili şirket tarafından derhal feshi ve cezai şart hususlarının da bahse konu sözlemeyle hüküm altına alındığını, danışman tarafından sözleşme ile üstlenilen edimlerin tam, eksiksiz ve anahtar teslimi olarak yerine getirilmemesi halinde cezai şart ödeneceği taahhüdünde bulunulduğunu, kararlaştırılan ifa tarihi itibariyle anahtar teslim koşulunun gerçekleşmediğinin ve cezai şartın muaccel hale geldiğinin açık olduğunu, bu nedenle 3.000,00 Euro tutarında cezai şartın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:  Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... Projesinin her iki tarafa edim yükleyen, her iki tarafın da sorumluluğunu doğuran bir proje olduğunu, projenin başarılı bir şekilde ve vaktinde tamamlanması için danışmanlık hizmeti alan davacı şirketin, gerekli bilgi ve eksiklikleri vaktinde sağlamasının olmazsa olmaz bir unsur olduğunu, söz konusu projenin gerçekleştirilmesi için gerekli bilgi ve talepler vaktinde iletilmediğinden müvekkilinden kaynaklanan bir sebep bulunmadığını, davacı tarafından Nisan/2016 sonrasında ek bilgiler gönderildiğini, bilgilerin ve taleplerin müvekkili şirkete geç iletildiğine ilişkin 01/04/2016 tarihinden sonrasına ait mail yazışmalarının yer aldığını, kaldı ki proje kapsamında gerekli bilgilerin iletildiği işlemlerin gerçekleştirildiğini, projenin, ana hatlarıyla tamamlandığını ve Nisan/2016 tarihinde davacı tarafından canlı kullanıma geçildiğini ve sistemin, davacı tarafından aktif olarak kullanıldığını, sözleşme hükümlerine göre ifa tarihinin kesin vadeye bağlandığı ödemelerin, davacı tarafından sözleşmede belirtilen tarihlerde ve halen müvekkiline ödenmediğinden kendi edimini yerine getirmeyen davacının, cezai şart isteyemeyeceğini, davacının cezai şart isteyemeyeceğine ve bu talebinin reddilmesi gerektiğine ilişkin beyanları saklı kalmak kaydıyla, aksi kanaatte yani davacı alacağının kabul edilmesi halinde müvekkilinin, 04/11/2015 tarihli ... Danışmanlık Sözleşmesi konusu işle ilgili toplamda 14.380,68 TL alacağının bugüne kadar ödenmemesi sebebiyle mahsup itirazlarının olduğunu ve müvekkili şirketin alacağının, davacının alacağından takas edilmesini talep ettiklerini belirterek müvekkili şirketin, davacıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline; davanın reddine, kabul edilmezse asıl sözleşmeye göre davacıdan olan 14.380,68 TL alacağın, davacı alacağından mahsubu veya takas edilmesine, takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; taraflar arasında 04/11/2015 tarihinde ... Danışmanlık sözleşmesi imza edildiği, sözleme kapsamında davalının yüklenici (danışman); davacının ise iş sahibi olduğu, sözleşmenin 4.2 maddesinde davalının edimini ifa tarihinin 01/04/2016 olarak belirlendiği (belirli vade) ve devamında tamamen danışman kaynaklı sebeplerden ötürü projenin taahhüt edilen tarihte sorunsuz şekilde tamamlanamaması durumunda iş sahibine 3.000 Euro ödeneceğinin kararlaştırıldığı, her ne kadar yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda söz konusu ceza koşulu türünün TBK 179/1 maddesi kapsamında \"ifa yerine talep edilen cezai şart koşulu\" olduğu belirtilmiş ise de, sözleşmedeki düzenlemenin TBK 19. maddesi kapsamında yorumlanmasında, taraflar arasında kararlaştırılan ceza koşulu (cezai şart) türünün, TBK 179/II hükmü gereğince \"ifayla birlikte istenebilecek ceza koşulu\" olduğu, çünkü sözleşmede, ceza koşulunun, kararlaştırılan vadede borcun ifa edilmemesi hali için düzenlendiği, davacı tarafından davalı aleyhine keşide edilen 01/11/2016 tebliğ tarihli 05/10/2016 tarihli ihtarname incelendiğinde ise, davacının sözleşmeden dönme yönündeki irade beyanı açık şekilde muhatabına iletilmekle hüküm ve sonuç doğurduğu ve sözleşmenin sona erdirildiği, bu noktada sözleşmeden dönme iradesinin haklı gerekçeye dayanıp dayanmadığını tespit etmeye gerek olmadığı, yerleşik içtihatların da bu yönde olduğu (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen E. 2011/11-693, K. 2012/88, T. 22.2.2012 sayılı kararda “…kural, sözleşme özgürlüğüdür. Sözleşme özgürlüğü kuralı, sözleşmeyi kurma ve değiştirme özgürlüğü kadar sözleşme ile bağlı kalmama özgürlüğünü de içerir. ...sözleşme özgürlüğü, irade özerkliğinin bir sonucu olup, kural olarak sözleşmenin kurulmasına hizmet ettiği kadar, sözleşme ile bağlı kalmamayı da, yani tek taraflı irade beyanıyla (haklı veya haksız surette) sözleşmenin sona erdirilmesini de kapsar. ...irade özerkliğinin bir sonucu olarak haklı bir sebep olmadan da tek taraflı bozucu yenilik doğuran bir irade beyanıyla kullanılabilen fesih hakkına engel olunamayacağı benimsenmiştir.”), bozucu yenilik doğuran hakkın keşide edilen ihtarname ile kullanılmasıyla sözleşmenin sonlandırıldığı, TBK 131/1 maddesi gereğince de asıl borcun sona ermiş olması sebebiyle ceza koşulu olarak belirlenen hak veya borcun da sona ereceği, bu sebeple sözleşmede kararlaştırılan TBK m. 179/II hükmü uyarınca ceza koşulu alacağına yer olmadığı, ortadan kalkmış sözleşmeye dayalı olarak bu kapsamdaki bir ceza koşulunun artık talep edilemeyeceği, sözleşmenin 4.2 maddesinde yazılı -tamamen danışman kaynaklı sebeplerden ötürü- ifadesine bağlı olarak gecikmenin davalıdan kaynaklı sebeplerden kaynaklanıp kaynaklamadığı hususunun ve davalının takas mahsup isteminin de ancak davacının alacağının varlığı hakkında yargılama konusu edilebileceği, davacının takip başlatırken kötüniyetli olduğu hususunda dosyaya yansıyan bir delil bulunmadığı gerekçelerine istinaden davanın ve şartları bulunmayan kötü niyet tazminat isteminin reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı ile müvekkili şirket arasında akdedilen ... Danışmanlık Sözleşmesi uyarınca, davaya konu ceza koşulunun -mahkemenin kanaatinin aksine- eserin tam ve eksiksiz olarak teslim edilmemesi durumunda hüküm ve sonuç doğuracağının kararlaştırıldığını, zira müvekkili için önemli olan hususun, eserin, kararlaştırılan sürede tesliminden ziyade tam, eksiksiz ve vaadedilen randımanda çalışır şekilde teslim edilmesi olduğunu, sözleşme hükümleri, dosyada mübrez mail yazışmaları ve davalıya gönderilen ihtarnamelere göre taraflar arasındaki ihtilafın da eserin çalışır durumda bulunmamasından ileri geldiğinin ortada olduğunu, huzurdaki davaya konu ceza koşulunun, ifa zamanına değil tam ve eksiksiz teslim edilmemesi haline özgülendiğini, bu ceza koşulunun, ifa ile birlikte istenebilecek bir ceza koşulu olmadığını, sözleşmeye konu edimin davalı tarafından gerçekleştirilmediği ve cezai şartın muaccel hale geldiği, bu durumda müvekkili şirketin, borcun ifasını talep etme yada cezai şart talep etme şeklinde seçimlik hakkının bulunduğu ve bir seçim yapılarak huzurdaki dava ile cezai şartın talep edildiği, bunun da hukuka uygun olduğunu, davalının, eserin tam ve eksiksiz olarak teslim edildiği iddiasına ilişkin hiçbir delil sunamadığı gibi bu hususta kendilerine atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını da kanıtlayamadığı, ceza koşulunun, geciktirici koşula bağlı bir edim türü olduğunu, borcun gereği gibi veya hiç ifa edilmemesi halinde borçlunun, kendisine hiçbir kusur atfedilemeyeceğini kanıtlayamadığı sürece alacaklının zararını tazmin etmekle yükümlü olduğunu, ispat kuralına göre, alacaklının, borcun gereği gibi verine getirilmediğini ispat etmesinin yeterli olduğunu, borçlunun kusurunu ispat etmesine gerek olmadığını, ceza koşulunda, borçlunun kusurundan farklı olarak cezanın ödenmesi için alacaklının zarara uğramasına gerek olmadığını belirterek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, cezai şart alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 3.000,00 EURO tutarında cezai şart alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 04/10/2018 tarihli raporda; tayin edilen inceleme gününde davacının incelemeye iştirak ederek ticari defterlerini ibraz ettiği, davalı şirketin ise incelemeye iştirak etmediği, incelenen davacı ticari defter kayıtlarına göre, davacının dava tarihi itibariyle dayalıya 14.380,64 TL borçlu gözüktüğü, incelenen sözleşme gereği işin zamanında ve eksik tamamlanması hususunda cczai işlem uygulanabileceğinin ve ödemenin durdurulmasının öngörüldüğü, davacı tarafından sözleşme hükümlerine göre işin zamanında ve tam olarak teslim edilmediğinin iddia edildiği, davalı tarafından, konu işin tam olarak teslim edildiğine ilişkin belge görülmediği, davacının, sözleşmenin 4.2 maddesinde kararlaştırılan 3.000,00 Euro cezai şartı talep edebileceği bildirilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 27/09/2019 tarihli ek raporda; taraflar arasında eser sözleşmenin bulunduğu, sözleşmeye göre yüklenicinin, ayıp ve geç teslim halinde ceza koşulu ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmede yer alan ceza koşulunun ifa yerine ceza koşulu niteliğinde olduğu, taraflar arası yazışmaların eserin ayıplı teslim edildiği ve tam olarak tamir edilemediği kanısını uyandırdığı, sözleşmede ayıp halinde iş sahibinin ceza koşulu talep edebileceğinin düzenlenmiş olduğu, ancak bu ihtimalde iş sahibinin sözleşme bedelini yüklenici davalıya ödemesi gerektiği, davacı defterlerinde yer alan 14.380,64 TL'nin davalı alacağı ile takas edilmekle davacının 3.000,00 Euro ceza koşulu talep edebileceği bildirilmiştir.Taraflar arasında sözleşme ilişkisinin varlığı ihtilafsız olsa da davacı Kadıköy ... Noterliğinin 05/10/2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile, anahtar teslimi sözleşmeyi, sözleşmeye uygun süresinde, tam ve eksiksiz bir biçimde anahtar teslimi olacak şekilde ve de ... işbu sözleşmeyi imzalamakla ulaşmaya çalıştığı amaca yönelik tüm iş süreçleri çalışır durumda teslim edilmediğinden bahisle sözleşmenin feshedilerek cezai şart bedeli olan 3.000,00 EURO'nun ödenmesi talep edilmiştir. Takip ve dava konusu da işbu cezai şart bedelinin tahsiline yönelik olup Mahkemece, sözleşme ile belirlenen ceza koşulunun, ifayla birlikte istenebilecek ceza koşulu olarak değerlendirildiği ve davacının, sözleşmeyi feshetmesi ile artık ceza koşulunun da talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.TBK'nun 179. maddesinin 1. fıkrasında seçimlik cezai şart; 2. fıkrasında ise ifaya ekli cezai şart düzenlenmiş olup söz konusu madde \"(1) Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. (2) Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir...\" hükmünü ihtiva etmektedir.Taraflar arasında 04/11/2015 tarihinde ... Danışmanlık Sözleşmesi imzalandığı, sözleşme ile, danışman (davalı) tarafından ... (davacı) bünyesinde verilecek olan ve kapsamı EK-1'de yer alan dökümanda belirtilen hizmetlere yönelik tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlendiği, danışman tarafından ..., ... uyarlama ve anahtar kullanıcı eğitim hizmeti sağlanacağı, sözleşme kapsamında verilecek hizmetin süresinin 01/11/2015 tarihinde başlayacağı ve 01/04/2016 tarihinde tüm süreçler tamamlanmış olarak teslim edileceği şeklinde kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Sözleşmenin 4.2 maddesi \"Danışman, sözleşmenin hazırlık evresinde yapılan değerlendirmeler neticesinde iş akışından kaynaklı olasılıkları da dikkate alarak projenin 01/04/2016 tarihinde tam, eksiksiz ve çalışır durumda ... teslim edileceğini bildirmiş ve bu bilgi doğrultusunda süre 01/04/2016 olarak tespit edilmiştir. Bu sebeple, tamamen danışman kaynaklı sebeplerden ötürü projenin taahhüt edilen tarihte sorunsuz bir şekilde devreye alınamaması durumunda, danışman tarafından ...'ye ödenecek cezai şart bedeli 3.000 Euro'dur. Taraflarca kararlaştırılan bu cezai şart sebebiyle 01/04/2016 tarihinde teslimin sağlanamaması halinde ... tarafından 01/04/2016 tarihinde ödenmesi gereken tutarlar cezai şart miktarı kadar olacak şekilde danışmana ödenmeyecek ve bu şekilde cezai şartın tahsili gerçekleşmiş olacaktır. Danışman işbu sözleşmedeki imzası ile bu cezai şartın miktarına ve tahsili usulüne açıkça ve çekincesiz olarak muvafakat etmiştir.\" şeklinde düzenlenmiş olup somut olayda, davacının cezai şart bedelinin tahsili talebi de bu maddeye dayanmaktadır. Söz konusu sözleşme hükmü ile belirlenen ceza, borcun belirlenen zamanda ifa edilmemesi durumunda ödenmek üzere kararlaştırılmış olduğundan ifaya ekli cezai şart mahiyetinde olup Mahkemenin bu hususa ilişkin tespit ve kabulü yerindedir. İfaya ekli cezanın istenebilmesi için sözleşmenin feshedilmemiş olması veya fesih halinde dahi bu cezanın istenebileceğine dair sözleşmede açık bir hüküm bulunması gerekmektedir. Söz konusu sözleşmenin 5.2 maddesinde, 01/04/2016 tarihinde teslimin gerçekleşmemesi halinde ..., derhal ve bildirimsiz olarak sözleşmeyi feshedeceği ve bu halde ... , danışmandan (davalı) belirlenen cezai şartı, önceden herhangi bir başkaca ihbara veya işleme gerek kalmaksızın doğrudan tahsil edeceği düzenlenmiştir. İşbu hükümle, taraflar, fesih halinde dahi bu cezanın istenebileceğini açıkça düzenlemiştir. Ancak davacı taraf, sözleşmeyi, 01/04/2016 tarihi itibarıyla feshetmemiş olup 05/10/2016 tarih ve ... yevmiye sayılı Kadıköy ... Noterliğinin ihtarnamesi ile feshettiğinden, artık belirlenen bu cezanın istenebileceğine dair sözleşmenin açık hükmünden faydalanamaz. Çünkü bu düzenleme, sözleşmenin 01/04/2016 tarihi itibariyle feshedilmesi hali için öngörülmüş olup davacı bu tarih itibariyle fesih hakkını kullanmayarak sözleşme ilişkisini devam ettirmekten yana hakkını kullanmıştır. Sonuç olarak davacı 05/10/2016 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshettiğine göre artık aynı sözleşmeye dayanarak davalıdan ifaya ekli cezai şart talebinde bulunması mümkün değildir. Az önce de belirtildiği üzere sözleşmenin 5.2 maddesi de davacıya bu hakkı vermez. Her ne kadar Mahkemece bu bakımdan bir değerlendirme yapılmamış ise de hüküm sonucu itibariyle isabetli olduğundan sadece bu hususa değinmekle yetinilmiştir. Ayrıca kaldı ki  davacı taraf, belirlenen ceza koşulunun, ifa zamanına değil, tam ve eksiksiz teslim edilmeme haline özgülendiğini ve TBK'nun 179/1 maddesine dayandığını ileri sürmüş ise de, teslimin tam ve eksiksiz gerçekleşmediği  iddia edilen 01/04/2016 tarihi itibariyle TBK'nun 179/1 maddesi uyarınca ya borcun ya da cezanın ifasını istemesi gereken davacının, belirlenen cezanın ifasını talep etmeyerek sözleşme ilişkisini devam ettirdiği anlaşıldığından bu halde de cezai şart talebinin koşullarının oluşmadığı tartışmasızdır. Bu nedenle Mahkemece tesis edilen karar isabetli olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/229 Esas, 2019/1206 Karar ve 12/11/2019 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.21/12/2023\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"87ce22effb72c9b2","SID":"f1906e31c0b210d8"}}