{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/2243 <br>KARAR NO\t\t: 2023/1886<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/07/2022 (Dava) -  22/09/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2022/634 Esas - 2023/706 Karar <br>DAVA\t\t: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 30/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 30/11/2023<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2023 tarihli 2022/634 Esas ve 2023/706 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sigortalısı ...’nın 28/08/2019 günü sürücü davalı ...'ın, yönetimindeki ...'a ait ... plakalı aracı ile belirtilen yere geldiği esnada direksiyon hakimiyetini kaybederek park halindeki araçlara çarpmak suretiyle ters bir şekilde düşerek çarpması sonucu yaralandığını, kaza sırasında ve halen Almanya'da yerleşik bulunan müvekkili sigortalısının, kazadan bir süre sonra yerleşik olduğu ülkeye döndüğünü, tedavisine orada devam edildiğini, tedavi ve hastane masrafları ile çalışamadığı günlere ilişkin tüm masrafların müvekkili tarafından karşılandığını, müvekkili sigorta şirketi tarafından karşılanan tedavi gideri kalemlerinin; tıbbi tedavi, ilaç ve bandaj bedelleri ve hastane masrafları ile diğer giderler olduğunu, toplamda 50.453,07 Euro ödemesi gerçekleştirilen zararlara yönelik gider kalemleri ve hangi kaleme ilişkin ne kadar ödeme yapılmış olduğuna ilişkin açıklamanın sundukları belgelerde açıkça yer aldığını; müvekkilinin Almanya’da faaliyet gösteren bir sosyal güvenlik kuruluşu olduğunu, üye devletlerin teminattan muafiyetine ilişkin 01/03/1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'ne, Almanya ile Türkiye’nin taraf olduğunu, ayrıca Türkiye ile Almanya arasında 15/05/1930 gün ve 1622 sayılı kanun ile onanan Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Devleti Arasında Hukuki ve Ticari Mevaddı Adliyeye Müteallik Münasebatı Mütekabiliye Dair Mukavelename’nin 2. maddesinde “Alman vatandaşlarının Türkiye Mahkemelerinde dava açmaları halinde teminat göstermekten muaf oldukları” hususunun belirtildiğini, buna göre bir Alman şirketi olan müvekkilinin de dava açması için teminat şartının bulunmadığını, 6111 sayılı kanunun 59. maddesi ile 2918 sayılı kanunda yapılan değişiklikle, sigorta şirketleri tedavi giderlerinden sorumlu tutulmayıp, “tedavi giderlerinden sorumluluğu ...'nun üstleneceğine” ilişkin düzenlemenin bulunduğunu, 2. maddesinde de “kurumun sorumluluğunun kanunun yürürlük tarihinden önce vuku bulmuş kazalar için de geçerli olduğunun” belirtildiğini, kazada bedensel zararın oluştuğunu, oluşan bedensel zarar ve tedavisine ilişkin masrafların 50.453,07 Euro tutarında olduğunu, oysa 6l11 sayılı kanunun 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesinde ...'nun sorumluluğunun üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırıldığını, ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile de, yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; bakıcı giderleri, çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak, 6111 sayılı torba kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamı genişletilmiş olsa da, bir kanun maddesinin kapsamının idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletilmesi ve daraltılmasının düşünülemeyeceğini, özetle; 25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13/02/2011 tarih 6111 sayılı kanunun 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesinin değiştirildiğini, anılan değişiklik ile trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ... tarafından karşılanacağını; maddenin devamında ve geçici 1.maddede düzenlenen “aktarım” gerçekleşmesi koşuluyla da, hastanelerce sunulan sağlık hizmet bedelleri yönünden sigorta şirketlerinin ve ...nın yükümlülüklerinin sona ereceğini, kazazedelerin, bunun dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair harcamalarının  sigorta şirketlerinin ve ...nın tedavi teminatları kapsamında yine sigorta şirketleri ve ... tarafından karşılanmaya devam edeceğini; dava öncesi dava şartı olan zorunlu arabuluculuk yoluna da gidildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 28/08/2019 tarihli kaza nedeniyle müvekkili şirketin sigortalısı için ödediği tedavi giderleri karşılığı olarak toplam 50.453,07 Euro'nun aynen ya da mümkün olmaması halinde fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının davalı sürücü ve araç maliki bakımından müvekkilinin kendi sigortalısına son ödemeyi yaptığı 14/10/2019 tarihinden itibaren, SGK bakımından kendisine başvuru yapılan 28/03/2022 tarihinden 30 gün sonraya isabet eden 27/04/2022 tarihinden itibaren, sigorta şirketleri bakımından ise ... sorumluluğu dışında kalan tedavi giderleri ile diğer giderlerden doğan sorumluluklara ilişkin bölümün ... Sigorta A.Ş. (... Sigorta A.Ş.) bakımından kendisine başvuru yapılan 18/03/2022 tarihine 8 iş günü eklenmesiyle ulaşılacak 30/03/2022 tarihinden  itibaren (sigorta poliçe limitleri ile sınırlı kalmak kaydıyla), ... Sigorta AŞ. bakımından kendisine başvuru yapılan 22/06/2022 tarihine 8 iş günü eklenmesiyle ulaşılacak 04/07/2022 tarihinden  itibaren (sigorta poliçe limitleri ile sınırlı kalmak kaydıyla) 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre efektif satış kuru üzerinden işletilecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; Sağlık Bakanlığı’nın 2009/3 sayılı Genelgesinde “tüm sağlık kurum ve kuruluşlarının trafik kazası sonucu yaralananlara sunulan tedavi bedellerini kusurları oranında ilgili sigorta şirketlerine, kazada kişi kusuru varsa kusuru oranında kişinin ...’ya SUT fiyatları ile faturalandırmaya dikkat etmeleri gerektiğinin” belirtilerek bu konuda uyulması gereken kurallara yönelik açıklamaların ve uyulmama halinde uygulanacak yaptırımların belirtildiğini, bu nedenle müvekkilinin zarar görene dolayısıyla davacı sigorta şirketine karşı hukuki sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemece sorumluluk olduğu kanaatine varılırsa belgesiz tedavi giderlerinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, davacının yaralanmasının mahiyetine göre yapılması kaçınılmaz olan begeli/ belgesiz tedavi giderlerinin uzman doktor bilirkişi marifetiyle belirlenmesinin gerektiğini, vücut bütünlüğünü sağlamak amacıyla yapılan ve iş kazasıyla meslek hastalığına, kazaya, hastalıklara veya konjenital nedenlere bağlı olarak yapılanlar hariç estetik amaçlı yapılan sağlık hizmetlerinin kuruma faturalandırılamayacağını, estetik amaçlı yapıldığı belirlenen sağlık hizmetlerine ilişkin giderlerin kurumca karşılanmayacağını, finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin kurumla sağlık hizmeti sunucuları arasında sağlık hizmeti satın alımı sözleşmeleri yapılması suretiyle karşılanacağını, müvekkilinin SUT hükümleri kapsamında usulüne uygun olarak ödeme yaptığını, herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile özetle; 212927691/5 numaralı Güneş Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi’nde yer alan İMM teminatı kapsamında müvekkilinin sorumluluğunun başlangıç noktasının ZMMS limitinin üzerinde kalan kısmı, bitiş noktasının ise poliçede gösterilen azami limit olan 60.000,00 TL olduğunu, zarar gören kişinin vücut bütünlüğünü eski haline getirmek, yani iyileştirmek veya hastalığın artmasına engel olmak için yapmış olduğu masrafların tedavi giderleri kapsamında değerlendirildiğini, bu anlamda kişinin iyileşmesi için yapılan muayene, tahlil, tedavi, ambulans, ameliyat, hastane, ilaç, bakım gibi masrafların bu kapsamda değerlendirildiğini, 25/02/2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 13/02/2011 tarihli 6111 sayılı kanunun 59. maddesiyle 2918 sayılı KTK’nın 98. maddesinin değiştirildiğini ve sigorta şirketleri ile ...’nın bu teminat kapsamındaki yükümlülüklerinin sona erdirildiğini, davacı tarafın rücuen tazminini istediği 50.453,07 Euro’nun tamamının belgeli (faturalı) tedavi giderlerine ilişkin olması nedeniyle tümünden 2918 sayılı kanunun 98. maddesi uyarınca ...’nın sorumlu olduğunu, kusur oranlarının belirlenmesi bakımından davaya konu kazaya ilişkin soruşturmanın yürütüldüğü savcılık dosyasının getirtilmesinin ardından Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin ancak sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, hükmedilecek tazminat ile zarar görenin sebepsiz zenginleştirilmemesi gerektiğini, bu nedenle kabul anlamına gelmemekle birlikte gerçek zararın belirlenmesi bakımından davacı tarafça sunulan belgeli tedavi giderlerinin sigortalının tedavi süresince yapılması zorunlu giderlerinden olup olmadığı, iyileşme süresince yaralanmasının niteliğine göre ambulans uçakla naklinin gerekip gerekmediği hususlarının araştırılmasının gerektiğini, gerekli belgelerin eklenmesiyle müvekkiline başvuru tarihinden öncesinde müvekkilinin temerrüdünün bulunmadığını, diğer yandan müvekkilinin sorumluluğu sigorta ettirenden fazla olamayacağından ve sigortalı aracın kullanım amacı hususi olduğundan davacının yasal faiz oranını aşan isteğinin reddinin gerektiğini belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkillerinin söz konusu kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını, müvekkili sürücü ...’ın kaza anında geçirdiği tansiyon atağı problemi sonucunda bu kazanın oluştuğunu, rücu şartlarının gerçekleşmediğini, diğer rücu şartları bakımından müvekkillerinin herhangi bir kasti davranışının veya ağır kusurunun bulunmadığını, ... için hatır taşımasının söz konusu olduğunu, bu nedenle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, ...’nın kaza günü Almanya’dan gelmesi sebebiyle müvekkilleri tarafından iyi niyetli olarak havaalanına gidildiğini ve ...’nın havaalanından alındığını, müvekkillerinin burada ...’dan hiçbir maddi veya manevi beklentilerinin bulunmadığını, kazazede ...’nın ve davacı şirketin kazazede Türkiye’de tedavi görebilecek iken kendi insiyatifleriyle Almanya’da tedavi görülmesini tercih ettiklerini, bu nedenle kabul anlamına gelmemek kaydıyla ...’nın Almanya’daki tedavi bedellerinden müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını, zira; Almanya’da tedavinin zaruri olmadığını, Türkiye’de de tedavinin gerçekleşebileceğini, araçta emniyet kemeri bulunmasına rağmen kazazede ...’nın tamamen kendi insiyatifiyle kemer takmaması sebebiyle kazazedenin kendi durumunu ağırlaştırdığını, bu nedenle kazazedenin kusuru oranında tazminattan indirim yapılmasının gerektiğini, kazazedeye tahsis edilen ambulans uçağın gerekli veya zorunlu olmadığını, zira kazazedenin kendi isteğiyle Almanya’ya gittiğini, bu nedenle de ambulans uçağın zorunlu tedavi giderleri arasında değerlendirmesinin mümkün olmadığını, kazazedenin kaza günü tedavi için kaldırıldığı ... Devlet Hastanesi’nden kendi isteğiyle ... adlı özel hastaneye aktarıldığını, bir takım tedavilerinin ...’da yapıldığını, ilgili hastaneden alınan yazılarda kazazedenin Almanya’ya nakil işleminin uygun olmadığı, nakil işleminden kaçınmak gerektiği hususunun belirtildiğini ancak kazazedenin gerek kendi tercihi gerekse davacı şirketin tercihi ile tedavisine bu kez Almanya’da devam edilmesine karar vermeleri üzerine davacı tarafından bir ambulans uçağın organize edildiğini, ambulans uçak bedelinin davacı şirketin sunduğu faturalarda 20.842 Euro olduğunun belirtildiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla kaza tarihinde müvekkillerinin ZMMS ve Kasko poliçesinin bulunduğunu, herhangi bir sorumluluk söz konusu olması halinde bu sorumluluğun ..., ZMMS ve Kasko üzerinde kalacağını, kazazedenin ilk tedavisinin gerçekleştirildiği ... ile ...’nın anlaşmasının olup olmadığının araştırılmasının gerektiğini, yine faturaların geçerliliğinin ve orijinalliğinin Almanya’ya ve ...a yazılar yazılarak belirlenmesinin gerektiğini belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile özetle; ... tarafından aynı kaza sebebiyle sürekli sakatlık, geçici iş göremezlik ve geçici bakım gideri tazminatı isteğiyle Keşan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2020/277 Esas sayılı davanın açıldığını, derdest olduğunu, aynı istekler açısından poliçe limiti ile sınırlı sorumlulukları olduğundan mükerrer şekilde sorumluluğa hükmedilmesinin önüne geçmek adına davaların birleştirilmesinin gerektiğini, davanın haksız fiilden doğan zarara ilişkin olduğunu, müvekkilinin yerleşim yeri olan İstanbul Anadolu Mahkemeleri’nin yetkili olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere tedavi giderlerinin, geçici iş göremezlik tazminatının ve tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri ile diğer tüm giderler tedavi teminatı kapsamında olduğundan ... tarafından karşılanmasının gerektiğini, bu giderlerden müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, mağdurun tedavi süresince ortaya çıkan çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderlerin yani geçici iş göremezlik isteklerinin, yine tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri ve diğer tüm tedavi giderlerinin tedavi/sağlık gideri teminatı dahilinde olduğunu, bu teminat bakımından yapılan prim aktarımı gereğince KTK’nın 98. maddesiyle sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığı ve ...’nın sorumlu olduğunun açıkça belirtildiğini, Hazine Müsteşarlığı’nın 06/01/2010 tarihli yazısı ve 05/01/2010 tarihli sektör duyurusu kapsamında bakım giderlerinin tedavi giderleri olarak kabul edilmesi ve bu giderlerin tedavi teminatına dahil edilmesi gerektiğinin açıklandığını, buna göre bakım giderlerinin de tedavi gideri sayılacağını ve 6111 sayılı kanun gereğince bu giderler bakımından da müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, ... Kanunu'nun 59. ve geçici 1. maddesi ile getirilen yeni hüküm çerçevesinde trafik kazalarına bağlı olarak müvekkili aleyhine açılmış olan tedavi masrafları tazminatı ile ilgili müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini, taraf sıfatının da sona erdiğini, tedavi süresince gereken bakıcı giderinin tedavi gideri kapsamı olduğunun Yargıtay kararları ile de kabul edildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafın kusura ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğunu, Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınması gerektiğini, müvekkiline dava öncesinde yapılan başvurunun usulsüz olduğunu, bu nedenle faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması, faizin de yasal faiz olması gerektiğini belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''...Aradaki fiili ve hukuki bağlantı nedeniyle mahkememizin 2022/634 Esas sayılı davası ile Keşan 1. Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi’nin 2020/277 Esas sayılı davasının HMK'nın 166/2 maddesi gereğince BİRLEŞTİRİLMESİNE, Yargılamaya Keşan 1. Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi’nin 2020/277 Esas sayılı dava dosyası üzerinden devam edilmesine...''  şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  aralarında bağlantı bulunan davaların bu şekilde birleştirilmesi zorunluluğunun söz konusu olmadığını, bu kararın verilmesinin ihtiyari olduğunu, HMK kapsamında usul ekonomisi ilkesinin gözetildiği kadar adil yargılanma hakkı ve taleple bağlılık ilkesinin de  gözetilmesi gerektiğini, birleştirme talebi, sadece davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından talep edilmiş ise de; talebinin dile getirildiği cevap dilekçesinin yasal süresi içerisinde mahkemeye sunulmadığını,dolayısıyla davalı ... Sigorta A.Ş'nin iddia ve delillerine muvafakatleri bulunmamakla birlikte salt bu talebe dayanarak birleştirme kararının verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davaya konu taleplerin konu ve esası farklı olması nedeniyle birleştirme kararının yersiz olduğunu, her iki dosyanın tarafları ve dava konusu apayrı olduğundan davalı şirketin birleştirme talebinin dikkate alınmasının mümkün olmadığını, derdest iki davanın, davacı yanın taleplerini dayandırdığı hukuki gerekçe ile birbirinden tamamen farklı olduğunu, birleştirme kararının kabul edilemez olduğunu, Yerel Mahkemenin her iki davanın taraflarının özel sigorta şirketleri olduğu yönündeki gerekçesi iki dosyayı bağlantılı hale getirmeyecek olup, salt bu yönüyle birleştirme kararının özensiz bir hukuki niteleme olduğunu, birleştirme kararını kabul etmek anlamına gelmemekle birlikte dosyanın izmir asliye ticaret mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, nitelik itibariyle Keşan Asliye Hukuk Mahkemesi genel görevli bir mahkeme olup mülhakat mahkemesi olduğunu, huzurdaki dava dosyasının esası ve talep miktarı nedeniyle özel görevli mahkeme olan Ticaret Mahkemelerinde heyet tarafından ele alınması gerektiğini, dosyanın Keşan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde birleşmesinin dosyanın aydınlatılmasını ve  uygun bir yargılama yapılmasını tehlikeye atacağını, nitekim her ne kadar özel görevli mahkeme sıfatı ile de dosya ele alınacak olsa da, mülhakat mahkemesinin ihtisas konusunda yeterliliğinin ticaret mahkemesinden nitelik olarak zayıf kalacağını, bu nedenle, birleştirme kararını kabul etmemekle birlikte,  mahkeme personelinin ve hakimlerin daha iyi bir anlayışa ve uzmanlığa sahip olmaları ile daha hızlı ve etkili bir yargılama sürecine teşvik edeceğini belirterek Yerel Mahkemenin hak, hukuk ve yasalarla bağdaşmayan  kararın kaldırılarak, davanın İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından görülmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazası nedeniyle yapılan tedavi giderlerinin rücuan tahsili istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, dosyanın Keşan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret) ile birleştirilmesine karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>6100 sayılı HMK'nın 166. maddesinin 2. fıkrasında; “Davalar ayrı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile, davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır.”; 4. fıkrasında da; “Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile  ... tarafından aynı kaza sebebiyle sürekli sakatlık, geçici iş göremezlik ve geçici bakım gideri tazminatı isteğiyle açılan davanın Keşan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2020/277 Esas sayılı dava dosyasında derdest olduğunu belirterek, aynı istekler açısından poliçe limiti ile sınırlı sorumlulukları olduğundan mükerrer şekilde sorumluluğa hükmedilmesinin önüne geçmek adına davaların birleştirilmesini talep etmiş; davacı vekili ise, müvekkilinin Alman ... olduğunu, özel sigorta şirketi olmadığını, birleştirme isteğinde bulunulan Keşan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dosyasında müvekkilinin sigortalısı kazazede tarafından bedensel zararın yani maluliyetin giderilmesi amacıyla dava açıldığını, eldeki bu davanın ise tedavi giderlerinin rücusuna ilişkin olduğunu, her iki davanın niteliği farklı olduğundan birleştirilmeleri yönündeki isteğin reddine karar verilmesini istediklerini belirtmiştir.<br>Keşan 1. Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi) Mahkemesi’nin 2020/277 Esas sayılı dava dosyasında; davacısının ..., davalılarının ... Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş, dava tarihinin 25/11/2020 olduğu, davada 28/08/2019 tarihli kaza nedeniyle davacının geçici ve kalıcı beden gücü kaybına uğradığı ileri sürülerek çalışma gücü kaybı, her türlü tedavi gideri (ameliyat, refakatçi, tedaviye geliş gidişler, özel yatak, tekerlekli sandalye, yol, özel araçlar ve yeme-içme, tedaviye katılım payları), kazanç kaybı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları karşılayacak şekilde maddi ve manevi tazminat isteğinde bulunulduğu, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi kapsamında 30.000,00 TL maddi tazminat değeri ve 10.000,00 TL manevi tazminat değeri üzerinden açıldığı, davanın derdest olduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına; eldeki dava ile Keşan Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesinin 2020/277 Esas sayılı dosyasında görülen davanın 28/08/2019 tarihinde meydana gelen aynı kazaya ilişkin olduğu, Keşan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin dosyasında davacı ..., davalılarının ... Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.olduğu, kaza nedeniyle davacının geçici ve kalıcı beden gücü kaybına uğradığı ileri sürülerek çalışma gücü kaybı, her türlü tedavi gideri (ameliyat, refakatçi, tedaviye geliş gidişler, özel yatak, tekerlekli sandalye, yol, özel araçlar ve yeme-içme, tedaviye katılım payları), kazanç kaybı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları karşılayacak şekilde maddi ve manevi tazminat isteğinde bulunulduğu, davanın 25/11/2020 tarihinde açılmış olduğu; eldeki davada ise davacı kurum tarafından sigortalısı ...'nın karşılanan tedavi gideri kalemlerinin, tıbbi tedavi, ilaç ve bandaj bedelleri ve hastane masrafları ile yapılan diğer giderler olmak üzere toplamda 50.453,07 Euronun rücuen tahsilinin talep edildiği, eldeki davanın 21/07/2022 tarihinde açıldığı; her iki davada kazanın oluş şekli, kusur durumu ile sigortalının yaralanması nedeniyle yapılan tedavi giderleri ve davalı tarafların tazminat sorumluluğunu tespite yarar delillerin birlikte toplanarak değerlendirilmesinin yerinde olacağı, diğer taraftan her iki davada da ... Sigorta A.Ş.’nin ve ... Sigorta A.Ş.’nin davalı sıfatıyla olarak yer aldıkları, sigorta şirketlerinin sorumluluğunun akdi ilişkiye dayandığı ve sigorta teminat limitleri ile sınırlı olduğu, poliçe teminatı kapsamında sorumlu oldukları miktarın belirlenmesi ve mükerrer tahsilata sebebiyet verilmemesi bakımından sağlıklı bir sonuca gidilebilmesi ve usul ekonomisi nedeni ile her iki davanın birleştirilerek görülmesinde yarar bulunduğu anlaşıldığından; mahkemece verilen birleştirme kararı yerinde olup, davalı vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2023 tarihli 2022/634 Esas ve 2023/706 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  30/11/2023<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e4d043ce3d58710e","SID":"c9efbb17e72fb118"}}