{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1963 <br>KARAR NO\t: 2023/1292<br>KARAR TARİHİ: 22/11/2023<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/02/2020<br>NUMARASI\t: 2017/1124 Esas -  2020/128 Karar<br>DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA\t: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket davalı şirket tarafından satılan ... kumaş kartela kodlu üründen 642 metre satın aldığı ve satın alınan bu kumaşların davacı tarafça incelendiğini, standart testlere tabi tutulduğu ve herhangi bir hata gözlemlenmediği ayrıca iki kez numune alındığı ve bunlarında standart testlerden geçirildiğini, davacı yanca üretilen ürünler yurtdışı menşeli ... şirketine satılmasının  üzerinden geçen bir süre sonra ayıplı olduğu gerekçesiyle iade edildiğini, üretimden kalan numunelerin davacı tarafça test edildiği ve bu test sonucunda elastikliği sağlayan Lycraların elastikiyetini hemen yitirdiği aynı zamanda bazılarında patlayıp kumaş yüzüne çıktığını, ayıplı çıkan mallardan dolayı davacı yana yapılacak olan ödemelerin durdurulduğu ve ciddi bir maddi ve ticari itibar kaybının ortaya çıktığını, iade alınan ürünlerle ilgili yurtdışında depo kiralandığı ve nakliye harcamalarıyla davacı yanın zararının daha fazla arttığını, davacı yanca ayıp derhal davalı yana ihbar edildiği ve zararlarının tazmin edilmesi gerektiğini, davacı yanca sunulan SGS test sonuçlarında ürünün ayıplı olduğunun anlaşılacağını, davacı yana tebliğ olmayan satım sözleşmesinin konfeksiyon ürünlerinin iadesinin mümkün olmadığını düzenliyor olmasının kanuna aykırı oluşu ve bu mukabelenin geçerli olmayacağını, beyanlarıyla 5.000,00-TL'nin ve zararın doğduğu tarihten itibaren ticari işlerde uygulanan reeskont avans faizinin davalıdan alınmasını talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sözleşme konusu mallarda açık ya da gizli hiçbir ayıp bulunmadığı gibi davacı yanca yapılan incelemelerden soma ayıp bulunmadığının davalı yana açık bir şekilde bildirildiğini, davacı yamn iki kez numune aldığı ve bir çok işleme tabi tuttuğu ve kumaşlardan üretim yapıldığının ihtarname içeriğinden açıkça anlaşılacağını, taraflar arasında, yapılan satış sözleşmesinde fatura kesildikten sonra satışa konu konfeksiyon ürünlerinin iade alınmayacağının düzenlendiğini, davacı yanın ayıp ihbarını ve tazminat taleplerini kabul etmedikleri gibi davalı tarafa yapması gereken ödemelerin gerçekleştirilmediği ve bu sebeple davalı yanın maddi anlamda ciddi zararının mevcut olduğunu, davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Davacı şirket tarafından Beyoğlu ...Noterliği'nin 07.06.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle, kumaşların ayıplı olduğu davalı yana ihbar edilerek sözleşmeden döndüğünü ve genel hükümlere göre uğradığı zararın giderilmesinin talep edildiği, yine dosya kapsamına sunulan 13.04.2017 tarihli e-mail yazışmasında da kumaşların ayıplı olduğu hususu davalı yana bildirilmişse de; davacı yanca, davaya konu kumaşları kabul etmeden önce incelediğini, standart testlere tabi tuttuğunu, herhangi bir hata gözlemlemediğini; ayrıca basiretli bir tacir gibi davranarak kumaşlardan önce numune aldığını, alınan numuneler üzerinde birtakım testler yaptırıldığını, bu testlerin hiçbirinde ayıba rastlanmadığının belirtildiği, yine dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında da; davalı yanca üretilen kumaşların pantolon olarak üretimi yapılmadan önce davacı yanca dava dışı ... A.Ş.'de teste tabi tutulduğunun belirlendiği, söz konusu kuruluşa ilişkin 16.02.2017 tarihli ... RVl no.lu dokunmuş siyah pantolona ait test raporunda; kumaşın  ... (Esneme Geridönme) testinden geçemediğinin belirlendiği; ancak bu raporda pantolon üretilecek kumaşının bu testten geçemediği halde 22.02.2017 tarihli faturayla ihraç edilmek üzere dava dışı ... gönderildiğinin belirlendiği, bu bağlamda; davacı yan, ayıbı bu tarihte belirlemesine rağmen ayıp ihbarında bulunmadığı gibi kumaşları dava dışı üçüncü kişiye gönderdiği anlaşılmıştır. TBK'nın 473. maddesi gereğince, iş sahibi davacı yanın gizli ayıplar nedeniyle ihbar külfetini yerine getirmediği ve bu davranışlarıyla eseri kabul etmiş sayıldığı, açıklanan gerekçelerle; davacı yanın, ayıptan doğan seçimlik haklarını kullanamayacağı belirlendiğinden davacı yanca açılan davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak taraflar arasındaki akdi ilişkinin eser sözleşmesi  olduğu tespit edilmiş ancak akdi ilişkiyi eser sözleşmesi olarak nitelendirmek pek çok açıdan hukuka aykırı olduğu gibi  hüküm kurulurken eser sözleşmesi satış sözleşmesi gibi bir ayrıma gidilmesinde hukuki bir yarar olmadığını, davacının daha önce örneği davalı tarafından üretilmiş kumaş parçalarını yapacağı iş için numune mahiyetinde inceledikten sonra uygun olduğuna karar vererek aynı kumaştan belirli miktarda satışını talep ettiğini, davacının alıcıya satış konusu mala ilişkin bir örnek bırakılmış ve taraflar ileride alıcıya teslim edilecek malın bu örneğe uygun olacağı konusunda anlaşmış olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundan  hareketle satılan kumaşlarda gizli ayıbın olduğunun tespit edildiğini, ancak  kumaştan  dokunmuş siyah pantolonların satılmadan önce esneme testine tabi tutulduğunu, pantolonların bu testen geçemediği halde dava dışı üçüncü şirkete satıldığını, bu durumda davacının bildirim külfetini yerine getirmediğinden davanın reddine kararı verdiğini, mahkemenin bilirkişi raporunu esas alarak verdiği bu red kararı tamamen hukuka aykırı olduğunu alıcı davacının, gözden geçirme ve bildirim sürelerine uyma külfetini yerine getirerek  davalı şirketten zararının tazminini istediğini, kumaş esnekliğinin  5 puan üzerinden 2 alması pantolan üretmek için yeterli bir esneklik olduğunu, dava konusu kumaşların gizli ayıbının sgs raporundaki esneme-geri çekme işlevinin düşük olması değil, esneme ve geri çekme esnasında kısa süreli kullanımda kumaş içerisindeki likraların patlama yaparak kumaş yüzeyine çıkması olduğunu, zira kumaş üzerinde yapılan testlerde bu ayıp belirlemiş, kullanımla birlikte ortaya çıkmış gizli bir ayıp olduğunu bu açıdan mahkemenin gizli ayıbın ne olduğunun tespitinde ve ortaya çıkma zamanında hatalı tespitlerde bulunulduğu için gizli ayıp ihbarının zamanında yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Likranın  neden kumaş yüzeyine çıktığı ancak Tübitak veya Üniversite gibi kurumlarda bulunan ileri teknoloji laboratuvarlarında yapılacak inceleme neticesinde ortaya çıkabileceğini, oysa gizli ayıbın tetkiki kumaşlar üzerinde yapılacak teknik incelemeyle mümkünken mevcut davada alınan bilirkişi raporunda bilirkişi tarafından bu tip bir inceleme yapılmadığını, kumaş örnekleri taraflarınca hazır edilmesine karşın hiç bir şekilde incelenmediğini, sadece daha önceden davacı tarafından yapılan testler bilirkişi tarafından yorumlanmış ve kumaşların laboratuvar ortamında teknik incelemeye tabi tutulması talebi mahkeme tarafından kabul görmemiş olup bu durumda hükme esas alınan bilirkişi raporunda teknik incelemeye yeterince yer verilmediğini beyanla  beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan emtia nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmeye konu ürünün ayıplı olup olmadığı noktasındadır.Davacı şirket, davalıdan 06/12/2016 tarih ve ... sipariş nolu satış sözleşmesi ile 642 metre ... kodlu kumaştan satın almıştır.Davacı tarafından davalı muhatabına çekilen Beyoğlu .... Noterliğinin 07/06/2017 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile, satın alınan kumaşların elastikiyetlerini hemen yitirdikleri ve yurtdışı alıcısı tarafından ürünlerin iade edildiği, ayıplı ürünler nedeniyle sözleşmeden dönme ve satılanın iadesi hakkını kullandıklarını  beyan edilerek, sözleşme bedeli ve uğradıkları zararın ödenmesi ihtar edilmiştir.Davacı tarafça, satılanın ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın tazminine  karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur.Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanan seçimlik haklarını kullanabilmesi için muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması gerekir. TTK'nın 23/1-c maddesine göre de ticari satımlarda muayene süresi sekiz gündür.Somut olayda, davacı tarafından, davalıdan satın alınan kumaştan üretilen siyah dokuma pantolon 2 Şubat-6 Şubat 2017 tarihleri arasında ... test ettirilmiş ve \"esneme geri dönme\" testinde kaldığı/müşteri standartlarına uygun olmadığı belirtilmiştir. Davacı tarafından daha sonra bu ürünler 22/07/2017 tarih ve ... nolu fatura ile ihraç edilmek şartıyla dava dışı ... firmasına satılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede, giyilmiş olan pantolonlarda kumaş içindeki Likraların vücut hareketlerinin neden olduğu gerilmeler dolayısıyla koparak kumaş yüzeyine çıkmış olduğu, bu hataya likranın özelliğini kaybetmiş olmasının sebep olduğu, likra içeren bir kumaşta likranın kopma ve esneme özelliklerini kaybedip kaybetmediğini anlamak için esneme-geridönme ve aşınma dayanımı testlerine bakılması gerektiği ifade edilmiştir. Söz konusu pantolonlarda 2 Şubat-6 Şubat 2017 tarihleri arasında SGS'ye yaptırılan test sonucunda \"esneme geri dönme\" testinde kaldığı tespit edilmiş olup, davacı tarafça ihtarname ve talebe konu edilen \"satış bedeli, iade sebebiyle ara nakliye bedeli ve depo bedeli\" kalemlerine ilişkin zarar, esneme geri dönme testinden kalan pantolonların buna rağmen ihraç amacıyla satılması sonucu davacının kusuru ile oluştuğundan, bu zararın davalıya yüklenmesi mümkün değildir. Bu nedenle, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı tarafça, dava konusu kumaşların gizli ayıbı ... raporundaki esneme-geri çekme işlevinin düşük olması değil, esneme ve geri çekme esnasında kısa süreli kullanımda kumaş içerisindeki likraların patlama yaparak kumaş yüzeyine çıkması olduğunu beyan etmiştir. Ancak bilirkişi raporunda, pantolonlarda kumaş içindeki Likraların vücut hareketlerinin neden olduğu gerilmeler dolayısıyla koparak kumaş yüzeyine çıkmış olduğu, bu hataya likranın özelliğini kaybetmiş olmasının sebep olduğu, likra içeren bir kumaşta likranın kopma ve esneme özelliklerini kaybedip kaybetmediğini anlamak için esneme-geridönme ve aşınma dayanımı testlerine bakılması gerektiği ifade edilmiş olup, SGS tarafından yapılan gerek esneme geri dönme gerekse aşınma mukavemeti testinden kaldığı raporlanmıştır. Pantolanların söz konusu testlerden kaldığı açıkça belirtilmiş olduğuna göre,  söz konusu testte yapılan puanlamanın sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR  : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b789a08039d20b1f","SID":"372d380aa30929b3"}}