{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1797 <br>KARAR NO: 2023/1163<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/12/2019<br>NUMARASI: 2019/371 Esas -  2019/1293 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarafından, ... emrine düzenlenmiş olan 18.04.2018 tarihli, 70.000,00-TL tutarlı, ... seri numaralı çek, 44.505,00-TL’si ... Apt. ... Şantiyesi, 25.495,00-TL’si ise Kızıltoprak’ta bulunan .... mermer işlerinin karşılığı olmak üzere, ... tarafından müvekkiline ciro edildiğini ve zilyetliği geçirildiğini, borcunu ödemeyen davalılar aleyhine, taraflarınca İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, dosyanın yetkisizlik ile Anadolu ... İcra Müdürlüğü’ne gönderilmiş ve ... Esas numarasını aldığını, davalılar vekili tarafından 26.02.2019 tarihinde ödeme emrine, borca ve fer’ilerine itiraz edilmiş ve icra takibi itiraz tarihinde durdurulduğunu, davalıların takip konusu borca yapmış oldukları itirazın haksız ve mesnetsiz olup, huzurdaki davayı açma gereğinin hasıl olduğunu, yapılan itiraz tamamen takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olup borca, faize ve fer’ilerine yapılan itirazın haksız olduğunu, müvekkilinin yetkilisi ve sahibi olduğu, alanında öncü firmalardan biri olan ... Anonim Şirketi yıllardır büyük bir titizlik ve özenle ticari faaliyetler yürüttüğünü, davalılar ile müvekkili arasında yapılan anlaşma uyarınca, müvekkiline ait şirket edim borçlarını yerine getirmiş, satışı gerçekleştirilen malzemeler zamanında, tam ve eksiksiz olarak davalılara teslim edildiğini, müvekkilimiz, davalılarla arasındaki ticari ilişkiye ve davalıların, borcu en kısa süre içerisinde yasal faizi ile birlikte ödeyeceklerine ilişkin verdikleri söze güvenerek yasal ibraz süresi içerisinde çeki muhatap bankaya ibraz etmediğini, davalıların basiretli tacir gibi davranmadığını, borçlarını zamanında ödemediğini ve müvekkilinin ibraz süresini kaçırmasına sebebiyet verdiğini, İbraz süresi kaçırılan çek kambiyo senedi vasfını yitirdiğinden, davalılar aleyhine genel haciz yoluyla takip başlatılmış olup başlatılan takip davalıların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazları neticesinde durduğunu, İcra İflas Kanunu’nun 67.madde uyarınca T.C. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, borcundan haberdar olmasına rağmen kötü niyetli olarak itiraz eden davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle ücret-i vekâletin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından verilmiş olan dava dilekçesinin müvekkillerinin mermer işlerinin karşılığı olarak davacının yetkilisi ve sahibi olduğu ... Tic. A.Ş.’ye, borçlu olduğunu, müvekkillerinin şahsi olarak dava dışı şirket olan ... Tic. A.Ş. ile herhangi bir ticari faaliyeti bulunmadığını, İcra takibine konu edilmiş olan çekin teminat senedi olarak verilmiş olup icra takibinin kambiyoya dayalı olarak değil de adi icra takibi olarak açılması da bunu kanıtlar nitelikte olduğunu, sözde asıl alacaklının ... Tic. A.Ş. ise ve ticaret sonucunda satım yapılan firma .... Tic. Ltd. ŞTİ. İse müvekkili ... herhangi bir icra takibi ya da itirazın iptali davasının tarafı olamayacağı gibi, şirket alacakları için de ...Tic. A.Ş.’nin yetkilisi olan İlhan Kütük'ün alacaklı ya da davacı sıfatına sahip olmadığını, bu nedenle işbu davanın öncelikli olarak husumet yokluğu nedeniyle reddi ve icra takibinin iptaline karar verilmesi gerektiğini, davacı hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkillerinin herhangi bir borcu olmadığı halde hatta ve hatta davacının açık bir şekilde ne bir icra takibi açmaya ne de dava açmaya yetkisi ya da alacağı olmadığı halde bu şekilde bir icra takibi ve devamında dava açılması müvekkilimin itibarını zedeler nitelikte ve ağır bir şekilde kusurlu olan davacı yan aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, husumet yokluğu nedeniyle davacının davasının reddine, herhangi bir delil ya da hukuki dayanaktan yoksun icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının müvekkillerinin itibarına yönelik olarak eylemleri sebebiyle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, dava masrafları ve vekalet ücretinin davacıya yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Dava,  icra takibine konu çek nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; somut olay bakımından dosyada bulunan takip dayanağı çekin teminat senedi olup olmadığı, dolayısı ile mücerret borç ikrarını içerip içermediği, süresinde ibraz edilmeyen çek nedeniyle davacının alacağının olup olmadığı varılacak sonuca göre bahsi geçen çeke dayanılarak alacaklı tarafından borçlu hakkında icra takibi yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır. Kural olarak çek, bir ödeme vasıtası olup, aksi kararlaştırılmadıkça mevcut bir borcun tediyesi amacı ile verildiği yönünde bir karine mevcuttur. Bu karinenin aksini iddia eden davalı, çeklerin avans olarak verildiğini ve karşılığında mal teslim edilmediğini yazılı delille ispatlamakla yükümlüdür. Başka bir anlatımla somut olayda ispat yükü davalı taraftadır. Somut olay değerlendirildiğinde; takibe konu çekte borçlular tanzim eden ve lehtar, alacaklı ise hamil konumundadır. Bu itibarla davacının aktif husumetinin varlığının kabulü gerekir. Dava konusu çekin teminat amaçlı verildiğinin davalılar tarafından ispat olunamamasına göre açıklanan nedenlerle davanın kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. \t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 27/12/2019 tarihli duruşmaya kendilerince mesleki mazeretlerinin iletildiğini, bu kapsamda yerel mahkeme tarafından mazeretin görmezden gelindiğini, işbu kapsamda kendilerince gönderilen mazeret dilekçesinin duruşma zaptında dahi belirtilmeden yokluklarında karara bağlandığını, işbu durumun savunma haklarının kısıtlanmasına sebebiyet verdiğini, yerel mahkemenin davacının taleplerine rağmen özel bir uzmanlık konusu gerektiren işbu konuya ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırmadığını, bu nedenle eksik inceleme sonucu verilen kararın iptalinin gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu sözde asıl alacaklının ... A.Ş. ise ve ticaret sonucunda satım yapılan firma olan ... Ltd. Şti. 'nin ise müvekkili ...herhangi bir icra takibi ya da itirazın iptali davasının tarafı olamayacağını, şirket alacakları için de ... A.Ş.'nin yetkilisi olan İlhan Kütük'ün alacaklı ya da davacı sıfatına sahip olamayacağını, bu nedenle işbu davanın öncelikli olarak husumet yokluğu nedeniyle reddi ve icra takibinin iptaline karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın hukuka aykırı olarak ikame ettiği işbu davada çeke dayalı borcu talep ettiğini, işbu talebin gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin 20/04/2018 tarihinde 20.000,00 TL ödemeyi elden gerçekleştirdiğini, bu kapsamda müvekkili tarafından ödemesi gerçekleştirilen 50.000,00 TL bakiyenin sebebinin ise davacı tarafından taraflar arasında kurulan akde sirayet edilmemesi olduğunu, davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu kapsamda müvekkilleri tarafından eksik işin tamamlanması hasebi ile defalarca uyarılmasına karşın eksikliklerinin tamamlanmadığını, müvekkillerinin davacı tarafın sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle bakiye bedeli ödemediğini, bu kapsamda bir an için yapılmayan işler bakımından da ödeme yapılması gerektiği düşünülse bile müvekkilinin gerçekleştirdiği 20.000,00 TL ödemenin görmezden gelinmesi ve takibin aynen devam edilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde takibin devamına ilişkin kararın bozulmasını, bu kapsamda davacı tarafından ikame edilen itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini ve yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalıların istinaf başvurusunun haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, takibe konu çekte borçlular tanzim eden ve lehtar, alacaklı ise hamil konumda olmasının aktif husumetin varlığını ortaya koyduğunu, davalılar tarafından 23/07/2020 tarihli istinaf başvurusu dilekçesinde \"söz konusu işlerin güvene dayalı olduğunu ve uğranılan prestij kaybından\" bahsetmelerinin abesle iştigal olduğunu, müvekkiline ödeme yapacaklarını belirtmeleri neticesinde herhangi bir aksiyon almaksızın ödeme yapmaktan kaçınmaları davalıların ticari ilişkilerindeki güven unsurunu yalnızca tek taraflı tanımladıklarının bir göstergesi olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde davalılar tarafından ileri sürülen istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini, yerel mahkeme kararının onanmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; davacının davalılardan alacağın tahsili amacıyla süresinde ibraz edilmeyen çeke dayanarak başlattığı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı  vekilince yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık; davacının davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı ve alacağın ispatı noktasındadır. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK.  2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).Davacı tarafından davalılar hakkında  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...  E. Dosyası ile 70.000,00TL asıl alacak, 3.702,33 TL geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 73.702,33 TL toplam alacağın tahsili istemiyle 18/04/2018  tarihli, ... Bağcılar şubesine ait ... seri numaralı çek dayanak gösterilerek ilamsız icra takibi başlatılmış, borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borç ve ferilerine itirazı üzerine takip durmuş, alacaklı vekilinin icra dairesine başvurusu ile dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesini talep etmesi üzerine dosya İstanbul Anadolu  .... İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı dosyasına kaydedilmiş, borçlulara gönderilen ödeme emrine yapılan itiraz üzerine takip durmuş ve 21/06/2019 tarihinde süresi içinde  eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde; davalılara müvekkilinin sahibi ve yetkilisi olduğu ... A.Ş.'nin, satışını yaptığı malzemelerin zamanında tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini, davalılara güvenerek yasal ibraz süreside çekin bankaya ibraz edilmediğini, ibraz süresi kaçırılan çekin kambiyo senedi vasfını yitirdiğinden genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, süresinde  ibraz edilmeyen çekin taraflar arasındaki temel ilişki bakımından yazılı delil başlangıcı sayılması gerektiğini iddia etmiştir. Dava dilekçesi içeriğinden davacının taraflar arasındaki asıl borç ilişkisine dayandığı,  davacıya verilen çeki ispat aracı olarak takibe ve dosyaya dayanak yaptığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise; dava dilekçesinde davacının yetkilisi olduğu  ... A.Ş'nin alacaklı olduğunun belirtildiği, davalıların dava dışı şirketle şahsi olarak bir ticari faaliyetlerinin bulunmadığını, icra takibine konu edilen çekin teminat çeki olduğunu, dava dilekçesinde asıl alacaklının ..., satım yapılan firmanın ise ... Ltd. Şti. ise davalıların icra takibinin tarafı olamayacağını ve davacının da ...  A.Ş.'nin şirket alacağından dolayı davacı olamayacağını, husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.  Tarafların iddia ve savunmalarına göre; davacının yetkilisi olduğu  ... A.Ş. ile davalıların bir şeklide ilgili oldukları  ... Ltd. Şti. arasında ticari  bir ilişki bulunduğu, dava konusu çek üzerinde bahsi geçen şirketlere ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı, süresinde ödeme için bankaya ibraz edilmeyen çekin kambiyo vasfını yetirip taraflar arasında yazılı delil başlangıcı olabileceği, dava dilekçesinde de temel ilişkiye dayanılıp davacının yetkilisi olduğu şirketin davalılara mal teslim ettiği ve çek bedelinin ödenmediğini iddia edildiği, bu haliyle eldeki çeke dayanılmayıp temel ilişkiye dayanıldığı, temel ilişkinin de davacı ile değil ... A.Ş nin taraf olduğu  anlaşılmaktadır. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir davadır. Takipte alacaklı olarak davacı  ...'ün talepte bulunmasına rağmen dava dilekçesinde davacının açık beyanı ile alacaklının ...  A.Ş. olarak beyan edilmiştir. Davacı alacak iddiasını taraflar arasındaki temel ilişkiye dayandırmakta olup,  iddianın ileri sürülüş biçimi karşısında  yazılı delil başlangıcı olan  çeke dayalı alacak davasında ispat külfeti davacı üzerindedir. Davacı tarafça davasını ispat edemediği anlaşıldığından  davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi  isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine,davacı takip başlatmakta haksız ise de dosya kapsamındaki deliller ile  kötü niyeti ispatlanmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine  karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,3-Başlangıçta peşin olarak alınan 890,15 TL harçtan, alınması gerekli olan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 620,3‬0 TL harcın istemi halinde davacıya iadesine, 4-Yargılama sırasında davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Yargılama sırasında davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalılar yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Gider Avansından artan kısmın ilgilisine iadesine, 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalılar vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalılar tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL, posta gideri 23,50 TL olmak üzere toplam 172,10 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.02/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"373198195db9be41","SID":"c0dfcb0c4daa6c44"}}