{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1763 <br>KARAR NO\t: 2023/1707<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/33 E.  -  2021/320 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Marka Kararının İptali <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/09/2021 tarih ve 2021/33 E. - 2021/320 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... ile davalı ... vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin  TÜRKPATENT nezdinde 43. sınıf hizmetlerde tescil edilmek üzere 2019/117098 numaralı ve “...” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şahsın başvuruya yaptığı itiraz davalı ... Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedilmiş ise de, bu karara davalı şahıs tarafından yapılan itiraz Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından kabul edilerek, müvekkilinin marka başvurusunun reddedildiğini, oysa müvekkilinin uzun yıllardır gıda sektöründe çalışmalar yaptığını, sadece ... İlçesinde mukim bir kuruluş olacak olması ve sunulacak hizmetin .../kahvaltılık/brunch ile sınırlı olacak olması nedeniyle “...” ibaresinin tercih edildiğini, bu ibarenin salt bir şahsa ya da kuruma özgülenmesinin söz konusu olmadığını, marka başvurusunda yer alan diğer bir ibarenin “...” olup konum bilgisi ihtiva ettiğini, “...” ibaresinin ise Türk mutfağında yer alan bir ekmek türü olduğunu, müvekkillinin markasının görsel, işitsel ve anlamsal olarak itiraza mesnet markalarla benzer olmadığını, markalar arasında iltibasa yol açacak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, İstanbul’da mukim ... İlçesinin konumu ve turistik olması nedeniyle turist kafileleri hedef alınarak Türk geleneklerinde önemli yeri olan ... hizmetini yine Türklerin yerel lezzeti olan “...” ekmeği ile sunum yapılacak olması gerekçeleriyle işbu marka başvurusunun yapıldığını, markaların ortak olarak içerdiği “...” ya da “...” ibarelerinin markalar kapsamındaki mal ve hizmetler bakımından yüksek ayırt ediciliği haiz olmadığını, başvurunun itiraza mesnet markalardan farklılaştığını ileri sürerek, YİDK’nın 2020-M-10767 sayılı kararının iptali ile 2019/117098 başvuru numaralı “...” ibareli markanın tesciline karar verilmesini <br>talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şahıs vekili, müvekkili ... ve ailesinin, ilk kez 1992 yılında kurulan ve bu tarihten itibaren aralıksız ve fasılasız olarak ticari faaliyetlerde bulunan \"... ...\" ve “...\" ibareli restoranlarının sahipleri olduğunu, müvekkillerine ait olan restoranların en önemli özelliğinin ise, müşterileri nezdinde doymadan masadan kalkmanın yasak olduğunun belirtildiği \"doymadan kalkmak yasak\" konsepti olduğunu, müvekkilinin ...'den sonra İstanbul ili, Nişantaşı semti dahil olmak üzere 5 farklı yerdeki şubeleri de hizmete açtığını, müvekkilinin, gerek markası gerek ticari hizmet şekli ve gerekse de kaliteli servisi ile alanında çok bilinen ve tanınan bir marka haline geldiğini, müvekkiline ait markaların asıl ibaresinin “...” olacak şekilde düzenlendiğini ve bunun yanında diğer yer adlarını belirten ibarelerden oluştuğunu, her iki tarafa ait markaların da aynı şekilde oluşturulduğunu, markaların ilişkilendirilmesi ve karıştırılması riski bulunduğunu, markalar arasında görsel-işitsel ve kavramsal benzerliğe ek olarak seri marka algısı da oluştuğunu, müvekkilinin tek başına \"...\" ibareli markasının da bulunduğunu, davacının hem markasını hem de ticari takdim şeklini müvekkilinin markasına benzettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, başvuru kapsamındaki 43. sınıftaki hizmetlerin itiraza dayanak markalar kapsamındaki hizmetler ile aynı/aynı tür/benzer/ilişkili  oldukları, somut olayda çekişmeli başvuru standart karekterle yazılmış “...” ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markanın standart karekterle yazılı \"... ...\" ibarelerinden oluştuğu; her ne kadar davalı yanın “...” ibareli markalarının 43. sınıfta tescilli olduğu görülmüş olsa da, davacı yanın markasında yer alan “...” ibaresinin bir tür ekmek olması karşısından düşük düzeyli ayırt ediciliğe sahip olduğu, “...” ibaresinin ise nitelik belirtmesi karşısında ayırt ediciliğinden söz edilemeyeceği, diğer taraftan davalı markalarında yer alan “...” ibarelerinin (kelime unsuru açısından, anlamsal olarak) tek başına, “...” ve “...” ibarelerinin de ayrı ayrı diğer ibareler ile birlikte tescil edilmesi karşısında, “...”, “...”, “...” ibarelerinin davaya konu benzer görülen hizmetler açısından ayırt ediciliği zayıf olan veya bulunmayan ibareler olduğu, söz konusu ibarelerin, tescili talep edilen ve karşılaştırmada aynı /aynı tür/benzer görülen hizmetler açısından esas unsur değil tali unsur oldukları, bunun tek istinasının “...” ibareli marka olduğu, bu hali ile yukarıda sayılan ibarelerin zayıf düzeyde ayırt ediciliğe sahip olduğu; bir bütün olarak, anlamsal, görsel ve fonetik olarak yapılan inceleme sonucunda, her ne kadar bazı davalı şahıs markaları açısından “...” ibareleri seri marka olarak kabul edilse de, tescili talep edilen sınıf açısından zayıf ayırt ediciliğe sahip olduğu, bazı markalarda her biri farklı il, ilçe, semt adı içeren unsurların yer aldığı, davalı yanın başvuruları içerisinde sadece İstanbul ili, ilçeleri ve/semt adları ile sınırlı kalmadığı, diğer taraftan sırf İstanbul ilinde 39 ilçe, 782 mahalle olduğu dikkate alındığında dahi, tescilli olmayan diğer il, ilçe, semt adları için davalı şahıs lehine peşinen koruma sağlayacağından söz edilemeyeceği, davacı markasında yer alan “...” ibaresinin belli bir ayırt edicilik kattığı, İstanbul ili Eyüpsultan ilçesinin eski adı ile birlikte farklı anlamlara da geldiği, markalarda yer alan diğer unsurlarla birlikte, bir bütün olarak yapılan karşılaştırmada, taraf markalarının bu hali ile karıştırılma ihtimaline neden olabilecek derecede benzer olmadıkları; somut olayda, makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişi olan tüketici açısından, “...” ibarelerinin ilgili sınıf ve hizmetler açısından bilinir, kullanılır bir ibare olarak algılanacağı, bu hali ile ayırt ediciliğin taraf markalarındaki diğer unsurlar üzerine yoğunlaşacağı, davaya konu marka açısından da “...” ibaresinin söz konusu ayırt ediciliği sağladığı, tüketicinin taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı görmesi halinde, bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanma tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, YİDK'nın 2020-M-10767 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunduğunu, başvuru markasının itiraz gerekçesi markalar gibi oluşturulduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDiğer davalı şahıs vekili istinaf başvuru dilekçesinde, \"...\" ibaresinin ilk kez müvekkili tarafından 43. sınıfta kullanıldığını, \"...\" şeklinde bir ... türü bulunmadığını, \"...\" ibaresinin 43. sınıf hizmetlerde tanımlayıcı da olmadığını, müvekkilinin ... ve Alaçatı'dan sonra İstanbul'da da şube açtığını, markanın tanındığını ve ayırt edici hale geldiğini, başvurunun müvekkilinin markaları gibi oluşturulduğunu, davacının hem markasını müvekkilinin markalarına benzettiğini, hem da takdim şeklini benzetmiş olduğunu, müvekkilinin markalarına benzer \"...\" şeklindeki markayı tescil ettirdiğini, sosyal medyada \"...\" ifadesini kullandığını, müvekkili markasıyla ilişkilendirmek için çaydanlık görselleri kullandığını, davacının iyiniyetli olmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararı iptali istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibaresinin çekişmeli 43. sınıf hizmetlerde tanımlayıcı olması nedeniyle iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmayacağı, bir ekmek türü olan \"...\" ibaresinin aynı sınıfta ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu hale göre zayıf bir marka seçen davalı şahsın bunun sonuçlarına katlanması gerektiği, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de zayıf ibareleri içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesinin gerektiği, zayıf ibarelerin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağı, buna göre dava konusu başvurunun, davacının itirazına mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, taraf marka işaretleri benzer olmadığından, davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olup olmadığının tartışılmasının sonuca etkili bulunmadığı, kötüniyet iddiasının ispat edilemediği, öte yandan davalı şahıs, davacının müvekkilinin markasını takdim şeklini de taklit ettiğini ileri sürmüş ise de, davacının markasını fiili kullanımının YİDK karar iptali talebiyle açılan işbu davanın konusu olmadığı anlaşılmakla, davalı ... ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... ile davalı ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 210,55-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t  <br>\t3-İstinaf aşamasında davalı ... ile davalı ... vekilleri tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/12/2023 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 05/01/2024<br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"38dfd8bb32f301e2","SID":"122b080164226c98"}}