{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1762 <br>KARAR NO\t: 2023/1276<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/03/2020<br>NUMARASI\t: 2016/1000 Esas - 2020/207 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA\t: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/08/2015 tarihinde davalıya bir sipariş formun iletildiğini ve davalının bu sipariş formunu onayladığını, bunun üzerine davalının sipariş formunda olan siparişlerin bir kısmının davalının Kuşadası'nda 2 villadan oluşan şantiyesinde kullanabileceği şekilde ulaştırıldığını, 30/10/2015 tarihinde de bu mallara ilişkin bir fatura kesildiğini ve faturanın davacı şirketin satış temsilcisi ... aracılığıyla elden teslim edildiğini, bu süreç içerisinde davalı yanca ayıp bildiriminde bulunulmadığını ve ürün bedellerinin ödenmediğini, bunun üzerine ihtarname gönderildiğini, sonrasında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını belirtmiş ve haksız itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sözleşmeye konu ürünleri eksik ve yanlış olarak gönderdiğini, bu nedenle projenin eksik olarak yapılabildiğini beyanla haksız davanın reddine, yargılama giderlerinin ve ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekâleten talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmalarına göre, taraflar arasında yazılı sipariş formu ve teklife dayalı olarak kurulan sözleşme kapsamında mal satışına ilişkin ticari ilişki kurulduğu, davacının incelenen 2016 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfını haiz olduğu ve takip tarihi itibari ile davalıdan 17.185,28 TL alacaklı olduğu, davalının inceleme gününde defterlerini hazır etmediği için inceleme yapılamadığı, uyuşmazlığın satışa konu malların sonradan değiştirildiği hususu kapsamında davalının ilk teklife uygun olmayan teslime dayalı süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, TTK 23 maddeleri gereğince tacirler arasında malın ayıplı olduğu iddiası var ise malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumun satıcıya ihbar ile açıkça belli değil ise alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek ve incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğunun ortaya çıkması halinde bu süre içerisinde durumu satıcıya ihbar ile yükümlü olduğu, diğer durumlarda ise Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü  maddesinin ikinci fıkrası uygulanacağı,  TBK 223/2 maddesinde ise satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde ise durumu hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği, aksi halde satılanı bu ayıpla birlikte kabul etmiş olacağının düzenlendiği, Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mah. 2016/230 D.iş sayılı dosyasında alınan raporda teklif formunda yazılı malların kullanılması suretiyle malzeme, işçilik ve mevcut malzemenin sökülmesi üzerine rapor alındığı, dosyamızdan alınan bilirkişi kök raporunda ayıbın bulunmadığı ek raporda ise teknik bilirkişi tarafından sunulan deliller kapsamında ayıbın tespit edilemediği, malzeme kodlarını gösterir fotoğrafın içeriğinin görüntülenemediğinin belirtildiği, somut dosya kapsamında bilirkişi her ne kadar satılanda ayıp olduğunu tespit edememiş ise de toplanan delille kapsamında ayıbın teklifte yazılı olmayan malların teslimine ilişkin olduğu savunması kapsamında olduğu bu hali ile açık ayıp niteliğinde olduğu; davalının cevap dilekçesinde ayıbı sözlü olarak ilettiğini belirttiği ve ihtarnamesindeki ifadelerinde bu hususu teyit eder nitelilikte olduğu, bir an için davalının 29/01/2016 tarihinde keşide ettiği ihtar içeriğinin ayıp bildirmi niteliğinde olduğu düşünülse dahi 17/12/2015 tarihinde teslim edildiği konusunda ihtilaf bulunmayan mallar ile ilgili ayıp bildirim süresinin aşıldığı dolayısı ile davalının savunmalarına itibar edilemeyeceği, davacının keşide ettiği ihtarnamede davalıya fatura bedellerini ödemesi için 3 günlük süre verdiği ihtarnamenin 28/01/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının TBK 90 ve 117 maddeleri uyarınca 01/02/2016 tarihi itibariyle temerrüte düştüğü, bu tarihten takip tarihine kadar talep edilen faiz tutarına ilişkin hesaplamanın (17.185,28 TL*10,50/365*141 gün=697,06 TL) uygun olduğu, toplanan deliller kapsamında davacının iddiasını ispat ettiği kanaatine varılarak davanın kabulü ile İA. .... İcra Müdürlüğü'nün  ... E sayılı dosyasına davalı yanca yapılan itirazın iptaline,  takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 10,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, alacak likit ve itiraz haksız bulunduğundan  takdiren alacağın % 20'si oranında hesaplanan 3.543,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davanın kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın müvekkili şirkete proje olarak sunduğu binanın bitmiş halini gösteren fotoğrafın dosyada mevcut olduğunu, yapılan tespitte görüldüğü üzere yerinde yapılan uygulamanın proje fotoğraftan farklı olduğunu, Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/230 D.İş sayılı dosyası ile yapılan bilirkişi incelemesinde dava konusu mallar ve yapılan uygulama üzerinde yerinde inceleme yapıldığını, 20/08/2015 tarihli ve 26/08/2015 tarihli davacı şirkete ait teklif formları ve binanın bitmiş halini gösteren fotoğraf ile kullanılacak malzeme kodlarının belirlenerek incelendiğini, teklif formu ve fotoğraf incelendiğinde 3 nolu kat silmesi, 1 nolu çatı altıkat silmesinin farklı malzemelerden olduğunu, 5 nolu pencere taçlarının ise yapılmadığının tespit edildiğini, teklif formunda belirtilen malzemelerle ve binanın bitmiş halini gösteren fotoğrafla uyum sağlayacak şekilde uygulama yapılması için gerekecek bedelin malzeme ve işçilik mevcut malzemelerin sökülmesi dahil gerekecek bedelin 11.000,00 TL olarak değerlendirildiğini, bu değerlendirmeye göre davacı tarafın teklif formu ve binanın bitmiş halini gösteren fotoğrafla uyumlu malzeme göndermediğini, müvekkilinin bu uyumsuzluğu ve ayıplı malı, ancak uygulamadan sonra görme imkanı olduğunu, uygulama yapılmadan görülmesinin mümkün olamayacağını, davacı tarafın teklif olarak sunulan malzeme yerine gönderilen değişik  malzemenin kalite ve estetik bakımından binanın ölçülerine uymadığını, tasarımda gösterilen malzemenin gönderilmediğini ve uygulanmadığını, en üst kat pencerelerin üst kısmına taçın uygulanmadığını, bu durumun alt kat ile üst kat pencereleri ve kat silmeleri arasında uyumu ve ahengi bozduğunu, bu durumun davalı tarafa İstanbul 20. Noterliğinin 29/01/2016 tarihli .. yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar edildiğini, yerel mahkeme kararında işbu Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/230 D.İş sayılı dosyası ile yapılan  bilirkişi incelemesinin hiç dikkate almadığını, yok sayıldığını, müvekkil şirkete ait muavin defterin ibraz edildiği halde bilirkişi raporunda değerlendirmeye alınmadığını, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından sözleşme kapsamında teslim edilen ürünlerin sözleşme hükümlerine uygun ve ayıpsız olarak davalı şirkete teslim edildiğini, kabul etmemekle birlikte müvekkili şirket tarafından ayıplı ürün teslim edildiği düşünülse dahi davalı tarafından yasal süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, bilirkişi raporlarında da müvekkili şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunun tespit edildiğini, gerek kendilerince dosyaya sunulan her türlü bilgi ve belge, gerek ise bilirkişi raporu ile bilirkişi ek raporu dikkate alındığında davalı tarafın iddialarının yerel mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, işbu takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğinin şüphesiz ortada olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini, yerel mahkeme kararının onanmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve  bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı  vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalıya  teslim edilen bir kısım ürünlerin ayıplı olup olmadığı ve davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davalının sipariş ettiği yapı malzemelerinin   davalıya teslim edildiği,  ürünler için fatura kesilerek davalıdan ödeme talep edildiği, hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında İstanbul Anadolu ...İcra Dairesinin ... takip dosyası ile 4 adet faturaya dayanılarak  ve takip talebine fatura örnekleri de eklenerek toplam 17.714,26 TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, borçlunun fatura konusunu teslim edilen malların ayıplı olduğu gerekçesiyle borca  itirazı üzerine takibin durduğu ve süreside itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf, davacının kendilerine teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunu, aldıkları bir kısım malzemenin uygulaması yapıldığında sipariş formuna uymadığını, ürünlerin ayıplı olduğu konusunda Kuşadası 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/230  D.İş dosyası ile tespit yaptırıldığını savunarak  davanın reddini savunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerekir.TTK'nın 18/3. Maddesine göre, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır. Elbetteki bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. 6098 sayılı TBK'nın 207. Maddesine göre,  aksi kararlaştırılmadıkça satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretmesi ile  bedel  alacağı doğar. Taşınırlarda mülkiyet zilyetliğin devri ile geçer(TMK m. 763/1).Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.Somut olayda; Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan tespit dosyasına sunulan bilirkişi raporunda 3 adet malzemenin teklif mektubunda yazılan malzemeler ve binanın bitmiş halini gösteren fotoğrafa uyum sağlayacak şeklide uygulama yapılmadığı, uyumlu hale getirmek için gereken malzeme ve işçilik bedelini 11.000 TL olduğu şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşme satış sözleşmesi olup binada uygulama yapmak davacının işi olmadığından tespit dosyasındaki \"fotoğrafa uyum sağlanacak şekilde uygulama yapılmadığına ilişkin belirlemenin eldeki  uyuşmazlığa bir etkisi  bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporuna malzemelerde ayıp olmadığı rapor edilmiş ek raporda ise dosyadaki evraklar ve fotoğraflar ile ayıbın belirlenme imkanı olmadığı yönünde rapor tanzim edilmiştir. Bu duruda ürünlerin ayıplı olduğu ispat edilmediği gibi, ürünler ayıplı kabul edilse teslim  tarihi olan 17/12/2015 tarihinden itibaren TTK 23 maddesi gereği 2 ve 8 günlük sürelerde ve TBK 223 maddesi gereği uygun süre içinde  ayıp ihbarında bulunulduğu ispatlanmamıştır.Davalının bu savunması yerinde görülmediği belirlendikten sonra davacının dava konusu ürünleri teslim ettiği konusunda bir ihtilafın bulunmadığı, ürün bedelleri konusunda da bir itiraz ileri sürülmediği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Somut uyuşmazlıkta: Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, davacı ticari defterlerini ibraz etmiş, dava konusu faturaların usulüne uygun ve sahibi lehine delil olma niteliğine sahip davacı ticari defterlerine işlendiği, davacının ticari  defterlerine göre takip asıl alacağı olan 17.185,28 TL alacağı olduğu belirlenmiştir. Davalı taraf ise yasal  ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış bunun yerine yasal niteliği olmayan muavin kayıtlarını sunmuş, bilirkişiler bu kayıtlar üzerinde inceleme yapmamışlardır. Bu durumda davacı kesin delil niteliğinde olan ticari defterleri ile alacağını ispatlamış olduğundan ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR  : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 1.221,55 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 350,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 871,55‬ TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,  nispi istinaf karar harcının istemi halinde davalıya kendisine iadesine,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.20/11/2023<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c594cfc25461972d","SID":"b5882fcd2f4f16b4"}}