{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1822 <br>KARAR NO: 2023/1954<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 16/06/2020<br>NUMARASI: 2016/255 E. - 2020/328 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Şirket Pay Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerin murisi ... 20.10.2010 tarihinde vefat ettiğini ve geriye davacıların mirasçı olarak kaldığını, murisin ... AŞ'nin ortağı iken, şirketteki palarını davalılara devir ederek ortaklıktan ayrıldığını, murisin hisselerinin davalılara devri sırasında ödenmesi gereken devir bedelinin eksik ödendiğini, payın değerinin mali müşavir aracılığıyla şirketin gelir gideri ile kayıtlarının incelenerek belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek, ortaklık payına mahsuben 50,000,00 TL'nin ortaklıktan ayrılma tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, murisin dava dışı ... A.Ş..'de bulunan hisselerini davalılara satması konusunda tarafların anlaştığını, bu anlaşmalar sonucu ayrı ayrı pay devirlerinin yapıldığını ve pay devir borcunun eksiksiz şekilde ödendiğini, devir bedelinin eksik ödendiğine ilişkin murisin sağ iken bir talebinin bulunmadığını, davadaki alacağın müteselsilen tahsilinin talep edilmesine rağmen anonim şirket hisse devri sözleşmelerinin ayrı ayrı imzalandığını, devir sözleşmelerinin muhteviyatı ile anlaşılan bedelin ödenmesi hususlarının davacılar tarafından ikrar edildiğini, davacıların iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini, davacıların murisinin kurduğu ...Tic. A.Ş. ile ...A.Ş. arasında ticari ilişki bulunduğunu, ... Şirketinin davacıların murisinin kurduğu şirkete mal ve nakit borç verdiğini, ... Şirketinin bu borçları ödeyemediğini, ... Bankasına olan borç dolayısıyla fabrikanın ve davacılar murisinin evinin satıldığını, ... Şirketinin alacakları dolayısıyla ... şirketine karşı icra takipleri yapıldığını, icra dosyaları kapsamında bu şirketin ... Şirketine halen 148.648,45 TL borcu bulunduğunu, davacıların bu borçtan kurtulmak için iş bu davayı açtıklarını savunarak, davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 21.maddesinde aşırı yararlanma (gabin) düzenlenmiş olup, maddenin 1. fıkrasında 'bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir' denilmek suretiyle, gabinin unsurları ile sonuçları hüküm altına alınmış; maddenin 2. fıkrasında ise, 'zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir' denilmek suretiyle, gabin iddiasında bulunan tarafın, bu hukuksal nedene dayanan hakkını kullanabileceği hak düşürücü süreler hüküm altına alınmıştır.Kanun metnindeki ifadelerden anlaşıldığı ve öğretide de kabul edildiği üzere, sözleşme hukukunda geçerli olan irade özerkliği ve sözleşme serbestisi ilkeleri gereğince, kişiler bir sözleşmedeki edim ve karşı edimi özgürce belirleyebilir, sözleşmenin şartlarını diledikleri gibi kararlaştırabilirler. Genel kural, sözleşme serbestisi ve irade özerkliği olmakla birlikte, sözleşmenin taraflarından güçsüz olanın korunması ile sözleşmenin tarafları arasındaki dengenin sağlanabilmesi, özleşmenin yapılması sırasında iradesinin oluşumu sakatlanmış olan tarafın korunması bakımından ise, kanunkoyucu gabine ilişkin düzenlemeyi getirmiştir.Kanunkoyucu bir taraftan, anılan gereksinim ve düşüncelerle sözleşme kurulumunda iradesinin oluşumu sakatlanan ve güçsüz konumda olan tarafı korumak amacıyla gabin (aşırı yararlanma) müessesesini düzenlemiş; diğer taraftan ise, sözleşmelerin çok uzun süreler boyunca geçersiz kılınma riski altında bulundurulmasının önüne geçmek istemiş ve gabin hukuksal nedenine dayanan talepler için 1 ile 5 yıllık hak düşürücü süreler öngörmüş; bu suretle, sözleşmenin her iki tarafının haklarını da gözeten belirleme yapma yoluna gitmiştir. Hisse devir sözleşmesi 30.04.2009 tarihinde yapılmıştır. davacılar murisi ... 20.10.2010 tarihinde vefat etmiş olup sağlığında ortaklık payı devri dolayısıyla bir hak talep etmemiştir. Dava ise  18/12/2014 tarihinde açılmıştır.Aşırı yararlanmayı düzenleyen 6098 sayılı Kanunun 28. maddesinde de bir ve beş yıllık süreler korunmuştur. Kaldı ki davacılar vekilince, Davacılar murisi ile davalılar arasında imzalanan Hisse Devri Sözleşmesi ve şirket borçlarının mahsuplaştırılmasına ilişkin Taahhütnamenin, davacılar murisinin iradesini sakatyabilecek hata, hile, tehdit altında yapıldığı, muvazaalı işlem tesis edildiği yada aşırı yararlanmanın bulunduğu yönünde bir iddiada da bulunulmamıştır.Netice itibariyle davacı taraf iddia ve talepleri ve dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna göre hisse devrinin değeri üzerinden satıldığı bilirkişi tespitleri ile ortaya konulmakla davacıların davalı taraflardan hisse payı devrinin düşük belirlenmesi dolayısıyla  talep edebileceği bir alacaklarının bulunmadığı kanaatine varılmakla..\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ  Davacılar  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece hükme esas alınan 04.10.2019 tarihli  bilirkişi raporunun açıkça 22.06.2018 tarihli bilirkişi raporuyla çeliştiğini, 22.06.2018 tarihli raporda, 30.04.2009 tarihli Taahhütname çerçevesinde ... Tic. A.Ş'nin cari hesaplarında 280.000,00 TL'lik mahsup kaydı bulunmadığının belirtildiği halde, söz konusu Taahhütname dikkate alınarak davacıların belgede belirtilen 280.000,00 TL tutarındaki alacak bakımından herhangi bir talep haklarının bulunmadığına yönelik değerlendirme ve tespitlerin, bilirkişi raporunu hem kendi içinde hemde dosyada bulunan 22.06.2018 tarihli bilirkişi raporuyla açıkça çelişkili hale getirmesine rağmen, bu çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu; Hükme esas alınan bilirkişi raporunun, dosyada bulunan diğer bilirkişi raporundaki tespitlerle çeliştiğini, ilk raporda öz kaynak yönetimi açısından bir hisse değerinin 2.501,46 TL olduğunun tespit edildiğini, ancak hükme esas alınan raporda mahkemenin bilirkişilerden talep ettiği hususların dışına çıkılarak, uyuşmazlık konusu olmayan sözleşme özgürlüğü ilkesi ve HMK'nın 200 ve 201.maddeleri kapsamında, devredilen hisselerin gerçek değerlerinin talep edilemeyeceğine ilişkin tespitte bulunulmasının hatalı olduğunu, dava konusu olmayan vakıaların bilirkişi raporunda bulunmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu; Hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya içerisinde bulunan diğer bilirkişi raporuyla çelişmesi nedeniyle bu çelişki giderilmeden, hukuki görüş açıklayan rapora itibar edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu,  Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, anonim şirket pay devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacıların murisinin 20.10.2010 tarihinde ölümüyle davacıların mirasçı olarak kaldıkları Tekirdağ 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/878-836 E.K. Sayılı ilamından anlaşılmaktadır. Davacı tarafından tazminat talepli dava Malkara Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, bu mahkemece yetkisizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği, bu mahkemece pay devrinden kaynaklı davanın TTK'da düzenlenmesi nedeniyle görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Davalılar ile murisin ortağı olduğu dava dışı ...  A.Ş.'nin muamele merkezinin Pendik ilçesi olması nedeniyle davaya bakan mahkemenin görevli ve yetkili olduğu anlaşılmıştır. Muris ile davalılar arasında düzenlenen anonim şirket hisse devir sözleşmesi ile muris ... ait İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı ... A.Ş.'deki 97,476 payına karşılık 97,476 TL'lik sermaye hak ve hissesinin tamamının aynı bedelle şirkete hariçten ortak olarak giren davalı ...'a sözleşme tarihi itibariyle aktif ve pasifi ile nominal değeri üzerinden devir edildiği, devir bedelinin 31.12.2010 tarihine kadar devir alan tarafından tamamen ödeneceği, devir alanın sözleşmeyi ibraz ile gerekli olan işlemleri yapabileceği ve diğer hissedarların ibra edildiği devir eden tarafından  kabul edilmiştir. Devir alanın ise pay bedelini bugün haricen nakden ödediği ve borcunun kalmadığını beyan ettiği görülmüştür. Aynı mahiyetteki sözleşme ile murisin 500.000 payaına karşılık 500.000 TL'lik sermaye payının ... devir edildiği ve devir alanın borcunu tamamen ödediği anlaşılmıştır. Davalılar ile muris arasında düzenlenen beyan ve taahhütname başlıklı belgede ise  \"...A.Ş.'nin .... Tic. AŞ'den olan alacaklarının 280.000 TL'lik kısmını ... Tic. AŞ  ortağı olan ... ait olan şahsi borcundan (sermaye hisse devrinden oluşan borç) karşılayacağını kabul ve taahhüt etmiştir.  ... A.Ş.'de bu beyana rıza gösterip ... AŞ'den olan alacaklarının 280.000 TL'lik kısmını şirket kayıtlarında ... borç kaydedilmek suretiyle, ... Tic. AŞ'nin hesabına alacak kaydedilmesine bütün taraflar muvaffakat etmişlerdir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Bu belge 30.04.2009 tarihinde muris, ... AŞ tarafından imzalanmıştır. Taraflar arasında düzenlenen pay devir sözleşmesi gereğince davacıların murisinin şirketteki payının davalılara satılarak devir edildiği ve devrin şirket kayıtlarına işlendiği sabittir. Pay devir sözleşmelerinde, murisin pay devir bedelini aldığı yazılıdır. Dava konusu talep, pay devrinin eksik belirlendiğine ilişkindir. Başka bir anlatımla davacılar, murislerden paylarını ucuza alındığını ve payın gerçek değerinin şirketin mali kayıtları ile belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek bu bedelin belirlenerek şimdilik 50.000 TL'sini talep etmişlerdir. 18.12.2014 tarihinde açılan davadan sonra davacılar vekili 21.11.2016 tarihli açıklama dilekçesi ile her bir davacı yönünden ve her bir davalıdan ne miktarda talepte bulunduğunu ayrı ayrı yazmıştır. Somut olaya, pay devir sözleşmesi gereğince uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'da senede bağlanmamış çıplak payın devri konusunda her hangi bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Ancak anonim ortaklıklar hukukunda payın, pay senedine bağlanması esasen zorunlu olmadığından senede bağlanmamış payın da pay senedi veya ilmuhabere bağlanmış pay gibi her türlü işleme konu edilebileceği kabul edilmiştir. Zira, senedin yokluğu ortaklık haklarının doğumunu engelleyici nitelikte değildir. Çıplak payın konu edileceği en önemli işlemlerden biri devirdir. Bu bağlamda, çıplak payın devrinin genel hükümler çerçevesinde yapılabileceği, çıplak payın devrinde, devrin anonim ortaklığa karşı ileri sürülebilmesi için 6762 sayılı TTK m. 417 uyarınca pay defterine kaydı gerekmektedir (Yargıtay 11 HD,  02/11/2015 tarih, 2015/4392 – 2015/11374 E.K sayılı ilamı). Ancak eldeki uyuşmazlıkta payın devir edildiği ve pay devir senedinde yazılan bedelin alındığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. TBK'nın 1.maddesine göre sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. Taraflar arasında geçerli şekilde düzenlenen anonim şirket pay devir sözleşmesi kapsamında davacıların murisinin paylarını, devir sözleşmesinde belirlenen bedellerle davalılara satarak teslim ettiği ve davalıların şirkete başvurusu üzerine devrin kabul edilerek davalıların şirket ortağı olduğu sabittir. Yukarıda belirtiliği gibi pay devir sözleşmesi geçerli şekilde kurulmuş olup, ancak TBK'nın 27 vd. maddelerinde düzenlenen hükümsüzlük, aşırı yararlanma veya irade bozuklukları nedeniyle taraf sözleşme ile bağlı kalmayacağını ileri sürebilir. Eldeki uyuşmazlıkta 818 sayılı BK'nın 20. maddesinde düzenlenen (TBK 27) kesin hükümsüzlük halinin bulunduğu savunulmadığı gibi, devam eden maddelerde düzenlenen aşırı yararlanma, yanılma, hile ve korkutma sebeplerinin bulunduğu da dava dilekçesinde ileri sürülmemiştir.  Mahkemece ilk olarak mali müşavir bilirkişiden alınan 22.06.2018 tarihli raporda şirket mali kayıtları incelenerek bir payın değeri belirenmiştir. Taraflarca düzenlenen sözleşmede irade serbestiyeti çerçevesinde devir bedeli belirlenip tahsil edildiğini ve sözleşme ifa edildiğine göre artık sözleşmenin geçersizliğine ilişkin somut bir neden ileri sürmeksizin farazi şekilde payın gerçek bedelle satılmadığı ileri sürülerek gerçek bedelinin tahsili istenemez. Bu şekilde bir talebe cevaz verilmesi halinde sözleşme hukuku ve hukuki güvenlik ilkesinin tamamen sarsılacağı açıktır.Mahkemece, devir sözleşmesinin geçerli olup olmadığı taraflar arasındaki ticari ilişki irdelenerek değerlendirilmiştir. Esasen davacının da sözleşmenin geçersizliğine ilişkin bir iddiası bulunmamaktadır. Buna rağmen mahkemece, davacının iddiasının dayanağının 818 sayılı BK'nın 20 ve devamı maddelerindeki kesin hükümsüzlük, aşrı yararlanma, hata,  hile ve korkutma hükümleri irdelenerek değerlendirilmesi yerindedir. Mahkemece hükme esas alınan 04.10.2019 tarihli raporda bir kısım hukuki değerlendirmeler yapılması HMK'da düzenlenen bilirkişi kurulunun uygun değil ise de, mahkemece bilirkişi görüşleri ile yetinilmeyerek davanın red gerekçesi etraflı şekilde açıklanmıştır. Ayrıca raporda tartışılan hususlar davalıların savunma sebepleri arasında bulunmaktadır.  Bilirkişi raporları arasındaki fark ve istinaf nedenleri hukuki nitelendirme ve değerlendirmeye ilişkin olup, mahkeme tarafların ve bilirkişilerin hukuki değerlendirmeleri ile bağlı değildir. Taraflar arasında düzenlenen 30.04.2009 tarihli beyanname ve taahhüt alacağın devri niteliğinde olup, davacıların murisinin sözlemeden kaynaklanan alacağının bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>KARAR Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.30.11.2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"34486d572109859c","SID":"808b744dacb69dee"}}