{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2023/443  Esas 2023/1660  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2023/443<br>KARAR NO\t\t: 2023/1660<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... ...<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 19/11/2018 <br>NUMARASI\t\t: 2016/909 Esas -2018/919 <br>DAVACILAR \t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Rücuen Tazminat,alacak<br>DAVA TARİHİ\t: 20/05/2016<br>KARAR TARİHİ\t: 28/11/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 25/12/2023<br><br>\tTaraflar arasındaki şirket eski müdürünün sorumluluğu ve rücuen tazminat istemlerine ilişkin davaların yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı sorumluluk ve rücuen tazminat davalarının kısmen kabulüne  yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce  sorumluluk davasında davacı şirket vekili ile davalı vekilinin istinaf sebeplerinin ayrı ayrı esastan reddine,  davacı ... tarafından açılan rücuan alacak davasında davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak davanın reddine, davacı ... vekilinin istinaf sebeplerinin reddine    dair verilen karara karşı taraf vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulması sonucunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bozma ilamı üzerine Dairemize gönderilen dosyada açılan duruşmada gereği konuşulup düşünüldü. <br><br>\t<br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; %45 oranında müvekkili ortağın, %10  oranında dava dışı ...'ın ve %45 oranında davalının hissedarı olduğu 04/10/2011 tarihinde kurulan davacı şirketin , kurulduğu tarihten 11/09/2015 tarihine kadar münferit yetkili müdürü olarak mali müşavir olan davalı ortağın yerine getirdiğini, dolayısıyla yasadan doğan görevleri ve davacı şirketin faaliyetlerini davalının yerine getirdiğini, davalı ortağın ortaklık hakları haricinde müdürlük görevi için aylı 2.700,00 TL ücret aldığını, davalının ve dava dışı ortağın 11/09/2015 tarihinde şirketteki tüm hisselerini müvekkili ortağa devrettiklerini, bu durumda davacı şirketin tek hissedarının müvekkilinin olduğunu, müvekkilinin hisse devri karşılığında 135.000,00 TL nakit ve 17 adet toplam 765.000,00 TL bedelli bono verdiğini, vadesi gelen senetlerin ödendiğini, ancak vadesi gelmeyen 12 adet senedin davalının banka hesabında bulunduğunu, 2016 yılı Şubat ayında şirketin 2013 ve 2014 yılı faaliyetleri ile ilgili olarak vergi müfettişleri tarafından yapılan inceleme sonunda belirlenen Vergi Usul Kanunu'na aykırılılar sebebiyle 12/04/2016 tarihli uzlaşma tutanağı ve 15/04/2016 tarihli tahakkuklar nedeniyle müvekkili şirket aleyhine tahakkuk ettirilen toplam 450.245,80 TL cezanın müvekkili tarafından 11/05/2016 tarihinde vergi dairesine tamamen ödendiğini, müstakilen ve münferiden tek sorumlu olarak müvekkili şirketin müdürlüğünü yürüten davalının bu özen gösterme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, asıl mesleği mali müşavirlik olduğu halde, ortaklık hakları haricinde ayrıca müdürlük görevi sebebiyle de ücret aldığı gözetildiğinde davalının şirkete  kesilen vergi cezası sebebiyle ağır kusurlu olduğunu, dava tarihi itibarıyla bile şirketin 2014 yılına ait defterleri ile bir kısım kıymetli evrakın şirketteki hisselerini devir tarihinden beri şirkette bulunamadığını, bunlarla ilgili şirketin herhangi bir devir ve teslim tutanağı düzenlemediğini, devirde ve devir sonrasında yeni yönetim tarafından ibra edilmediğini, dolayısıyla TTK'nın şirket müdürünün sorumluluğunu düzenleyen maddelerine gerekse haksız fiil hükümlerine ve vekalet ilişkisine yönelik hükümler gereği davalının doğan zarardan sorumlu olduğunu, bu yöndeki asli taleplerinin kabul edilmemesi ya da kısmen kabulü halinde 2013 yılı şirketin işlem ve faaliyetleri sebebiyle şirketin uğramış olduğu söz konusu 450.245,80 TL zarar, dolayısıyla şirketin pasiflerinde meydana gelen bu miktar artış sebebiyle, ilgili dönem ortaklarının zarardan hisseleri oranında sorumlu olduklarını, bu sebeple doğan zararı ödeyen müvekkilinin o dönem hissedar olan davalıya  rücu etme hakkının doğduğunu, zira dava konusu, vergi dairesince tahakkuk ettirilen cezanın davalının ortaklık hisselerini devrinden önceki bir tarihte tahakkuk etmiş olsaydı, şirket varlıklarındaki bu azalma nedeniyle hisse devir bedellerinin tespit ve tayininde bu hususun hesaplamaya alınacağını, bu azalma bilançoya yansıyacağı için ortaklıktan çıkan davalıya devrettiği hisseleri nispetinde ödenen tutarın 202.10,61 TL daha aza olacağını, aksi halde davalının müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleşeceğini ileri sürerek asli talep olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şirket müdürlüğü görevini ifa ederken özenli davranmama sebebiyle ağır kusurlu olarak şirketin uğradığı 450.245,80 TL zararın davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tazmin edilmesine, fer'i talep olarak; asli taleplerinin kabul edilmemesi ya da kısmen kabul edilmesi halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şirket varlıklarındaki ilgili döneme ilişkin vergi cezasından doğan azalma sebebiyle, şirket sahibi müvekkili ... tarafından ödenen toplam zararın , davalının 2013-2014 döneminde %45 olan hissesine karşılık gelen 202.610,61 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faizi ile birlikte davalıdan rücuen tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP: <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin kurulduğu 04/10/2011 tarihinden hisselerini devretmek suretiyle şirketten ayrıldığı 11/09/2015 tarihine kadar şirket bünyesinde şirket müdürü olarak faaliyet gösterdiğini, bu dönem boyunca müvekkili tarafından şirket müdürlüğünün tarafına yüklediği bütün sorumlulukların bilfiil yerine getirildiğini, şirketi zarara uğratacak iş ve eylemde bulunmadığını, davacı tarafından ileri sürülen iddiaları ispat eden hiçbir somut delilin dosyaya sunulmadığını, Kayseri 2. Noterliği'nin 11/09/2015 tarihli limited şirket pay devri sözleşmesi gereği davacının müvekkilinin davacı şirketteki hisselerinin tamamını şirketin aktifine ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçlarıyla devraldığını, yapılan sözleşmenin açık hükümlerine rağmen davacının müvekkilinin şirketin borçlarından sorumlu tutamayacağını, doğan vergi cezasından davacı şirketin sorumlu olduğunu, TTK'nın 573. maddesi gereği ortakların şirkete karşı yükümlülüğünün  sermaye koyma borcu ile sınırlı olduğunu, yine TTK'nın 632. maddesi gereği şirketin yönetimi ve temsili ile yetkili olan kişinin, şirkete ilişkin görevlerinin yerine getirilmesi esnasında işlediği haksız fiilden davacı şirketin sorumlu olduğunu, TTK'nın 553/3. maddesi gereği de müvekkiline karşı sorumluluk atfedilemeyeceğini, müvekkilinin ortaklıktan ayrıldıktan sonra şirketi borç altına sokacak herhangi bir davranışta bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, şirketin uğradığı zararın müvekkilinin kusurlu eylemi sonucunda oluştuğunun kanıtlanmadığını, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü hakkında kanun hükümlerine göre vergi cezasının davacı şirketten tahsil edilmesi gerektiğini, şirket nezdinde gerçekleştirilen 2013 ve 2014 yılı şirket faaliyetleri sebebiyle gerçekleştirilen incelemeler hususunda davacılar tarafından müvekkiline bilgi dahi verilmediğini, davacı şirketçe cezanın yasal yollara başvurulara itiraz edilmek yerine sorgusuzca kabul edilip ödendiğini, kaldı ki vergi borcuna konu uyuşmazlıklara dair işlemlerin her birinin müvekkilinin ortaklıktan ayrıldıktan sonraki dönemde gerçekleştirildiğini, davacı tarafından hatalı stok bildiriminde ve hatalı beyanda bulunulduğunu, davacılar tarafından düzenlenen 31/05/2015 tarihli teslim tesellüm tutanağı ile müvekkilinin şirketteki hisselerini devrettikten sonra şirketin tüm ticari defter ve belgelerinin davacı ortağa devredildiğinin kayıt altına alındığını, davacının da bu belgeyi imzaladığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tİlk derece mahkemesince iddia, savunma ve bilirkişi heyet kök ve ek raporlarına, tanık beyanlarına göre;  Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Küçük ve orta ölçekli mükellefler Grup Başkanlığı tarafından  davacı şirketin 2013 yılına ait ticari defterleriyle ilgili yaptıkları inceleme ve denetimleri sonucunda 2016-A-2052/25 rapor sayılı raporuna istinaden davacı şirkete toplam: 840.310,96 TL  vergi aslı ve vergi ziya nedeniyle usulsüzlük cezası tahakkuk ettirildiği, davacı şirketin yeni temsil ve ilzama yetkilisi olan davacı ... tarafından söz konusu kurum ile yaptığı uzlaşmayla bu cezanın 358.669 TL'ye indirilerek uzlaşılması sonucunda  vergi aslı ve vergi ziyaına dair usulsüzlük cezası 12.05.2016 tarihinde gecikme faiziyle birlikte olmak üzere davacı ... tarafından davacı şirket adına toplam: 450.245,80 TL olarak ödendiği, bilirkişilerin raporunda da açıkladıkları,tespit ve hesapladıkları üzere,ödenen bu miktarın içindeki özel usulsüzlük cezası yönünden, dönemin yetkili müdürü olan davalı ... 'ün V.U.K. Genel tebliği hükümlerine  aykırı hareketinden dolayı şahsi ihmali ve kusuru nedeniyle davacı şirkete karşı borçlu ve sorumlu olduğu zarar miktarının 7.909,31 TL olduğu, bu miktar zararın talep gibi dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili gerektiği, davacının,yukarıda tespit edilen ve hesaplanan zarar dışındaki zarar iddialarının ise, dönemin tüm şirket ortaklarınca da faturasız satışları tespit etme, bilme imkanlarının olması, bilmediklerine, tespit edemediklerine dair hususların şirketin ortak sayısının azlığı da gözetildiğinde hayatın olağan  akışına uygun bulunmaması,ortakların çeşitli dönemlerde  istemeleri halinde şirketin mevcut stoklarını sayı yoluyla kontrol ve tespit edebilecek durumda olmaları ve buna göre de faturasız satışları tespit etme imkanlarının olduğu gerekçesiyle faturasız satışlar yönünden vergi dairesince kesilen ceza kısmı yani 450.245,80-7,90931=442.336,49 TL yönünden dönemin şirket ortaklarının tamamının hisseleri oranında müteselsilen sorumlu oldukları, davacı ortak ...'ın işbu cezanın tamamını davacı şirket adına tek başına kendisi ödediğinden, davalı ortağın %45 oranındaki payına düşen miktarını davalı ortaktan rücuan talep hakkının olduğu, 442.336,49 TL'nin %45'inin de=199.051,42 TL olması nedeniyle bu miktarın da yine talep gibi dava tarihinden itibaren işleyecek  avans faizi ile birlikte davalı ortak ...'den alınarak davacı şirket adına ödemeyi yapmış olan davacı ortak ...'a verilmesi gerektiği, kabul edilen miktarlar nedeniyle davacıların fazlaya ilişkin kısımla ilgili taleplerinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle  davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile, davacı şirketçe ödenen usulsüzlük cezası yönünden 7.909,31-TL zararın dava tarihi olan 20/05/2016 'dan itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ne  verilmesine, Davacı ... tarafından şirket adına ödenen vergi borçları yönünden ise 199.051,42-TL 'nin dava tarihi olan 20/05/2016 'dan itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin ise reddine, karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece asli talepleri olan söz konusu zararın tamamının tazmini yerine terditli olarak ileri sürülen ikincil taleplerinin kısmen kabul edilerek doğan zararın ortaklık payı oranında davalıya yüklenmesine karar verildiğini, mahkemece delillerin takdiri ve değerlendirilmesinde hataya düşülerek karar verildiğini, müvekkili şirketin ciro büyüklüğü, ortakların iş bölümü ve diğer belirtilen hadiseler dikkate alındığında diğer ortakların gerekçede belirtilen hususları bilebilmelerinin mümkün olmadığını, oysa mahkemece cezaya müstenit olayların diğer ortaklarca bilinmemesinin hayatın olağan akışına uygun bulunmamasının temel gerekçe olarak olarak benimsendiğini, özellikle defterlerin tutulması bunların doğruluk ve düzeninden, resmi dairelere ve vergi dairelerine verilecek bilgi ve belgelerin düzenliliği ve doğruluğu ile ilgili hususlarda özen göstermeleri gereğinin yasada açıkça belirtildiğini, müstakilen ve münferiden tek sorumlu olarak müvekkili şirketin müdürlüğünü yürüten davalının bu özen gösterme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, öğrenim ve asıl mesleğinin mali müşavirlik olduğu, ortaklık hakları haricinde ayrıca bu görev için ücret aldığı gözetildiğinde bu hususlarda davalının ağır kusurunun bulunduğunu, ileri sürerek açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, asli talepleri olan 450.245,80 TL zararın davalı tarafça tazminine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu borç vergi borcu olup borcun muhatabının davacı şirket olduğunu, borcun ödenmemesi halinde davacı şirketten tahsil edileceğini, şirketin ödeme aczi içinde olması halinde şirket ortaklarından tahsil edileceğini, şirket zaten kendi borcunu ödediği için bu kalemlerin ortaklardan istenemeyeceğini, vergi dairesince inceleme tarihi 2016 yılı olup müvekkilinin şirket hisselerini devrettiği 11/09/2015 tarihinden sonrasına ait olduğunu, Yargıtay 11. HD'nin yerleşik içtihatlarına göre; şirket ortağının vergi borçlarından sorumlu olabilmesi için iki şartın arandığını, buna göre birincisinin amme borcunun limited şirketten tahsili imkanının bulunmaması, ikincisinin ise şirketin vergi borcunun kendi kaynaklarından ödenmesi halinde vergi borçlarına ilişkin olarak AATUHK'nun 35. maddesi uyarınca doğabilecek sorumluluktan dolayı şirket hisse devir sözleşmesinde açık taahhüdün bulunması gerektiğini, nitekim dosyadaki Kayseri 2. Noterliği'nce düzenlenen limited şirket pay devri sözleşmesinde devir tarihine kadar doğabilecek gerek kamu gerekse özel borçlardan dolayı bir sorumluluk üstlenmediğini, bu konuda açık bir taahhüdünün bulunmadığını, yine sermaye şirketlerinde şirketin borçlardan sorumlu olması kuralına da aykırı olduğunu, kaldı ki şirket hisse devri sözleşmesiyle tüm aktif ve pasifleriyle şirket hisselerinin devredildiğini, rücu edilemeyeceğini, müvekkilinin ibra edildiğini, bu sebeple AAUTHK'nın 35/4. maddesine ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına aykırı bir şekilde müvekkiline karşı açılan davanın kısmen kabulünün yanlış olduğunu, tahakkuk ve tahsil edilen vergi borcunun stok ve matrah farkları sebebiyle olduğunu, tespit tarihi itibarıyla söz konusu stoklar zaten şirkette mevcut olup fiilen kendi mal varlığında olan şirketin bunu bildirmemesinden kaynaklı doğmuş vergi borcu olduğunu, yani vergi asıllarına esas matrah bildirilseydi o takdirde şirketin zaten bu vergi asıllarını ödemekle yükümlü olduğunu, şirketin ödemekle yükümlü olduğu vergi borcunun müvekkilinden istenmesinin haksız ve sebepsiz olarak zenginleşmesi olduğunu, bu stokların zaten davacı şirketin uhdesinde olduğunu, bundan kaynaklı vergi borcunun muhatabının da davacı şirket olduğunu, nitekim vergi dairesince de vergi cezasının davacı şirket hakkında tahakkuk ettirildiğini, davacı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan davacı ... tarafından ödemelerin davacı şirket adına yapıldığını, dosyadaki tanık beyanlarıyla da sabit olduğu üzere davacı ... şirketi fiilen yöneten kişi olup stok durumu ve satış talimatlarının kardeşi ... tarafından yapıldığını, dosyadaki bilirkişi raporunun denetimden uzak olduğunu, 29/03/2018 tarihli dilekçe ekinde sunulan belge ile mahkemece bilirkişi olarak seçilen Av....'in mülk bilirkişisi olduğuna, uzmanlık alanının gayrimenkul değerlendirilmesi olduğuna dair bilirkişi kurul listesinin fotokopisinin sunulduğunu, dolayısıyla denetime elverişli bir rapordan söz edilemeyeceğini, üniversiteden vergi hukuku ve ticaret hukuku konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmasına dair itirazda bulunulduğu halde itirazlarının dikkate alınmadığını, vergi borcunun ve usulsüzlük cezasının muhatabı vergi dairesinin düzenlediği uzlaşma tutanağı, tahakkuk fişleri ve vergi alındı makbuzlarından da anlaşılacağı üzere kanun ve Yargıtay kararları gereği davacı ...Ltd. Şti. olduğunu, bu nedenle müvekkili aleyhine vergi borcundan ve usulsüzlük cezasından hissesi oranında sorumlu olduğu yönünde verilmiş olan yerel mahkeme kararının yasaya ve Yargıtay kararlarına açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle istinaf incelemesinin duruşmalı yapılarak ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen kararının kaldırılarak davanın tümüyle reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; davacı şirketin eski müdürü ve ortağı olan davalının şirketin yönetimindeyken  vergi cezasına kesilerek şirketin uğradığı zararın tazmini ile olmadığı takdirde davacı şirkete kesilen vergi cezasını ödeyen davacı ortağın davacı şirketin eski ortağının şirketteyken sahip olduğu payı oranında rücuen tazmini istemlerine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle şirketin zarara uğradığı iddiasıyla açılan sorumluluk davasının ve rücuen tazminat davalarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizin 02/12/2020 tarihli ve 2019/277 Esas-2020/1238 Karar sayılı kararıyla sorumluluk davasında davacı şirket vekili ile davalı vekilinin istinaf sebeplerinin ayrı ayrı esastan reddine, davacı ... tarafından açılan rücuan alacak davasında davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak davanın reddine, davacı ... vekilinin istinaf sebeplerinin reddine karar verilmiştir. <br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/11/2022 tarihli ve 2021/3573 Esas-2022/8226 Karar sayılı kararı ile; <br>\t\"2-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı ... adına yapılan tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br><br>\t3-Davacı şirketin temyiz itirazlarına gelince, davacı şirketin davalıya karşı açmış olduğu dava, limited şirket müdürünün sorumluluğu davası olup, ilk derece mahkemesince, davalı müdürün görev yaptığı dönemde yapılan usulsüz vergisel işlemlerin yalnızca 7.909,13 TL’lik kısmından sorumlu olması gerektiği gerekçesiyle kısmen kabul kararı verilmiş, bölge adliye mahkemesince de anılan hususa ilişkin istinaf itirazları reddedilerek aynı şekilde hüküm kurulmuştur. Somut olayda zararın tamamının usule aykırı biçimde vergi işlemlerinin takip edilmemesinden kaynaklandığı, bahse konu eylemlerin gerçekleştiği dönemde davalının şirkette tek yetkili müdür olduğu gözetilerek kesilen cezaya müteakip gerçek vergi tutarı dışındaki ödemeler nedeniyle oluşan şirket zararının tümünden 6102 sayılı TTK 644/1-a göndermesi ile 553. maddesi hükmü uyarınca davalının sorumlu olduğunun kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.\" gerekçeleriyle bozulmuştur. <br>\tBozma ilamı taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, duruşmaya katılan davacılar vekili Av. ... duruşmadaki beyanında; Yargıtay ilamındaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılmasını talep ettiklerini, tüm zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş,  davalı vekili Av. ... ise bozma ilamına karşı direnme kararı verilmesini beyan etmiştir. Dairemizce usul ve yasaya uygun bozma ilamına oy birliğiyle uyulmasına karar verilmiştir. <br>\tBu durumda Yargıtay bozma ilamının 2 no'lu bendinde rücuan alacak davasının davacısı ...'ın temyiz itirazları reddedilmiş olmakla, söz konusu davada Dairemizce istinaf incelemesi sonucunda davalı vekilinin istinafının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak rücuan alacak davasının reddine dair verilen karar artık kesinleştiğinden bu davada yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. <br>\tYine, Yargıtay bozma ilamının 3 no'lu bendi davacı şirket tarafından davalı şirket müdürüne karşı açılan sorumluluk davasına ilişkindir. Dairemizce davacı limited şirketin dava konusu vergi borçlarının doğduğu 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin dönemde tek yetkili müdürü olan davalının sorumlu tutulabileceği miktarın belirlenebilmesi için Dairemizce   davacı şirketin bulunduğu Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla talimat yoluyla alınan konusunda uzman mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 23.10.2023 tarihli raporda özetle; vergi asılları toplamı 263.077,00 TL, vergi ziyaı cezası toplamı 73.640,00 TL, özek usulsüzlük cezası 21.952,00 TL, vergi asıllarına tahakkuk eden faiz toplamı ise 91.576,80 TL belirlenmiş, sonuç olarak vergi aslı ve vergi tahakkuk eden faizi toplamının davalının hissesine düşen miktarın 159.594,21 TL, vergi ziyaı cezası ve özel usulsüzlük cezası toplamı 92.592,00 TL ile birlikte toplam 252.186,21 TL'nin davalıdan talep edilebileceği bildirilmiştir. Yargıtay bozma ilamında gerçek vergi tutarı dışındaki ödemelerden davalının sorumlu tutulmasının gerektiği belirtilmiş olduğundan bu bağlamda söz konusu mali müşavir raporunda vergi asılları toplamı olarak bildirilen 263.077,00 TL hesaplamaya dahil edilmemiş, gerçek vergi tutarı dışında kalan bu miktarın dışında işbu raporda belirtilen diğer vergi ödeme kalemleri olarak sayılan vergi ziyaı cezası toplamı 73.640,00 TL, özel usulsüzlük cezası toplamı 21.952,00 TL ve vergi asıllarına tahakkuk eden faiz toplamı 91.576,80 TL ile birlikte toplam 187.168,8 TL ödemeden davalı şirket müdürünün 6102 sayılı TTK'nın 644/1-a maddesi göndermesi ile aynı Yasa'nın 553. Maddesi uyarınca sorumlu tutulması gerektiği kabul edilmiş, bu sebeplerle söz konusu bilirkişi raporunun Yargıtay bozma ilamına aykırı düşen sonuç kısmı dikkate alınmamıştır. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle, davacı ...'ın davalı hakkındaki rücuen alacak davasının reddine dair Dairemizin 02/12/2020 tarih 2019/277 Esas 2020/1238 Karar sayılı kararına karşı anılan davacının yapmış olduğu temyiz başvurusu Yargıtayca bozma ilamının 2. Bendinde davacı ... adına yapılan tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiğinden bu dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı şirketin davalıya karşı açmış olduğu sorumluluk davasının kısmen kabulü ile 187.168,8 TL tazminatın dava tarihi olan 20/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair davanın esası hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Ayrıca, hüküm altına alınan tazminatın ferileri davacının dava dilekçesinde davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği ve dava değeri olarak bildirdiği 450.245,80 TL üzerinden belirlenmiştir. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı ...'ın davalı hakkındaki rücuen alacak davasının reddine dair Dairemizin 02/12/2020 tarih 2019/277 Esas 2020/1238 Karar sayılı kararına karşı anılan davacının yapmış olduğu temyiz başvurusu Yargıtayca bozma ilamının 2. Bendinde davacı ... adına yapılan tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiğinden bu dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t       2-Davacı şirketin açmış olduğu sorumluluk davasının KISMEN KABULÜ ile 187.168,8 TL tazminatın dava tarihi olan 20/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, <br>\t\t\t\t\t\t\t3-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun karar tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Tarifesi hükümleri gereği davalı taraftan alınması gereken 12.785,50 TL nispi karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 7.698,07 TL'nin mahsubu ile bakiye 5087,43 TL karar harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t\t\t\t\t  4-Davacı şirketten alınan 7.698,07 TL karar harcının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,  <br> \t5- Davacı tarafça yapılan 153,00-TL tebligat gideri 5,10-TL müzekkere gideri, 1.200,00-TL bilirkişi gideri olmak üzere ve 4,30 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.362,40-TL yargılama giderinden davanın kabul-ret oranına göre karşılık gelen 536,35 TL'nin davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına,   <br>\t6)Yargılamada vekil ile temsil olunan davacı şirket yararına kabul olunan tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1. maddesi gereği belirlenen 29.947,01 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine,  <br>\t7)Yargılamada vekil ile temsil olunan davalı yararına davada reddolunan tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1. Ve 13/3 maddelerine göre hesaplanan 29.947,01 TL'nin davacı şirketten alınarak davalı tarafa verilmesine,<br>\t8-HMK'nın 333. Maddesi gereği varsa kullanılmayan gider avansı kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine, <br>\tB)1-Kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına<br>\t2-İstinaf incelemesi sırasında açılan  duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı da gözetilerek taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,\t\tDair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre  içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br>28/11/2023          <br><br>Başkan - ...               Üye - ...              Üye - ...                Zabıt Katibi - ...<br>...                ...           ...   ...<br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6cfafd5a2b4be8c6","SID":"472f7c5ed3bfcb38"}}