{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2103 <br>KARAR NO: 2023/2076<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/07/2020<br>NUMARASI: 2017/427 E. - 2020/482 K.\t  <br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkilinden, yatırılan paranın istendiği an geri çekebileceği garantisi ve yüksek faiz taahhüdü ile 24/09/2000 tarihinde senetleri karşılığında 24.000-DM (12.271 Euro) karşılığı 47.451,95 TL'yi aldığını,  davacının yatırım amacıyla bu miktarı vererek karşılığında makbuz aldığını, daha sonra parayı geri istemesine rağmen alamadığını, davalı şirket yetkilileri tarafından sürekli olarak oyalandığını, müvekkilinin aldatıldığını ve hile ile sözleşmeye sevk edildiğini, davacıya verilen hisse senetlerinin geçersiz olduğunu, müvekkilinin şirket ortağı olmadığını ileri sürerek, 24.000-DM (12.271-Euro) karşılığı 47.451,95 TL'nin fazlaya dair haklar saklı tutulmak kaydıyla ve tahsil tarihinden başlayacak en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesin talep ve dava  etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; alacağın dayanağı olan hamiline hisse senetlerinin aslının ibraz edilmediğini, üçüncü kişiye ciro edilmiş olabileceklerini, bu halde dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiği, aksi halde zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, hisse senedi bedeli olarak talep edilen bedelin güncel olmadığını, faiz talebinin dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; davacı tarafından her ne kadar kendisinin şirket ortağı olmadığından bahisle ödediği bedelin tahsili noktasında mahkememizden alacak talebinde bulunmuşsa da yargılama sırasında 7194 Sayılı Kanunun 41. Maddesi ile davalının şirket ortağı olduğu hususu tartışmasına son verilmiştir.Mezkur düzenlemeye göre; 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması Ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.“GEÇİCİ MADDE 4- 31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.”Dolayısıyla söz konusu düzenleme dikkate alındığında davacının davalı şirkette ortak olduğu ve bu haliyle geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı iddiasının dikkate alınamayacağı gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. \"  gerekçesiyle, 7194 sayılı kanunun 41.maddesine eklenen geçici 4.maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirketin 7194 sayılı  \"Dijital Hizmet Vergisi İle Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede  Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun\"un 41.maddesine eklenen Geçici 4.maddesi kapsamında olmadığını,  bu kapsama  sadece payları borsada işlem gören şirketlerin girdiğini,  \"31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle paylar halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır.\" hükmüne tabi olmak için 31.12.2014 tarihi itibarı ile payları halka arz olunmuş olmak ve payları borsada işlem görmek şeklinde her iki şartın birlikte gerçekleşmesinin zorunlu olduğunu,  borsada payları işlem görmeyen bir şirketin kanun kapsamına girmesinin  mümkün  olmadığını, davalı .... AŞ'nin payı borsada işlem görmediğini, orsa İstanbul'un sayfasında yer alan  ekli listeden de görüleceği gibi ... AŞ'nin  payları işlem gören şirketler arasında yer almadığını,  emsal bir davanın karar duruşmasında davalı vekilinin de davalı şirketin paylarının borsada işlem görmediğini beyan ettiğini, bu nedenle mahkemec, davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği yönündeki talepleri reddettiğini, Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.02.2020,  2018/440 Esas,  2020/48 Karar sayılı  kararının bu şekilde olduğunu, ilgili Kanun değişikliğinin payları borsada işlem gören sınırlı sayıdaki anonim ortaklıklara uygulanacağının açık olduğunu, mahkemelerce SPK’ya ve Borsa İstanbul’a müzekkere yazarak konuyu açıklığa kavuşturulabileceğini,  bu nedenle mahkemece SPK ve Borsa İstanbul'a müzekkere yazılarak davalı şirketin paylarının borsada işlem görüp görmediğinin sorulması gerektiğini, yargılama sürecinde bu yöndeki taleplerinin  değerlendirilmediğini, şirket yöneticilerinin de bu madde kapsamına girmediğini, davalılardan ... hakkında da 7194 sayılı Kanunun 41.maddesi uyarınca davada karar verilmediğini, oysa ki ilgili Kanun'un sadece borsada  payları işlem gören şirketleri kapsadığını,  davalı şirket hakkında uygulanamayacağı gibi şirket yöneticileri hakkında da uygulanamayacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete  24.000-DM Alman Markını kar elde etmek ve yatırım yapmak amacıyla ödediğini, 24.09.2000 tarihli teslim tesellüm belgesi ile davalı şirkete ait hisse senetlerinin müvekkiline verildiğini ileri sürerek, 24.000-DM'nin (12.271 Euro) karşılığı 47.451,95 TL'nin tahsilini talep etmiş, mahkemece 7194 sayılı Kanunun 41. maddesi ile 3332 sayılı Kanuna eklenen Geçici 4.maddesi gereğince davanın konusuz kalmış olması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'nun 41. maddesinde, 31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklara karşı anılan yasada belirtilen davalar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verileceği düzenlenmiştir. Yasanın açık düzenlemesi gereğince bir anonim ortaklığın bu yasa kapsamında değerlendirilmesi için 31.12.2014 tarihine kadar pay sahibi sayısı nedeniyle paylarının halka arz olunmuş sayılması, yani anılan tarihe kadar en az 500 ortağının bulunması ve paylarının borsada işlem görmesi gerekmektedir. Davalı şirketle ilgili  benzer bir davada, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 06.09.2022 tarihli ve 2021/3446 Esas, 2022/5556 Karar sayılı kararında; davalı şirketin, Sermaye Piyasası Kurulu'nun 04.11.2015 tarih ve 11801 sayılı yazısı eki belgelerden, 25.11.2011 tarih ve 39/1066 sayılı Kararı ile İMKB tarafından belirlenecek pazar veya platformda üyelik için başvuruda bulunduğu, ancak eksikliklerini tamamlamadığı, eksikliklerini tamamlaması için bilgilendirmesine karar verildiği, 03.04.2015 tarih ve 9/372 sayılı Kurul kararıyla da Sermaye Piyasası Kanunu kapsamından çıkarılmasına karar verildiği, davalı şirketin 7194 sayılı Kanunun 41.maddesindeki şartları sağlamadığı tespit edilmiş, davanın esasına ilişkin karar verilmesi için ilk derece mahkemesinin karar verilmesine yer olmadığına dair kararının bozulmasına karar verilmiştir.Söz konusu karar uyarınca davalı şirketin yukarıda belirtilen Yasa kapsamında belirtilen şartları sağlamadığı, 7194 sayılı Kanununun  41.maddesi ile getirilen düzenlemenin somut olayda uygulanma yeri bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davanın esası hakkında inceleme yapılması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.  Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, davacı vekilinin vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf sebeplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair  aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.20.12.2023 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d4350b1ab5240a6b","SID":"49c506a4404951c0"}}