{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2104 <br>KARAR NO: 2023/2086<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/09/2019<br>NUMARASI: 2012/36 E. -  2019/727 K. <br>ASIL DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit<br>BİRLEŞEN DAVADA (İSTANBUL 3. ATM 2012/48-2012/21 EK )<br>BİRLEŞEN DAVA:Menfi Tespit ve Çek İstirdadı<br>Taraflar arasındaki menfi tespit ve çek istirdadı davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kabulüne, birleşen davada davacı ... tarafından açılan davanın usulden reddine, diğer davacıların davasının kabulüne dair verilen hükme karşı, asıl ve birleşen davada davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, aralarındaki ticari ilişki  sebebiyle ... Tic. Ltd. Şti.tarafından ... Tic. Ltd. Şti.'ne  düzenlenen ve ciro yoluyla  ... AŞ'ye geçmiş olan, oradan da müvekkili ... Ltd. Şti.'ne ciro edilen ... numaralı, ... Bankası, Ankara Siteler Şubesine ait 20.000,00-TL bedelli, 21.12.2011 tarihli çeki meşru hamil sıfatı ile elinde bulundurmaktayken çekin müvekkili şirket yetkilisi ...'in rızası dışında elinden çıktığını, çekin arka yüzü incelendiğinde cironun davacı şirketin emrine yapıldığının görüleceğini, ciro silsilenin kopuk olduğunu, çekte müvekkillinden sonra  gelen davalı ... ... Ltd. Şti.'nin  varlığının dahi şüpheli olduğunu, müvekkilinin bu hayali firma ile ilişkisinin olmadığını, davalı ...'ın  da söz konusu çeki nasıl ele geçirdiği ve hangi ticari faaliyet sonucu aldığının da belli olmadığını, gününü bekleyen çekin müvekkilinden  hırsızlık suretiyle çalınıp sahte kaşe ve imzası kullanılarak ciro edildiğini, son hamil davalı ... tarafından bankaya sunulduğunu, davalının söz konusu çekin çalıntı olduğunu bilerek ve kötü niyetli olarak bankaya ibraz ettiğini, müvekkili tarafından tüm yasal işlemlerin başlatıldığını, durumun muhatap bankaya bildirildiğini, ... AŞ'ne  durumun iletildiğini, hırsızlık sonunda çekin arka yüzüne sahte ciro vurularak müvekkilinin cirosu olmadığı halde sahte imza ile tedavüle sokulduğunu, davalı ...'ın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...  Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takibin haksız ve kötüniyetli başlatıldığını, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını ileri sürerek, öncelikle takibin tedbir yoluyla durdurulmasına, çekte yetkili ve meşru hamil olan davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti ile çeki elinde bulunduran davalı ...  çekin istirdadına  ve %40'tan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Birleşen davada davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; aralarında bulunan ticari işi ilişkisi sebebiyle .... Ltd. Şti.tarafından ...Tic. Ltd. Şti.lehine  düzenlenen ve ciro yoluyla ... Tic. AŞ'ye geçmiş olan oradan da ...Tic. Ltd. Şti.'ne ciro edilen ... numaralı, ... Bankası, Ankara Siteler Şubesine ait 20.000,00-TL bedelli, 21.12.2011 tarihli çekin davacılardan  ... Ltd. Şti.'nin meşru hamil sıfatı ile çeki elinde bulundurduğu sırada çekin çalındığını, bu konuda savcılığa gerekli şikayetlerde bulunulduğunu, davacı ... şirketi ile davacı ... şirketi arasında defter kayıtlarına göre ticari ilişki bulunduğunun ortada olduğunu, ... şirketinden sonra  gelen davalı ... ... Ltd. Şti.'nin varlığının dahi şüpheli olduğunu, ... şirketinin bu hayali firma ile ilişkisinin olmadığını, davalı ...'ın  da söz konusu çeki nasıl ele geçirdiği ve hangi ticari faaliyet sonucu aldığının  belli olmadığını, çekin ... firmasının kaşesi ve imzası taklit edilerek cirolandığını ve bankaya davalı ... tarafından ibraz edildiğini, Ankara 11.Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde  çek iptali davası açıldığını, son hamil davalı ... hiç bir araştırma yapmadan  muhatap bankaya sormadan edindiğinden  iyi niyetinden bahsedilemeyeceğini ileri sürerek,  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibin tedbir yoluyla  durdurulmasına, davacı ... şirketinin son ve meşru hamil olması sebebiyle davalılara borçlu olmadığının tespiti ile çekin davalı ...'dan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı ... vekili, savunmasında özetle; ödeme yasağı kararına rağmen söz konusu çekin icraya konu edilmesinin hukuken mümkün olduğunu, çek ibraz süresi içerisinde bankaya müvekkilince ibraz edildiğini ve gerekli şerhin arkasına yazdırıldığını, TTK'nın aradığı bankaya ibraz yükümlülüğünün taraflarınca yerine getirildiğini, niteliği itibarıyla ödeme vasıtası olan çekin  alt ilişkiden soyutlandığını, borç itfa etmek maksadından başkaca bir sebeple çek keşide edilmesini öne sürmenin kesin delil ile kanıtlanabilecek bir durum olduğunu, bu hususta TTKnın 704.maddesinin davacı tarafa yüklediği hamilin çeki kötüniyetle iktisap ettiği veya iktisapta ağır kusuru bulunduğunun kanıtlanması gerektiğini, çekin alt ilişkiden soyutlandığını, bu sebeple alt ilişkinin açıklanmasına gerek olmadığını, müvekkilinin çekte iyiniyetli ve meşru hamil olduğunu, çekin ciro yolu ile eline geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Tic. Ltd. Şti.'ne usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermediği ve duruşmalara katılmadığı görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Tüm asıl ve birleşen dava dosyaları ve ekleri kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; dava ve takip konusu çekte asıl ve birleşen davada davacı ... Ltd. Şti. davacıya atfen tek imza atılmış olduğu, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda söz konusu imzanın şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. Her ne kadar incelenen imzanın sahte olması nedeniyle, sadece sahtelik iddiasında bulunan asıl ve birleşen davada davacı ... Ltd. Şti.'nin  sahte imza ile ciro edilen çek nedeniyle borçlu olmayacağı, diğer davacıların ise sahtelik iddiasında bulunmayıp çek üzerinde yer alan imzalarını ikrar ettiklerinden, davaya konu çek nedeniyle TTK’nun 589. maddesindeki imzaların istiklâli prensibi gereğince sorumlu olacakları gerekmekte ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19-1636-2019/319 E/K nolu kararında yer alan karşı oyda bu konuyla ilgili ''Senedi şeklen düzgün silsileye dayalı olarak ele geçiren hamilin son cirodan önceki cirolardaki imzaların sahte olduğunu bilmesi mümkün olmadığı gibi,  böyle bir sorumluluk da kendisine yüklenemez. Senet borçlusu ile senet alacaklısı arasındaki kişisel itiraz ve savunmalar senedi şeklen düzgün ciro silsilesi yolu ile ele geçirmiş olan iyi niyetli hamile karşı da ileri sürülemez. O hâlde, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereğince imzası inkâr edilmeyip tartışma konusu yapılmayan davacı (keşideci) ...  davaya konu çekten dolayı mahkemece sorumlu tutulmaması yerinde görülmemiştir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, davalının lehtar tarafından açılan iptal davasından yapılan ilanlarla ve çekin ibrazı ile haberdar olduğu, buna rağmen elinde bulunan çeki mahkemeye ibraz edip istirdat davası açmaya olanak sağlamadığı, çek iptal kararının iptali yoluna da başvurmadığı, alınmış olan bu iptal kararından sonra senedin teşhis fonksiyonunun kaybolduğu, davalının yetkili hamil olmadığı, imzalar arasında muntazam teselsül bulunmadığını bilerek ödeme yapan keşidecinin lehtara karşı olan sorumluluğundan kurtulamayacağı ve yetkili olmayan hamile ödeme yapan keşidecinin lehtara tekrar ödeme yapmak zorunda kalabileceğinden davacı keşidecinin de davalıya  (hamile) ödeme yapmama hakkına sahip olduğu belirtilerek direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.'' şeklinde görüş bildirdikleri görülmüştür. Netice itibariyle her ne kadar yerleşik uygulamaya göre sahtelik iddiasından sadece imzasının sahte olduğu tespit edilen imza sahibinin yararlanarak sorumluluktan kurtulacağı, sahtelik iddiasında bulunmayanların imzalarını ikrar ettiklerinden geçerli ciroları nedeniyle sorumluluklarının devam edeceği kanaati yaygın ise de; karşı oyda anlatıldığı üzere söz konusu dava nedeniyle sahte imzadan haberdar olan cirantaların, davalının yetkili hamil olmadığı, imzalar arasında muntazam teselsül bulunmadığını bilerek ödeme yapması durumunda sahtelik itirazında bulunamayanlara karşı olan sorumluluğundan kurtulamayacağı ve yetkili olmayan hamile ödeme yapanın daha sonra tekrar ödeme yapmak zorunda kalabileceğinden, sahtelik iddiasında bulunamayanların davalıya(hamile) ödeme yapmama hakkına sahip olacağı açıktır. Somut olayda; sahtelik iddiasında bulunan asıl ve birleşen davada davacı ... Paz. Tic. Ltd. Şti.'nin  sahte imzası ile ciro edilen çek nedeniyle asıl davada borçlu olmadığı anlaşılmıştır. Birleşen davadaki diğer davacıların, asıl davadaki davacının sahte imza iddiasından haberdar olmalarına rağmen; asıl ve birleşen davada davalılara ödeme yapması ve bu ödemeden sonra da asıl davadaki davacıya ve birbirlerine karşı sorumluluklarının devam edecek olması hakkaniyete aykırı olacaktır. Açıklanan nedenlerle; dosyaya sunulan bilirkişi raporunda sahteliği sabit olan imzanın birleşen davadaki davacı şirketleri de sorumluluktan kurtaracağından, birleşen davada davacıların davaya konu çek nedeniyle hakkaniyet gereği birleşen davada davalılara borçlu olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca asıl ve birleşen davada davalı ...  Ltd. Şti. tarafından asıl ve birleşen davadaki davacılar aleyhine icra takibi başlatılmadığı, davaya konu icra takibinin sadece asıl ve birleşen davadaki davalı ... tarafından, asıl ve birleşen davadaki davacılar ve asıl ve birleşen davadaki diğer davalı ... Hizm.ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine başlatıdığı görülmüştür. Sonuç olarak; asıl davada davacı ... Tic. Ltd. Şti.'nin ve birleşen davada davacılar ... Ltd. Şti., ...Tic. Ltd. Şti. ve .... Tic. A.Ş.'nin, dava tarihi itibari ile ... Bankası Ankara Siteler Şubesine ait 20.000,00-TL bedelli 21/12/2011 tarihli çekin tahsili amacıyla başlatılan İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası nedeniyle asıl ve birleşen davada davalılar ...'a, dava tarihi itibari ile sadece ... Bankası Ankara Siteler Şubesine ait 20.000,00-TL bedelli 21/12/2011 tarihli çek nedeniyle ...Tic. Ltd. Şti.'ne borçlu olmadığı kanaatine varılmıştır. İİK'nun 72/5 maddesi hükmüne göre menfi tespit davasının borçlu lehine sonuçlanması halinde davalı alacaklının tazminattan sorumlu tutulabilmesi için borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli yapılması gereklidir. Somut olayda asıl ve birleşen davada davalılardan ...'ın, asıl ve birleşen davada davacı ... Tic. Ltd. Şti.'nin dava konu çekin çalınması nedeniyle açmış olduğu kıymetli evrakın iptali davasından, iş bu davaya müdahil olarak haberdar olmasına rağmen, bu tarihten sonra asıl ve birleşen davada davacılar aleyhine icra takibine girişmekte kötüniyetli olduğu anlaşıldığından, asıl ve birleşen davada davalılardan ... aleyhine tazminata karar verilmiş, asıl ve birleşen davada davalı ...  Tic. Ltd. Şti.'nin asıl ve birleşen davada davacılar aleyhine icra takibi başlattığı tespit edilmediğinden ve  kötü niyeti kanıtlanamadığından, davalı ...  Tic. Ltd. Şti aleyhine kötü niyet tazminatına yer olmadığına karar veriltmiştir. Birleşen davada davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu 17/02/2012 tevzi tarihli dava dilekçesi incelendiğinde; davacı ... Tic. Ltd. Şti.'nin de içinde bulunduğu davacıların takip nedeniyle asıl davadaki davalılara borçlu olmadığının tespitini, davalıların kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, İstanbul ... İcra dairesinin ... takip sayılı dosyasında tedbir kararı verilmesini talep ettiği görülmüştür. Mahkememiz asıl davasında yine davacı ... Şti.'nin takip nedeniyle aynı davalılara borçlu olmadığının tespitini, davalıların kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, İstanbul ... İcra dairesinin ... takip sayılı dosyasında tedbir kararı verilmesini, davaya konu 20.000,00-TL bedelli çekin ... no.lu çekin istirdadı ile davacıya verilmesini talep ettiği ve dolayısıyla asıl dava derdest iken birleşen davada davacı ... Tic. Ltd. Şti. açısından asıl davadaki taleplerin yinelendiği görülmüştür. Asıl ve birleşen davanın davacı ... Tic. Ltd. Şti. yönünden sehven mükerrer açılmış olduğu anlaşılmıştır. HMK 114-ı maddesi uyarınca her iki davanın aynı kabul edilmesi için tarafların her iki davada da sıfatlarının aynı olması (davacı-davalı), dava konusunun, dava sebebinin aynı olması gerekmekte olup incelenen asıl ve birleşen davaların taraflarının, dava sebebinin aynı olduğu görülmekle derdestlik nedeniyle HMK 114/1-(ı) maddesine göre davacı ... Tic. Ltd. Şti. yönünden  birleşen davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. \"  gerekçesiyle, asıl dava yönünden; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası nedeni ile davacının davalı ...'a, icra takibine konu ... Bankası'na ait 21.12.2011 tarihli, ... çek numaralı, 20.000,00 TL bedelli çek nedeniyle ise davalı ... Hizm.ve Tic. Ltd. Şti.'ne  borçlu olmadığının tespitine, 8.562,05-TL kötüniyet tazminatının davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... Ltd. Şti.yönünden kötü niyet tazminat talebinin reddine, davacının istirdat talebinin kabulü ile söz konusu çekin davalı ...'dan istirdadı ile davacı ...  Tic. Ltd. Şti.'ne verilmesine, birleşen dava yönünden; davacı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine, davacılardan ...Tic. Ltd. Şti., ...Tic. Ltd. Şti., .... Tic. AŞ'nin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası nedeni ile davalı ...'a, icra takibine konu çek nedeniyle ise davalı ... Tic. Ltd. Şti.'ne  borçlu olmadıklarının tespitine, 8.562,05-TL kötüniyet tazminatının davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, diğer davalı yönünden kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiştir.  Bu karara karşı, asıl ve birleşen davada davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ  Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin düzgün ciro silsilesi ile iyi niyetli meşru hamil konumunda olduğunu, keşideci ile diğer cirantalar arasında ilişkilerden bağımsız olarak çek bedelini talep etme hakkı bulunduğunu, zira müvekkilinin yalnızca ciro silsilesinin düzgünlüğünü tespit etme yükümlülüğü bulunduğunu, imzaların geçerliliğini tespit etme imkanı bulunmadığını,  hal böyle iken müvekkilinin kötü niyetli olmadığının sabit olduğunu, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı sabit olmasına rağmen  Ankara 11.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/2117 Esas sayılı dosyasında  çek hakkında ödeme yasağı konulmuş olması ve müvekkilinin işbu ödeme yasağını bilmesine rağmen çek hakkında icra takibi başlatmış olması nedeniyle müvekkilinin kötü niyetli olduğu belirtilerek kötü niyet tazminatına hükmedildiğini, ödeme yasağı olması nedeniyle çekin icra takibine konu edilmesinin yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince hukuka uygun olduğunu, ayrıca müvekkilinin haklı alacağının dayanağı olan 21.12.2011 keşide tarihli davaya konu çek hakkında 6 aylık zamanaşımı süresi işlerken huzurdaki davanın sonucunun beklenilmesinin hak kaybına sebebiyet vereceğinin  açık olduğunu, hal böyle iken hukukun koruduğu bir hakkı kullanmış olması nedeniyle müvekkilinin kötü niyetli olduğuna ve bu sebeple kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, ciro silsilesindeki imzanın sahte olduğundan iyiniyetli meşru hamil müvekkiline karşı işbu iddiaların ileri sürülmesinin mümkün  olmadığını, zira davalı müvekkilinin dava konusu çeki ciro silsilesi yolu ile ele geçirdiğini, kural gereği çek alt ilişkiden bağımsız olarak yalnızca borç ödeme maksadı ile keşide edildiğini, alt ilişkiden bağımsız olan çekin bu niteliği itibari ile nakit para hükmünde olduğunu,  TTK'nın 598/2.maddesinin “Poliçe her hangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa yukarıdaki fıkrada yazılı hükümlere göre hakkı anlaşılan yeni hamil,  ancak poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisabında ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o poliçeyi geri vermekle yükümlüdür.”  şeklinde olduğunu, dava konusu çekin haksız bir şekilde lehdarın elinden çıkmış olsa dahi bunun ancak tarafları  bağlayacağını, iyiniyetli 3.şahsın bundan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, mahkemenin kararın 6.sayfasındaki kötüniyet gerekçesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin çeki iyi niyetli olarak diğer davalı şirketten ciro yoluyla teslim aldığını, davacı tarafından müvekkilinin kötü niyeti ve ağır kusurlu olduğu ispatlanamamışken çekin istirdatına karar verilmesinin de açıkça hukuka aykırı olduğunu,  ayrıca senetteki imzanın geçersiz olmasının yalnızca sahibini bağlayacağını, yani yalnızca geçersiz imza sahibi yönünden sorumluluk belirleneceğini, bunun sonucu olarak çek üzerinde geçerli imzaların bulunması halinde kambiyo vasfını yitirmeyeceğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/2238 Esas  ve 2015/1062 Karar sayılı ilamında\"...Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, TTK.nun 589. maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Senetteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Senedin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir...\" denildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/2238 Esas ve  2015/1062  Karar sayılı kararının ''İmzaların bağımsızlığı(istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar; geçersiz bir imza sahibini bağlamaz. Ancak, ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, “İmzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre, senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, TTK.nun 589. maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Senetteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Senedin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir.\" şeklinde olduğunu, düzgün ciro silsilesi ile yetkili hamil konumunda olan müvekkilinin çek bedelini talep etmek hakkı bulunmakta olup, iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olan müvekkiline karşı borçlu olunmadığının tespitinin talep edilmesinin  mümkün olmadığını, sahtelik iddiasında bulunmayan ... Tic. Ltd. Şti, ... Tic. Ltd. Şti., ... Tic. A.Ş yönünden davanın kabulü ile müvekkilinin haklı alacağı nedeniyle başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosya hakkında borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesinin  açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple birleşen davada verilen kararın da usul ve yasaya  aykırı olduğunu, bu  nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu asıl ve birleşen davaya ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların müvekkili bakımından reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl ve birleşen davalar,  icra takibine konu  çek nedeniyle  İİK'nın 72. maddesi uyarınca borçlu olunmadığının tespiti ile çekin istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davada ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İlk derece mahkemesi kararına karşı, asıl ve birleşen davalı şirket tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmamış olup, istinaf incelemesi asıl ve birleşen davalı ...  yönünden verilen karara ilişkin olarak ve bu davalının istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Asıl davada davacı; takip konusu çekin kendisine birleşen davacı ... AŞ tarafından  aralarındaki ticari ilişki nedeniyle verildiğini, ancak çekin çalınması sebebiyle  elinden rızası dışında çıktığını, davalı ...'ın  çeki takibe koyduğunu, ancak çeki nasıl edindiğini açıklayamadığını, çekteki cironun geçerli olmadığını, kendisine atfen atılan imzanın ve kaşenin sahte olduğunu, davalının çeki edinme sebebini açıklayamadığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tespiti ile çekin davalı ...'dan istidadına karar verilmesini istemiş;  birleşen davada davacılar ise, çekin birleşen davacı  ... AŞ tarafından ... şirketine verildiğini, meşru hamilinin bu şirket olduğunu, çekin sahte imza ve kaşe ile cirolanarak davalılara geçtiğini, davalı ...'ın çeki hangi sebeple elinde bulundurduğunu açıklayamadığını, takipte  kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalılara borçlu olmadıklarının tespitini istemişlerdir.  Dava konusu edilen çekin, ... Bankası AŞ Siteler/Ankara Şubesine ait, 21.12.2011  tarihli, ... sayılı ve 20.000,00 TL bedelli çek olduğu,  çekin birleşen davacı  ... Ltd. Şti. tarafından birleşen davacı lehtar .... Ltd. Şti.emrine düzenlendiği, lehtarın cirosu ile ciranta  ... AŞ'ne verildiği, bu ciranta  tarafından  asıl ve birleşen davacı ... ... Ltd. Şti.'ne ciro edildiği,  bundan asıl ve birleşen davalı ...... Ltd.Şti.'ne,  ardından da asıl ve birleşen davalı ...'a ciro yoluyla geçtiği, çekin asıl ve birleşen davalı ... tarafından 02.01.2012 tarihinde bankaya ibraz edildiği, çek iptali davasındaki tedbir kararı nedeniyle ödeme yapılmadığı,  asıl ve birleşen davacı ... şirketi tarafından 05.12.2011 tarihinde Ankara 11.Sulh  Hukuk Mahkemesinin 2011/2117 Esas sayılı dosyası ile dava konusu çek için çek iptali davası açıldığı, mahkemece aynı tarihli ödeme yasağı kararı verildiği,  asıl ve birleşen davalı ...'ın 17.02.2012 tarihinde  çekin elinde bulunduğunu belirterek davaya katılma talebinde bulunduğu, davacı tarafından davanın takip edilmemesi üzerine mahkemenin 2012/1616 Karar sayılı ve 02.11.2012 tarihli kararı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği,  kararın 06.02.2013 tarihinde kesinleştiği, söz konusu çekin asıl ve birleşen davalı ... tarafından  İstanbul  ... İcra  Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 24.01.2012 tarihinde asıl davacı ... birleşen davacı şirketler aleyhine çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız  icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin asıl ve birleşen davacılara 02.02.2012, 30.01.2012,13.02.2012 ve 22.02.2012 tarihlerinde tebliğ edildiği, İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/36 Esas sayılı ve 10.02.2012 tarihli   ihtiyati tedbir kararı ile paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verildiği,  asıl ve birleşen davacılarca süresinde yapılmış bir itirazının dosyada bulunmadığı görülmektedir. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/39719 soruşturma sayılı dosyasının evraklarının incelenmesinde, 24.10.2011  tarihinde asıl ve birleşen davacı ... ... Ltd. Şti.'nin dava dışı şirket yetkilisi ... aracında bulunan çantasının çalındığı ve çanta içerisinde davaya konu çekin de bulunduğu iddiasıyla şikayetçi olunduğu, hırsızlık ve resmi evrakta sahtecilik suçu nedeniyle soruşturma başlatıldığı, soruşturma aşamasında asıl ve birleşen davada davalı ...'ın da şüpheli olarak belirtildiği ve  hakkında yakalama kararı verildiği, soruşturmanın devam ettiği, hakkında yakalama kararı verilen ...'ın hala ifadesinin alınamadığının belirtildiği  anlaşılmaktadır. Asıl dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde;  Asıl davacı, dava konusu çeki birleşen davacı olan ... AŞ'den ciro yoluyla almış, çek elindeyken kaybolmuş ve asıl davacının elinden çıkmıştır. Asıl davacı, çekte kendisine atfen atılmış olan imzanın sahte olduğunu ileri  sürmüş, mahkemece asıl davacı şirket yetkililerinin imza örnekleri toplanmış, alınan 14.12.2015 tarihli bilirkişi  raporuna göre  çekteki asıl davacı şirket yani ciranta imzasının asıl davacı şirketin yetkilileri ... eli ürünü olmadığı  tespit edilmiştir. Asıl davada davacı vekili, çekin müvekkilinin rızası hilafına elinden çıktığını ve çekteki ciro imzasının müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek, çekin iadesini ve davacının davalılara borçlu olmadıklarının tespitini istemiştir.Düzenleyenin imzası çekin zorunlu unsurlarındandır. Bir kişinin kambiyo borcundan sorumlu tutulabilmesi için keşideci, aval veren veya ciranta sıfatıyla gerçek bir imzasının bulunması gerekir. İmza sahteliği mutlak defi olup tüm çek alacaklılarına karşı ileri sürülebilir. Asıl davacı cirantayı çek borçlusu haline getirecek olan imza olup, imzanın  asıl davacıya  ait olmadığının anlaşılması karşısında asıl davacının çek ve takip dosyası nedeniyle asıl ve birleşen davada davalı ...'a karşı borçlu olmadığı tespiti yerinde olmuştur. Ancak 6762 sayılı TTK''nın 589. maddesindeki \"Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmez\" hükmü  ile 6762 sayılı TTK'nın 598.maddesindeki '' Bir poliçeyi elinde bulunduran kimse, son ciro beyaz ciro olsa dahi kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde salahiyetli hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro takibederse son ciroyu imzalıyan kimse, poliçeyi beyaz ciro ile  iktisab etmiş sayılır. Poliçe her hangi bir surette hamilin elinden çıkmış bulunursa yukarıki fıkrada yazılı hükümlere göre hakkı anlaşılan yeni hamil, ancak poliçeyi kötü niyetle iktisabetmiş olduğu veya iktisabında ağır bir kusur bulunduğu takdirde o poliçeyi geri vermekle mükelleftir.'' hükmü uyarınca dava konusu çekteki ciro silsilesi düzenli olduğuna göre TTK'nın 598. maddesi uyarınca, asıl ve birleşen davalı ... iyiniyetli yetkili hamil sayılır. Bu nedenle asıl davada  davacı taraf, çekin istirdadı isteminde bulunamaz. Buna rağmen mahkemece asıl davada davalı ... yönünden, çekin istirdadına da karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu durumda, asıl davada, ilk derece mahkemesince, asıl davacının asıl ve birleşen davalı ...'a asıl davada borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi doğru olmakla birlikte çekin istirdadına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, asıl davada davalı ... vekilinin asıl davaya yönelik istinaf isteminin kısmen kabulü ile hükmün kaldırılarak asıl davanın bu davalı yönünden kısmen kabulüne, menfi tespit talebinin kabulüne, çek istirdadı talebinin ve davalı ...'ın iyiniyetli hamil olması sebebiyle kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Asıl  davalı  ... ... Ltd. Şti.yönünden  asıl davanın kabulü kararının bu yönden istinaf olmaması sebebiyle  bu konudaki ilk derece mahkemesi hükmü aynen muhafaza edilmiştir.  Birleşen dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Birleşen davada davacılardan   ... Ltd. Şti.çekin keşidecisi,  ... Ltd. Şti.lehtarı,  ... AŞ ise lehtar cirosu ile çeki teslim alan birinci ciranta olup, bu şirketin cirosu ile çek, asıl davacı  ... ikinci ciranta ... şirketine geçmiştir. Mahkemece, bu birleşen davacılar yönünden de davanın kabulüne, davalı ...'ın kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere,  çekte ikinci ciranta konumunda olan asıl davacıya atfen çekte atılmış olan imzanın asıl davacı şirket yani ikinci ciranta imzasının asıl davacı şirketin yetkililerinin  eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Birleşen davacılar da yani, keşideci, lehtar ve birinci ciranta ikinci cirantanın imzasının sahteliğine dayanarak davalılara borçlu olmadıklarının tespitini talep etmektedirler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.03.2016 tarih ve 2014/19-806 Esas, 2016/298 Karar sayılı kararı ve 06.07.2011 tarih ve 2011/19-413 Esas, 2011/476 Karar sayılı kararlarında  da belirtildiği üzere, 6102 sayılı TTK'nın 818. (eTTK.nun 730) maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı Yasanın 677. (eTTK.nun 589) maddesi uyarınca  ''bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez'' İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, ''imzaların istiklali (bağımsızlığı)'' ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Çekteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, çek  yine de geçerli kalır. Çekin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir. 6102 sayılı TTK’nın  686/1. (eTTK 598) maddesi, ''Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılı'' hükmünü içermektedir.Sahte imza bir başkasının imzasının taklit edilmesi hali olup,  6102 sayılı TTK''nın 677.maddesi (6762 sayılı mülga TTK'nın 589.maddesi)  hükmü gereğince; ticari senetteki geçersiz imza zincirleme ve birbirine bağlı, lehtardan hamile değin tam ve düzenli yani kesintisiz cirolar hak sahipliğine karine sayılır. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından  yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez. Bu açıklamalara göre  somut olayın değerlendirilmesinde;  dava konusu çekte birleşen davacı ... şirketi  keşideci, birleşen davacı ... şirketi lehtar, birleşen davacı ... şirketi ise birinci ciranta  durumunda olup, davalılar  çeke ciro yoluyla hamil olmuştur. Birleşen davacılar ... şirketi, ...  ile ... şirketi, kendi imzalarını inkar etmemektedir. Çek metnine göre ciro silsilesinde şeklen bir kopukluk bulunmamaktadır. Mahkemece,  asıl davacı ... ikinci ciranta ... şirketinin yerine sahte imza atılarak  çekin tedavüle sokulduğu alınan bilirkişi raporu ile belirlenmiş ise de, imzaların istiklali ilkesi karşısında bu durum birleşen davacılar ... şirketi, ...  ile  ... şirketini, yani keşideci, lehtar ve birinci cirantayı sorumluluktan kurtarmaz. Bu nedenlerle, mahkemece, birleşen davacılar  ... şirketi, ... şirketi yönünden birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu davacılar yönünden birleşen davanın  birleşen davalı ...  yönelik davalarının kabulüne karar verilmesi de hatalı olmuştur.Bu durumda,  birleşen davacılar  ... Ltd.Şti.,  ... Ltd. Şti.,  ... AŞ 'nin birleşen davalı ...  yönelik davalarının reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, birleşen davada davalı ... vekilinin  birleşen davaya yönelik istinaf isteminin kabulü ile hükmün kaldırılarak, birleşen davacılar   ... Ltd.Şti.,  ... Ltd. Şti.,   ... AŞ'nin birleşen davalı ...  yönelik  menfi tespit isteminin ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir. Birleşen davacı ... şirketi yönünden birleşen davanın usulden reddi kararı ile birleşen davalı  ... Ltd. Şti.yönünden birleşen davanın kabulü kararına yönelik istinaf olmaması sebebiyle  bu konudaki ilk derece mahkemesi hükmü aynen muhafaza edilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle;  HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca, asıl davada davalı ... vekilinin, asıl davaya yönelik istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,  Dairemizce,  asıl davanın kısmen kabulüne, asıl davacının, asıl davalılara karşı borçlu olmadığının tespitine, çek istirdadı ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine; birleşen davada davalı ... vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak,  birleşen davada davacılar  ... Ltd.Şti.,  ... Ltd. Şti.,  ... AŞ 'nin birleşen davada davalı ...a yönelik davalarının reddine, asıl ve birleşen davalarda davalı şirket ile asıl ve birleşen davalarda davacı ... şirketinin istinafı olmadığından davalı şirket hakkında verilen kararların ve birleşen davada davacı ... şirketi hakkındaki usulden ret kararının ve birleşen davada davacılar lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarı, birleşen davada birleşen davalı ... lehine hükmedilen (usulden ret kararı nedeniyle) vekalet ücreti miktarının ve asıl davada davacı lehine davalılar aleyhine hükmedilen (menfi tespit talebi reddi yönünden)  vekalet ücreti miktarının Dairemizce kurulan yeni hükümde aynen muhafaza  edilmesine dair aşağıdaki  hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca, asıl ve birleşen davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda;Asıl davada: 1-Davalı ... yönünden davanın  kısmen kabulü ile davacının, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası nedeni ile davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, 2-İcra takibine konu ... Bankasına ait 21.12.2011 tarihli, ... numaralı, 20.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davacının davalı ... Ltd. Şti.'ne  borçlu olmadığının tespitine,3-Davacının çek istirdadı talebinin ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 4-Asıl dava yönünden alınması gerekli  1.462,18 TL harçtan  peşin olarak yatırılan 297,00 TL peşin harç ve 24,00 TL ıslah harcının mahsubu ile  bakiye 1.141,18 TL harcın asıl  davada  davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hesaplanan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan  alınarak davalı ...'a   verilmesine,6-Hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca belirlenen 2.725,00 TL vekalet ücretinin, davalılardan alınarak  yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren  davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 254,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 754,00 TL yargılama giderinin, davalılardan alınarak davacıya verilmesine,  Birleşen İstanbul 3. ATM'nin  2012/48 E sayalı davasında:  1-Davacı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine, 2-Davacılar ... Tic. Ltd. Şti., ... Tic. Ltd. Şti., ... Tic. AŞ'nin  davalı ...'a yönelik davalarının ve kötüniyet tazminatı istemlerinin  reddine, 3-Davacılar .... Tic. Ltd. Şti., ... Tic. Ltd. Şti., .... Tic. AŞ'nin, davalı .... Ltd. Şti.'ne  yönelik davalarının kabulü ile bu davacıların icra takibine konu ... Bankasına ait, 21.12.2011 tarihli, ... numaralı, 20.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davalı ... Hizm.ve Tic. Ltd. Şti.'ne  borçlu olmadıklarının  tespitine, 4-Alınması gerekli  1.462,18 TL harçtan  peşin yatırılan 252,60 TL peşin harcın  mahsubu ile  bakiye 1.209,58  TL harcın  davalı   ...  Tic. Ltd. Şti.'nden tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Karar tarihinde  yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca  hesaplanan 17.900,00 TL  vekalet ücretinin davacılardan alınarak, yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı ...'a verilmesine,  6- Hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca belirlenen 2.725,00 TL vekalet ücretinin davalı ... Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacılar ... Tic. Ltd. Şti., ... Tic. Ltd. Şti. ve .... Tic. AŞ'ye eşit miktarlarda verilmesine, 7-Hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca belirlenen 2.725,00 TL vekalet ücretinin, davacı   ... Tic. Ltd. Şti. 'nden  alınarak yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı ...'a verilmesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve giderler yönünden: a-Asıl ve birleşen davada davalı ... tarafından sarf edilen istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına;  bu davalı tarafından yatırılan 731,10 TL nispi istinaf karar harcının ise talep hâlinde ve karar kesinleştiğinde, ilk derece mahkemesince iadesine,b-Asıl ve birleşen davalarda davalı ... tarafından sarf edilen 297,20  TL istinaf başvuru harcı giderinin  asıl ve birleşen davalarda davacılardan alınarak asıl ve birleşen davada davada davalı ...'a  verilmesine,10-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce  taraf vekillerine tebliğine,11-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1-2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  20.12.2023 tarihinde, oy birliğiyle ve asıl dava yönünden temyiz yolu açık, birleşen dava yönünden kesin olmak üzere  karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7640e1f798a60c62","SID":"a3c8b68d4430ea58"}}