{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2021/1656 Esas 2023/1785  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1656 <br>KARAR NO\t: 2023/1785<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t  ...<br>KATİP\t\t: ... ...<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/07/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/47 Esas 2021/489 Karar<br>DAVACILAR \t:<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Menfi Tespit <br>DAVA TARİHİ\t: 17/01/2018<br>KARAR TARİHİ\t: 13/12/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:15/12/2023<br><br><br>\tTaraflar arasındaki menfi tespite ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA <br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı şirket ile davalı banka arasında 07/08/2012 tarihinde genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, davacı ...'ın kefil olarak sözleşmeyi imzaladığını 30/09/2014 tarihinde hesap kat edilerek 318.986,90 TL borç belirlendiğini, Ankara 25. İcra Dairesi'nin 2014/19867 sayılı icra dosyasında banka tarafından davacılar aleyhine icra takibi yapıldığını, ... adına kayıtlı taşınmazın dosya alacağına mahsuben 425.000,00 TL bedelle ihale edildiğini ayrıca farklı tarihlerde olmak üzere toplam 255.275,00 TL ödeme yapıldığını, toplam ödeme tutarının 680.275,00 TL ulaştığını, uygulanan temerrüt faizinin sözleşmeye uygun olmadığını ve davalı bankanın 10/11/2017 tarihinde gönderilen yazısında 60.000,00 TL bakiye alacak ile vekalet ücreti ve masraflar için 25.611,00 TL borcun bulunduğunu bildirdikleri ileri sürerek davacının banka alacağının 337.456,47 TL olması nedeniyle taşınmaz değeri olan 475.000,00 TL'den bu tutarın ve 25.611,00 TL icra masrafının indirilmesi sonucu bakiye 111.932,53 TL fazla ödemenin ödeme tarihinden itibaren istirdadına ve bankanın talep ettiği 60.000,00 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davacı ... Makine San.Tic.Ltd.Şti. arasında diğer davacı ...'ın kefaleti ile 300.000 TL ve 1.000.000 TL meblağlı iki adet genel kredi sözleşmesi imzalandığını,davacı borçlu tarafından tebellüğ edilen ihtarnameye rağmen kredi borçlarını ödemediği için alacağın tahsilini teminen Ankara 25 İcra Müdürlüğünün 2014/19868 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılıp takibin itirazsız kesinleştiğini,davacı borçlunun icra takibinin başlatılmasından sonraki süreç içinde müvekkili Bankanın alacağının tahsilini zorlaştırmak, geciktirmek amacıyla hareket ettiğini, bu bağlamda borcun ödeneceğine dair yazılı ve sözlü olarak verdiği tekliflerin gereğini yerine getirmediğini,davacı tarafın Merkez Bankası yazısında belirtilen % 24,24 oranını esas alarak belirlediği  %36,36 oranından hesaplama yapmak suretiyle kendince fiili bir durum yaratmaya çalıştığını, zira takipte talep edilen %  60 temerrüt faizine yönelik itirazın hukuki dayanağının bulunmadığını, zira temerrüt faizi hesabına esas alınması gereken faiz oranı % 24,24 olmayıp %40 olduğunu, Merkez Bankasının yanlış anlama veya yanılgıya dayalı olarak bildirdiği faiz oranının dikkate alınmasının mümkün olmadığını,davacı tarafın hesaplamasında; kısmi ödeme tarihlerinin yanlış olduğunu, icra dosyası için sarf olunan gider ve harçların dikkate alınmadığını, kısmi ödemelerde Borçlar Kanunu m.100 hükmünün gözetilmediğini, 24.08.2016 tarihinde müvekkili bankaya ihale edilen gayrimenkul için davacı tarafından ihalenin feshi davası açıldığı için taşınmazın tescilinin ancak ihalenin kesinleştiği tarih itibariyle gerçekleştiğini, dolayısıyla tescil tarihine kadar asıl alacağa temerrüt faizi işletilmesi gerektiğinin göz ardı edildiğini,belirterek, davanın reddi ile davacılar aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; uyuşmazlık konusu olan faiz oranı ve taşınmaz bedeli 425.000,00 TL ödemenin ihale tarihinde mi, ihalenin kesinleşme tarihinde mi borca mahsuben ödeme yapıldığının kabul edileceği ve davalı bankanın 60.000,00 TL daha borcun bulunduğu yazısı tarihinde 60.000,00 TL davacıların borçlu olup olmadığının belirlenmesi için alternatifli rapor düzenlenmesi için ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 12/04/2021 tarihli alternatifli ek raporda, İlk Derece mahkemesince kabul edilen değerler; temerrüt faiz oranının bankanın fiilen uyguladığı faiz oranı olan % 24,24 oranı esas alınarak temerrüt faizinin %36,36 olması gerektiği ve ihale tarihinde taşınmaz banka mülkiyetine geçmediğinden, ihalenin kesinleşme tarihine göre bankanın borca mahsuben 425.000,00 TL'yi tahsil ettiğinin kabulü gerektiği, bu ilkeler gözetilerek yapılan hesaplama esas alındığında; davacıların davalı bankaya fazla ödemelerinin bulunmadığı belirlendiğinden istirdat isteminin reddine, 10/11/2017 tarihinde davalı banka tarafından talep edilen 60.000,00 TL için davacıların davalıya 3.911,25 TL borçlu oldukları belirlendiğinden fazla talep edilen 56.088,75 TL borçlu olmadıklarının tespitine fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerine, davalı bankadan kullandığı ve ödenmeyen 318.986,90 TL kredi borcu için ilamsız icra takibi başlatıldığını, kredi sözleşmesine aykırı olarak ana borca %60 oranında faiz işletilerek tahsil edildiğini, yerel mahkeme kararında, dava dilekçesin de ileri sürdükleri fahiş oranda işletilen faizin hukuka aykırı olduğuna, davalı bankanın ancak ve ancak TCMB'ye takip tarihinde bildirdiği yıllık %24,24 ticari kredi faiz oranına %50 artış yaparak %36,36 oranıyla müvekkilden talep edebileceğine hükmettiğini, bu yönüyle davanın özüne ilişkin haklılıklarının ortaya çıkmış bulunduğunu, karara itirazlarının, müvekkilin cebri icra yoluyla satışı yapılan taşınmazının bedelinin borca mahsup edilme tarihi ve takip harçlarının hesabı hususlarında toplandığını, davalı banka ihaleye alacağına mahsuben iştirak ettiğini ve taşınmaz 425.000,00 TL bedelle satın alındığını, ihale bedeli ise 22.06.2017 tarihinde ödendiğini, ihalenin üçüncü kişiye yapıldığını olsaydı ihalenin feshi davası açıldığını da olsa alıcı ihale bedelini derhal veya İİK’nın 134. maddesi gereğince verilecek süre içerisinde nakden ödemesi ve icra müdürününde ihale bedelini bankaya yatırıp nemalandırılmasını  sağlaması gerekeceğini, mahkeme, kararında bu hususu göz önünde bulundurmadığını,  icra takibindeki asıl alacağa değil işletilmiş olan faize ilişkin ve asıl alacak miktarına bağlı, infaza dair feri nitelikteki alacak kalemleri hesaplamaya dahil edilemeyeceğini, icra takibinden sonra ve dava açılmadan önce yapılan tüm  giderlerin icra infaz aşamasında icra memurluğunca dikkate alınması gerekeceğini, taleplerinin tamamı ile kabul edilse dahi söz konusu feri nitelikte alacaklar açısından davalı bankanın icra takibi devam edecek ve bu kalemlerin tahsilinde engel oluşmayacağını, derdest bulunan icra dosyasında da 36.089,56 TL tutarındaki tahsil harcı borç kapanmadan tamamlanmış ve alacaklı banka tarafından da dava sürecinde borç tamamen tahsil edildiğini,  kararının kaldırılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın, hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, temerrüt faizi için %60dan daha düşük bir oran esas alınmasının hiçbir haklı yanı ve hukuki dayanağı bulunmadığını, dosyada bir örneği bulunan müvekkili bankanın merkez bankasına yaptığı faiz bildiriminde; işletme ve diğer krediler için uyguladığı en yüksek kredi faiz oranının %40 olduğu yazılı olduğunu, davacıya gönderilen Ankara 59. Noterliğinin 01.10.2014 tarih ve 28770 yevmiyeli hesap kat ihtarnamesinde kredi borcunun %60 temerrüt faizi ile ödenmesi talep edildiğini, ihtarname herhangi bir itirazla karşılaşılmadığını, Ankara 25.icra Müdürlüğü'nün 2014/19867 sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi dair takibin dayanağı olan 980.000TL  meblağlı  1.derece ipotek  resmi senedinde  temerrüt faizinin %60 olarak belirlendiğini, yine takipte temerrüt faizi %60 olarak talep edildiğini, itirazsız kesinleştiğini, Ankara 25.icra Müdürlüğünün 2014/19868 sayılı dosyasında da temerrüt faizi %60 olarak talep edildiğini, takibin itirazsız kesinleştiğini, bu nedenlerle temerrüt faizinin belirlenmesine dair genel kredi sözleşmesini, ipotek resmi senedi  ile diğer hususlar birlikte değerlendirildiğinde; % 60 temerrüt faizinin haklı ve yerinde bir talep olduğu açıkça anlaşıldığını, 25.03.2014 tarihli faiz bildiriminde müvekkili bankanın o dönem \"işletme ve diğer krediler\" için uyguladığı en yüksek kredi faizinin %40 olmasına rağmen, bununla ilgili fiilen uygulanmayan oran vb. şekilde varsayımsal nitelendirmelerde bulunulmasının gerçek duruma aykırı olduğunu, merkez bankasının icra dosyasına göndermiş olduğu cevabi yazıda bile bildirilen oranların bankaların fiilen uyguladıkları faiz oranları ile farklılık gösterebileceğinin belirtildiğini, temerrüt faizinin hesabına esas alınması gereken en yüksek kredi faizi oranının, iddia edildiği gibi %24,24 değil, %40 olduğunu, hal böyle iken ayrıca ve yeterli bir araştırma yapılmaksızın bahsi geçen yazıyla yetinilerek kredi faizinin %24,24, temerrüt faizinin ise %50 fazlası olan %36,36 olarak belirlenmesi ve buna göre yapılan hesaplamaların hukuka uygunluğundan bahsedilemeyeceğini, davacının borçlu vadesinde borcunu ödemeyerek temerrüde düştüğünü, icra takibinin başlatılmasından sonraki süreçte; müvekkili bankanın alacağının tahsilini zorlaştırmak/geciktirmek amacıyla hareket ettiğini, bu kapsamda borcun ödeneceğine dair teklifler sunduğunu, davacı tarafın sebebiyet verdiği süreci, haksızlık ve kötü niyetini perdeleyebilmek için anlam, kavram ve rakamsal kargaşa yaratıp bilinçli olarak çarpıtmalara başvurduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun tahsili amacıyla başlatılan  icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve istirdat davasıdır. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;<br>\tDavalı banka tarafından Ankara 59. Noterliği aracılığı ile davalı asıl borçlu ve kefile gönderilen 01/10/2014 tarihli ihtarname ile 318.986,90 TL alacağın tebliğ tarihini izleyen bir gün içinde ödenmesi talep edilmiş, ihtarnamenin 02/10/2014 günü borçlulara tebliğ edildiği ve temerrüdün 04/10/2014 tarihinde oluştuğu anlaşılmıştır. <br>    \tAnkara 25. İcra Dairesinin 2014/19868 sayılı takip dosyasının incelenmesnide alacaklı  banka tarafından  davalı borçlular aleyhine 318.986,90 TL asıl alacak, 4.179,26 TL işlemiş faiz, BSMV ve masraflar toplamı 324.312,62 TL alacağın asıl alacağa % 60 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle tahsilinin  talep edildiği, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>\tAnkara 25. İcra Dairesi'nin 2014/19867 sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip dosyanın incelenmesinde, alacaklı  banka tarafından  davalı borçlular aleyhine 318.986,90 TL asıl alacak, 4.179,26 TL işlemiş faiz, BSMV toplamı 323.942,12 TL alacağın asıl alacağa % 60 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle  tahsilinin  talep edildiği, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>\tYargılama sırasında... tarafından düzenlenen bilirkişi heyet raporunda özetle,davalı Banka ile davacı asıl borçlu şirket ... San. Ve Tic.Ltd.Şti. arasında, 24.04.2012 tarihli 300.000 TL limitli ve 07.08.2012 tarihli 1.000.000 TL limitli iki adet Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği,her iki kredi sözleşmesinde davacı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu,Borçlar  Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra akdedilen  kefaletin müteselsil olduğu hususu ve kefalet limitinin kefilin el yazısı ile belirtildiği kefalet sözleşmesinin akdedildiği tarihte evli olduğu anlaşılan ...'ın eş muvafakatinin 07.08.2012 tarihi itibariyle sözleşmeye alındığı,davacı tarafça, Merkez Bankası tarafından bildirilen davalı Bankaca fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının %24,24 olduğu ve bu orana göre tespiti gereken temerrüt faizi oranının %, 36,36 olması gerektiğini belirterek, borç hesabının %36,36 oranı üzerinden yapılmasını talep ettiği,Merkez Bankasının icra dosyasında mevcut 08.12.2017 tarihli yazısına göre, davalı Bankanın temerrüdün gerçekleştiği Ekim/2014 itibariyle ticari kredilere fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı % 24,24 olarak yer aldığı için, sözleşmenin 8. Maddesinin bu orana tatbiki ile tatbik edilebilecek temerrüt faizi oranının %36,36 olarak tespit edildiği,davalı Banka tarafından davacı asıl borçlu şirket ... San.veTic.Ltd.Şti.ne 15.03.2013tarihinde aylık % 1,50 oranı ile 48 ay vadede öde nmek üzere 386.000 TL tutarında taksitli ticari kredi kullandırıldığı,kedinin en son 15.05.2014 vadeli taksit borcu ödenmiş olup kat tarihi 30.09.2014 tarihi itibariyle kredinin 16.06.2014, 15.07.2014, 15.08.2014 ve 15.09.2014 vadeli taksit borçlarının ödenmediği kat tarihine göre krediden kaynaklı alacak tutarının 318.986,90 TL olarak tespit edildiği,davalı Banka tarafından Ankara 59.Noterliği aracılığı ile davalı asıl borçlu ve kefile 01.10.2014 tarih 28770 yevmiye nolu ihtarname ile 318 .986,90TL alacağın tebliğ tarihini izleyen 1 gün içinde ödenmesinin bildirildiği ihtarnamenin davalı asıl borçlu şirket ve davalı kefile 02.10.2014 günü tebliğ edildiği İhtarname ile verilen (1) günlük ödeme süresinin 03.10.2014 tarihinde hitamı davalıların temerrüdünün  04.10.2014 tarihi itibariyle oluştuğu, Ankara 25.İcra Müdürlüğünün 2014/19867 esas sayılı dosyasından ihale edilen gayrimenkulün alacağa mahsuben 24.08.2016 tarihinde davalı Bankaya  edilen tutar olduğu, davacı tarafça Ankara 14 İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/739 esas sayılı dosyası üzerinden ihalenin feshi davası açıldığı, anılan Mahkemenin 24.04.2017 tarih 2017/421 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği taraflarca istinaf edilmemesi nedeniyle kararın  05.05.2017 tarihinde kesinleştiği,İhalenin kesinleşme tarihi 05.05.2017 esas alınarak yapılan hesaplamada davacı asıl borçlu şirketin ihale kesinleşme tarihi 05.05.2017 itibariyle (icra masrafları ve vekalet ücreti hariç) borç miktarının sona erip 7.789,31 TL alacaklı hale geldiği davacı şirketin 20.10.2017 tarihinde yaptığı 50.000 TL tutarlarındaki ödeme ile;Ankara 25.İcra Müdürlüğünün 2014/19868 esas sayılı dosyası için 08.02.2018 tarihinde yapılan“DOSYA KAPAK HESABİ” bilgilerine göre 36.089,56 TL tutarındaki tahsil harcı, 25,20 TL başvurma harcı,25.408,76 TL tutarındaki vekalet ücreti ve 11.401,40 TL tutarındaki masraf miktarı,dikkate alınarak davacı şirketin davalı bankadan alacaklı olduğu bir tutar bulunmadığı,ihale kesinleşme tarihi olan  05.05.2017 tarihine göre davacı borçlu şirketin davalı Bankaya 15.135,61 TL borçlu olduğu belirtilmiştir.<br>\t25.12.2020 tarihli ek raporda özetle,davalı Banka tarafından davacı şirkete hitaben yazılan 10.11.2017 tarihli 130 sayılı yazıda,06.11.2017 tarihli dilekçeye ilgi tutularak; 07.11.2017 tarihli kapama bakiyesinin 60.000 TL, avukat vekalet ve masraflarının 25.611 TL, toplam kapama tutarının ise 85.611 TL olduğunun bildirildiği,| davacı Bankanın 10.11.2017 tarihli yazısında  60.000 TL alacak kaldığı bildirilmiş olup, Bankaca % 60 oranından tahakkuk ve tahsilat yapılmasına karşın, hesaplanan tutar ile Banka beyanı arasındaki farkın takip talebindeki isteme uygun olarak, Borçlar Kanunu 100. Madde uygulaması ile, yapılan kısmi tahsilat tutarlarının öncelikle faiz ve ferilerine mahsup edilirken, Banka hesaplamasında, yapılan kısmi tahsilatlar önce anapara, kalan kısım ise faize mahsup edildiği farklılığın  da bu noktadan kaynaklandığı, davacı Bankanın 10.11.2017 tarihli yazısında harç miktarına yer verilmemiş olmakla birlikte, icra dosyasına yapılan tahsilatlardan tahsil harcı tutarı yasal olarak kesilip kalan miktarın alacaklıya ödendiği dikkate alındığında, harç miktarının davacının borç miktarına ilave edilmesi gerektiği, davacı şirketin 20.10.2017 tarihinde yaptığı 50.000 TL tutarlarındaki ödemenin 7.780,31 TL'ye ilave edilmesi,davalı Bankanın davacı şirkete verdiği 10.11.2017 tarihli yazıda ücreti vekalet ve masraf tutarları olarak talep ettiği toplam 25.611 TL ile İcra Müdürlüğü tarafından yapılan harç kesintileri toplamı 36.089,56 TL'nin düşülmesi ile davacı şirketin borcunun 3.911,25 TL olduğu belirtilmiştir.<br>\t12.04.2021 tarihli 2.ek raporda,1.ek rapordaki görüş tekrar edilmiştir.<br>\tHukuk Genel Kurulunun 18/01/2012 tarih 2011/19-622, 2012/9 esas karar sayılı emsal içtihadında;  \"Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. <br>\tMenfi tespit davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir.<br>\tBu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.<br>\tBu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.  Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. <br>\tAncak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu halde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Hakan Pencanıtez, Oğuz Atalay, Meral Sungurtekin Özkan, Muhammet Özekes, İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164).  <br>\tMenfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında tetkik merciinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini, menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez.<br>\tNitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 gün ve 2011/13-576 E. 2011/747 K sayılı kararında da vurgulandığı\" belirtilmiştir. <br>\tSomut olaya gelince, davacı yanca genel kredi sözleşmesinden  ötürü borçlu bulunmadığının tespitine yönelik olarak işbu menfi tespit  ve istirdat davası açılmıştır.<br>\t İİK'nun 72/7. maddesi, \"Takibe itiraz etmemiş veya itirazın kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir.\" hükmünü içermektedir. Anılan hükümde yer alan bir yıllık süre hak düşürücü süre niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında hakim tarafından re'sen gözetilmesi gerekir. <br>\tSomut olayda,  İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe konu taşınmazın 24/08/2016 tarihinde davalı bankaya 425.000,00 TL tutar ile ihale edildiği, davacı tarafça Ankara 14. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/739 esas sayılı dosyası üzerinden ihalenin feshi davası açıldığı, davanın reddedildiği ve kararın 05/05/2017 tarihinde kesinleştiği,davacı yan 111.932,53 TL değer üzerinden işbu istirdat davasını 17/01/2018 tarihinde açmıştır.Ödeme tarihi gözetildiğinde dava tarihi itibarıyla bir yıllık hak düşürücü süre sona ermemiş  olduğundan davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedenine itibar edilmemiştir.<br>\tDavalı yan  istinaf başvuru dilekçesinde temerrüt faizinin %60 olmasına rağmen bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada %36,36 oranı üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle alacağın düşük çıkartıldığını iddia etmiş ise de, dosya kapsamında sunulan ve hükme esas alınan  bankacı bilirkişi ... tarafından  düzenlenen raporda Merkez Bankasının icra dosyasında mevcut 08.12.2017 tarihli yazısına göre, davalı Bankanın temerrüdün gerçekleştiği Ekim/2014 itibariyle ticari kredilere fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı % 24,24 olarak yer aldığı için, sözleşmenin 8. Maddesinin bu orana tatbiki ile tatbik edilebilecek temerrüt faizi oranının %36,36 olarak tespit edildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince temerrüt faizinin fiilen uygulanan %24,24 akdi faizin % 50 fazlası  olan %36,36 olacağı tespit edildiğinden ve davacı banka tarafından temerrüt tarihi itibariyle fiilen uygulanan akdi faizin %24,24'den fazla olduğunun somut bilgi belgelerle ispatlamadığından davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmiştir. <br>\tDavalı banka ile davalı şirket  arasında 24.04.2012 tarihli 300.000 TL limitli ve 07.08.2012 tarihli 1.000.000 TL limitli iki adet Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği,her iki kredi sözleşmesinde davacı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu,  kullandırılan kredinin ödenmemesi üzerine hesabın davalı banka tarafından Ankara 59. Noterliğinin 01.10.2014 tarih 28770 yevmiye sayılı  ihtarnamesi ile kat edilerek toplam 318.986,90 TL'nin 1 gün  içinde ödenmesinin talep edildiği, borcun ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından  Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2014/19868  ve 2014/19867 takip  sayılı dosyaları  üzerinden alacağın tahsiline yönelik olarak takip yapıldığı,davacıların takibe itiraz etmedikleri ve takibin kesinleştiği İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe konu taşınmazın 24/08/2016 tarihinde davalı bankaya 425.000,00 TL tutar ile ihale edildiği, davacı tarafça Ankara 14. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/739 esas sayılı dosyası üzerinden ihalenin feshi davası açıldığı, davanın reddedildiği ve kararın 05/05/2017 tarihinde kesinleştiği davalı bankanın davacılara gönderdiği 10.11.2017 tarihli yazıda,07.11.2017 tarihli kapama bakiyesinin 60.000 TL, avukat vekalet ve masraflarının 25.611,00 TL, toplam kapama tutarının ise 85.611 TL olduğunun bildirildiği, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda ihalenin kesinleşme tarihi esas alınarak yapılan hesaplama sonucu 05.05.2017 tarihi itibariyle banka alacağının 7.789,31TL, 20.10.2017 tarihinde yapılan tahsilatın 50.000,00 TL olmak üzere toplam alacağın 57.789,31 TL olduğu toplam alacaktan 36.089,56 TL tahsil harcı ile 10.11.2017 tarihli banka yazısında yer alan vekalet ücreti ve masraf toplamı 25.611,00 TLnin mahsubu sonucu davacıların borçlu olduğu tutarın  3.911,25 TL olduğu belirtilmiş ise de, davalı bankanın 10.11.2017 tarihli yazısında davacıların borç miktarının  60.000,00 TL, avukat vekalet ücreti ile  masraflarının 25.611,00 TL olmak üzere  toplam 85.611,00TL olduğu bildirildiğinden toplam borç olarak bildirilen bu tutardan ihalenin kesinleşme tarihi olan 05.05.2017 tarihi itibariyle davacıların borçlu olduğu 3.911,25 TL'nin mahsubu gerekirken 60.000,00 TL'den mahsubu sonucu davacıların 56.088,75 TL'den  borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.<br>\t6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri gereğince mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir.Ancak ilk derece mahkemesince davalının kötüniyet tazminatı ile ilgili  olumlu olumsuz bir  karar verilmediği görülmüştür.<br>\tDavalı vekilinin, yapılan yargılama sonunda davacılara iadesi gereken bir ödeme olmadığı kabul edildiği halde müvekkili banka lehine  kötüniyet tazminatına hükmedilmediğine yönelik istinafına gelince, istirdat davasında kötüniyet tazminatı talep edilebileceğine yönelik yasal bir düzenleme  bulunmadığından davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle davalı  vekilinin  istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı vekilinin  istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 11.744,71 TL harçtan peşin alınan 734,04 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.010,67 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\tB)1-Davacılar  vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,<br>\tAnkara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/07/2021 gün 2018/47 Esas 2021/489 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>\t2-Davanın istirdat istemi yönünden REDDİNE,<br>\t3-Menfi tespit istemi yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile,<br>\t4-Davacıların davalı bankaya talep edilen 85.611,00 TL'sinden 81.699,75 TL borçlu olmadığının tespitine,<br>\t5-Fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>\t6-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,<br>\t7-Alınması gereken 11.744,71 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 2.936,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.808,23 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\t8-Davalı tarafça başlangıçta yatırılan 2.936,48 TL nispi harç, ile  35,90 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 2.972,38‬ TL harcının davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine, <br>\t9-Davacı tarafından yapılan 140,50 TL tebligat  ve posta, 2.000,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 2.140,50 TL yargılama giderinin davanın red/kabul oranına göre 698,29 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacılara  verilmesine,<br>\t10-Davalı tarafından yapılan bilirkişi gideri olmak üzere toplam 600,00 TL yargılama giderinin davanın red/kabul oranına göre 404,26 TL'lik kısmının davacılardan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t11-Davanın kabul edilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,<br>\t12-Davanın reddedilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 3.911,25‬ TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t13-İstirdat talebi  yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 17.909,20 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t14-Gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve istekleri halinde davacılara iadesine,<br>\tC)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 59,30 TL harcın talep halinde davacılara iadesine, <br>\t   2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile dosyanın istinafa gönderim giderinin 16,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 178,60 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.13/12/2023<br><br><br> Başkan- ...             Üye - ...                 Üye - ...\t                       Zabıt Katibi -...<br>  ...            ...    ...              ...<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"85aab5551ee640f5","SID":"52285a1b009f4be6"}}