{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1806 <br>KARAR NO: 2023/2048<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05.04.2023<br>NUMARASI: 2023/50 E. - 2023/314 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali  (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Alım Satım)<br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki olduğunu, davalı şirketin alışverişten kaynaklanan cari hesap bakiye borcunu ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, icra takibine haksız şekilde itiraz edildiğini iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, itirazın iptali ve %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 23.10.2018 tarihli dilekçeyle davasını ıslah ederek, bilirkişi raporuna göre 12.293,03 TL üzerinden faizler ile birlikte takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; davanın itirazın iptali davası olup kısmi dava açılamayacağını, davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, mal alımına ilişkin faturalar nedeniyle cari hesaptan bir kısım bakiye kaldığını tespit ettiğini ve kalan 24.763,10 EURO ödemenin icra takibinden sonra yapıldığını, bu sebeple mal alımına ilişkin faturaların tamamının davacıya ödendiğini, müvekkili şirketin vade farkı olarak bir borcu olmadığını, herhangi bir anlaşmanın bulunmadığını, ödemelerin EURO üzerinden yapılmış olması nedeniyle herhangi bir vade farkının oluşmasınında mümkün bulunmadığını, davacı tarafça kesilmesi gereken kur farkı faturasının davacıya ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, sadece tarafların muhasebe sistemindeki TL ödemesinin denkleştirilmeye yönelik bir fatura olduğunu savunarak, davanın reddi ile %20 'den  az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 1 ATM'NİN 2018/285 ESAS 2018/205 KARAR SAYILI DOSYADA Birleşen dosyada 23.05.2017 tarihli  dava dilekçesinde davacı .... Tic. Ltd şirketi vekili özetle; davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığını, itiraz edildikten sonra kayıtların incelenmesi neticesinde müvekkili şirketin sadece 24.763,10 EURO borçlu olduğunun görüldüğünü ve 06.06.2017 tarihinde banka yolu ile ödemeyi yaptığını, müvekkili şirketin bakiye borcu ödemiş olduğundan davalıya borcunun kalmadığını, buna rağmen icra takibi nedeniyle 24.071,07 EURO ödeme tehdidi altında olduğunu, ayrıca davacının kısmi olarak itirazın iptali davasını açtığını, açılan davanın Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/487 Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, bilirkişi raporunda tespit yapıldığını, müvekkili şirketin rapora itiraz ettiğini belirterek, davacının takip nedeniyle davalıya borcunun olmadığının tespiti ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini ve dosyanın Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/487 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesini talep etmiştir. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/285 Esas, 2018/205 Karar ve 23.03.2018 tarihli kararı ile dosyanın Bakırköy 6. Asliye Ticaret mahkemesine 2017/487 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Birleştirilen dosya üzerinden yapılan  yargılama aşamasında dava dilekçesi davalı vekiline tebliğ edilmiştir. Taraflarca cevaba cevap, 2. cevap dilekçeleri, delil listeleri ve ekleri dosyaya sunulmuştur. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/487 Esas, 2018/1007 Karar ve 23.03.2018 tarihli kararı ile;\".. asıl davanın kısmen kabulü ile davacının davasının 100,00.-TL'lik kısmının kabulü ile Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile bu asıl alacak üzerinden devamına, davacının davasının 12.093,03.-TL'lik kısmının reddine, birleşen Bakırköy 1. ATM 2018/285 Esas , 2018/205 Karar sayılı dosyası itibariyle davacının davasının reddine, karar  verilmiştir...\" Bu karara karşı, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dairemizin 2020/308 Esas, 2022/1781 Karar ve 24.10.2018 tarihli kararı ile;\"...Eldeki asıl dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca açılmış itirazın iptali davası olup, takibe sıkı sıkıya bağlıdır. Davacı, icra takip talebinde alacağını döviz cinsinden talep etmiş, bu alacağın tahsil tarihindeki kur karşılığının ödenmesi istemiştir. Yani, icra takibinde alacak TL'ye çevrilmemiştir. Buna karşın eldeki dava, kısmi dava adı altında 100 TL üzerinden açılıp, ıslah ile talep 12.193,03 TL ye çıkarılmıştır. İlk derece mahkemesince de takibin döviz üzerinden yapıldığı dikkatten kaçırılarak, TL  üzerinden itirazın iptaline karar verilmiştir. Bu durumda verilen kararın infazının ne şekilde yapılacağı konusunda tereddüt ortaya çıkmakta, hatta kararın infazı imkansız hale gelmektedir. Mahkemece icra takibindeki  talebin  döviz cinsinden olduğu dikkate alınarak ve davacıya talebi açıklattırılarak bir karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Bunun dışında, birleşen menfi tespit davası bakımından ise asıl ve birleşen davaların açılış tarihlerine göre hukuki yararın bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden karar verilmesi de usule aykırı  olmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir...\" Davacı vekili, birleştirilen 2020/264 Esas sayılı dosyada 20.03.2020 tarihinde alacak  davası açmıştır.<br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 3 ATM'NİN 2020/264 ESAS 2023/232 KARAR SAYILI DOSYADA Davacı ... Tic. Ltd Şirketi vekili 20.03.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01.01.2014 - 30.09.2017 tarihleri arasındaki cari hesap ilişkisi sebebiyle alacak borç ilişkisinin olduğunu, müvekkili şirketin Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı  dosyasında, icra takibi başlattığını, müvekkili şirketin önceki vekilleri tarafından sehven harca esas değerin 100,00 TL gösterilmesi nedeniyle alacağın kabulü yönünde karar verildiğini, birleşen dosyada davalı tarafça dava açılmış ise de davanın ret ile sonuçlandığını, müvekkili şirket tarafından cari hesap ilişkisi sebebiyle başlatılan icra takibinde davalının temerrüte düştüğünü, sonrasında bir kısım ödeme yapmışsa da alacağının tamamını ödenmediğini iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla cari hesap alacağından doğan 3.034,71 EURO - 100,00 TL = 21.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, açılan davanın istinaf aşamasında olup derdest bir dava olduğunu, derdestlik itirazında bulunduklarını, ayrıca alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin vade farkı olarak borcunun bulunmadığını, buna ilişkin herhangi bir anlaşmanın olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ  İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Dosyaların birlikte yapılan incelemesinde;  asıl davanın, İİK'nın 67. maddesi uyarınca açılmış itirazın iptali davası olduğu, bu davanın icra takibine  sıkı sıkıya bağlı olduğu, davacının, icra takip talebinde alacağını döviz cinsinden talep ettiği, bu alacağın tahsil tarihindeki kur karşılığının ödenmesini istediği,  ancak  icra takibinde alacağın TL'ye çevrilmediği,  davanın, kısmi dava adı altında 100 TL üzerinden açıldığı, ıslah ile talebin 3.034,71 EURO karşılığı 12.193,03 TL ye çıkarıldığı( 1 euro; 4,050TL tekabül eder)  dava türünün değiştirilmediği, davaya itirazın iptali davası olarak devam edildiği, ıslah edilen miktarın itirazın iptalinin bir yıllık hak düşürücü süreden sonra yapıldığı, takip talebinde ve icra emrinde Euro alacağının TL karşılığının yazılmamasının, İİK 58,60 ve 41.maddelere göre kamu düzenine ilişkin resen dikkate alınması gereken bir eksiklik olduğu (Yargıtay 12.H.D 2016/15280 esas, 2017/7466 karar; 2015/31737 esas, 2016/8647 karar) itirazın iptalinde usule uygun açılan bir icra takibinin olmasının dava şartı olduğu, bu şart sağlanmadan asıl davanın açıldığı anlaşılmakla asıl davanın usulden reddine karar verildiği,Birleşen Bakırköy 1 ATM'nin 2018/285 esas sayılı dosyasının,  asıl dava dosyasının konusu olan Bakırköy... .İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyası nedeniyle davacıya 24.071,07 EURO borçlu olunmadığının tespitine ilişkin olduğu, itirazın iptali davasının ilk açılan dava olduğu davalının menfi tespit davasını daha sonraki tarihte açtığı aynı savunmalar ve iddiaları, itirazın iptali davasında ileri sürülebileceği halde  ayrıca iş bu menfi tespit davası  açılmasında davacı tarafın hukuki yararının bulunmadığı, (emsal Yargıtay 6 HD'nin Esas No: 2022/2147, Karar No: 2023/834), asıl davada usule uygun icra takibin olmadığından davanın usulden reddine karar verildiği de dikkate alınarak birleşen dava yönünden hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verildiği,Birleşen Bakırköy 3 ATM'nin 2020/264 esas sayılı dosyasının konusunun 3.034,71 EURO-100 TL üzerinden  açılan alacak davası olduğu, bu davada belirtilen miktarın 3.034,71 EURO'nun birleşen dava tarihindeki kur üzerinden açıldığı, birleşen davanın açıldığı tarihte davacının daha önce açmış olduğu Bakırköy 6 ATM'nin eski esas 2017/487 , yeni esas 2023/50 esas sayılı dosyasının yargılamasının devam ettiği,  bu davada ıslah dilekçesi ile davacının 3.034,71 EURO alacak miktarı talep etmiş olduğu, her iki dosyada alınan bilirkişi raporunun birbiriyle uyumlu olduğu, davacının asıl dosyada verilen kararı istinaf etmeden reddedilen ıslah miktarına ilişkin ayrıca alacak davası açtığı, her ne kadar dava türleri farklı olsa da davacının aynı alacağı açtığı iki dava ile talep ettiği, ikinci dava yönünden derdestlik dava şartının oluştuğu, bu şartın  HMK 115/2 maddesinde verilecek 2 haftalık kesin süre ile sonradan giderilecek bir dava şartı olmadığı,  davacı tarafın birleşen dosyaya ilişkin 05.04.2022 tarihli beyanı , davalının aynı celse derdestlik itirazları da birlikte değerlendirilerek açılan davanın derdestlik dava şartından kaynaklı reddine karar verilerek ... \"   gerekçesiyle, asıl dava dosyası yönünden; açılan itirazın iptali davasında usule uygun yapılmış icra takibinin bulunmadığı değerlendirilerek davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, Birleşen Bakırköy 1 ATM’nin 2018/285 esas 2018/205 karar sayılı dosyası yönünden; açılan  menfi tespit davacının hukuki yarar dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine; Birleşen Bakırköy 3 ATM’nin 2020/264 esas 2023/232 karar sayılı dosyası yönünden, açılan alacak davasının derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine   karar  verilmiştir. Bu karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ  Davacı ... Ltd Şirketi vekili  istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın hukuka aykırı olduğu gibi çelişkilerle dolu olduğunu, yargılama aşamasında  tanzim olunan bilirkişi raporunda cari hesap alacağı kapsamında 2 türlü hesaplama yapıldığını, takip tarihi itibariyle müvekkilinin 3.034,71 EURO alacağının bulunduğunun tespit edildiğini, buna istinaden tahsil için dava açıldığını, açılan davanın kabulü gerekirken ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararına yönelik bir itirazlarının bulunmadığını belirterek, hükmün kaldırılmasını, yeniden görülmesini, mümkün olmaması durumunda ise hükmün kaldırılarak dosyanın  ilk derece mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir. Davalı- birleşen davada davacı ... Ltd. şirketi vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; birleşen davanın ret kararının hatalı olduğunu,  davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, açmış oldukları menfi tespit davaları yönünden mahkemenin hukuki yarar dava şartı eksikliği nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, müvekkili şirketin davacının başlatmış olduğu takip sonucunda borçlu olduğu miktarı ödediğini, davacı tarafça kısmi olarak 100,00 TL itirazın iptali davasını açtığını, müvekkili şirketin borcu olan takipteki alacağı kısmen ödediğini ancak geri kalan kısmı için menfi tespit davası açtığını ve davaların birleştirildiğini, karşı tarafın ve kendilerine açılan dava sonrasında Kocaeli İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında aynı konuda takip başlattığını, açılan menfi tespit davasına rağmen karşı tarafça ısrarlı bir şekilde yasal işlemlere devam edilmesi nedeniyle  menfi tespit davası yönünden hukuki yararının bulunduğunun açık kanıtı olduğunu iddia edere, birleşen davanın ret kararının kaldırılmasını, menfi tespit taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE  Asıl dava, ticari satım konusu fatura  ve vade farkına ilişkin faturaya bağlanmış alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı  itirazın iptali; birleşen dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra  takibinden sonra açılan menfi tespit istemi ve  birleşen diğer dava ise ticari satım sonucunda cari hesap bakiye alacağının tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların geçerli bir takibin bulunmaması, hukuki yarar, derdestlik dava şartları yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ile davalı- birleşen davada davacı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin mevcudiyeti, davalı şirket tarafından takip sonrasında gerçekleştirilen kısmi ödeme yönünden herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, mahkeme hükmünün usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı, icra takibinin ,yabancı para alacağı yönünden şekil şartına uygun olup olmadığı, icra takibine itiraz ve  kısmi ödeme sonrasında ve  alacaklının itirazın iptali davasını açmış olduğu aşamada menfi tespit davası açılmasında hukuki yararın olup olmadığı, derdestlik dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacının 04.03.2014 tarihli satış teklifi sonucunda davalı tarafça teklifin 05.03.2014 tarihinde kabul edildiği, teklife konu ürünün ,standartlara uygun ve Alman İnşaat Tekniği Enstitüsü tarafından onaylı yeterlilik belgelerine sahip olan galvanizli çelik veya alüminyum olarak Almanya'daki tesislerde imal edilen ürünler olduğu, ürünlerin bir hafta içerisinde Ankara fabrikasına kamyon üzerinde teslim edileceği, ödemelerin EURO olarak yapılacağı, ödemenin TL cinsinden yapılması durumunda ödeme tarihindeki döviz satış değerlerinin baz alınacağı, gecikme olması halinde aylık %1 faiz uygulanacağının belirtildiği, davacı ... Ltd şirketi tarafından davalı şirket adına 18.07.2014 tarihli ..., Dikey Boru ve Yatay Boru cinsi malzeme için toplam 28.715,70 EURO ve %18 KDV ile 33.884,53 EURO tutarında karşılığı 97.475,62 TL miktarında fatura düzenlediği, ayrıca 31.12.2014 - 31.03.2015 - 30.09.2015 tarihlerine ait vade farkı faturaları düzenlediği, ayrıca 04.07.2014 -13.03.2014 - 06.03.2014 vd tarihlerinde de malzemelere ilişkin faturalar düzenlemiş olduğu, gerek vade farkı faturaları, gerekse malzemelere ilişkin faturalardan kaynaklanan toplam 47.942,02 EURO asıl alacak işlemiş faiz olmak üzere  48.834,19 EURO alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 16.01.2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, icra takibinde ayrıca takip çıktısı EURO karşılığı ile icra masraflarının ayrı ayrı gösterildiği, ancak alacağın karşılığının TL olarak gösterilmediği, yalnızca vekalet ücreti ve harç toplamının TL karşılığının gösterilmiş olduğu, davalı tarafça, icra takibine karşı 03.02.2017 tarihinde itiraz edildiği, davacı şirket tarafından İİK 67 maddesi gereğince 17.05.2017 tarihinde itirazın iptali davasının açıldığı, davalının takibe konu olan alacağın 24.763,10 EURO'luk kısmını dava tarihinden sonra 06.06.2017 tarihinde ödemiş olduğu, davalı şirketin 03.07.2017 havale tarihli dilekçeyle; itirazın iptali davasına karşı cevap verdiği, 22.03.2018 tarihli dilekçeyle ise iş bu dava dosyası ile birleştirilen menfi tespit davasını açmış olduğu, mahkemenin 24.10.2018 tarihli kararı sonrasında asıl dosya davacısı  tarafından 20.03.2020 tarihinde söz konusu dosyada reddedilen kısım yönünden bu kez alacağın tahsili istemiyle birleştirilen ve mahkemece derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle ret kararı verilen davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. 19.02.2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin ve davalı şirketin ticari defterlerinin lehlerine kesin delil vasfına haiz olduğu, davacı defterlerinde davalıdan 17.01.2017 takip tarihi itibariyle 110.222,66 TL tutarında alacağının görüldüğü, davalı şirketin defterlerinde, davacı şirkete 100.946,12 TL tutarında borcunun raporlandığının görüldüğü, 2017 yılında davalı defterlerinde takip tarihi itibariyle 89.758,82 TL tutarında borcun raporlandığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının davalıya düzenlendiği 30.09.2015 tarihli vade farkı faturası açıklamalı 5.964,17 EURO (20.441,00 TL ) tutarındaki faturadan kaynaklandığı, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, daha önce davalının defterlerinde vade farkı adı altında faturaların işlendiği, taraflar arasında bu konuda teamül olduğunun görüldüğü belirtilerek ,vade farkının TL üzerinden istenebileceğinin kabulü halinde  9.198,76 TL (2.270,85 EURO) tutarında alacağının bulunduğu, vade farkının EURO üzerinden istenebileceğinin kabulü durumunda davacının davalıdan 17.07.2017 takip tarihi itibariyle 12.293,03 TL (3.034,71 EURO) tutarında alacağının bulunduğunun söylenebileceği belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından bilirkişi raporu sonrasında itirazın iptali davası, dava değeri  artırılarak ıslah edilmiştir. Mahkemece, 24.10.2018 tarihli verilen ilk kararda, asıl davanın dava dilekçesindeki 100.00 TL 'lik kısmı yönünden kabulüne, bakiye yönünden ise 1 yıl içerisinde itirazın iptali davasının açılmadığı gerekçesiyle reddine ve birleşen davanında reddine karar verilmiştir. Dairemizin kararı sonrasında ise yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden ayrı ayrı dava şartı yokluğu nedenleriyle asıl ve birleşen davaların  usulden reddine dair  karar verilmiştir. TBK’nun 99. maddesinin son fıkrasına göre; Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Ancak İİK’nun 58. maddesine göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, aynı zorunluluk İİK’nun 41. maddesi delaletiyle ilamlı takiplerde çıkartılacak olan icra emri için de geçerlidir. Anılan noksanlık kamu düzeni ile ilgili ve devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK’nun 12.05.1999 tarih 99/12-271 E, 99/301 K. sayılı kararı).Somut olayda; takip talebinde ve icra emrinde, toplam 48.834,19 EURO alacağın tahsili istenmekle birlikte yabancı para alacağının TL karşılığı gösterilmediği gibi, harca esas değerinin de Türk Lirası olarak yazılı olmadığı görülmektedir.Bu durumda, mahkemece, kamu düzeni ile ilgili olan İİK’nun 58. maddesi gözetilmek suretiyle, asıl davada  itirazın iptali davasının dava şartı yokluğu nedeniyle  usulden ret kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Birleşen dava dosyasında, asıl davanın davalısı tarafından aynı uyuşmazlıkla ilgili olarak İİK .72/3 maddesi gereğince   menfi tespit davası açılmıştır. Menfi  tespit davasının açılmış olduğu tarihi itibariyle itirazın iptali davası derdest olup, davalı tarafça savunmada bulunulmuştur. Bütün davalarda geçerli olan dava şartlarında hukuki yarara ilişkin  dava şartının menfi tespit davasında da geçerli olduğu kuşkusuzdur. Davalı, menfi tespit davası öncesinde icra takip talebine karşı itirazda bulunmuş olmakla birlikte, itirazın iptali davasında savunmasını da dosya içerisinde ibraz etmiştir. Menfi tespit davası İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu halde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Hakan Pencanıtez, Oğuz Atalay, Meral Sungurtekin Özkan, Muhammet Özekes, İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164).  Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında tetkik merciinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini, menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 gün ve 2011/13-576 E. 2011/747 K sayılı kararında da vurgulanmıştır. Kaldı ki, davacı/borçlunun borçlu olmadığını ileri sürerek ilamsız icra takibine itiraz etmesi, ancak takibin durmasını sağlamakta olup, icra takibini ortadan kaldırmamaktadır. Diğer taraftan, davalı/alacaklının alacağını isteme ve dava açma tehdidi altında bulunması nedeniyle de davacının menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı vardır. Somut olayda ise birleşen dosya davacısı tarafından icra takibine itiraz üzerine alacaklı tarafından açılan itirazın iptali davası derdesttir. Davalı takibe itiraz edip icra takibi durduğundan dava tarihinde herhangi bir haciz tehdidi de mevcut değildir. İtirazın iptali davasında gerekli savunmaları yaparak istidiği hukuki korumayı sağlayabilir. Bu nedenle, birleşen dosya davacısının menfi tespit davası açmasında hukuki yararının varlığından söz edilemeyecektir.  Mahkemece  verilen kararda  bir isabetsizlik görülmemiştir. Birleşen diğe dava ise asıl dosya davacısı tarafından itirazın iptali davasında ıslah dilekçesiyle artırılan miktarın reddedilmiş olması gerekçesiyle açılan alacak davasıdır. Birleşen dava değerinin 21.000,00 TL olmasının sebebi 3.034,71 EURO'nun dava tarihi itibariyle TL karşılığının artış oranıyla ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Her iki davanın konusu ve tarafları aynıdır. Mahkemece verilen hüküm istinaf aşamasında iken davacı birleşen dosyada  alacak davasını açmıştır. Derdestlik, HMK'nın 114/I-ı. maddesinde olumsuz bir dava şartı olarak düzenlenmiş olup, davanın görülmekte olması anlamına gelmektedir. Derdestlik nedeni ile davanın reddi şu koşullara bağlıdır. Bunlar; davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış olması, birinci davanın görülmekte olması ve daha önce açılmış ve görülmekte olan dava ile ikinci davanın yani bu davanın aynı olması şeklinde sayılabilir. Dava şartı noksanlığı ikinci dava bakımından söz konusu olup birinci dava için  söz konusu değildir. Birinci davanın görülmekte olması (derdest) demek  ikinci davanın açıldığı tarihte birinci davanın henüz karara bağlanmamış olması veya karara bağlanmış olmakla beraber verilen kararın henüz şekli anlamda kesinleşmemiş olması gerekir. Bir dava ile görülmekte olan başka bir davanın aynı dava olduğunu söyleyebilmek için ise maddi anlamda kesin hükümde olduğu  gibi her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve konusunun aynı olması gerekir.Somut olayda her iki dava dosyasındaki taraflar aynı olduğu gibi dava sebepleri ve konusu da aynıdır. Bu sebeple derdestlikle ilgili olumsuz dava şartının gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından mahkemece birleşen dava yönünden verilen olumsuz dava şartına ilişkin usulden ret  kararında da  bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HHMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı  esastan reddine, 2-Asıl davada ve birleşen davada davacı  ...Ltd. Şti tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Birleşen davada davacı ...Ltd. Şti. tarafından  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.14.12.2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ecea245c07de1f4","SID":"7ede001aff4e9685"}}