{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1882 <br>KARAR NO: 2023/2038<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27.12.2022<br>NUMARASI: 2022/1016 E. - 2022/991 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı,  davacılar vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilleri ... ve ...  kardeş olup, ... Anonim Şirketi (\"...\") esas sözleşmesinin 9. Maddesi uyarınca çıkarılan kurucu intifa senetlerinden toplam 39 adedinin maliki olduklarını, ... uhdesinde 25 adet  (EK-2- ...  uhdesindeki Kurucu İntifa Senetleri Suretleri),   ... ise 14 adet ... Kurucu İntifa senedi bulunduğunu (... uhdesindeki Kurucu İntifa Senetleri Suretleri), müvekkilleri işbu kurucu intifa senetlerine istinaden ...  esas sözleşmesinin \"Karın Dağıtımı\" Başlıklı 29 maddesi uyarınca her kar payı dağıtımdan esas sözleşmede belirlenen oranlar nispetinde beher hisse senedi başına kar payına hak kazandığını, bununla birlikte,  ...  28.08.2020 tarihli genel kurul kararı ile davalı şirket ile birleştiğini , işbu birleşmenin 02.10.2020 tarih ve 10173 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ile ilan edildiğini, ... ve davalı devralan şirketin taraf olduğu birleşme sözleşmesi ve birleşme raporunda ... uhdesinde toplam 4709 adet kurucu intifa senedi bulunduğu, işbu intifa senetlerinin TTK’nın 140/5 m. uyarınca satın alınacağı,  satın alma bedelinin uzman kuruluş raporu uyarınca beher hisse başına 24.750,00 TL olacağı ve işbu senetlerin itfa edilmesi suretiyle iptal edileceğinin öngörüldüğünü, kanunda açıkça belirtilmesine rağmen devralan şirketin eşdeğer hak tanımaktan hukuka aykırı şekilde kaçınması hakkında “ortaklık payları ve hakları” başlıklı TTK hükümlerinin birleşen şirketler tarafından hukuka aykırı olarak değerlendirilmesinin Türk Ticaret Kanunu’nun “ikinci kitap - Ticaret Şirketleri - birinci kısım - Genel Hükümler -Birleşmeler başlıklarıyla devam eden kısmında 2 numaralı başlık olan “Ortaklık Payları ve Hakları” 2 maddeden oluştuğunu, bu maddelerden ilkinin 140. madde olup, işbu maddenin 5. fıkrasında devralan şirketin intifa senedi sahiplerinin haklarına zarar verilmemesi amacıyla; intifa senetleri sahiplerine devralan şirkette eş değerli haklar tanımak veya intifa senetlerini, birleşme sözleşmesinin yapıldığı tarihteki gerçek değeriyle satın almak olmak üzere iki ayrı sorumluluk yüklediğini, aynı başlıkta yer alan ikinci madde 141’de ise devralan şirketin ortaklara karşı sorumlulukları belirtilmiş ve kanun koyucu açık şekilde seçim yapma hakkının ortaklarda olduğunu belirttiğini, kanunun lafzına ve kanun yapma sistematiğine bakıldığında söz konusu iki maddenin tamamen devralan şirketin devralınan şirketteki ortaklara ve pay sahiplerine karşı yükümlülüklerini tanımladığı görüldüğünü, içerik olarak birebir aynı yönde ilerleyen bu iki maddeden şu sonuç çıkmaktadır ki; kurucu intifa senetleri sahiplerinin, dilediği takdirde devralınan şirket nezdinde eşdeğer haklara sahip olmayı veyahut intifa senetlerinin gerçek değerinden satın alınmasını talep etme hakkını haiz olduğunu, diğer bir deyişle seçimlik hakkın bu noktada intifa senetlerinin sahipleri üzerinde doğduğunu, fakat somut olayda, emrivaki ve hukuka aykırı bir şekilde bu hakkın birleşen şirketler tarafından, intifa senedi sahiplerinin görüşüne dahi sunmadan ve herhangi bir bildirimde bulunmaksızın kullanılmış ve devralan şirket bünyesinde eşdeğer haklar tanınması mümkün olmasına rağmen direkt olarak satın alınma iradesi ortaya konduğunu, kanun koyucunun TTK m. 140/5’te yer verdiği seçimlik hakların sıralamasını gelişigüzel yapmadığını, devralan şirketin, intifa senedi sahiplerinin haklarını korumak için öncelikli olarak eşdeğer hak yaratmanın yollarını aramalı, ancak ve ancak senetlerin gerçek değerinden satın alınmasının intifa senedi sahibini daha fazla koruyacaksa o ihtimalde senetleri satın alma yolunu seçmesi gerektiği aksi bir eylemin hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracağını, zira, davalı devralan şirketin bu yolların hiçbirini değerlendirmeksizin doğrudan kurucu intifa senetlerini satın alma yoluna gittiğini, bahse konu birleşme işlemi akabinde davalı şirket sermayesini 813.214.056,17 TL artırmak suretiyle yeni pay ihraç ettiğihi, ancak 4079 adet kurucu intifa senedini ihraç etmekten kötüniyetli olarak kaçındığını, beher kurucu intifa senedi için belirlenen değerin gerçek senedin gerçek değerinden çok daha düşük olması , hatalı olarak belirlenmiş değerin dahi müvekkile ödenmemesi hakkında davalı şirketign belirlediği satın alma bedelinin ödenmesi hususunda temerrüde düştüğünü, ... Birleşme Sözleşmesi’nde beher kurucu intifa senedi için 24.750 TL değer ödemek suretiyle satın alınacağını ve iptal edileceğini ifade ettiğini, ayrıca ödemelerin ise birleşme işleminin tescilini takiben beş işgünü içerisinde intifa senedi sahiplerinin şirkete bildirmiş oldukları banka hesaplarına yapılacağının hüküm altına alındığını, bu kapsamda, birleşme işleminin 30.09.2020 tarihinde tescil edildiğini, davalı şirket nezdinde müvekkillere ait banka hesabının bulunduğunu , 2019 yılına ilişkin kar payı ödemesinin davalı şirket olan ... tarafından müvekkile ait banka hesabına ödendiğini, davalı şirket tarafından belirlenen satın alma bedelinin gerçek değeri yansıtmadığını, müvekkillerinin 2019 yılına ilişkin olarak beher hisse başına brüt 7.168,13 TL kar payı iktisap ettiklerini, ayrıca, her ne kadar doğru bir karşılaştırma olmadığı iddia edilebilecek ise de, yatırım amacıyla bir gayrimenkul iktisap eden bir kimsenin işbu yatırımını yaklaşık 200 ay boyunca tahsil edeceği kira geliriyle yatırımını karşılamasının mümkün olabileceğinin uygulamada ve bilirkişi raporlarında kabul edildiğini, bu bağlamda , basit bir gayrimenkul alım satımında dahi işbu gayrimenkulün bedelinin gayrimenkulden elde edilecek olan 200 aylık kira bedeli karşılığı olduğunun görüldüğünü, buna karşın, yukarıda ifade edilen müvekkillinin intifa senetleri üzerindeki mülkiyet hakkının yaklaşık 42 aylık gelirine tekabül eden miktar ile sona erdirilmeye çalışıldığını, 200 ay ve 42 ay arasında gerçeklikten uzak, hakkaniyete aykırı ve ticari hayatın olağan akışına uygun olmayan derecede büyük bir fark bulunduğunu, kaldı ki, yine birleşme işlemi kapsamında temin edilen Uzman Kuruluş Raporu uyarınca kurucu intifa senetleri sahiplerinin, son 4 yılda dağıtılan toplam nakit karın yaklaşık %22’sine hak kazanmış, ... tarafından 2016, 2017, 2018 ve 2019 yılında kurucu intifa senetleri sahiplerine toplam 76.000.000 TL kar payı dağıtıldığını, işbu meblağın birleşme sonrası çok daha artacağının ise açıkça ortada olduğunu, zira, davalı devralan şirket ... ’ım ana şirketi konumunda olduğunu ve işbu şirketin çok daha fazla kar edeceğinin izahtan vareste olduğunu, ... A.Ş. 'nin 31.12.2019 tarihli finansal tabloları esas alınarak tüm aktif ve pasifleriyle birlikte bütün halinde devralınması suretiyle ... Fabrikaları A.Ş. nezdinde birleşmesi işleminde (HMK 107 uyarınca) belirsiz alacak/tazminat davası ikamesi nedeniyle fazlaya ilişkin dava talep hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile; öncelikle; itfa ile hakları sonlandırılmaya çalışılan müvekkillere ait toplam 39 adet kurucu intifa senedine “ortaklık haklarının devamlılığı ve alacakların korunması ilkesi” dikkate alınmak suretiyle birleşmeden önce .... A.Ş.’nde sahibi bulunduğu haklara eşdeğerdeki hakların devamlılığının sağlanmasına, bu çerçevede devrolan kar dağıtım oranının/ miktarının birleşme esasları dkkate alınmak suretiyle öncelikle mahkeme tarafından tespiti ile birlikte davalı şirket esas sözleşmesine, TTK 140/5 uyarınca müvekkillere eşdeğer haklar sağlayacak ve kurucu intifa senetlerine bu kapsamda belirlenecek oranlarda kar payı ödenmesi yönünde hüküm eklenmesine, bu talebin kabul görmemesi  halinde  ise davanın kabulü ile; dava konusu kurucu intifa senetlerinin mahkeme dosyasına veya mahkemece belirlenecek bir tevdi mahalline teslim edilmesine ve teslim edilecek beher intifa senedi bedelinin gerçek ve adil bir şekilde mahkemece tespiti”ne; (HMK 107 gereği fazlaya ilişkin dava ve talep hakkımız için eksik harcı tamamlama hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000 TL’nin ve belirlenecek gerçek ve adil bedelin dava tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline  karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; davanın yazılı yargılama usulüne tabi olacağını, davacıların huzurdaki davayı ikame edebilmesi için öncelikle aktif husumet ehliyeti haiz olmaları gerektiğini, huzurdaki davanın ancak meşru intifa senetleri sahiplerince ikame edilebileceğinden aktif husumet ehliyeti yönünden açılan davaya usulü yönden itiraz ettiklerini, davacıların söz konusu senetler üzerinde meşru hak sahibi olduğu ispat olunamadığı taktirde huzurdaki davanın aktif husumet ehliyeti noksanlığı sebebiyle reddi gerekeceğini, birleşmelerde genel kural pay sahiplerinin ve ilgililerin durumunun aynen korunması olmakla beraber kanun koyucunun intifa senetleri için bilinçli ve özel bir istisna getirerek devralan şirketin söz konusu intifa senetlerinin devamlılığını sağlamakla yükümlü olmadığını düzenlediğini , devralan şirkete bir taktir hakkı tanıdığını, dava konusu olayda hiçbir surette afaki, dayanaksız bir oldu bitti eylemle senetlerin ortadan kaldırılması mevcut olmayıp, açık kanuni dayanağa istinaden satın alma hakkı kullanıldığını , SPK'dan gerekli resmi onay alındığını  ve tüm gerekli raporlamalar dahilinde kanuni bir hakkın kullanıldığını, ... A.Ş. Tarafından SPK ve diğer ilgili mevzuatlara uygun olarak yapılan değerleme sonucu her bir intifa senedi için tespit edilen 14.750.TL'lik bedelin TTK m. 140/5 uyarınca gerçek değeri yansıttığını, ödemelerin intifa senetlerini ibraz eden ve hak sahipliği tespit edilebilen intifa senedi sahiplerine yapılacağını, ödeme için söz konusu intifa senedinin aslının ...'a teslimi gerektiğini ileri sürerek, davada uygulanacak yargılama usulünün HMK 118. Md. Vd. hükümlerinde düzenlenen yazılı yargılama usulü olacağının tespitine, intifa senedi asıllarının ibrazı ve kasaya alınmalarına ilişkin ara karar tesisine, davacıların kurucu intifa senetlerinin meşru sahibi olduklarını ispatlayamaması halinde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, müvekkili şirketin kanunen tanınmış taktir hakkını yine kanun ve usule uygun şekilde kullanmış olması sebebiyle dava konusu eşdeğer hak tanınması talebinin reddine, müvekkili şirketçe usul ve ilkelere uygun şekilde yapılan değerleme sonucu saptanan bedel üzerinden intifa senetlerinin satın alınması gerçekleştirildiğinden beher intifa senedinin gerçek bedelinin tespiti ve tahsiline ilişkin taleplerinin tümünden reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... 6102 sayılı TTK ya göre kurusu intifa senetleri emre veya hamile yazılı olarak çıkarılabilir. Davacının elinde olan kurusu intifa senetleri ise 6762 sayılı eTTK döneminde çıkarılmış olup, eTT.nun 402,403 maddelerine göre nama yazılı olarak çıkarılabilirler. Bilindiği üzere hamile yazılı senetler teslim ile dervredilmekte ise de nama yazılı kurucu senetleri alacağın temliki beyanı ve teslim ile devri mümkündür. Bu açıklamalara göre davacının davaya dayanak yaptığı senetler  ... Limited Şirketine düzenlenmiş, nama yazılı senetlerdir. Davacılar bu senetlerin kendilerine muris babaları  ...''ndan kaldığını, ona da ... kaldığını ileri sürmüştür. Hem ... hem de ... çok sayıda başka mirasçısı daha vardır. Kaldı ki tüzelkişinin terkini ile şirket adına kayıtlı malvarlığı ortaklara miras yoluyla intikal etmeyeceğinden diğer mirasçıların rızası da esasa etkili olmaz.  Kurucu intifa senedi nama yazılı olduğundan geçerli yazılı bir temlik sözleşmesi ve teslim olmadan devri,  mümkün değildir. Senetlerde lehdar olarak görünen tüzelkişi olup, (... sicil nolu ) tüzelkişinin 1992 yılında tasfiye sonucu terkin olduğu anlaşılmaktadır. Dava tarihinden bu yana davacılar vekiline süre verilmiş ancak davacıların yasal hamil olduğunu, senetlerin tek sahibi olduğunu usulünce ortaya koyamamıştır. Dava dışı şirketin ihyası için süre verilecek olsa dahi şirkete atanacak tasfiye memurunun, davacının hak sahipliğini tanıma yetkisi de olmayacağından, iş bu davayı mülkiyet iddiası ile şirket adına açması gerekeceğinden davacının husumeti olmadığı gibi eksikliğin giderilme ihtimali de mümkün görülmemiştir.  Her ne kadar davacılar vekili, bu zamana kadar senede ait kuponlarla şirketten gelir elde edildiğini  ileri sürmüşse de, kurucu intifa senetlerinin malikinin bizzat şirkete başvurma zorunluluğu yoktur. Senet sahibi dilerse, senede bağlı basılan kuponu veya kuponları bir başkasına vererek de kurucu intifa senetlerinin semeresinden faydalanabilir. Bu nedenle davacıların birleşme öncesi kupon karşılığı ödeme almış olması da davacıları tek başına kurucu intifa senedi hamili haline getirmez, aktif husumet kazandırmaz. \"   gerekçesiyle davanın HMK 114, 115 maddeleri uyarınca usulden reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı,  davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kardeş olup ... AŞ'ye ait müvekkili  ... 25, ...'nun 14 olmak toplam 39 adet kurucu intifa senedinin sahibi olduklarını, kurucu intifa senetlerine istinaden ...'ın esas sözleşmesinin kar dağıtımı başlıklı 29.maddesi uyarınca her kar payı dağıtımından esas sözleşmede belirlenen oranlar nispetinde hisse senedi başına kar payına hak kazandığını, ...  28.08.2020 tarihli genel kurul kararı ile davalı şirket ile birleştiğini, bu birleşmenin 02.10.2020 tarihli sicil gazetesinde ilan edildiğini, sözleşme ve birleşme raporunda toplam 4709 adet kurucu intifa senedi bulunduğunu, bu intifa senetlerinin TTK'nın 140/5 maddesi uyarınca satın alınacağı, satın alma bedelinin uzman kuruluş raporu uyarınca beher hisse başına 24.750,00 TL olacağı, bu senetlerin itfa edilmesi suretiyle iptal edileceğinin öngörüldüğünü, itfa ile hakları sonlandırılmaya çalışılan müvekkillere ait toplam 39 adet kurucu intifa senedine ortaklık haklarının devamlılığı ve alacakların korunması ilkesi dikkate alınmak suretiyle birleşmeden önce ... AŞ sahibi bulunduğu haklara eş değerdeki hakların devamlılığın sağlanmasına, bu çerçevede devralan kar dağıtım oranının miktarının birleşme esasları dikkate alınmak suretiyle öncelikle mahkeme tarafından tespiti ile birlikte davalı şirket esas sözleşmesine TTK 140/5 maddesi uyarınca müvekkillerine eş değer haklar sağlayacak ve kurucu intifa senetlerine bu kapsamda belirlenecek oranlarda kar payı ödenmesi yönünde hüküm eklenmesi, bu talebin kabul görmemesi halinde ise kurucu intifa senetlerinin mahkeme dosyasına veya mahkemece belirlenecek bir tevdi mahalline teslim edilmesi ve teslim edilecek beher intifa senedi bedelinin gerçek ve adil bir şekilde mahkemece tespiti ve dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin talep edildiğini, mahkeme tarafından davanın  husumet yönünden reddine karar verildiğini, müvekkillerinin uhdesinde bulunan kurucu intifa senedinin sahibi olarak görünen ... Madenciliğin kararda belirtildiği şekilde 1992 yılı içinde fesih ve tasfiye işlemlerinin sona erdiği, şirketin sicilden terkin edildiğini, ... namına düzenlenen gerek müvekkili adına dava edilen toplam 39 adet kurucu intifa senetlerinin, gerekse de dava edilmeyip birleşmedeki çağrıya uygun olarak davacı şirkete iade edilip parasının tahsil edilen kurucu intifa senetleri bir bütün olarak ve anlaşmalı şekilde 1992 yılında yapılan tasfiye esnasında şirketin pasif kısmı tasfiye edildikten  şirketin sermaye ve yönetim hakimiyetine sahip olan 2 aile ... ve ... ortaklar arasında fiilen paylaşıma tabi tutulmuş olduğunu, geçen süre sonunda hiç kimsenin  bir diğerine dava açmaması veya talepte bulunmaması suretiyle açık olduğunu, yıllardır hiç kimsenin bir diğerine mülkiyet bağlamında dava ikame etmemesi ve her bir elinde bulunduranın temettünü düzenli alması, hatta açılan davada birden çok kişinin değişik sayıda üzerine ... yazan kurucu intifa senetlerine dava etmesine rağmen davacıların kendi aralarında yeni bir ihtilaf doğmaması nedeniyle 1992 yılında paylaşımın zımnen bilindiği ve kabul gördüğünün yorumlanması gerektiğini, mahkemenin zimni kabul ve anlaşma iradesine katkı sağlaması ve  tasfiye sonrası fiili anlaşma iradesine üstünlük tanımak suretiyle bunu kabul etmesi gerekir iken aksine yorumla davayı reddetmesinin doğru olmadığını, diğer taraftan tasfiye olan bir şirkette cironun nasıl temin edileceğini, tasfiyenin son işlem olduğunu, sicilden terkinden sonra cironun mümkün olmadığına göre tasfiye memurluğunun ortaklar arasında fiili bir paylaşıma tabi tutulduğunun kabul edilmesi gerektiğini, 10  yıllar boyunca ödeme kayıtlarında da görüleceği üzere intifa senedi ödemesi alındığını, ayrıca mahkemenin husumet  kararının kapsamının anlaşılamadığını, müvekkili ile aynı durumda olan davalı şirketçe teklif edilen bedeli kabul etmiş kişiler bulunduğunu, müvekkillerine hiçbir şekilde birleşme raporu ile birlikte bedellerinde ödenmemesi gerektiğini, halbuki müvekkili ile aynı durumda olan ve davalı şirketçe teklif edilen bedeli kabul eden kişilerin bulunduğunu, kararın hatalı olduğunu, mahkemece ... ve ... çok sayıda mirasçısı olmasından bahisle davada karar vermiş olduğu husumet eksikliği gerekçesininde hatalı olduğunu, ...'nun vefatından çok sonra 1992 yılında tasfiye edildiğini, nüfus kayıt örneğinden açıkça görüleceği üzere ...'nun yegane mirasçılarının müvekkilleri olduğunu, kararın eksik incelemeye dayalı hatalı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, otuzdokuz adet intifa senedinin devamlılığın sağlanması ve bu çerçevede davalı şirkete ait esas sözleşmede hüküm eklenmesi, bu durumun mümkün olmaması hâlinde intifa senetlerinin gerçek ve adil değerinin tespiti ile beher intifa senedi bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, dava dışı şirketler ile davacı şirket arasında 27.04.2020 tarihinde birleşme sözleşmesi gerçekleştirildiği, devrolunan şirketlerden birinin ise ... AŞ olduğu, dava konusu  intifa senetlerinin dava dışı ... Tic. Ltd. şirketi adına kayıtlı olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacıların iş bu davayı açma haklarının bulunup bulunmadığı ve mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, dava dışı .... AŞ'nin 1969 yılında kurulmuş olduğu, ana sözleşmenin 29. maddesinde kârın dağıtılması hususuna yer verildiği, ... AŞ'ye ait kurucu intifa senetlerinin dava dışı ...Tic. Ltd. Şirketi adına kayıtlı olduğu, kurucu intifa senedinde şirketin 21.05.1969 tarihinde İstanbul Ticaret Sicilinde kaydedildiği, esas sözleşmenin 12. maddesi uyarınca 12000 adet bedelsiz nama yazılı serbestçe devri kabil kurucu intifa senedinin ihraç edildiğinin belirtildiği, kurucu intifa senedinde adı geçen dava dışı ... AŞ'nin eski unvanının ... Tic. Ltd. Şirketi olduğu, şirketin ana sözleşmesinin 23.05.1956 tarihinde tescil edildiği, tasfiye sonucunda 25.12.1992 tarihinde sicil kaydının terkin edildiği, 27.04.2020 tarihinde birleşme sözleşmesinin kurulduğu, devralan şirketin ... devrolan şirketlerden birinin dava dışı ... AŞ olduğu, adı geçen şirket haricinde başka şirketlerinde birleşme sözleşmesinde yer aldığı, birleşme sözleşmesinin g bendinde, ...'da 4709 adet kurucu intifa senedi olduğu, şirket kayıtları çerçevesinde intifa senedi hak sahiplerinin birleşme sözleşmesinin ekinde gerçek ve tüzel kişilerin uhdesinde bulunduğunu, 6698 sayılı kişisel verilen korunmasına dair kanun kapsamında  kamuoyu ile paylaşılamayacağı, ancak ilgililerin elektronik posta adresine yapacakları başvuruları çerçevesinde hak sahibi olup olmadıkları  ve eğer hak sahibi iseler kaç intifa senedine sahip olarak görüldüklerinin ilgililere bildirileceği, birleşme sözleşmesi uyarınca  ... mevcut intifa senetleri karşılığında kurucu intifa senedi sahiplerine uzman kuruluş raporunda hesaplanan gerçek değer üzerinden TTK'nın 140/5  hükümleri uyarınca satın alma bedeli olarak her bir intifa senedi için 24.750,00 TL alım bedeli ödeneceği ve ...'ın belirtilen intifa senetlerinin iptal edileceği, ödemelerin birleşme işleminin tescilini takiben 5 iş günü içerisinde ek 1 de isimleri yer alan intifa senedi sahiplerinin şirkete bildirmiş oldukları banka hesaplarına yapılacağı, hak sahipliğinde miras veya sair nedenlerle değişiklik olması ,hak sahibi olmasına rağmen iş bu birleşme sözleşmesi ekinde listelenmemiş hak sahibi bulunması veya hak sahiplerinin şirkete bildirdikleri banka hesap detaylarında değişiklik olması halinde hak sahiplerinin keyfiyeti birleşme işlemine ilişkin olağanüstü genel kurul toplantısından itibaren en geç 5 iş günü içerisinde şirkete bildirmeleri gerektiği, anılan düzeltme bildiriminin yapılmamış olması halinde hak sahiplerinin birleşme sözleşmesi ekinde yer alan listeye göre yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir talepte bulunamayacakları söz konusu senet sahiplerinin dönem karı olması halinde esas sözleşmenin karın dağıtılması başlıklı 29/c maddesi gereği kar payı aldıkları vb hususlara yer verildiği, davacılar birleşme sözleşmesinde birleşme işleminin tescilini takiben 5 iş günü içerisinde intifa senedi sahiplerinin şirkete bildirmiş oldukları banka hesaplarına yapılacağının hüküm altına alındığını,  30.09.2020 tarihinde birleşme isteminin tescil edildiğini, en geç ödemenin 07.10.2020 tarihinde gerçekleşmesi gerektiğinden davalının temerrüte düştüğünü, müvekkillerine herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini, davalı şirket tarafından, müvekkillerinin banka hesabına 2019 yılına ilişkin kar payı ödemesi yapıldığını, banka hesabının şirkette bulunduğunu iddia ederek iş bu davayı açmış oldukları anlaşılmıştır. Davacılar vekili, mahkemenin talebi üzerine dosyaya ibraz etmiş oldukları açıklayıcı dilekçede; müvekkillerinin kardeş olduklarını, vefat eden babalarının .... olduğunu, ... , ... Tic. Ltd Şirketi'nin ortağı olduğunu, şirketin daha sonra anonim şirkete dönüştüğünü, AŞ'nin tasfiyesi neticesinde  ... şirketteki hissesini ve tasfiye oranı uyarınca toplam otuzdokuz adet kurucu intifa senedine sahip olduğunu, iş bu otuz dokuz adet intifa senedinin davacı müvekkilleri arasında paylaşıldığını, davalı tarafça her ne kadar bahse konu senetlere ilişkin husumet itirazında bulunulmuş ise de gerek birleşme öncesi gerekse birleşme sonrasında davalı şirketin müvekkillerine ödemeler yaptığını, senetlerin hamiline yazılı kurucu intifa senetleri olduğunu, TTK kapsamında   zilyetliğin geçmesiyle devrinin mümkün olduğunu belirterek, evrak asıllarının dosya içerisine alınmasını talep etmiştir. Dilekçeye ekli olarak kurucu intifa senedinde yazılı olan şirketin AŞ unvanı altında gerçekleştirilmiş olduğu ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 18.05.1989 tarihli nüshasında yayınlanan toplantısına ait sicil örneğini ibraz etmiştir. Söz konusu kaydın incelenmesinde, 1989 yılı için idare meclisi azalıklarına,  ...'nın seçilmiş oldukları , toplantının ibra ve seçime ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya ibraz edilen birleşmede adı geçen idare meclis üyelerine ait nüfus aile kayıt tablolarında yer alan ... evli olarak 27.12.1989 yılında vefat ettiği, geride mirasçılarının kalmış olduğu, birleşme ile devrolunan .... AŞ'nin  32 nolu kurucu hisse temettü ödeme belgesi adı altında 2019 kâr payı olarak 13.11.2020 tarihinde davacı ... adına toplam 152.322,76 TL ödendiği, 2018 kâr payı olarak 03.12.2019 tarihinde 125.841,65 TL 2016 kâr payı olarak ve diğer yıllara ilişkin ödemelere dair adi yazılı belgelerin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece, iş bu dava dosyası ile birleştirilen İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/42 Esas- 2021/641 Karar sayılı dosyasının tefriki ile yukarıda belirtilen gerekçelere istinaden davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Dava konusu kurucu intifa senetlerinin düzenlenme tarihinde mülga  6762 sayılı TTK  yürürlüktedir .Dava ve birleşme tarihinde ise 6102 sayılı TTK yürürlüktedir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında  Kanun'un 4. maddesi gereğince 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması  gerekecektir. TTK'nın 502. maddesinde intifa senetleri düzenlenmiştir. Çıkarılması üst başlığı altında, genel kurulun, esas sözleşme uyarınca veya esas sözleşmeyi değiştirerek Medeni Kanun'a uygun olarak  yok edilen payların sahiplerinin alacaklılar veya bunlara benzer bir sebeple şirketle ilgili olanlar lehine intifa senetleri çıkarılmasına karar verebileceği, bu senetlere 348. madde uygulanacağı, 2.fıkrada , kurucular için çıkarılanlar da dahil olmak üzere intifa senetlerinin emre ve hamiline yazılı olabileceği belirtilmiştir. TTK'nın 503. maddesinde intifa senedinin sahiplerine pay sahipliği hakları verilemeyeceği ancak bu kişilere net kâra, tasfiye sonucunda kalan tutara katılma veya yeni çıkarılacak payları alma hakları tanınabileceği belirtilmiştir. TTK'nın 502.maddesinin 1. fıkrasında belirtilen 348. maddede ise kurucu menfaatleri başlığı altında, şirketi kurdukları sırada harcadıkları emeğe karşılık olarak kuruculara, para ve bedelsiz pay senedi vermek gibi şirket sermayesinin azalması sonucunu doğuracak bir  menfaat tanınamayacağı bu hükme aykırı esas sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğu ancak dağıtılabilir kârdan 519. maddenin 1. fıkrasında yazılı yedek akçe ile pay sahipleri için %5 kâr payı ayrıldıktan sonra kalanın en çok onda birinin intifa senetleri bağlamında kuruculara ödeneceği, bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra kurulan anonim şirketlerin pay senetlerine halka arz etmeden önce kurucu intifa senetlerinin herhangi bir bedel ödemeden iptal edecekleri, aksi hâlde intifa senedinin kendiliğinden geçersiz sayılacağı, ayrıca dağıtabilecek kâr mevcut ise şirket kârın dağıtılmamasını kararlaştırmış olsa bile kurucu intifa sahiplerinin esas sözleşmede öngörülen kâr paylarını alacakları düzenlenmiştir. TTK'nın 654. maddesinde  nama yazılı senetler başlığı ile belli bir kişinin adı yazılı olup da onun emrine kaydını içermeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrakın nama yazılı senetler sayıldığı belirtilerek 655. maddesinde ise borçlunun ancak senedin hamili bulunan ve senette adı yazılı olan veya onun hukuki halefi olduğunu ispat eden kişilere ödemek zorunda olduğu, bu husus ispat edilmediği hâlde ödemede bulunan borçlunun senedin gerçek sahibi olduğunu ispat eden bir üçüncü kişiye karşı borcundan kurtulmuş olmayacağı belirtilmiştir. 658. maddede ise senedin metninden veya şeklinden hamili kim ise o kişinin hak sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrakın hamiline veya hamiline yazılı senet sayılacağına yer verilmiştir. TTK'nın 502/2 maddesi gereğince kuruculara çıkarılanlar da dâhil olmak üzere intifa senetlerinin emre ve hamiline yazılı olacağı belirtilmiştir. Somut olayda, dava konusu kurucu intifa senetleri üzerinde, tarafların da kabulünde olduğu üzere, dava dışı ...Tic. Ltd. Şirketi  yazılıdır. Söz konusu intifa senetlerinin nama yazılı senet sayılması kaçınılmazdır. Söz konusu senetten dolayı senedin hukuki halefi olduğunu ispat eden kişilere karşı ödeme yapılabileceğinden davacıların senet metninde adı yazılı olan ... Tic Ltd Şirketinin halefi olduğunu ispatlaması gerekmektedir. Davacılar vekili  tarafından her ne kadar sicilden terkin edilen söz konusu şirketin ortağının müvekkillerinin miras bırakanı olduğu belirtilmiş ise de senedin yazılı olduğu kişi gerçek kişi olmayıp tüzel kişidir. Davacıların öncelikle intifa senedinde adı geçen şirkete karşı mülkiyet iddiasında bulunarak bu iddialarının ispat etmeleri ve daha sonrada bu davayı açmaları gerekeceğinden somut olayda, davacıların dava konusu kurucu intifa senetlerinden dolayı aktif husumet ehliyetlerinin varlığından söz edilemeyeceğinden, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 89,95 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline,3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.14.12.2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"046752e8dd8f5f92","SID":"428c44cbd2a04766"}}