{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1920 <br>KARAR NO: 2023/2047<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25.05.2023<br>NUMARASI: 2021/714 E. - 2023/464 K.\t<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin davalı şirket tarafından çeşitli tarihlerde yapılan sanat müzayedelerine katıldığını ve bu müzayedelerde satışa çıkarılan çeşitli malları satın aldığını, davalı şirket tarafından düzenlenen müzayedelerden satın aldığı mallara karşılık olarak davalı şirket tarafından davacı müvekkili adına 31.5.2017 tarihli 3.752,28-TL bedelli, 23.6.2017 tarihli 3.479,74-TL bedelli, 30.9.2017 tarihli 40.297,93-TL bedelli, 30.9.2017 tarihli 61.117,82-TL bedelli, 30.9.2017 tarihli 3.866,08-TL bedelli olmak üzere  toplam 112.513,82-TL tutarlı 5 adet fatura düzenlediğini, müvekkili tarafından müzayededen satın alınan ve bir kısmı faturalarda belirtilen malların bedellerinin  müvekkili tarafından ve  müvekkili adına ... ve ... tarafından elden ve bu kişilere ait kredi kartları ile ödendiğini, faturaya konu edilen ve ayrıca bir kısmı için fatura dahi düzenlenmeyen malların  müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin davalı şirketten 5 adet fatura bedelinden daha fazla miktarda mal satın almış olmasına rağmen davalı şirket tarafından faturaların eksik düzenlendiğini, müvekkilinin 5 faturadan daha fazla mal satın aldığını, davacının satın aldığı ve faturalarda eksik olarak belirtilen mallara karşılık olmak üzere müvekkili tarafından yahut müvekkili adına üçüncü kişiler tarafından yapılan ödemelerin toplamının 161.679,04-TL tutarında olduğunu,  bedeli ödenen malların davalı şirketçe müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin yaptığı ödemelerin iade de edilmediğini, bu nedenle davalı şirket aleyhine Bakırköy ... Noterliğinin 23/02/2018 tarih ... sayılı ihtarname düzenlendiğini iddia ederek, müvekkilinin müzayededen satın aldığı ve bedelini ödediği malların teslim edilmemesi nedeniyle 150.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle;  dava konusu malların davacı tarafa ve otağına 30/09/2017, 08/07/2017, 29/04/2017, 27/05/2017 tarihli şartnameler ile satıldığını, davacı ile ortağı olan şahsın birlikte hareket eden kişiler olduğunu, davacının müzayedelerden satın almış olduğu malların ...'a teslim tutanakları imza altına alınmak suretiyle teslim edildiğini, davacı tarafın daha önceden de müvekkilinin düzenlediği müzayedelere katıldığını, satın almış olduğu malların yine aynı kişiye teslim edildiğini, somut olayda da malların yine aynı kişiye teslim edildiğini, davacı tarafın malların teslim edilmediği iddiasını delillerle ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin bizzat teslim yükümlülüğünün bulunmadığını, çalışanlarına da ortağına da teslim edebileceklerini, taraflar arasında imzalanan 08/07/2017 tarihli şartnamenin 8. maddesinin \"Teslimatlar, komisyon ve mal bedellerinin alıcı tarafından ödenmesini müteakip Eskidji tarafından yapılacaktır. Son ödeme tarihinden itibaren 1 iş günü içinde teslim alınmayan mallardan Eskidji ve satıcılar sorumlu değildir. Ayrıca alıcı  bu konu ile ilgili bir hak iddia edemez. 1 işgünü içinde teslim alınmayan ürünler için fatura bedeli üzerinden günlük %20 ardiye ve depo ücreti alınacaktır\" şeklinde düzenlendiğini, bu madde uyarınca davacının bir iş günü içerisinde malların teslim alınması gerektiğini, davacının bu hükme uymadığından müvekkilinin teslim alınmayan mallardan sorumlu olmadığını, müvekkili şirketin yine de 31/10/2017 tarihinde malları davacının ortağına teslim ettiğini, müvekkilinin davacı taraftan malları süresinde teslim almaması nedeniyle fatura bedeli üzerinden günlük %20 ardiye ve defo ücreti alacağının bulunduğunu savunarak, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ  İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir. HMK m.114/1-c gereğince görev dava şartı olup HMK'nin 115/1 uyarınca taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilmelidir. Taraflar da yargılama süresince mahkemenin görevli olmadığını ileri sürebilirler. Somut olayda; davacı şahsi merakı için aldığı ve parasını ödediği halde kendisine teslim edilmeyen ürünler için ödediği paranın tarafına geri verilmesini istediği, buna göre davacının tüketici ve taraflar arasındaki temel ilişkinin tüketici işlemi sayılması gerektiği, taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer yasalarda düzenleme bulunması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı yasanın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği de göz önünde bulundurulduğunda, davanın çözüm yerinin Tüketici Mahkemesi olduğu kanaatiyle davanın görev dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"  gerekçesiyle, HMK'nin 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, görevli mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemesi olduğuna, karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde talep hâlinde dosyanın görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı,  davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiğini, mahkeme gerekçesinde davacının şahsi merakı için aldığı ve parasını ödediği halde kendisine teslim edilmeyen ürünler için ödediği paranın tarafına geri verilmesini istediği, buna göre davacının tüketici ve taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işlemi sayılması gerektiği belirtilerek usulden ret kararı verildiğini, TTK'nın 4. maddesinde belirtildiği üzere, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan  doğan davaların ticari dava olarak kabul edildiğinden  görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, davacı ...'ın, ... Tic. Şirketinin sahibi ve yetkilisi olduğunu, Ticaret Sicil Gazetesi'nin mevcut olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasındaki ilişkinin ticari ilişki olduğunu, davacının müvekkilinden birçok kez çeşitli mallar aldığını, alımlarını toplu hâlde yaptığını, davacının satın almaları yaparken ticari amaç güttüğünü, şahsi merakı için yapılan alışverişin söz konusu olmadığını, görevsizlik kararının hukuka aykırı olduğunu iddia ederek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dilekçesine  ekli olarak davacıya ait  ... ticaret unvanlı ticari işletmeye ilişkin 23.03.2009 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi örneğini dosyaya ibraz etmiştir. Söz konusu ticari işletmenin 01.07.2008 tarihinden itibaren her türlü tekstil ürünleri, manifatura, toptan ticareti alım ve satımı, imalat, madencilik vb işleri belirtilerek, tacirin ticaret unvanının tescil edildiğinin ifade edildiği görülmüştür. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, müzayedelerden satın alındığı ancak teslim edilmediği iddia edilen ürünler için ödenen bedelin geri tahsili istemiyle açılmış bir alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, alışveriş ilişkisinin mevcudiyeti konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, davacının tüketici olup olmadığı ve mahkemece verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinin başlığında ... olarak ad ve soyad ile ticari unvanını belirtmek suretiyle eldeki davayı açmıştır.  Aynı zamanda 03.05.2021 tarihli arabuluculuk başvurusunda da aynı unvanı kullanmıştır. Dosya kapsamından, davacının ... unvanıyla İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde tacir sıfatıyla kayıtlı olduğu, ticari işletme kaydının şahsı adına kayıtlı olduğu, kuruluşunun 17.03.2009 tarihinde gerçekleştirmiş olduğu, davalı tarafça dosyaya ibraz edilen müzayede teslim tutanak örneklerinden, yüzlerce adet değişik ürünlerin teslim edilmiş olduğunun iddia edildiği, davacı tarafça davalıya 23.02.2018 tarihinde Bakırköy ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin gönderildiği, söz konusu ihtarnamede, çeşitli tarihlerde yapılan sanat müzayedelerine katıldığı, bu  müzayedelerde satışa çıkarılan çeşitli malların satın alındığı, satın alınan mallara karşılık davalı şirket tarafından 31.05.2017 tarihli 3.752,02 TL bedelli 23.06.2017 tarihli 3.479,07 TL bedelli, 30.09.2017 tarihli 40.287,09 TL bedelli, 30.09.2017 tarihli 61.117,08 TL bedelli ve yine aynı tarihli 3.865,00 TL bedelli beş adet fatura düzenlendiği, müzayedede satın alınan faturalarda belirtilen malların bedellerini kredi kartlarıyla ödenmiş olmasına rağmen malların teslim edilmediği ve beş adet fatura bedelinden daha fazla ödeme yapıldığı  iddia edilerek toplam 170.000,00 TL'nin iadesinin talep edildiği, davalı tarafça davacı adına düzenlenen e-faturaların ... olarak düzenlendiği, tahsilat makbuzlarınında aynı şekilde düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili, gerek dava dilekçesinde gerekse de dosyadaki diğer dilekçelerde, şahsi merakı saikiyle alışveriş yaptığını iddia etmemiştir. Aksine, dava dilekçesinde ticari işletme unvanını da göstermek suretiyle davasını açmış olduğu gibi, cevaba cevap dilekçesinde  şahıs şirketi (gerçek kişi tacir) olduğunu, ticari işletmenin tek sahibinin ... olduğunu, teslim edildiği iddia edilen bir çalışanının olmadığını belirtmiştir. Taraf delilleri dosyaya ibraz edildikten sonra tanık beyanları alınarak bilirkişi tarafından ön rapor düzenlenmiştir. Davacı vekili dosyaya ibraz ettiği 16.03.2023 tarihli beyan dilekçesinde, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi için bilirkişi incelemesine karar verildiğini, davacının dava konusu malları ticari amaçla değil şahsi merakı için müzayededen satın aldığını, davacı şahsın defter tutma yükümlülüğü bulunmadığı gibi davacının defterlerininde bulunmadığını belirterek dosyadaki mevcut faturalar ödeme belgeleri ile diğer kayıt ve belgeler ile davalının ticari defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir. 19.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda, 24.03.2023 tarihli inceleme gününde davacı tarafın kişisel kullanımı için aldığını beyan ile defter sunmadığı, davalı tarafın ise yerinde inceleme talebinde bulunduğu belirtilerek, davalı tarafından düzenlenen faturalar ve yapılan ödemeler arasında eşleştirme yapabilmek için davalının dosyaya sunmuş olduğu tasfiye müzayedesi teslim tutanakları ile teslim edilen her bir mala ait satış tutarlarının bilinmesine ihtiyaç bulunduğu ifade edilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın tüketici mahkemesinin görevli olması gerekçesiyle usulden reddine karar verilmiştir. TTK'nın 4/1-a. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. TTK'nın 5/1. maddesine göre de, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. TTK'nın 16/1. maddesinde ticaret şirketlerinin tacir olduğu, TTK'nın 124/1. maddesinde de ticaret şirketlerinin kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibaret olduğu düzenlenmiştir. Ticari bir işletmeyi kendi adına işleten gerçek kişi de tacirdir (TTK m.12 f.1). Bu durumda, somut olayda davacının ve davalının tacir oldukları ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu anlaşılmakla, eldeki dava, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesi uyarınca nispi ticari dava niteliğindedir.28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1- k  maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak, 3/1-l maddesine göre tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere, ticari veya mesleki amaçlarla hareket veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak ifade eder.  Somut olay bakımından;  taraflar arasındaki ilişkinin kapsamı, taraf dilekçelerindeki beyanlar ve ticaret sicil kayıtları dikkate alındığında, davacının tüketici sıfatıyla hareket etmediği, taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işlemi olmadığı, davacı tarafın Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı gerçek kişi tacir olduğu, bu hususun defterlerin incelenmesine dair ara karar tarihine kadar tekrar edildiği, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanmış olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. Taraflar arasındaki ilişki ticari alım satım ilişkisi olup, yasal düzenlemeler gereğince  asliye ticaret mahkemesi görevli olup ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararı usul ve yasaya aykırı olmuş, bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353 1.a.3 maddesi uyarınca  dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, kararı veren ilk derece mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığnıdan, istiafa konu görevsizlik kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.3. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu görevsizlik kararının kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.14.12.2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"177a248de1404b93","SID":"ac1a990de7047580"}}