{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/1326 <br>KARAR NO: 2023/1710 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 1/12/2022<br>NUMARASI: 2021/693 (E) - 2022/847 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 19/12/2023<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesinin, davacı vekili tarafından davalı sigorta şirketine verilen \"İbraname, Feragatname ve Makbuz\" başlıklı belgede 22.406,00 TL tazminat karşılığında davadan feragat edildiğinin belirtildiği gerekçesiyle konusuz kalan davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin  22/5/2018 gün ve 2017/54 (E) - 2018/476 (K) sayılı hükmü, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu üzerine, Dairemizin 9/9/2021 gün ve 2021/1253 (E) - 2021/1181 (K) sayılı kararıyla, \"... davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ve içeriğinde ödemenin yapılmasıyla birlikte davacı vekilinin davalı ... Sigorta AŞ'ye karşı olan davasından feragat edeceği, davanın feragat ile sonuçlandırılacağı belirtilen \"İbraname, Feragatname ve Makbuz\" başlıklı belge; davadan feragat iradesiyle mahkemeye sunulan \"davadan feragat dilekçesi\" niteliği taşımadığı, böylece davadan feragatin biçimine ilişkin HMK'nin 309/2'nci maddesinde öngörülen şekil koşulları oluşmadığından \"davadan feragat\" niteliğini taşımamaktadır. Bununla birlikte davalı sigorta şirketi tarafından gönderilen hasar dosyası içeriğinde yer alan banka dekontundan 22.406,00 TL'nin, davacı ... hakkında maluliyet raporu alınmadan (zararın kapsamı belirlenmeden) ödenmiş olduğu, maluliyet durumunun ödeme ve ibraname tarihinden sonra belirlendiği, aktüer hesabının da yapılmadığı anlaşılmıştır. Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre \"zarar ile kapsamı belli olmadan verilen ibranamenin ancak makbuz hükmünde olduğunun\" kabul edilmesi gerektiği, bu bağlamda eldeki davada hükme dayanak yapılan ibranamenin geçerli kabul edilemeyeceği değerlendirilerek, davalı sigorta şirketinin aldığı ibraname  makbuz niteliğinde kabul edilip taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak, dava dilekçesiyle talep edilen  davacı ...'nın meydana gelen trafik kazası nedeniyle ibranameden sonraki tarihte düzenlenen ATK raporuyla belirlenen maluliyet oranına göre talep edebileceği sürekli sakatlık tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatının bilirkişi incelemesiyle saptandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir ...\" gerekçesiyle  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin yukarıda açıklanan kararından sonra sürdürülen yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince, davanın kabulüne 52.778,62 TL maddi tazminatın, davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili dilekçesinde özetle; dava aşamasında yaptığı ödeme ile davacılar tarafından geri dönülemez (gayri kabili rücu) biçimde ibra edilen müvekkili davalı şirketin aleyhine tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, imzalanan ibranamede fazlaya dair hakların saklı tutulmadığını, bu nedenle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken, müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulmasının yerinde olmadığını; ilk derece mahkemesinin hatalı ıslah talebi doğrultusunda hüküm kurduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun, aktüerya uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenmesi, hesaplamanın da 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 90'ıncı maddesinin, 1'inci fıkrasının \"b\" bendi uyarınca,  ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak yapılması, buna göre TRH 2010 Yaşam Tablosu dikkate alınarak %1,8 teknik faiz iskonto oranının uygulanması, devre başı ödemeli, belirli süreli rant sistemi ile hesaplama yapılması, ayrıca tazminatın denkleştirilmesi kuralı uyarınca haksız eylem sonucu gerçekleşen zarar belirlenerek hükmedilmesi, gerçek zararın belirlenmesi için de olay nedeniyle elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi gerektiğini, 6111 sayılı Kanun'un 59'uncu maddesiyle değiştirilen KTK'nin 98'inci maddesi uyarınca trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer tüm resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşların sundukları sağlık hizmeti bedellerin, kazazedenin sosyal güvencesinin olup olmadığı bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanacağının düzenlendiğini, ayrıca 6111 sayılı Kanun'un yayım tarihinde yürürlüğe giren geçici 1'inci maddesiyle de, bu Kanun'un yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin SGK tarafından karşılanacağını ve söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59'uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere  belirlenecek tutarın 3 yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketlerin ve ...nın yükümlülüklerinin sona ereceğinin ön görüldüğünü, buna göre trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda, sigorta şirketlerince yazılan primlerin SGK'ye aktarımının gerçekleştirilmesiyle sigorta şirketlerinin bu teminat kapsamındaki yükümlülüklerinin de son bulduğunu, huzurdaki davanın da SGK tarafından karşılanmayan zararın giderilmesine ilişkin olduğunu, yaptıkları ödemeler sebebiyle rücu hakkı bulunan SSK, Emekli Sandığı, BAĞ-KUR gibi kurumlara yazı yazılarak davacıya peşin sermaye değeri ödeme yapılıp yapılmadığının saptanması, eğer ödeme yapılmışsa tazminattan düşülmesi gerektiğini, davaya konu olay nedeniyle ceza davası açılmış ise bekletici sorun yapılmasının zorunlu olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı 2022 Yılı Bölge Bilirkişi Listesi içeriğine göre ortopedi ve travmatoloji uzmanı olan ve aktüerya hesap uzmanlığı bulunan bilirkişi ... ile makine mühendisi bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda,  yaşam süresi içinde asgari ücret düzeyinde gelir elde edeceği kabul edilerek kazanın meydana geldiği tarihte gelir getirici bir işte çalışmayan ve 18 yaşından küçük olması nedeniyle tedavisi süresince geçici iş göremezlik zararı hesaplanmayan davacı ... sürekli sakatlığından kaynaklanan zararının,  olası yaşam süresi TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak,  gelirin her yıl %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yönteminin kullanılması suretiyle hesaplandığı; 3 ay süreyle bakıcı desteği gereksinimi bulunduğu belirtilen davacının bakıcı giderinden kaynaklanan zararının  2.094,67 TL; teminat limiti dahilinde kalan kusur ve maluliyet oranına göre sürekli iş göremezlik tazminatının 72.791,72 TL; buna göre toplam bakıcı ve iş göremezlik tazminatı tutarının 74.886,39 TL; dava tarihinden sonra 14/4/2017 günü ödenen tutar güncellenmeden hesaplanan tazminattan indirildiğinde, 16.650 TL asıl alacağın ödendiği kabul edildiğinde bakiye tazminat alacağının 58.236,39 TL; toplam 22.406 TL'nin ödendiği kabul edildiğinde ise bakiye tazminat alacağının 52.480,39 TL olduğu belirtilmiştir. 25/2/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13/2/2011 gün ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 59'uncu maddesiyle değiştirilen KTK'nin 98'inci maddesinde trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK tarafından karşılanacağı; 6111 sayılı Kanun'un geçici 1'inci maddesinde ise, bu Kanun'un yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı öngörülmüştür. Motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alan zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketleri ile işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülükleri 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeyle sona erdirilmiş bulunmaktadır. Diğer bir anlatımla KTK'nin 98'inci maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk davalı SGK'ye geçmiştir.Bununla birlikte hemen belirtmek gerekir ki, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen KTK'nin 98'inci maddesi uyarınca, tüm tedavi giderlerinden değil, ancak söz konusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri (geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi yol gideri vb.) 6111 sayılı Kanun kapsamında değildir.Diğer yandan; her ne kadar 1/6/2015 günü yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5.b. maddesinde, tedavi süresine ilişkin geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararının sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğu ve bu teminatın da SGK'nin sorumluluğunda olduğu, bu nedenle sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmış ise de; 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen KTK'nin 98'inci maddesinde SGK tarafından karşılanacak tedavi giderleri arasında, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ile belgesiz tedavi gideri tazminatı gibi belgesiz tedavi gideri sayılmamıştır. Bu durumda, SGK'nin sorumluluğu alt norm düzeyindeki genel şartlar ile genişletilemeyeceğinden, sözü geçen ilgili genel şart hükmünün uygulanma yeteneği bulunmamaktadır.Bu durumda belgeli olmayan tedavi giderleri ile geçici iş göremezlikten kaynaklanan zarardan SGK sorumlu olmayıp Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi, poliçe düzenlenmemiş ise ... ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam etmektedir  [Aynı yönde Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesinin 2021/11627 (E) - 2022/6346 (K) sayılı kararı ve benzer nitelikteki diğer kararları]. Bu itibarla eldeki davada belgesiz tedavi gideri niteliğindeki bakıcı gideri tazminatı isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.KTK'nin 90'ıncı maddesinde yer alan \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir\" bölümündeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda\" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 7/7/2020 gün ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararıyla; 19/6/2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanun'un 18'inci maddesi ile KTK'nin 90'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasına eklenen tümce ve fıkranın ise  Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 gün ve 2021/82 (E) - 2022/167 (K) sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi nedeniyle iş gücü kaybı tazminat hesaplamasının %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılmasına ilişkin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve iş gücü kaybı tazminatının %2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranıyla hesaplanması olanağı bulunmadığının anlaşılması karşısında, davacının sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının, işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak hesaplanmasında isabetsizlik görülmemiş; nüfus kaydı içeriğine göre 18/9/2003 doğumlu olup kazanın meydana geldiği 15/6/2012 günü itibarıyla 9 yaşında  olduğu anlaşılan davacının sürekli sakatlığı nedeniyle, SGK tarafından sürekli iş göremezlik tazminatı ödenmesi olanağı bulunmadığından, davalı vekilinin bu konuya yönelen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Diğer yandan ayrıntıları Dairemizin 9/9/2021 gün ve 2021/1253 (E) - 2021/1181 (K) sayılı kararında açıklandığı gibi davalı sigorta şirketi tarafından gönderilen hasar dosyasında yer alan banka dekontunda belirtilen 22.406 TL'nin davacı ...'nın maluliyet raporu alınmadan ve buna göre de zararın kapsamı ile aktüer hesabı yapılmaksızın maddi zararın tutarı belirlenmeden ödenmiş olduğu, maluliyet durumunun ise ödemeden ve ibranamenin düzenlenmesinden sonra belirlendiği, böylece yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre zarar ile kapsamı belli olmadan verilen ibranamenin ancak makbuz hükmünde olduğunun kabul edilmesi gerektiği; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74'üncü maddesi uyarınca ceza mahkemesinde görülen davanın bekletici sorun yapılmamasında isabetsizlik bulunmadığı gibi davalı sigorta şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesiyle sigortalı ... plakalı otomobil sürücüsü dava dışı ...'ın mahkûmiyetine ilişkin Bakırköy 54'üncü Asliye Ceza Mahkemesinin 1/4/2015 gün ve 2014/65 (E) - 2015/564 (K) sayılı hükmünün sanık savunmanın temyiz kanun yolu başvurusu üzerine Yargıtay 12'nci Ceza Dairesinin 2/4/2019 gün ve 2017/7828 (E) - 2019/4399 (K) sayılı kararıyla onanarak kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Bilirkişi raporuyla hesaplanan davacının bedensel zararının toplam 52.480,39 TL olarak hesaplanmasına karşın ilk derece mahkemesince 52.778,62 TL'ye hükmedildiği anlaşılmış ise de, hesap hatası açık biçimde istinaf nedeni olarak ileri sürülmediğinden kararın kaldırılması nedeni yapılmamıştır.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... AŞ vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.605,30 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan toplam (730 TL + 179,90 TL) 909,9‬0 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 2.695,4 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... AŞ'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-Davalı ... AŞ istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d9fca910fe9e2177","SID":"3dcb2a1667fa29b1"}}