{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/38 <br>KARAR NO: 2023/1450<br>KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/10/2020<br>NUMARASI: 2019/194 Esas -  2020/522 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilİ ile davalının toplam 336.300,00 USD bedel ile ... Etiketi ve Yedek Parçalarının satışı hususunda anlaştıklarını, müvekkilinin 21.12.2018 tarihli ... no.lu 336.300,00 USD bedelli faturayı ve 28.12.2018 tarihli ... no.lu sevk irsaliyesini düzenleyerek ürünleri 28.12.2018 tarihinde davalıya teslim ettiğini, müvekkilinin ürünlerin tesliminin ardından aylar boyunca davalının fatura bedelini ödemesini beklediğini, davalıya defalarca borcu ödemesi konusunda şifahen uyardığını, müvekkilinin haklı olarak ödeme beklerken, ürünlerin tesliminin üstünden 5 ay geçtikten sonra davalının, satılan ve teslim edilen aynı ürünlere ilişkin olarak 09.05.2019 tarihli bir iade faturası düzenleyerek davacı müvekkiline elektronik ortamda ilettiğini, ilgili faturanın müvekkili olan şirkete 09.05.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, taraflar arasında davalıya satılan ürünlerin iadesine ilişkin hiçbir mutabakat olmadığını, davalının basiretli bir tacir gibi davranma mükellefiyetini yerine getirmediğini, mezkur iade faturasının tebliğ tarihini izleyen gün davacı müvekkilinin, Beyoğlu ....Noterliğinin 10.05.2019 tarihli ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile iade faturasına itirazlarını davalıya bildirdiğini ve kendi fatura bedelinin ödenmesini talep ettiğini, davalının Bursa ....Noterliği vasıtasıyla davacı müvekkiline tebliğ çıkarttığı 15.05.2019 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesinde fatura bedelinin ödenmediğini kabul ettiğini, ihtarnamede belirtilen beyanların zaman kazanmaya yönelik mesnetsiz ifadeler olduğunu, davalının bahsi geçen ihtarnamesine taraflarınca Beyoğlu ... Noterliğinin 20.05.2019 tarihli ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile cevap verildiğini, açıklanan ihtarname süreçleriyle konu çözüme ulaşmadığından, taraflarınca fatura bedelini tahsil etmek amacıyla 28.05.2019 tarihinde davalı aleyhine T.C.İstanbul Anadolu ....İcra Müdürlüğü nezdinde ... E.sayılı ilamsız icra takibi başlatıldığını ve davalı borçlunun icra takibine 07.06.2019 tarihinde kötü niyetli şekilde itiraz edip takibi durdurduğunu tüm bu nedenlerle davalı borçlunun İstanbul Anadolu ....İcra Müdürlüğü ... E.sayıh dosya kapsamındaki ilamsız icra takibine yapmış olduğu itrazın iptalini ve takibin devamına, davalının borcun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatını ödemeye hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın tüm edimlerini yerine getirmediğini, davacının bedel beklemesinin sözlü anlaşma gereği olduğunu, müvekkili olan şirketin sözleşmeden dönmediğini, bu kapsamda olmak üzere, teslim edilen ürünlerin satıldıkça bedelinin ödeneceğinin taraflar arasında sözlü olarak kararlaştırıldığını, beyanları arasında çelişki olmadığını, icra takibine yapılan itirazın kötü niyetli olmadığını, davacı yanın ihtiyati haciz başvurusunun kötü niyetli olduğunu tüm bu nedenlerle davanın reddi ile davacı yan aleyhine ve müvekkili olan şirket lehine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...davalının esasa cevap süresi geçtikten sonra sunduğu takas mahsup define ilişkin, davacı vekilinin UYAP sisteminden sunduğu 05/03/2020 tarihli beyan dilekçesinde açıkça savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesine muvafakatleri olmadığını, davalının 03/03/2020 tarihli beyan dilekçesini ve içeriğini kabul etmediklerine  açıkça beyan ettiği, dolayısıyla davacı tarafın davalının takas mahsup istemine açık muvafakatının bulunmadığı görülmekle mahkememizce davalı tarafın geçerli olmayan takas mahsup talebine ilişkin herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Sonuç olarak, tacir olan tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemelerine göre; davacının defterlerinde dava ve takip konusu olan faturanın davalının da ticari defterlerine işlendiği anlaşılmaktadır. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. Buna göre her ne kadar davalı tarafından 09/05/2019 tarihinde davacı şirkete 336.300,00 USD karşılığı 1.777.042,83 TL tutarında iade faturası düzenlenmişse de, sözkonusu iade faturası davacının dayanağı olan  336.300,00 USD bedelli fatura ticari defterlere kaydedildikten sonra düzenlenmesi nedeniyle davacının alacağının varlığını ortadan kaldırmayacaktır. Alacağa dayanak faturanın davalı defterlerine kaydedilmiş olduğu gözetildiğinde, borcun davalı tarafça benimsendiğinin kabulü gerekir. Daha sonra düzenlenen iade faturasının davacı defterinde kayıtlı olmadığı da anlaşılmaktadır. Bu sebeplerle hükme esas alınan 29/05/2020 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalıdan 335.060,02 USD alacaklı olduğu sonucuna varılmış, her ne kadar davacı vekili icra takibi ve açtığı davada TTK'nun 1530/4-a maddesi gereğince temerrüt tarihinin 21/01/2019 olduğunu ileri sürerek buna göre talepte bulunmuş ise de; dava, taraflar arasında mal alım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, TTK'nın 1530. maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olduğundan olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117. maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Davacı tarafça davalıya takibe konu fatura bedelinin ödenmesi hususunda Beyoğlu ... Noterliği'nin 10/05/2019 tarihli ... Yevmiye No'lu ihtarnamesi gönderilmiş, ihtarnamenin ise davalı borçluya 13/05/2019 tarihinde tebliğ edildiği ve ihtarda ödemenin 3 işgünü  içinde yapılması için süre verildiği, buna göre 16/05/2019 tarihinde temerrütün oluştuğu anlaşılmakla, mahkememizce bu yönde alınan ek bilirkişi raporundaki hesaplama dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 335.060,02 USD asıl alacak ve 614,28 USD işlemiş faiz toplamı 335.674,30 USD alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verilmiş; davacı tarafça düzenlenen faturanın davalı tarafça tebliğ alınarak defterlerine kaydedildiği, buna göre davalının ödemesi gereken miktarı bildiği, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu anlaşıldığından icra inkar tazminatının yasal şartlarının oluştuğunun kabulü ile davacı taraf lehine İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26. maddesi, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/1-ç ve 326. maddeleri gözetilerek dava öncesi ödenen arabuluculuk ücreti  zorunlu giderlerinin yargılama gideri olarak kabul edilmesi ve davada haksız çıkan taraftan  alınarak Hazineye gelir yazılmasına karar verilmesi gerektiğinden, Hazine tarafından karşılanan 1.096,27 TL arabuluculuk zorunlu yargılama giderinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, davalının temerrüde düştüğü tarihin ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği tarihten itibaren üç günlük sürenin sonu olan 16/05/2019 olarak kabul edildiğini ancak 6102 sayılı TTK'nın \"Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları\" başlıklı 1530. maddesinde tacirler arasındaki borç ilişkilerinde, BK'dan farklı olarak temerrütle ilgili özel bir hüküm mevcut olduğunu, dava konusu olayda temerrüt faizi başlangıç tarihinin 21/01/2019 tarihi olduğu izahtan vareste olup faturanın davalı tarafından 21/12/2018 tarihi itibariyle alınıp ve kayıtlarına işlendiğini, bu nedenle TTK md. 1530/4-a gereği temerrüt tarihinin 21/01/2019 olduğunu, davacı  tarafça 10/05/2019 tarihinde davalıya ihtarname gönderilmesi, temerrüt ve dolayısıyla faiz başlangıcının bu tarih olacağı anlamına gelmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve faiz yönünden karar düzeltilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dayanılan gerekçenin yerleşik yargı kararlarına aykırı olup her iki şirket arasında yapılan görüşmeler uyarınca davacı şirket, ürünleri davalı şirkete teslim ettikten sonra bu ürünler satıldığında bedellerin davalı şirket tarafından ödeneceği konusunda mutabık kaldığını, davalının, distribütörlük sözleşmesi kapsamında süreklilik teşkil eden güven ilişkisi içinde malları alıp depoladığını, TB hukuku gereğince, satış sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme olduğunu, buna göre iki taraf da edimlerini eksiksiz yerine getirdikten sonra talepte bulunulabileceğini, taraflar arasındaki sözlü anlaşmanın, bu ürünlerin satıldıkça bedelinin ödenmesi yönünde olduğunu, dolayısıyla, davalı şirketin edim yükümlülüğü bu malların satılması durumunda doğacağını, takas mahsup definin cevap süresi içinde bildirme zorunluluğu olmaması, 04.03.2020 tarihli celsesinde takas mahsup talebini açıkça dile getirilmiş olması ve davacı tarafça bu talebe yönelik açıkça herhangi bir itirazda bulunulmamış olması sebebiyle geçerli bir takas mahsup definin varlığının söz konusu olacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; hükmedilen faiz ve faiz oranı fahiş nitelikte ve likit olmayan alacağa ilişkin  icra inkar tazminatı hükmedilmesi mevzuata ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırılık teşkil etmekte olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasında davalıya teslim edilen ürünlerin satıldıkça bedelinin ödeneceği yönünde anlaşma bulunup bulunmadığı ve davalının takas def'inin incelenip incelenemeyeceği noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"fatura\" sebebine dayalı olarak 336.300,00 USD asıl alacağın 7.546,02 USD işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 28/05/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen taraf ticari defterlerine göre, takibe konu 21/12/2018 tarih, ... nolu ve 336.300,00 USD bedelli fatura her iki tarafın defterlerinde kayıtlıdır. Zaten bu hususta taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak davalı daha sonra davacıya 09/05/2019 tarih, ... nolu ve 336.300,00 USD karşılığı 1.777.042,83 TL bedelli iade faturasını düzenlemiştir. Bu iade faturası ise davacının ticari defterlerinde kayıtlıdeğildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi  özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf,  faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.Davalı taraça iade faturası sunulmuş ise de bu faturanın, davalının ticari defterlerindeki kayıtla çelişmeyecek şekilde haklı bir nedenle kesildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge mevcut değildir. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturasının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekli olup, iade faturası düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davalının savunmalarını ispata elverişli değildir. Davalı yan cevap dilekçesinde, davacının teslim alınan ürünlerinin satıldığında bedellerin ödeneceğine ilişkin olarak taraflar arasında sözlü bir anlaşma bulunduğunu ileri sürmüştür. Ancak dosya kapsamında davalının bu iddiasını ispata yarar bir delil bulunmamaktadır. Bu durumda, davalı bilirkişi tarafından tespit edilen 335.060,02 USD asıl alacaktan dolayı sorumludur.Davalı ayrıca dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra 03/03/2020 tarihli dilekçesi ile;  faturaya konu ürünlerin arasında mevzuat gereği yapılması gerekli olan periyodik muayenesi yapılması gereken terazilerin de bulunduğunu, ancak davacı şirketin  bu hizmeti vermemesi nedeniyle ürünlerin satılamayacağı ve bu yönde zarar oluştuğu ileri sürülerek takas mahsup talebi bulunduğu belirtilmiştir. Davacı taraf ise, 03/03/2020 tarihli dilekçesi ile açıkça savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediklerini beyan etmiştir.Davalı 29/06/2020 tarihli dilekçesi ile de, periyodik muayeneye (doğrulama- mühürleme) ilişkin 03/03/2020 tarihli dilekçesini tekrar ederek mühürsüz oldukları için bu durumun satışa uygun olmayan teraziler için ayıp teşkil ettiğini, sonuç olarak teslimi gerçekleştirilen terazilerle ilgili adetlerin daha önce bildirilen adetlerden eksik/farklı çıkması, mühürlemeleri yapılmayan cihazların tespit edilmesi ve ilave mühürleme maliyetleri ile  en önemlisi cihazların içerilerinden parçaların alınmış veya arızalı olması sebebiyle zararının söz konusu olduğu iddiasıyla ürünler üzerinde inceleme yapılarak uğradığı zararların takas/mahsubunu talep etmiştir.Davalının söz konusu dilekçelerinin sunulduğu tarihte yürürlükte olan HMK'nın 141. maddesine göre, Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. (...) Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.Davalı cevap dilekçesinde ileri sürmediği terazilerin muayene ve mühürlenmesine ilişkin hususlar ve ayıp iddiası ile bu nedenle oluştuğu iddia edilen zararla ilgili olarak takas def'ini sonraki dilekçelerinde ileri sürmüştür. Ancak bahsi geçen hususlar savunmanın genişletilmesi niteliğinde olup, davalı ikinci cevap dilekçesi vermediğinden savunmalarını genişletmesi mümkün değildir. Ayrıca, dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra da, ön inceleme aşamasına ilişkin olarak davacının savunmanın genişletilmesine açık muvafakati bulunmadığından yine davalının savunmasını genişletmesi mümkün değildir. Ön inceleme aşamasından sonra ise ıslah veya karşı tarafın muvafakati bulunmadığından davalının savunmasını genişletilmesi geçerli değildir. Ayıp savunması ve takas birer def'i olup ancak usulüne uygun olarak ileri sürülmesi halinde incelenebilir. Somut olayda davalının usulünce bir ayıp savunması ve takas talebi bulunmadığından bu hususların eldeki yargılamada esas alınması mümkün değildir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşmüş olur. Aksine bir sözleşme olduğu veya taraflarca vade belirlendiği iddia ve ispat edilmediğine göre, davalının, davacının Beyoğlu .... Noterliği'nin 10/05/2019 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile verilen sürenin geçmesiyle temerrüte düşmüştür. Davacı taraf TTK'nın 1530. Maddesine dayanmış ise de, tedarikçi konumunda bulunmadığından söz konusu düzenlemenin somut olayda uygulanma yeri yoktur.3095 sayılı Yasanın 4/a maddesinde, sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanacağı düzenlenmiş olup, bilirkişi tarafından işlemiş faize ilişken bu doğrultuda yapılan hesaplamada bir isabetsizlik bulunmamaktadır.  Ayrıca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, mahkemece hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince 335.060,02 USD asıl alacak ve 614,28 USD işlemiş faiz yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı ve Davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 34.771,00 TL harcın, alınması gerekli olan 139.083,67 TL harçtan mahsubu ile bakiye 104.312,67 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c1a43cc447087b89","SID":"5b69632935f3ac9f"}}