{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1760 <br>KARAR NO: 2023/1147<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/03/2020<br>NUMARASI: 2017/627 Esas -  2020/267 Karar<br>DAVA: Banka Teminat Mektubu Bedelinin Tahsili İstemi <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Limited Şirketi ile müvekkili şirket arasındaki bayilik sözleşmesi gereğince verilmesi gereken teminatın bir kısım karşılığı olmak üzere davalı banka tarafından düzenlenen ve müvekkili şirkete hitaben hazırlanmış 09.10.2015 tarihli 750.000-TL bedelli teminat mektubunun 07.10.2016 tarihine kadar süreli olarak müvekkiline verilmiş olduğunu, mektup süresinin ... A.Ş. Denizli Şubesinin 07.10.2016 tarih ve ... sayılı yazısı ile 06.10.2017 tarihine kadar uzatıldığını, mektup aslı ve süre uzatım yazısının birlikte 28.04.2017 tarihinde davalı banka Adana Şubesine sunularak tazmininin talep edildiğini, davalı bankanın Adana Şubesince düzenlenen 28.04.2017 tarih ve ... sayılı yazı ile süre uzatım yazısı aslının taraflarında olduğu, esas teminat mektubunun süresinin geçtiği ve uzatım yazısının iade edilmesinin, asıl teminat mektubunun da iadesi anlamına geldiği’ gerekçesi ile tazmin taleplerinin reddedildiğini, müteakip Adana ... Noterliğinin 02.05.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ödeme ihtarına karşılık, davalı banka şubesinin de Denizli ...Noterliğinin 09.05.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı karşı ihtarı ile ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, sonradan öğrenildiği üzere ... yetkililerinin süre uzatım yazısının aslını değil, aslından ayırt edilemeyecek derecede benzer renkli fotokopisini müvekkiline sunduğu ve bir süre sonra da süre uzatım yazısının da davalı bankaya iade edilmiş olduğunun anlaşıldığını, davalının tazmin talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, zira teminat mektubu aslı ile aslı zannedilen uzatım yazısının müvekkilinde bulunduğunu, müvekkilinin davalı banka tarafından düzenlenen süre uzatım yazısının teyit ettirilmesi sonucunda ... mal sattığı, yani davalı banka garantisine güvenerek bayisine mal verdiğini, davalının bankacılık uygulamalarını ileri sürererek mektubun geçersiz olduğu beyanıyla sorumluluktan kurtulamayacağını, zira davalı banka yetkililerinin mektup süresinin uzatıldığını telefonla teyit ettiklerini, uzatım yazısı aslından ayırt edilemeyecek renkli fotokopisini çıkartan lehtarın fotokopiyi müvekkiline teslim edip, birkaç gün sonra da aslını bankaya iade ettiğini, bu uygulamanın bankacılık teamüllerine aykırı olduğunu, mektup aslını almadan riskin sona erdiğini beyan etmenin hukuka uygun olmadığını, zira bankanın teminat mektubunun, muhatabı olan müvekkiline teslim etmesi gerekirken lehtara teslim ettiğini, mektup süresinin bir yıl uzatılmasına rağmen sadece uzatım yazısı ile işlem yaparak mektup aslının iadesinin talep edilmediğini, asıl olanın ilk düzenlenen teminat mektubu olması nedeniyle, süre uzatım yazısının teminat mektubu yerine geçemeyeceğini, uzatma yazısının tek başına hiçbir hüküm ifade etmeyeceği gibi bu yazının bankanın elinde olmasının da garantiyi sona erdirmeyeceğini, bu sebeple mektubun taahhüdünün 06.10.2017 tarihine kadar geçerli olması nedeniyle, müvekkilinin tazmin talebinde bulunma hakkının bulunduğunu, bankacılık uygulamalarında risk çıkışının yapılabilmesi için muhatabın bankayı tarih sayı ve miktarı belli mektup yükümlülüğünden kurtardığını, ibra ettiğini bildirmesinin zorunlu olduğu, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, bankanın sorumluluğu devam ettiğinden mektup bedelini ödemesi gerektiği, risk çıkışı yapma şartlarının oluşmadığnı beyanla, davanın kabulü ile 750.000-TL teminat mektubu bedelinin 28.04.2017 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.ne ihbarını talep ettiklerini, ... Ltd. Şti. nin 09.10.2015 tarihli yazılı talebi üzerine, müvekkili bankanın dava konusu edilen 07.10.2016 tarihine kadar geçerli 750.000-TL bedelli teminat mektubu aslının bankacılık uygulama ve teamüllerine uygun olarak muhatap şirkete verilmek üzere ... temsilcisine teslim edildiğini, mektubun geçerlilik süresinin 06.10.2017 tarihine kadar uzatıldığını belirtir 07.10.2016 tarihli süre uzatım yazısı aslının bankacılık teamüllerine uygun olarak muhatap şirkete verilmek üzere lehtar ... temsilcisine teslim edildiğini, ... tarafından 07.10.2016 tarihli teminat mektubu vade uzatım yazısı aslının 06.03.2017 tarihinde müvekkili bankaya iade edilmesi üzerine, uzatım yazısının bağlı olduğu 09.10.2015 tarihli ve 750.000-TL bedelli teminat mektubunun müvekkili banka açısından geçersiz hale dönüştüğünü, iade yazısı aslının halen müvekkili bankada olduğunu, buna rağmen davacı şirketin 28.04.2017 tarihinde müvekkili bankaya geçersiz olan mektup aslı ve uzatım yazısı fotokopisi ile birlikte tazmini talebinde bulunulduğunu, mektup içeriğindeki ibareler gereği süre geçmiş olduğundan talebin reddedildiğini ve takiben davacı yanın Adana ... Noterliğinin 02.05.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ödeme ihtarına karşılık, müvekkilinin de Denizli .... Noterliğinin 09.05.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı karşı ihtarı ile ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, davacının süre uzatım yazısının muhatap sıfatıyla kendilerine teslim edilmesi gerektiği itirazının hakkın kötüye kullanımı olduğunu, uygulamada mektupların lehtar firma yetkililerine teslim edildiklerini, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, teminat mektubu vade uzatım yazısının müvekkili bankaya teslim tarihi olan 06.03.2017 den sonra doğal olarak bu mektup için komisyon tahakkuku da yapılmadığını, aksi iddiaların yerinde olmadığını beyanla, davanın dava dışı .... Tic. Ltd. Şti.'ne ihbar edilmesine, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/640 esas sayılı dosyasına ait kararın huzurdaki dava açısından bekletici mesele yapılmasına, davanın esastan reddine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı ...Ticaret Limited Şirketi arasında bulunan ticari ilişki nedeniyle ve ticareti temin için davalı bankanın 09/10/2015 tarihli ... numaralı 750.000 TL bedelli ve 07/10/2016 tarihine kadar süreli teminat mektubunu davacıya verdiği, davalı bankanın Denizli Şubesi tarafından 07/10/2016 tarih ... sayılı süre uzatım yazısı ile teminat mektubunun süresinin 06/10/2017 tarihine kadar uzatıldığı, müteakip davacının; teminat mektubu aslı ve süre uzatım yazısı ile birlikte 28/04/2017 tarihinde teminat mektubunun tazmin edilmesini temin için davalı bankanın Adana Şubesine müracaat ettiği, davalı bankanın şubesinin davacının teminat mektubunun nakde tahvili ve tazmin edilmesi istemini, teminat mektubu süre uzatım yazısı aslının bankaya iade edilmesi, davacının sunduğu süre uzatım yazısının aslından fotokopi olması, neticede süre uzatım yazısının davalı bankaya geri verilmiş olmasının teminat mektubunu da geçersiz hale dönüştürdüğünden ve bankanın tazmin sorumluluğu kalmadığından bahisle reddettiği, davacının teminat mektubu bedelinin ödenmesine ilişkin Adana ... Noterliğinin 02.05.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ödeme ihtarına karşılık, davalı banka şubesinin, Denizli ...Noterliğinin 09.05.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı karşı ihtarı ile ödeme yapılmayacağını  bildirildiği, her ne kadar davalı banka tarafından teminat mektubu süre uzatım yazısı aslının iade edildiği gerekçesiyle mektup risk çıkışı yapılmış ve süre uzatım yazısı aslının iade edilmiş olması nedeniyle teminat mektubunun hükümsüz olduğuna dayanılmış ise de, basiretli bir tacir gibi davranması gereken ve güven kurumu niteliğinde olan bankanın lehtardan geri aldığı süre uzatım yazısına ilişkin bir belge düzenlemesi gerektiği, ayrıca teminat mektubu aslı kendisine sunulmadan yada teminat mektubunun hükümsüzlüğüne veya geçersizliğine yada kaybolduğuna ilişkin bir yargı kararı olmaksızın risk çıkışı yapan davalı bankanın sorumlu olduğu ve teminat mektubu bedelini davacıya ödemesi gerektiği, kaldı ki teminat mektubu süre uzatım yazısı aslını alan davalı bankanın davacıya müracaat ederek durumu teyit etmesi gerekirken bu yükümlülüğüne de aykırı davranarak basiretli bir tacir gibi davranmadığı, lehtara verilen ve lehtarın aslını vermeyerek aslının fotokopisini verdiği anlaşılan teminat mektubu süre uzatım yazısına ilişkin davacıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı, özetle ve öz olarak; davalı bankanın teminat mektubu süre uzatım yazısının aslını aldıktan sonra, bu hususa ilişkin gerekli evrakları tanzim etmediği, teminat mektubu aslını davacıdan talep etmediği, teminat mektubu süre uzatım yazısı aslının iade edildiği hususunda davacıya bilgi verip teyidini almadığı, basiretli davranmadığı ve bankacılık teamüllerine aykırı davranarak risk çıkışı yaptığı, bu suretle teminat mektubu bedeli yönünden davacıya karşı sorumlu olduğu sonucuna ve vicdani kanaatine varılarak 09/10/2015 tarihli ... numaralı 750.000 TL bedelli teminat mektubu bedelinin, davalı teminat mektubu bedelinin tahsili için kendisine müracaat tarihi olan 28/04/2017 tarihinde temerrüte düştüğünden bu tarihten itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili yönünde aşağıda ki karar verilmiştir. Her ne kadar teminat mektubu içeriğinde ödemenin gecikmesi halinde gecikilen günlere ilişkin yasal faiz uygulanacağı belirtilmiş ise de, somut uyuşmazlığın ödemede gecikme olarak değerlendirilemeyeceği, uyuşmazlığın davalının teminat mektubunu kendi kusuru ile geçersiz kabul edip ödememesinden kaynaklandığı, bu suretle yasal faize hükmedilmesine ilişkin teminat mektubu içeriğinde ki koşulların gerçekleşmediği ve avans faizine hükmedilmesine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br> İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin huzurdaki dava ile bire bir aynı konudaki emsal içtihadını sunmalarına ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 165. maddesi gereği bekletici mesele taleplerini ileri sürmelerine rağmen ilk derece mahkemesince bu taleplerinin dikkate alınmadığını, davacı şirketçe ileri sürülen dava dilekçesinde mektup ve vade uzatım yazısı asıllarının lehtara teslimi usulü için müvekkili bankayı basiretli bir tacir gibi hareket etmemekle sorumlu kılarak kusur isnat etmeye çalışmasının herhangi bir hukuki ve fiili mesnedi bulunmayan soyut ve boş iddialar olduğunu, gerek teminat mektubu gerekse de bu mektuba ilişkin vade uzatım yazısının kendilerine belirtilen tarihlerde getirildiğinde müvekkili banka nezdinde teslim usulü açısından herhangi bir itirazda bulunmayıp teminat mektubu ve uzatım yazısını itirazsız kabul edip kayıtlarına alan davacı şirketin her nasılsa şimdi huzurdaki davada bu konuyu basiretli tacir gibi hareket etme açısından irdelemeye çalışmasının hakkın kötüye kullanımı olduğunu, gerek teminat mektubunda ve gerekse de vade uzatım yazısı metinlerinde yer alan süreye ve orijinal imzaları taşıyan asıl nüshanın bankaya iadesine dair hükümsüzlük şerhleri gereğince de davacı şirket tarafından süresi içinde bir tazmin talebinde bulunulmadığından T.B.K. madde 128/2 hükmü çerçevesinde müvekkili davalı bankanın teminat mektubu taahhüdü açısından herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, süre geçtikten sonra 28/04/2017 tarihinde davacı şirket tarafından müvekkili bankaya yapılan tazmin talebinin hukuki literatürdeki tanımıyla haksız bir tazmin talebi olduğunu, lehtara karşı da hukuken sorumlulukları bulunan müvekkili bankaca bu haksız ve hukuksuz kötü niyetli tazmin talebinin doğal olarak reddedildiğini, teminat mektubu asıl nüshalarının bankaya iadesi durumlarında bankanın muhataba karşı herhangi bir sorumluluğunun kalmayacağı hususlarının net olarak ortaya konduğu gibi orjinal imzaları taşıyan nüshaların lehtarca bankaya iadesi halinde muhatabın onayının alınması şeklinde bir zorunluluktan da kararlarda bahsedilmediğini, kaldı ki böyle bir zorunluluğun varlığının TBK madde 128/2 hükmüyle kodifike edilen kanun koyucu iradesinin de sakatlanması sonucunu doğuracağını, içtihat birliğine rağmen ilk derece mahkemesince emsal içtihatlar ve hukuki öğreti görüşlerin hiç dikkate alınmadığını, huzurdaki davanın hukuki nitelendirilmesinin basiretli tacir davranmama gibi tamamen soyut ve takdiri bir nitelemeye indirgenecek hukuk ve hakkaniyet dışı bir karar verildiğini, davacı tarafın dava dilekçelerinde komisyonun tahsil edildiğiyle ilgili iddialarının asılsız iddialar olduğunu, davacı şirketin %50 oranında müterafik kusurlu bulunduğunun net bir şekilde tespit olunmasına rağmen bu hususun ilk derece mahkemesince hiç dikkate alınmadığını, basiretli tacir gibi hareket etme açısından tüm kusurun müvekkili davalı banka olduğu kanaatiyle ve hakkaniyete aykırı bir şekilde aleyhe karar verildiğini, ilk derece mahkemesince atanmış bir bilirkişinin dosyaya sunulmuş raporunun %50 müterafik kusur değerlendirmesine neden katılmadığına dair herhangi bir gerekçeye kararda yer verilmediğini, dosya kapsamında rapor alındığına ve raporun kendisine ilişkin gerekçeli kararda tek bir satır değinmenin bulunmadığını, yerel mahkemece verilen kararının hatalı, hukuk dışı ve hakkaniyet ilkelerini gözetmeyen, emsal içtihatlara, hukuki öğretiye ve dosyaya sunulan uzman bilirkişi raporunun içeriğine ters olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın tamamen reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; bekletici mesele iddialarının hukuka uygun olmadığını, müterafik kusur iddialarının geçersiz olduğunu, teminat mektubunun vadesinin sona erdiğini, davalı bankanın mektubun süresinin bir yıl uzatıldığını ikrar ettiğini, uzatma yazısının aslının müvekkilinde olmasa dahi teminat mektubunun süresinin uzatıldığını ve hükümsüz olmadığını, yerel mahkeme kararının hukuka uygun olduğunu, bilirkişi raporunda süre uzatım yazısının basit bir inceleme ile fotokopi olduğunun anlaşılabiliyorsa müterafik kusurdan bahsedileceğini açıkladığını, bilirkişi süre uzatım yazısının iğfal kabiliyeti olmadığından bahsetmediğini, davalı tarafın olayı çarpıttığını, aynı konuda açtıkları davada müvekkili lehine karar verildiğini, belirtilen sebepler neticesinde davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini ve yerel mahkeme kararının onanmasını talep ve beyan etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; muhatabı olunan banka teminat mektubu bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı, muhatabı olduğu süreli teminat mektubunun süresinin banka tarafından uzatıldığını, ancak uzatılan süre içinde yapılan tazmin talebinin haksız olarak reddedildiğini ileri sürmüş, davalı banka ise davacının tazmin talebinden önce süre uzatım yazısı aslının lehtar tarafından bankaya iade edildiğini, teminat mektubunun ise süresinin dolmuş olması nedeniyle hükümsüz hale geldiğini, uzatma yazısının bankaya teslim tarihi olan 06/03/2017 tarihinden sonra mektup için komisyon tahakkuku yapılmadığını, tazmin talebinin haksız olduğunu savunmuş, ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hukukumuzda banka teminat mektupları konusunda açık bir düzenleme bulunmamakta, 6098 sayılı TBK’nun 128. maddesinde düzenlenen Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme kapsamında bir tür garanti sözleşmesi olarak değerlendirilmektedir. Garanti veren banka, muhatabın ödeme talebi halinde ancak kendisine ait olan def’ileri ileri sürebilir(teminat mektubunun zaman aşımına uğraması, sahte olması gibi) veya teminatın ödenmemesi hususunda mahkemece verilen bir tedbir kararının bulunması halinde ödemekten kaçınabilir. Bu durumların söz konusu olmaması halinde ise, banka ancak ödeme talebinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğuna dair elinde likit delil bulunması halinde ödeme talebini reddedebilir. Likit delil ile kastedilen ise, bankanın yorumunu eklemeden ödeme talebinin dürüstlük kuralına aykırılığını ortaya koyan delildir. Banka ödeme talebini aldığında durumu derhal lehtara bildirmelidir ki, lehtar talebin haksızlığına ilişkin kendi elindeki likit delilleri bankaya ibraz edebilsin. “İlk talepte ödeme” kaydını havi teminat mektuplarında ise risk banka üzerinde değil lehtar üzerinde olduğundan ödeme talebi halinde esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın ödeme yapılması gerekir. Somut olaya döndüğümüzde dosya kapsamında mevcut deliller incelendiğinde; dava konusu olup 09/10/2015 tarihinde düzenlendiği anlaşılan ve 07/10/2016 tarihine kadar geçerli olan banka teminat mektubunda; lehtar ile muhatap arasında ortaya çıkacak herhangi bir uyuşmazlık ve bunun akıbet ve kanuni neticeleri nazarı itibara alınmaksızın, yazılı tutarın ilk yazılı talep üzerine nakde ve tamamen ödeyeceğimizi, ödemede bir gecikme olduğu takdirde talep tarihinden ödeme tarihine kadar geçen günler için bankamızda uygulanan en yüksek kredi faiz oranı üzerinden faizi ile birlikte ödeyeceğimizi, şeklinde taahhütte bulunulduğu,  lehtarın talebi üzerine davalı bankanın 07/10/2016 tarihli yazısı ile teminat mektubu süresinin 06/10/2017 tarihine kadar uzatıldığı, davacının 28/04/2017 tarihinde tazmin talebinde bulunduğu, ancak davalı bankanın 28/04/2017 tarihli yazısı ile  süre uzatım yazısı aslının iade edilmiş olması nedeniyle süresi dolan teminat mektubunun hükümsüz hale geldiğinden bahisle tazmin talebini reddettiği görülmüştür. Banka teminat mektupları kıymetli evrak niteliğinde olmayıp, somut olayda davalı bankanın davaya konu teminat mektubunun eki niteliğindeki süre uzatım yazısını düzenledikten sonra davacı muhatap yerine lehtara teslim etmesi banka yönünden kusur teşkil etmektedir. Ayrıca banka teminat mektubunun süresinin uzatılmış olduğu davalı bankanın da kabulünde olup bu anlamda bir sahtelik iddiası söz konusu değildir. Süre uzatım yazısı teminat mektubunun eki niteliğinde olup ancak teminat mektubu ile birlikte hüküm ifade eder. Dolayısıyla tek başına hüküm ifade etmeyecek olan süre uzatım yazısı aslının bankanın elinde olması garantiyi sona erdirmez. Süre uzatım yazısı aslını dava dışı lehtardan iade alan davalı bankanın, lehtardan teminat mektubu aslının da iadesini istemesi ve teminat mektubuna ilişkin riskin sona erdiği yönünde davacı muhatabın muvafakatini alması gerekmekte olup, davalı bankanın bu yükümlülüklerini de yerine getirmeyerek kusurlu davrandığı anlaşılmaktadır.  Öte yandan teminat mektubu aslını kendisinde bulunduran davacı muhatabın, lehtar tarafından verilen ve ilk bakışta aslından ayırt edilemeyecek nitelikte olan süre uzatım yazısı renkli fotokopisini kabul etmesinin onun yönünden müterafik kusur teşkil etmeyeceği kabul edilmiştir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 30.11.2015 tarihli 2015/10116 E., 2015/ 12679 K. sayılı ve 28.11.2011 tarihli 2009/14190 E., 2011/15962 K. sayılı emsal kararları). (Emsal yargıtay 11 Hd. 2020/5317 E. 2021/3560 k sayılı ilamı)HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 51.232,5‬0 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 12.809,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 38.423,5‬0 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.02/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fc6f1439aca4220a","SID":"47ae0541f6a1309d"}}