{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1756 <br>KARAR NO: 2023/1139<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/01/2019<br>NUMARASI: 2017/186 Esas -  2019/90 Karar<br>DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ürün dağıtımlarını davalı şirket ile yaptığını, bir gönderim için müvekkili şirketin Konya bölge sorumlusu tarafından Uşak iline gönderilmek üzere hazırlanan ürünlerin 29/08/2016 tarihinde ... Kargo yetkililerine teslim edildiğini, ürünlerin teslim edilirken 5 adet kolinin üzerine gönderinin yapılacağı adres olan ... Mah.... Sk No:.. Uşak adresinin müvekkili şirketin Konya bölge sorumlusu tarafından yazılmış olduğunu, ürünlerin kargo şirket yetkilisine teslim edildiği anda buna ilişkin sevk irsaliyesi de düzenlenmiş olduğunu, hem kolilerin üzerinde hem de sevk irsaliyesinin üzerinde gönderilecek adresin açıkça belirtilmiş olduğunu,  gönderilerin Uşak'a ulaşmaması üzerine kargo şirketinden gönderilerin Iğdır'a gönderildiğinin öğrenildiğini, kargo şirketinin yaptığı hatayı kabul etmediğini, gönderilen 5 adet kolinin içinde bozulacak ürünler olduğunu ve gönderi zamanında teslim edilmediğinden ürünlerin bozulduğunu ve Konya Matbaacılar Şubesinin yanlış gönderi yapması sonucu meydana gelen zararın karşılanmasını talep ettiklerini, müvekkilinin alıcı olan müşterisi ile sözleşmesinin bozulduğunu ve gönderemediği ürünlerin toplam tutarını da müşterisine iade etme durumunda kaldığını, 29/08/2016 tarihli sevk irsaliyesinde de belirtildiği şekilde ürünlerin toplam değerinin 5.492,75-TL olduğunu, davalı tarafın tek kusurlu olması sebebiyle 5.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; göndereni ... Ticaret olan 5 adet kolinin müvekkili şirketin Matbaacılar Şube personeli tarafından 29/08/2016 tarihinde teslim alındığını, ... numaralı fatura düzenlendiğini, müvekkili şirketin üzerine düşen edim yükünü tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğini, müvekkili şirketin davacıya karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin taşımaya konu kargonun teslim yeri olan Iğdır'a ulaştırdığını ancak gönderenin kargonun Uşak'a yönlendirilmesi gerektiği talimatı doğrultusunda kargonun alıcıya ulaştırıldığını ancak alıcının kargoyu teslim almaktan gönderenin ise iade almaktan imtina ettiğini, kargonun olağan taşıma süresi içerisinde taşındığını gecikmenin söz konusu olmadığını, kargonun alıcı adresinin ... Mahallesi No:...Karakoyunlu Iğdır olarak bildirildiğini, gönderilmek istenen alıcının adresinin ise ... Mahallesi ... Sokak No:.. Uşak olduğunu,davacının alıcı adres bilgilerini hatalı bildirdiğini, yanlış ve eksik bildirmelerden doğacak her türlü sorumluluğun gönderene ait olduğunu, kargonun taşıma ücreti 86,79-TL olduğundan müvekkili şirketin tazmin sorumluluğunun taşıma ücretinin üç katı yani 260,37-TL ile sınırlı olduğunu beyanla haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğu, davacının  davalıya  Uşak iline taşınmak üzere teslim ettiği  5.492,75-TL değerindeki emtianın davalı tarafça Iğdır iline gönderildiği, hatanın anlaşılması üzerine Uşak iline geri gönderildiği, kargonun muhtevasının niteliği gereği, taşımanın uzaması nedeniyle tamamen zayi olduğu ve kargo alıcısı olan dava dışı müşteri tarafından davacıya reklamasyon faturası kesildiği, davacı tarafından davalıya teslim edilen emtiaya ilişkin irsaliyeli fatura üzerinde, emtianın teslim edileceği müşterinin  adresinin ... Mah. ... Sok. No:... Uşak olarak kayıtlı olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda taşınan eşyanın adresinin bildirme yükümlülüğünün davalıya ait olduğu ve davacının gönderinin teslim edileceği adresin doğru yazıldığına dair davacının yazılı delil sunmadığından bahisle, davalının zayi nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiş ise de; davalı şirketin dava konusu gönderiye ilişkin tüm kargo evrakları ve kargo otomasyon forumunu yazılan yazıya rağmen dosyaya sunmadığı, davacı tarafından davalıya teslim edilen gönderi ve gönderiye ekli irsaliyeli faturada teslimat adresinin açıkça yazılı olduğu, buna rağmen gönderinin ... Mahallesi ... Sok No:.. Uşak adresi yerine, ... Mahallesi Iğdır adresine gönderildiği, davacı tarafın Uşak ilinde bulunan, fatura tanzim ettiği müşterisine gönderdiği birden fazla kolinin tamamının üzerine  Uşak yerine Iğdır adresinin yazmış olduğu yönündeki bir kabulün hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dinlenen tanık anlatımları ve davalı şirket tarafından kargo belgelerinin dosyaya sunulmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, emtianın Iğdır iline gönderilmesinin davalı çalışanlarının teslimat adresini adresi sistemlerine yanlış girmelerinden kaynaklandığının kabulünün gerektiği, buna mukabil davacı tarafça eşyanın davalı şirket şubesine tesliminden sonra teslimat adresinin sisteme doğru kaydedilip kaydedilmediğine dair herhangi bir kontrol yapmadığı, bu haliyle emtianın yanlış adrese gönderilmesinde davacının da kusurunun mevcut olduğunun kabulünün gerektiği, her ne kadar davalı tarafından talimat yolu ile dinlenen davacı çalışanı tanıkların sorumluluk belgesi imzaladıkları, bu belgeye göre  gönderinin hasarlanması nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunmadığı savunulmuş ve davacı çalışanları tarafından belgede yer alan imzalar kabul edilmemiş ise de; dava konusu tam hasar halinin, yanlış adrese teslimat nedeniyle oluşan gecikme sonucu meydana geldiği, oysa sorumluluk belgesinin sadece eşyanın mahiyeti gereği normal taşıma süresi içerisinde hasarlanması haline yönelik düzenlenmiş olduğu, bu nedenle belgenin somut uyuşmazlık yönünden sonuca etkisinin bulunmadığı gibi TTK'nun 876 maddesi ile 878/4-d bendinin de somut olayda uygulanma olanağının bulunmadığı mahkememizce tespit edilmiştir. TTK'nun 875/1 maddesinde taşıyıcının eşyanın teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçen sürede eşyanın ziyanından, hasarından ve telimdeki gecikmelerden doğan zararlardan sorumlu olduğu, aynı maddenin ikinci fıkrasında zararın oluşmasına gönderenin bir davranışının sebep olmuş olması durumunda tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde bu olguların ne ölçüde etkili olduğunun dikkate alınması  gerektiği düzenlemeleri yer almaktadır. Somut olayda mahkememizce; davalının davacı tarafından doğru bildirilen adresi sistemine yanlış girmek suretiyle, davacının da gönderinin davalı şirket şubesine teslimi ve sonrasında adresin sisteme doğru kaydedilip kaydedilmediğini kontrol etmemek suretiyle,  eşyanın önce Iğdır iline oradan Uşak iline gönderilmesi  ve bu gecikme nedeniyle zayi olması sonucu ortaya çıkan zarara eşit kusurları ile sebep oldukları kanaatine varılmıştır. Alınan bilirkişi raporunda tam hasar bedelinin 5.4192,75-TL olduğu; ancak 882/1 maddesi maddesi uyarınca taşıyıcının zarardan sınırlı sorumluluğunun söz konusu olabileceği belirtilerek talep edilebilecek tazminat tutarı 3.440,62-TL olarak tespit edilmiştir. Mahkememizce tarafların zararın ortaya çıkmasına eşit kusurlarıyla sebep oldukları kabul edildiğinden, davacının maddi tazminat talebinin zarar tutarının yarısı olan 1.720,31-TL üzerinden kısmen kabulüne, tazminat tutarına dav tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar vermek gerekmiştir. Manevi tazminat talebi, eşyanın hasarlanması nedeniyle davacının ticari itibarının zedelendiği ve manevi zarar oluştuğu  ispat olunamadığından  reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin gönderenin gecikmesinden doğan zarardan müvekkili şirketi sorumlu tutmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı müvekkili şirketin varma yeri adresini tam ve eksiksiz davalıya bildirmesine daha sonra ise makul sürede kargosunu takip etmesine, takibi neticesinde davalının opsiyonel hata yaptığının fark edilmesine rağmen eşyanın zayi olmasından sorumlu tutulduğunu, bunun kabulünün mümkün olmadığını, davalı kargo şirketinin gönderenin hassas, çabuk bozulan ürünler olduğunu kısa sürede taşıması gerektiğini  bilmesine rağmen girdiği özen yükümlülüğün gereğini yerine getirmediğini, dolayısıyla yerel mahkemenin eşit kusur kanaatinin hatalı olduğunu, davalı kargo firmasının tam kusurlu olduğunu, zararın TTK 882/1'e göre sınırlı sorumluluk hükümlerine göre hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin TTK madde 886 gereğince sorumluluktan kurtulma ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağını, bu nedenle davalı şirketin tam hasar bedelinden sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu olayın duyulmasından sonra çevredeki potansiyel müşterilerini kaybettiğini, ticari itibarının zedelendiğini, bu nedenle manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının reddedilen maddi tazminat ve manevi tazminat yönünden kaldırılmasını, davanın tümden kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin istinaf dilekçesi ile ileri sürdüğü iddiaların tümünün haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, davacı firmanın alıcı adresini hatalı bildirdiğini, doğru adres bildirdiğine dair hiçbir delilin sunulmadığını, bu hususların uzman bilirkişilerce de tespit edildiğini, kabul etmemekle birlikte davalı müvekkili şirketin kusurlu bulunsa dahi bildirim yapılmadığı için müvekkili şirketin sorumlu tutulabileceği miktarın sadece 3 kat navlun bedelinden ibaret olduğunu, bu hususun da davacı tarafın gerek 5.492,75 TL maddi tazminat gerekse 5.000,00 TL manevi tazminat talebinin haksız olduğunun ortaya koyulduğunu, belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; ... Kargo taşıması için davalıya teslim edilen emtianın alıcısından başka adrese gönderilmesi bilahare alıcı adresine gönderilmesi aşamasında tamamen hasarlandığı gerekçesi ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; maddi tazminat yönünden istinaf talebinin kesinlik sınırında kalıp kalmadığı, manevi tazminat yönünden ise şartların oluşup oluşmadığı  noktasındadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 341/2. Maddesine göre, miktar ve değeri 2019 yılı için 4.400,00 Türk Lirasını geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. İstinaf konusu davada talep miktarı 5.492,75 TL maddi tazminat talep edilmiş, mahkemece 1.720,31 TL kısım yönünden kabul kararı verilmiş reddedilen kısım   3.772,44 TL'dir. Ayrıca anılan maddenin dördüncü fıkrasında da alacağın tamamının dava edildiği durumlarda asıl talebin kabul edilmeyen bölümü istinaf sınırının altında kalan tarafın istinaf yoluna başvuramayacağı düzenlenmiştir. Davacının maddi tazminat  yönünden miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir.Maddi tazminat talebi yönünden  hüküm tarihinde geçerli olan istinaf sınırını geçmeyen bu kısma  karşı HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davalının istinaf dilekçesinin bu yöne ilişkin isteminin  reddine  karar vermek  gerekmiştir. Davacı tarafça, alıcı ... Ticaret _... ... Mahallesi ... sokak no:... Uşak adresine gönderilmek için davalıya teslim edilmek üzere 29/08/2016 tarihinde 5 koli emtianın  davalının Konya ilindeki Matbaacılar şubesine teslim edildiği, ürünlerin ... mahallesi/IĞDIR adresine gönderildiği, alacının göndericiyi araması üzerine yanlışlığın ortaya çıktığı ürünlerin Uşak ilindeki alıcıya gönderildiği, alıcı tarafından ürünlerin bozulmuş olduğu gerekçesi ile kabul edilmediği, göndericinin de ürünleri kabul etmediği, davalı tarafından ürünlerin Afyon ilinde imha edildiği, mahkemece anlaşılmaktadır. Davacı tarafça davalı yanın yapmış olduğu hata sonucu davacı şirketin müşterisin kaybettiğini, bu  durumun kulaktan kulağa duyulması nedeniyle potansiyel müşterilerini de kaybettiğini, ticari  itibarının sarsıldığını belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Manevi tazminat talebi yönünden davalı ile davacının birleşen kusuru ile davacının zarara uğramış olması davalı yönünden tek başına  haksız fiil  oluşturmadığı gibi davacının kişilik haklarını ihlal ederek bir zarar verildiğine, itibarın sarsıldığına, ve müşteri kaybettiğine  dair bir delil de dosyaya sunulmamış olmakla ilk derece mahkemesince verilen red kararında bir isabetsizlik yoktur.  HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin bölüm yönünden  hukuka uygun olduğu, maddi tazminata ilişkin bölüm yönünden ise kesinlik sınırında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde  karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf dilekçesinin maddi tazminata ilişkin bölümünün  HMK'nın 346/1. Maddesi uyarınca REDDİNE,2-Davacı vekilinin Manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,3-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,4-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.02/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b9612b6f43af8326","SID":"a4dd89b2a0deb8e8"}}