{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1637 <br>KARAR NO: 2023/1219<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/12/2019<br>NUMARASI: 2016/232 Esas - 2019/1247  Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davalının 23/11/2011 tarihinden kendi isteğiyle istifa ederek ayrıldığı 10/08/2015 tarihine kadar müvekkili şirket bünyesinde pazarlama temsilcisi olarak çalıştığını, davalının çalıştığı dönem boyunca görevinin mahiyeti gereği müvekkilinin ticari sırlarına vakıf olduğunu, tüm müşterilerini ve fiyatlarını öğrendiğini, davalının işten ayrıldıktan kısa bir süre sonra müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren rakip firmada aynı görev ile çalışmaya başladığını, davalının rakip firmaya geçerken müvekkilinin müşteri portföyünden yararlandığını ve müvekkilinin müşterilerine iş teklifi götürdüğünü, müvekkili ile imzalamış olduğu Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama Taahhüdüne aykırı davrandığını, bu nedenle müvekkili tarafından davalıya Noter ihtarnamesi keşide edilerek rekabet yasağına aykırı eylemlerine derhal son vermesinin ihtar edildiğini, davalının söz konusu ihtara herhangi bir cevap vermediği gibi eylemlerine devam ettiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama Taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan cezai şart bedelinden şimdilik 30.000,00 TL'nin ihlal tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin davacı nezdinde 2011 yılından Ağustos 2015'e kadar çalıştığını ve uzun zamandır ücret konusunda yaşadığı sorunlar nedeniyle işten ayrıldığını ve bir süre sonra başka bir firmada çalışmaya başladığını, müvekkilinin davacının iddia ettiği gibi davacı nezdinde iken tanıştığı müşterilere iş teklifi götürmediğini, her iki firmanın da uluslararası taşımacılık alanında faaliyet gösterdiğini dolayısıyla aynı müşteriler ile çalıştıklarını, söz konusu müşterilerin müvekkilinin işe girmesinden önce de davalı ile çalıştıklarını, davacının dayandığı rekabet yasağı sözleşmesinin baskı ile müvekkiline imzalatıldığını, bu nedenle geçerli sayılmaması gerektiğini, aksi halde de kelepçeleme sözleşme niteliğinde olması sebebiyle geçersiz olduğunu, sözleşmede konu ve yer bakımında yapılan kısıtlamaların geçersiz olduğunu, ayrıca rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için işverenin korunmaya değer bir menfaatinin olması gerektiğini, davacı tarafça sunulan iddiaların soyut iddialar olduğunu, müvekkilinin satış görevlisi olarak davacı nezdinde çalıştığını, bu durumun müvekkilinin davacının iş sırlarını öğrendiği anlamına gelmeyeceğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,\"...davacı tarafça, davalının taraflar arasında imzalanan 18/06/2012 tarihli rekabet yasağı ve ticari sır ve bilgi saklama taahhütnamesinde yer alan sır saklama ve rekabet etmemem yükümlülüğüne aykırı davrandığından bahisle cezai şart talep ettiği, davalının 23/11/2011 tarihinden 10/08/2015 tarihine kadar davalı nezdinde çalıştığı, 02/03/2016 tarihinde ... Ltd. Şti.'de çalışmaya başladığı ve halen de burada çalıştığı, davacı şirket ile dava dışı ... Ltd. Şti.'nin iştigal konusunun taşımacılık hizmet olduğu, şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdikleri, davacının, işçisi olan davalı ile mezkur yasal düzenleme çerçevesinde rekabet yasağı sözleşmesi yapma hakkı olduğu, yerleşik Yargıtay kararlarında da kabul edildiği üzere rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için süre, coğrafi alan ve işlerin türü bakımından sınırlamalar içermesi ve işçinin çalışma hürriyetini kısıtlar şekilde kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde olmaması gerektiği, davaya konu rekabet yasağının, Marmara ve Ege Bölgesi sınırları içerisinde 2 yıl süre ile sınırlandırıldığı, işin kapsamının ise kara ve hava nakliyesi, depolama, lojistik, gümrükleme ile nakliye ve lojistik hizmetlerine bağlı hizmetler olarak belirlendiği, bilirkişi raporunda coğrafi alan olarak yapılan sınırlandırmanın, lojistik piyasasının yoğun olduğu Marmara ve Ege Bölgesindeki illeri kapsamasının davalıyı başka bölgelerde çalışmaya zorlamak ve bu şekilde ekonomik geleceğini belirleme imkanını elinden almak olarak değerlendirilmesi ile geçersiz kabul edilmesi gerektiği beyan edilmiş olup bunun aksinin kabulü, yani yer bakımından sınırlandırmanın geçerli olduğunun kabulü halinde dahi, işlerin türü bakımından getirilen sınırlamanın çok geniş bir şekilde tüm nakliye ve lojistik işlerini kapsadığı, bu denli geniş bir sınırlandırmanın davalının çalışma hürriyetine aykırı olarak kelepçeleme niteliğinde ve geçersiz olduğu, bu nedenle de davacının rekabet yasağının ihlal edildiğinden bahisle cezai şart talep edemeyeceği kanaatine varıldığından davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, davalının imzaladığı rekabet yasağına yönelik taahhütnamenin, süre, bölge ve işlerin türü bakımından geniş bir alanı kapsadığı işlerin türü bakımından da geniş bir alan belirlendiğini bu nedenle çalışma hürriyetine aykırı bir taahhüt olarak geçersiz olduğuna yönelik karar verildiğini, davacı  şirketin, aynı nitelikteki rekabet yasağı metni ile dava açtığı başka bir personele yönelik olarak İstanbul 16 ATM si 2016/335 sayılı dosyası ile bilirkişi raporu kapsamında, davacının zarara uğradığına yönelik ispat olmadığından ve rekabet taahhüdünün böğle ve konu bakımından geniş bir düzenleme içerdiğini belirterek  geçersiz olduğundan bahisle davanın reddine karar verildiğini, davalının ticari sırlara ulaşma imkanı mevcut olduğunu, açıklanan nedenlerle tehiri İcra talebimiz kabul edilerek temyiz incelemesi sonuçlanıncaya kadar mahkeme kararının uygulanmasının geri bırakılmasına, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/239 E. 2019/261 K. ve 30/04/2019 tarihli kararının hükmünün İstinaf talebimiz doğrultusunda bozulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk olarak, davacı taraf dilekçesinde bilirkişi raporunda hatalı tespitler yapıldığını ileri sürmüş ise de bu husus haksız olduğunu, zira düzenlenen raporda aşamalarda taraflarca belirtilen iddia ve savunmaların tümü değerlendirildiğini, davalının bu yöndeki istinaf talebi haksız ve yersiz olduğunu, bununla birlikte, imzalanan taahhütnamenin rekabet yasağına ilişkin hükümlerinin TBK 444 ve TBK 445 hükümlerine aykırı olduğu vakıa olduğundan geçerli addedilemeyeceği ayrıca, cezai şart tutarının da fahiş olarak nitelendirilmesi gerektiği yerleşik Yargıtay uygulamaları ile de sabit olup ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığını, mahkemece tüm deliller toplandığını, tanıklar dinlenildiğini, bilirkişi incelemesi yapıldığını, karar eksiksiz olarak doğru şekilde ittihaz olunduğunu, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şartın tahsiline ilişkin alacak davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, rekabet etme yasağı kaydının geçerli olup olmadığı ve davalının eylemlerinin rekabet yasağını ihlal niteliğinde olup olmadığı noktasındadır.Davalı, davacı şirkette 23/11/2011 tarihinde pazarlama temsilcisi olarak çalışmaya başlamış ve süreç içerisinde taraflar arasında 23/11/2011 tarihinde hizmet sözleşmesi, 18/06/2012 tarihinde de rekabet yasağı ve ticari sır ve bilgi saklama taahhütnamesi imzalanmıştır. Davalı 08/07/2015 tarihli dilekçesi ile istifa etmiş ve 10/08/2015 tarihinde işten ayrılmıştır. Daha sonra davacı tarafından davalı muhataba çekilen Beyoğlu ... Noterliği'nin 09/11/2015 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile, rekabet yasağına ilişkin sözleşme maddesi ihlal edilerek rakip firmada çalışılmaya başlanılması nedeniyle sözleşmeyle kararlaştırılan cezai şartın ödenmesi ihtar olunmuştur. Davalı tarafça davacı ihtarnamesine cevap verilmemiştir. Bunun üzerine davacı taraf, işçinin sözleşmeyle kararlaştırılan rekabet yasağına aykırı davrandığından bahisle kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir. Taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı ve ticari sır ve bilgi saklama taahhütnamesi II. Bölümünde rekabet yasağı ve kapsamı düzenlenmiştir. Taahhütnamenin III bölümünün 2. maddesinde \"... son bir yıl içerisinde şirketten elde ettiği brüt maaş, prim, bonus gibi ücret ve benzeri ödemeler ile şirket tarafından yapılan ayni ve nakdi yardımların toplam tutarının 2 katı cezai şart ödeyeceği\" kararlaştırılmıştır. Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede 2 yıllık rekabet yasağı süresi öngörülmüş, rekabet yasağının geçerli olacağı yer Marmara ve Ege Bölgesi olarak belirlenmiştir. TBK'nın 445/1 fıkrasında bu tür sözleşmeler bakımından yer ve zaman sınırlaması öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda TBK.'nın 445. maddesinde düzenlenen geçersizlik hali özel norm niteliğinde olup kesin hükümsüzlük olarak değerlendirilemez. Hakimin müdahalesi ile giderilebilecek bir hükümsüzlük hali olduğunun kabulü gerekir(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.06.2016 Tarih ve 2015/12450 E - 2016/6672 K. Sayılı  Kararı).Gerek 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi ve gerekse de mülga 818 sayılı BK’nın 348. maddesi ile mer'i hukuk düzeni içerisinde yerini bulan ve kısaca rekabet yasağı olarak adlandırılan davaya konu sözleşme, kanun ile düzenlenmiş bir sözleşme olup içeriğinin sınırlandırılması da yine kanun hükmü ile sağlanmış, 6098 sayılı Kanun’un 445. ve 818 sayılı Kanun’un 349. maddelerinde bu yolda hükümlere yer verilmiştir. SGK kayıtlarına göre davalı 02/09/2015 tarihinden itibaren dava dışı ... A.Ş.'de çalışmaya başlamıştır. Ticaret sicil kayıtlarına göre de davacı firma da, davalının çalışmaya başladığı dava dışı şirket de taşımacılık ve lojistik alanında faaliyet göstermektedir. Her iki şirket de İstanbul merkezli olarak faaliyet göstermektedir.Davalı hizmet akdi sona ermeden önce davacı şirket nezdinde pazarlama temsilcisi olarak çalıştığından alelade bir çalışan olmadığı açıktır. Davalının davacı şirketteki pozisyonu, davacının müşteri çevresi, fiyat ve pazarlama politikası ile işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı vermektedir. Bu haliyle rekabet yasağı sözleşmesindeki rekabet yasağı kaydı anılan Kanuni düzenlemeye uygun olup geçerlidir.Dosya kapsamı itibariyle davacı ile dava dışı ... A.Ş. firmasının her ikisinin de İstanbul İlinde, aynı sektörde faaliyet gösteren ve aynı müşteri çevresini hedefleyen rakip firmalar olduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf, rekabet yasağı sözleşmesiyle hizmet sözleşmesinden sonra 2 yıl süre ile işverenin iş alanına giren başka bir rakip işletmede çalışmayacağını taahhüt etmesine rağmen, davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren rakip firmada, iş akdinin sona erdiği 10/08/2015 tarihinden itibaren 2 yıl geçmeden ve çok kısa bir süre sonra 02/09/2015 tarihinde çalışmaya başlayarak rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiğine göre TBK'nın 446. maddesi uyarınca rekabet yasağının bağlandığı cezai şarttan sorumludur.Davacı firma ile dava dışı ....şirketi Marmara bölgesinde yer alan İstanbul sınırları içerisinde bulunmaktadır. Davacı firmanın faaliyet gösterdiği bölgelerin rekabet yasağının yer itibariyle sınırlandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı ve ticari sır ve bilgi saklama taahhütnamesinin III bölümünün 2. maddesinde \"... son bir yıl içerisinde şirketten elde ettiği brüt maaş, prim, bonus gibi ücret ve benzeri ödemeler ile şirket tarafından yapılan ayni ve nakdi yardımların toplam tutarının 2 katı cezai şart ödeyeceği\" kararlaştırılmış olduğundan son bir yıl için hesaplanan 25.201,33-TL nin 2 katı olan 50.402,66-TL cezai şart miktarı üzerinden değerlendirme yapmak gerekmiştir.TBK'nın 182/3. maddesine göre, Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Davalının uzun süredir çalıştığı taşımacılık ve lojistik sektörü yoğun olarak İstanbul ve çevresinde faaliyet göstermektedir. Bu nedenle rekabet yasağı süresince davalının başka sektörlerde iş bulma olanağı kısıtlıdır. Ayrıca rekabet yasağı kaydına ilişkin davacı iş verenin üstlendiği karşı bir edim de bulunmamaktadır. Buna göre davalı işçinin bir aylık ücreti, davalının diğer sektörlerde iş bulma ve geçimini temin imkanı ile işverenin üstlendiği karşı bir ediminin bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde rekabet yasağı kaydında kararlaştırılan cezai şartın hakkaniyete uygun olmadığı ve aşırı nitelikte bulunduğunun kabulü ile  cezai şarttan %75 oranında bir indirim yapılması uygun, makul ve gereklidir. Buna göre sonuç olarak davacının, davalının rekabet etmeme yasağı nedeniyle 12.600,67-TL cezai şart alacağı bulunmaktadır. Davalı daha önce temerrüte düşürülmediğinden temelde iş ilişkisinden kaynaklanan bu alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmalıdır. Ayrıca sözleşme ile tayin edilen bir cezai şartın tahsilini istemek hakkını haiz olan davacının açtığı dava sonunda cezai şartın mahkemece fahiş görülerek hakimin takdir hakkını kullanarak tenkis edilmesi halinde, tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilemeyecektir. Bu sebeplerle Mahkemenin somut olaya uygun düşmeyen ve yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar vermesi isabetli olmamıştır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece rekabet yasağına ilişkin düzenlemenin kelepçe sözleşme niteliğinde ve geçersiz olduğundan bahisle eldeki davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın cezai şarttan indirim yapılmak suretiyle kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin İstinaf talebinin KABULÜ İLE; istinafa konu mahkeme kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,2-12.600,67-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte  davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, 3-Başlangıçta peşin olarak alınan 512,33 TL harcın  alınması gerekli olan 860,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 348,42 TL karar ve ilam harcının davalı 'dan alınarak hazineye irat kaydına,4- Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu  başvuru harcı 29,20 TL, posta ve tebligat gideri 233,90 TL, bilirkişi ücreti 1.200 TL, olmak üzere toplam 1.463,10 TL yargılama masrafının, davalı 'dan  alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 12.600,67 TL avukatlık ücretinin davalı 'dan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Cezai şart tutarında takdiren indirim yapılarak hüküm kurulmakla TBK'nın 182.maddesi gözetilmek suretiyle ret edilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı  tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL, yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"13e2f6270c146147","SID":"c7686b2bb0040673"}}