{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/1655 Esas 2023/1778  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1655 <br>KARAR NO\t: 2023/1778<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t:  16/01/2020 <br>NUMARASI\t\t: 2015/257 Esas -2020/15 Karar <br>DAVACI \t:<br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI \t<br>DAVA\t: Alacak <br>DAVA TARİHİ\t: 12/03/2014 <br>KARAR TARİHİ\t:13/12/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:13/12/2023<br><br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle  davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından 10/08/2004 tarihinde 30.000,00 TL, 16/08/2004 tarihinde 10.000,00 TL, 17/08/2004 tarihinde 10.000,00 TL, 27/09/2004 tarihinde 100.000,00 TL, 19/10/2004 tarihinde 100.000,00 TL, 27/10/2004 tarihinde 50.000,00 TL ve 02/11/2004 tarihinde 100.000,00 TL olmak üzere toplamda davalıya 500.000,00 TL borç para verildiğini, davacının yetkilisi olduğu firma ile davalı arasında devam eden ticari ilişki olduğundan davacının davalıya güvendiğini ve hesabın kapanması hususunun zamana bırakıldığını, davalı firmanın, davacının yetkilisi olduğu ... Ltd. şirketine Ankara 15. ATM'nin 2011/441 E sayılı dosyada derdest olan 2.144.288,31 TL' yi ne de davacıya borcu olan 500.000,00 TL ödemediğini, davalı şirketin 01.01.2005-30.09.2015 tarihli mizanında ve mizana uygun 2005 yılı 3. Dönem geçici vergi beyannamesinde davacıya olan borcun 526.000,00 TL olarak göründüğünü ve davacıya olan borcunun kabul edildiğini, mizan kayıtlarının dilekçe ekinde sunulduğunu, dava konusu alacağın ödenmesinin bildirildiği 20/02/2014 tarihli ihtarnamenin 21/02/2014 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi oranıyla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.\t<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ilk olarak 13/02/2012 tarihli ihtarı ile davalı şirkete borç para verdiğini ve davalı şirket ve ortaklarınca kendisine 600.000,00 TL ödeme yapılmasını bildiren ihtarına 27/02/2012 tarihinde cevap verildiğini,  20/02/2014 tarihli ikinci ihtarında  500.000,00 TL talep ettiğini ve bu ihtara 24/02/2014 tarihinde cevap verildiğini, davacının havale ile göndermiş olduğu bir bedel var ise bunun davalı şirkete olan borç ödemesi olduğunu, davalı şirketin tacir olması hasebiyle tüketim ödüncünün ticari olabilmesi için ödünç verenin finans kurumu olması gerektiğini dolayısıyla davalı şirketin işlerini gördürdüğü şirketin müdüründen talep etmesinin ve  davacının iddia ettiği alacağını 10 yıl sonra istemesinin  hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,  davacının 2004 – 2005 yıllarına ait banka hesap ekstrelerini ibraz etmesi ve bu paranın kişisel hesaplara ... Şti mi yoksa ... Şirketi tarafından havale yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, mizan kayıtlarının karalama kağıtları olduğunu, ticari defterlerin alt belgesi olmadığını, sunulan mizanda imza kaşe olmadığını, sunulan mizan kayıtlarında iddianın dayanağı olarak davacının 320 satıcılar hesabında yer aldığını, iddia olunan tutar ile istenen tutarların uyumlu olmadığını, davalı şirket kayıtlarına göre ... şirketi ve ...’nun kendisi ile 2010 yılında yapılan mutabakat sunucu defter ve kayıtlarındaki hesapların kapatıldığını, bu sebeple davacı ... şirketine borçlarının olmadığını, davacının yetkili müdürü ve %70 paya sahip hakim ortağı olduğu ... şirketi ile davalı şirketin çeşitli işlerde on yıl birlikte çalıştıklarını, bu çalışmanın sonlanması üzerine çıkan ve tasfiye niteliğinde olan alacak ve borç ilişkisine dair ihtilafın Ankara 6. ATM'nin 2014/1438 Esasında birleşen davalar ile derdest olduğunu, çalışılan süre zarfında ... şirketinin davalı şirket dışında hiçbir ticari şirket ile hukuki ilişki içinde olmadığını, şirketin merkezini Elazığ’a taşıdığını, sermayesini 50.000,00 TL olarak azalttığını, taraflara ait şirketin mali müşavirlerinin aynı olduğunu, ...’nun şirket hesapları ile kişisel hesaplarını birlikte kullanmasından kaynaklı ihtilaflı kayıtların oluştuğunu, taraf şirketler arasında iş dışında da özel nedenlerle çıkan uyuşmazlıkların olduğunu, Ankara 6. ATM’nde görüldüğünü, bu dosyalara şirket müdürlerinin kendi aralarında el yazısı ile yaptıkları hesaplaşmaların yer aldığını, davacının ... şirketine ... Şirketi tarafından yapılan avans ödemelerinin bakiyesini dönem sonunda ... şirketine ait hesapları yerine kendi kişisel hesabına havale ederek böyle bir kayıt oluşturmuş olmasının ihtimal dahilinde olduğunu, davacı tarafından sunulan geçici vergi beyannamesinin ödünç verildiğinin ispatı olamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tİlk derece mahkemesince iddia, savunma, 2. bilirkişi raporundaki karşı görüş ile 3., 4. Ve 5. bilirkişi raporlarına ve toplanan tüm delillere göre; davacı tarafından davalı şirkete borç verildiği iddiasıyla alacak istemiyle açılan davada, davacı tarafından davalı şirket hesabına, 2004 yılı içerisinde birkaç kalemde, farklı tarihlerde toplamda 500.000,00 TL havale gönderildiği,  gönderilen havalelere ilişkin dekontlarda, havalelerin içeriği hakkında hiçbir bilgi veya not yazılmadığı, havalelerin gönderilme sebebine ilişkin taraflar arasında yapılmış sözleşme, irade beyanı vb. gibi dava dosyasına hiçbir bilgi veya belge sunulmadığının belirlendiği, davalı şirkete gönderilen havalelerin menşei ile ilgili davacı hesabında yapılan incelemede, havalelerin miktarlarının temini için davacı tarafından 79.450,00 dolar bozdurulduğu, ...’dan hesaba 100.000,00 TL geldiği, davacının toplam 135.000,00  TL banka kredisi kullandığı ve ... Ltd. Şti’nin ortağı ... ...’nun bankadan kullandığı toplamda 150.000,00 TL banka kredisini davacının hesabına gönderdiğinin tespit edildiği,  somut olayda; davacı ... tarafından davalı şirkete gönderilen paralara ilişkin dekontlarda, paranın borç olarak gönderildiğine dair bir açıklamaya yer verilmemiş ise de; davalı ... şirketinin ticari defterlerinde davacı ... ile arasındaki kayıtların ilk olarak 320 satıcılar hesabının 010.00121 sayılı kısmında takip edildiği, 01/01/2005 tarihinde 526.000,00 TL tutarlı bakiyenin 336 diğer çeşitli borçlar hesabına virman yapıldığı ve 27/01/2010 tarihinde de bu tutarın tamamının 195 iş avansları hesabının 003 kırılımlı “Merkez Kasa İş Avansları” hesabına belgesiz biçimde virman yapılmak suretiyle kapatıldığı, davacı tarafından gönderilen paranın başlangıçta herhangi bir borca mahsup edilmediği hususları dikkate alındığında, paranın ödünç olarak gönderildiği kanaatine varıldığı, davalı ... Şirketi ile davacının ortağı ve müdürü olduğu ... şirketine ait ticari defterlere göre, dava tarihi itibariyle davalı şirketin ... Ltd. Şti. ne 2.144.288,31 TL (10.779.280,00 TL – 8.634.991,69 TL) borçlu olduğu ve bu miktarın Ankara 6. ATM’ nin 2014/1438 Esas, 2015/844 Karar ile kesinleştiği, davalı şirketin ... şirketine olan 2.144.288,31 TL tutarlı borç bakiyenin içerisinde davacının dava konusu yaptığı toplam 500.000,00 TL tutarlı ödemenin yer almadığı, davalı ... şirketinin ticari defterlerinde davacı ...’nun ... şirketine yaptığı 500.000,00 TL ve dava konusu yapılmayan 26.000,00 TL tutarlı ödemeler kayıt edilmek suretiyle 27/01/2010 tarihine kadar davacının davalı şirketten 526.000,00 TL tutarında alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, ancak bu bedelin 27/01/2010 tarihinde tamamının belgesiz biçimde 195 iş avansları hesabına atılmak suretiyle sıfırlandığı, davacıya ait YKB’na ait hesap ekstresinin incelenmesinde dava konusu 500.000,00 TL’nin davalı ... şirketi veya ... şirketi tarafından davacıya gönderilmediğinin anlaşıldığı, davalı şirkete ait ticari defterlere göre davacı tarafından davalı şirkete gönderilen 500.000,00 TL’nin ... şirketi tarafından banka masraflarına, mal tedarikçilerine, (davalı ortağı) ... ...’na ve ... çalışanı ...’e ödendiğinin görüldüğü, yine davalı ticari defterlerine göre 2004 yılı başında 2.169.969,49 TL banka kredi borçlarının 2004 yılı sonunda tamamının sıfırlandığı, Ankara 6. ATM’ne konu ... Şirketinin ... şirketinden doğan ve kesinleşen 2.144.288,31 TL tutarlı bakiye kapsamında ...’nun şahsi hesabından ... şirketine gönderilen dava konusu tutarlar dışında bir ödemeye rastlanmadığı, (526.000,00 TL dışında davacının davalı şirkete gönderdiği meblağlar hakkında mevcut bir teamül görülememiştir.), davacının ortağı ve müdürü olduğu ... şirketinin davalı ... şirketi’nin taşeronu olduğu,  ... şirketinin muhasebe kayıtlarının davacının ofisinde tutulduğu, her ne kadar, davacı ... tarafından davalı şirkete gönderilen paralara ilişkin dekontlarda, paranın borç olarak gönderildiğine dair bir açıklamaya yer verilmemiş ise de, davalı ... şirketinin ticari defterlerinde davacı ... ile arasındaki kayıtların ilk olarak 320 satıcılar hesabında takip edilmekte iken, 01/01/2005 tarihinde 526.000,00 TL tutarlı bakiyenin 336 diğer çeşitli borçlar hesabına virman yapıldığı ve 27/01/2010 tarihinde de bu tutarın tamamının 195 iş avansları hesabının 003 kırılımlı “Merkez Kasa İş Avansları” hesabına belgesiz biçimde virman yapılmak suretiyle kapatılması, davacı tarafından gönderilen paranın başlangıçta herhangi bir borca mahsup edilmemesi hususları da dikkate alındığında dava konusu 500.000,00 TL nin davalı şirkete borç olarak gönderildiği, bu nedenlerle davacının davalı şirketten 500.000,00-TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile; 500.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iki aylık bir sürede havale yoluyla 2004 yılında 500.000,00 TL borç veren bir kişinin yaklaşık 10 yıl sonra dava yolu ile iadesini istemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere müvekkilinin ticari defterlerinin de davacının ofisinde tutulduğunun tespit edilmesine rağmen bu yöndeki savunmalarının tartışılmadığını, davacı vekilinin dava dilekçesinde açıkça \"müvekkilinin yetkilisi olduğu şirket ile davalı şirket arasındaki ilişki çerçevesinde geri ödeme tarihini firmalar arası ticari ilişkiden doğan hesabın kapanması zamanına bıraktığını\" belirttiği ifadesinin hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü çerçevesinde açıklattırılmadığını, davacının hakim ortağı olduğu dava dışı ...Ltd. Şti'nin davalı şirkete kesmiş olduğu en son fatura 25.12.2009 olup, davacının işbu uyuşmazlığa ilişkin çekmiş olduğu ihtarnamenin tarihi 13.02.2012 olması karşısında davacının iddiasının tutarsızlığını gösterdiğini, bu hususun değerlendirilmediğini, uyuşmazlığın ticari karz akdi vasfı gözardı edilerek, davacının tacir sıfatının kabulü ile basiretli olması gereken tacir davacının 2004 yılı itibarıyla oldukça yüksek bir meblağı yazılı bir sözleşme yapmadan üstelik TL cinsinden davalıya borç verdiğini iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı şirket ile davalının ticari defterlerinin aynı muhasebeci tarafından tutulduğunu, bu durumda hukuki ilişkinin davalı şirket ile dava dışı şirket arasında olduğunun dikkate alınmamasının da hatalı olduğunu, davacının hakim ortağı ve münferit yetkilisi olduğu dava dışı ...Ltd. Şti. İle müvekkili ticari defterlerinin delil olma özelliğinin kabul eden bilirkişi raporlarının mahkemece benimsenip hükme esas alınmasının usule aykırı olduğunu, görev tanımını aşan ve hukuki değerlendirmeler içeren bilirkişilik kanunu ve HMK'na açıkça aykırı düzenlenen ve müvekkili şirketin esaslı, somut ve sonuca etkili itirazlarını de denetlenebilir şekilde karşılamayan bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının isabetsiz olduğunu, müvekkiline para gönderilmesine ilişkin dekontlarda açıklama bulunmamasına ve davalı şirketin 31.12.2003 tarihi itibarıyla kapalı faturalarla birlikte 550.273.192,929 TL alacağının bulunmasına rağmen bir gecede dayanak belgeleri olmaksızın 2004 yılına geçilirken dava dışı şirketin borcu ödeme ya da  başka bir müstenidatı olmaksızın ödenmiş gibi gösterilmiş olmasının, davacı ile davalı arasında hiçbir hukuki ilişkinin saptanmamış olmasının, davacının dava konusu ettiği paraların, davacının hakim ortağı ve yetkilisi olduğu şirkete gönderilen paraların geri ödemesine ilişkin olup olmadığına ilişkin savunmalarının tartışılmamasının, bu yönde bilirkişi raporu alınmamasının da eksik inceleme ile karar verilmesine yol açtığını, mahkemece davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmesi gerekirken bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutan davacının bu talebi ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavacı vekili, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, davacının davalı şirkete banka havale dekontlarına konu paraların ödünç olarak verildiği iddiasıyla alacağın  tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.  <br>\tİlk derece mahkemesince yargılama sırasında alınan SMMM ... tarafından düzenlenen 10.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle;  Davalı yüklenici şirket tarafından dava dışı ... İnş.Taah. San.Tic.Ltd.Şti.’nin finanse edildiği, davalı şirketin dava dışı şirketin neredeyse tek müşterisi olduğu (Kayıtlardan dava dışı şirket tarafından davalı şirkete keşide edilen fatura tarih ve sıra numaralarının incelenmesi ile belirlenmiştir.) Davalı şirketin ticari defter kayıtlarının kaydın dayanağı belgelerle örtüşmediği, bu nedenle taraflar arasındaki ticari ilişkiyi tam ve eksiksiz olarak yansıtmadığı, ayrıca, davalı şirket ile dava dışı ... firması arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı şirket ortağının banka hesaplarının kullanıldığı, ticari defter kayıtlarına göre dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketten alacağının bulunmadığının kayıtlı olduğu, davacı yan, 500.000,00 TL tutarındaki muhtelif havalelerin ödünç olarak davalı Şirkete yapıldığını ileri sürmekle birlikte incelenen dekontların hiçbirisinde havalelerin ödünç olarak yapıldığına dair bir kaydın yer almadığı, taraflar ile dava dışı şirket arasındaki yakın ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki çerçevesinde davacı şirket ortağının sıklıkla banka hesaplarının kullanılması, 500.000,00 TL gibi yüksek bir miktarda ödünç verildiği ileri sürülmesine rağmen havalelerde ödünce dair bir kaydın yer almaması, özellikle davacının bu miktardaki bir alacağı için herhangi bir sözleşme düzenlenmemesi veya herhangi bir senet ya da garantinin mevcut olmaması, söz konusu havalelerin ödünç olarak verilmediğini, havalelerin taraflar ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişki çerçevesinde yapıldığını gösterdiği, bu nedenlerle davacı tarafından huzurdaki dava ile davalı şirkete banka kanalıyla yapılan ödemelerin taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında yapılan ödemeler olduğu, dava tarihi itibariyle davacının davalıdan alacak talebinde bulunamayacağı belirtilmiştir.<br>\tMahkemece yargılama sırasında bankacılık işlemleri konusunda uzman bilirkişi...'dan oluşan bilirkişi heyetinde bankacılık işlemleri konusunda uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 30.12.2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı yüklenici şirket tarafından dava dışı ...Ltd. Şti.'nin finanse edildiği, davalı şirketin dava dışı şirketin neredeyse tek müşterisi olduğu,  davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının kaydın dayanağı belgelerle örtüşmediği, bu nedenlerle taraflar arasındaki ticari ilişkiyi tam ve eksiksiz olarak yansıtmadığı, davalı şirket ile dava dışı ...Ltd. Şti. Arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı şirket ortağının banka hesaplarının kullanıldığı, ticari defter ve kayıtlarına göre dava tarihi itibarıyla davacının davalı şirketten alacağının bulunmadığının kayıtlı olduğu, davacı tarafından huzurdaki dava ile davalı şirkete banka kanalıyla yapılan ödemelerin taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında yapılan ödemeler olduğu, dava tarihi itibariyle davacının davalıdan alacak talebinde bulunamayacağı belirtilmiştir.<br>\tHukukçu bilirkişi ... tarafından düzenlenen ayrık görüşün belirtildiği raporda; davacının alacak miktarının tespiti ve ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacı tarafından davalıya banka havalesi yoluyla 500.000,00 TL para gönderildiği, dosya kapsamına göre bu tutarın borç olarak gönderildiğinin kabul edilmesinin yerinde olacağı, bu tutarın davacıya geri ödendiği hususunda dosya kapsamında delil bulunmadığı, davacının davaya konu talebinin yerinde olduğu ve 500.000,00.TL’nin iadesi istenebileceği, önceki heyette bulunan mali müşavir bilirkişinin davalı defter, kayıt ve belgeler üzerindeki incelemelerinden anlaşıldığı üzere, davacının havale/EFT ödemelerine ait işlemin yapıldığı 2004 yılı ve devam eden 2005,2006,2007,2008,2009 ve 2010 yılı davalı şirket defter ve belgelerinde davalı şirketin davacıya borcu şeklinde görüldüğü, 21.07.2010 tarihli 50 nolu yevmiye kaydı ile bu tutarın 195.003 İş Avansları Hs.'na 336.007 hesap kapatılması açıklaması ile kayıt yapıldığı, ancak 27.01.2010 tarihli işlemin kaydı bir işlem olduğu, muhasebe hesapları arası hareket işlemi ile kaydın kapatıldığının anlaşıldığı, bu kapatma işleminin davalı tarafı davacıya karşı sorumluluktan kurtarıcı mahiyette olmadığı, bu durumda davacının davalıya banka havalesi tutarlarını davalıya borç verdiğini kanıtladığı, diğer yandan dosyada bulunan davalı kayıtlarından anlaşıldığı üzere 2003 yılı itibarıyla davacının yetkilisi olduğu şirket davalı şirkete borçlu iken 31.12.2003 tarihinde bu borç kaydının kapatıldığı, 2004 ve devam eden yıllarda davacının yetkilisi olduğu şirket davalı şirketten alacaklı olduğu, bu sebeple davalı şirketin aksi yöndeki iddialarına itibar edilemeyeceği, belirtilmiştir.<br>Mahkemece üçüncü olarak alınan SMMM bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 18.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda; dava dosyasındaki bilirkişi olarak yer alan raporlardaki Mali Müşavir bilirkişinin davalı şirketin defter ve kayıtlarında yaptığı incelemelerdeki tespitlerde; Davacının Havale/EFT ödemeler işleminin yapıldığı 2004,2005,2006, 2007,2008,2009 ve 2010 yılları davalı şirket defter ve belgelerinde davalı şirket ... Ltd.Şti’nin davacıya borcu olduğu şeklinde görüldüğünün tespit edildiği, dava dosyasında mevcut belge ve bilgilere dayalı olarak yapılan davalı şirketin muhasebe kayıtlarının da, 31/12/2004 tarihi itibariyle 526.000 TL alacak bakiyesi şeklinde olduğu (bununda davalı şirket ... Ltd.Şti’nin davacı ...’na borcu şeklinde görüldüğü), davacının yetkilisi olduğu şirkete ait kayıtlarda ise 31.12.2010 tarihi itibariyle hesaba 2.144.288,31 TL alacak bakiye verdiği (yani ... Ltd. Şti’ne borçlu oldukları), 27.10.2010 tarihli 50 nolu yevmiye kaydı ile yapılan muhasebe kaydının alacaklı olan davacının havale ve EFT yolu ile gönderdiği ve ... İnş. Ve San.Tic.Ltd.Şti.’nin banka hesaplarına borç olarak giren 500.000.- TL’nin şirket borç hesabından alınarak ticari bir ilişkiden doğan borç şekline dönüştürmek amacı ile yapılmış bir muhasebe kaydı olduğu yapılan kaydın gerekçesini belirleyen Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre düzenlenmiş fatura, sevk irsaliyesi, ödeme dekontu v.b. gibi herhangi bir belgenin bulunmaması nedeniyle yapılan kaydın VUK hükümlerine göre bir anlam ifade etmediği yok hükmünde olduğu, ayrıca dosyada bulunan davalı şirketin kayıtlarından anlaşıldığı üzere 31.12.2003 tarihi itibarıyla davacının yetkilisi olduğu dava dışı ...Ltd. Şti davalı şirkete borçlu iken 31.12.2003 tarihinde bu borcun kapatıldığı, 2004 ve devam eden yıllarda davacının yetkilisi olduğu dava dışı ...ltd. Şti'nin davalı şirketten alacaklı olduğu, yani bu işlemi yaparken bir ticari işlemin varlığı gerektiği,  dava konusundaki borç işleminde ise ticari bir işlem söz konusu olmadığı, böylece davacının davalıdan havale ve EFT yolu ile gönderdiği 500.000 TL şahsi alacağı olduğu belirtilmiştir.<br>\tMahkemece dördüncü olarak bankacılık işlemleri konusunda uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen 26.03.2018 tarihli kök ve 07.11.2018 tarihli ek raporda özetle; Davacı tarafça davalı yana banka kanalı ile 500.000,00 TL’nin gönderildiği, dekontlar üzerinde açıklamanın bulunmadığı,davacı tarafından gönderilen bu bedelin davalı tarafça yasal defter kayıtlarına davacının alacağı olarak intikal ettirdiği, davalı yanca davacıya bu bedele ait ödemeye ilişikin kaydın fiktif bir kayıt olduğu, bu bedelin Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1438 Esas sayılı dosyasına konu edilmediği, davacının davalıdan 500.000,00 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. <br>\tDavalı şirket vekili tarafından sunulan ... tarafından düzenlenen 23.11.2018 tarihli uzman görüşte özetle; dava tarafları arasında somut ve süregelen bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davacının banka üzerinden yaptığı havalelerin borç olarak verildiğine dair davalının ticari defterlerindeki kayıtlar dışında herhangi bir açıklama, şerh, sözleşme, senet vb. Hususunun bulunmadığı, bu durumda havalelerin borç ödemek amacıyla yapıldığına dair karinenin hem Yargıtay içtihatlarında hem de öğretide mutlak şekilde kabul edildiği, davacının hakim ortağı ve yetkili müdürü olduğu dava dışı ... şirketi adına hukuki işlemler yaptığı ve bazen kendi şahsi banka hesabından şirket için hesabına bankacılık işlemleri gerçekleştirdiği, davacının banka üzerinden yaptığı havalelerin dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ışığında, özellikle dava dışı ... şirketine gönderilen havaleler sonucunda davalı şirket defterlerinde borçlu göründüğü ve davacının havaleleri ile söz konusu borcun davalı şirketin defterinde de kapatıldığı, dolayısıyla söz konusu banka havalelerinin davacı adına ve fakat dava dışı şirket hesabına yapıldığı, davalı şirketin defterlerinde yer alan ve banka havalelerinin borç olarak verildiğine ilişkin kayıtların sıhhati konusunda takdirin Mahkemeye ait olduğu, davacı tarafın dosyaya sunduğu dilekçelerindeki açık ifadesinde, alacağını 10 yıl boyunca aramamasının sebebi olarak davalı şirkete güvendiğinden dava konusu alacak ile ilgili olarak yazılı bir sözleşme yapmadığı, geri ödeme tarihini de dava dışı şirket ile davalı arasındaki ticari ilişkiden doğan hesabın kapanması zamanına bırakıldığı şeklindeki ifadesinin, davacının banka havaleleri ile göndermiş olduğu meblağın şahıs adına ve fakat dava dışı şirket hesabına gönderildiği iddiasını güçlendirdiği, davacının davalı şirkete önemli bir miktarda havaleyi herhangi bir sözleşme senet vb. İlişkiye dayanmadan göndermesinin ve yaklaşık 10 yıl boyunca talep etmemesinin  ve zamanaşımının dolamasından hemen önce dava yoluyla istemesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, belirtilmiştir. <br>\tMahkemece beşinci olarak ... tarafından davacının yetkilisi ve ortağı olduğu dava dışı ...Ltd. Şti. İle davalı şirketin 2004 ila 2014 yıllarına ait ticari defter ve kayıtları, davacının ve davalı şirketin banka hesap hareketleri ve Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1438 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ve mahkeme kararı, daha önce alınan bilirkişi raporları tarafların raporlara itirazları da değerlendirilerek düzenlenen 22.07.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Davalı ... Şirketi ile davacının ortak ve müdürü olduğu ... şirketine ait incelemesi yapılan ticari defterlere göre dava tarihi itibariyle davalı şirketin ... Ltd. Şti. ne 2.144.288,31 TL (10.779.280,00 TL – 8.634.991,69 TL) borçlu olduğu ve bu miktarın Ankara 6. ATM nin 2014/1438 Esas / 2015/844 Karar ile kesinleştiği, davalı ... şirketinin ... şirketine olan 2.144.288,31 TL tutarlı borç bakiyenin içerisinde davacının talep konusu yaptığı 500.000,00 TL tutarlı ödemelerin yer almadığı, davalı ... şirketinin ticari defterlerinde davacı ...’nun ... şirketine yaptığı 500.000,00 TL ve dava konusu yapılmayan 26.000,00 TL tutarlı ödemeler kayıt edilmek suretiyle 27/01/2010 tarihine dek davacının davalı şirketten 526.000,00 TL tutarında alacaklı olduğu ancak bu bedelin 27/01/2010 tarihinde tamamının belgesiz biçimde 195 İş Avansları hesabına atılmak suretiyle sıfırlandığı, ... şirketine ait incelemesi yapılan ticari defterlerine göre ... tarafından ... şirketine gönderilen 500.000,00 TL ... şirketi tarafından banka masraflarına, mal tedarikçilerine, (Davalı ortağı) ... ...’na ve ... çalışanı ...’e ödendiğinin görüldüğü, ... şirketine ait incelemesi yapılan ticari defterlere göre 2004 yıl başında 2.169.969,49 TL banka kredi borçlarının 2004 yılı sonunda tamamının sıfırlandığı, Ankara 6. ATM ne konu ... Şirketinin ... şirketinden doğan ve kesinleşen 2.144.288,31 TL tutarlı bakiye kapsamında ...’nun şahsi hesabından ... şirketine gönderilen dava konusu tutarlar dışında bir ödemeye rastlanmadığı, (526.000,00 TL dışında davacının davalı şirkete gönderdiği meblağlar hakkında mevcut bir teamül görülememiştir.) Her ne kadar, davacı ... tarafından davalı şirkete gönderilen paralara ilişkin dekontlarda, paranın borç olarak gönderildiğine dair bir açıklamaya yer verilmemiş ise de, davalı ... şirketinin ticari defterlerinde davacı ... ile arasındaki kayıtlar ilk olarak 320 Satıcılar hesabının 010.00121 sayılı kırılımında takip edildiği, 01/01/2005 tarihinde 526.000,00 TL tutarlı bakiyenin 336 Diğer Çeşitli Borçlar hesabına virman yapıldığı ve 27/01/2010 tarihinde de bu tutarın tamamının 195 İş Avansları hesabının 003 kırılımlı “Merkez Kasa İş Avansları” hesabına belgesiz biçimde virman yapılmak suretiyle kapatılması, davacı tarafından gönderilen paranın başlangıçta herhangi bir borca mahsup edilmemesi sonucunda mahkemece dava konusu 500.000,00 TL nin borç olarak gönderildiğinin kabulü halinde davacının davalı şirketten 500.000,00-TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.<br>\tDavacı, davalı şirkete 09.08.2004-02.11.2004 tarihleri arasında gönderilen banka havalelerine konu toplam 500.000,00 TL'nin ödünç olarak verildiğini, ancak davalı şirketçe bu paranın iade edilmediğini, davalı şirketin söz konusu tutarın ödünç verildiğini mizan defterine kaydettiğini ileri sürerek davalıya ödünç verildiği iddia olunan paranın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise savunmasında, dava konusu havale dekontlarında gönderilen paraların borç olarak verildiğine dair bir açıklama yer almadığını, bu durumda davacının, ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı ... Ltd. Şti'nin davalı şirkete olan 2003 yılına ait borcunu ödediğinin anlaşılması gerektiğini, mizan kaydının ticari defter olarak kabulünün mümkün olmadığını, davacının yetkilisi ve hakim ortağı olduğu ...Ltd. Şti. Adına ödemelerini kendi şahsi banka hesaplarından da yaptığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarıyla ve Yargıtay 15. HD'nin temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1438 Esas sayılı dava dosyasında da belirlendiği üzere davacının %70 hissedarı ve münferiden yetkilisi olduğu dava dışı ...Ltd. Şti'nin davalı şirkete 2004 yılı öncesinden itibaren inşaat hizmetleri ve iş makinesi kiralama hizmeti vermesi sebebiyle aralarında ticari ilişkinin bulunduğu, dava dışı şirketin davalı şirketin taşeronu olduğu hususlarınde çekişme bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, 09.08.2004-02.11.2004 tarihleri arasında banka havaleleri ile davalı şirkete gönderilen tutarların davalı şirkete olan borcun ödenmesi amacıyla mı gönderildiği yoksa davalı şirkete ödünç olarak mı verildiği, bu ödemelerin davacının yetkilisi ve ortağı olduğu dava dışı ...Ltd. Şti. İle davalı şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında borcun kapatılması için mi gönderildiği, ispat külfetinin kime ait olduğu, ödünç ödemesi varsa iadesi gereken miktarın tespiti noktalarında toplanmaktadır.  <br>\t Bir ödeme aracı olan havale işleminde banka dekontunda açıklama yoksa havale tutarının karşı taraf olan borcun kapatılması için gönderildiği Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında kabul edilmiştir. Aksinin ispatı ise ileri süren kişiye ait olacaktır. Somut olayda, davacı tarafından davalı şirkete 09.08.2004-02.11.2004 tarihleri arasında banka havalesi yoluyla peyderpey gönderilen tutarlara ait dekontlarda davalıya gönderilen bu havale tutarlarının ne için gönderildiğine dair herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Dava konusu döneme ilişkin havale tutarları toplamı 500.000,00 TL olduğuna göre HMK'nın 200. Maddesi gereği davacı söz konusu tutarların davalı şirkete ödünç olarak verildiğini usulüne uygun delillerle kanıtlamakla yükümlüdür. Davacı bu bağlamda davalı şirketin ticari defterlerindeki mizan kayıtlarında bu tutarların ödünç olarak verildiğinin kayıtlı olduğunu iddia etmiştir. Gerçekten de dosya kapsamında   davalı şirketin uyuşmazlık dönemi olan 2004 ila 2014 yıllarına ait ticari defterleri incelenerek düzenlenen gerek birinci bilirkişi heyeti raporuna esas mali müşavir bilirkişi raporunda gerekse 26.03.2018 tarihli 4. bilirkişi kök ve 07.11.2018 tarihli 4. Bilirkişi heyeti raporu ile 5. Bilirkişi heyeti raporlarında;  usulüne uygun tutulmadığı belirlenen davalı şirketin ticari defterlerinde  davacı ... ile arasındaki kayıtların ilk olarak 320 satıcılar hesabının 010.00121 sayılı kısmında takip edildiği, 01/01/2005 tarihinde dekontlara konu toplam 500.000,00 TL dava konusu tutarla birlikte nakden ödenen ve dava konusu yapılmayan 26.000,00 TL ile birlikte toplam 526.000,00 TL tutarlı bakiyenin 336 diğer çeşitli borçlar hesabına virman yapıldığı ve 27/01/2010 tarihinde de bu tutarın tamamının 195 iş avansları hesabının 003 kırılımlı “Merkez Kasa İş Avansları” hesabına belgesiz biçimde virman yapılmak suretiyle kapatıldığı, davacı tarafından gönderilen paranın başlangıçta herhangi bir borca mahsup edilmediği tespit edilmiştir. Davalı şirketin kapanış kayıtları bulunmadığından TTK'nın 222. Maddesi ve TTK'nın 85. maddesi gereği lehe delil teşkil etmeyen ticari defterlerindeki kayıtları aleyhine delil oluşturur. Ayrıca, en son alınan bilirkişi heyeti raporunda davalı şirkete gönderilen havalelerin  kaynağı ile ilgili davacı hesabında yapılan incelemede, havalelerin miktarlarının temini için davacı tarafından 79.450,00 dolar bozdurulduğu, ...’dan hesaba 100.000,00 TL geldiği, davacının toplam 135.000,00  TL banka kredisi kullandığı ve ... Ltd. Şti’nin ortağı ... ...’nun bankadan kullandığı toplamda 150.000,00 TL banka kredisini davacının hesabına gönderdiği, davacıya ait Yapı Kredi Bankasına ait hesap ekstresinden de dava konusu 500.000,00 TL’nin davalı ... şirketi veya ... şirketi tarafından davacıya gönderilmediği belirlenmiş, yine, davalı şirkete ait ticari defterlere göre davacı tarafından davalı şirkete gönderilen 500.000,00 TL’nin ... şirketi tarafından banka masraflarına, mal tedarikçilerine, (davalı ortağı) ... ...’na ve ... çalışanı ...’e ödendiği, davalı ticari defterlerine göre 2004 yılı başında 2.169.969,49 TL banka kredi borçlarının 2004 yılı sonunda tamamının sıfırlandığı, Ankara 6. ATM’ne konu ... Şirketinin ... şirketinden doğan ve kesinleşen 2.144.288,31 TL tutarlı bakiye kapsamında ...’nun şahsi hesabından ... şirketine gönderilen dava konusu tutarlar dışında bir ödemeye rastlanmadığı saptanmıştır. Şu halde davalı şirketin savunmasında iddia ettiği üzere dava konusu 500.000,00 TL davacının yetkilisi ve ortağı ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında gönderilen bir borç para niteliğinde olmadığı da alınan son tarihli bilirkişi heyeti raporu, 4. Bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarıyla ve Yargıtay 15. HD'nin temyiz incelemesi sonunda onanmak suretiyle kesinleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1638 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuyla da açıkça ortaya konulmuştur. Bu bağlamda davalı şirket vekili, söz konusu paranın davacının yetkilisi ve ortağı olduğu dava dışı ...Ltd. Şti.'nin davalı şirkete 2003 yılında  doğan 550.273.192,929 TL borcun geri ödemesi niteliğinde olduğunu savunmuş ise de dosya kapsamında alınan gerek son tarihli bilirkişi heyet raporunda gerekse 4. Bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarıyla teyit edildiği üzere, davalının davacı şirketten 2003 yılı alacağı olarak belirlenen 349.673,19 TL'nin 31.12.2003 tarihinde 1419 yevmiye maddesinde, davalının davacı şirketten alacağının şirket ortağı tarafından tahsil edildiğine dair dava dışı ...Ltd. Şti'yi alacaklandırarak hesabı kapattığı belirlendiğine göre, davacı tarafından 2004 yılında yapılan havalelere konu ödemelerin davalı şirkete borç ödemesi olarak kabulü artık mümkün değildir. Kaldı ki Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kesinleşen mahkeme ilamına esas 15.04.2013 tarihli bilirkişi raporunda da davalı şirket ile davacının ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı şirketin ticari defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu vurgulanmıştır. Davalı şirket vekili, davalın şirketin ticari defterlerinin davacının yetkilisi olduğu şirketin davacıya ait ofisinde bulunduğunu savunmuş ise de 2004 yılından önce davacının yetkilisi olduğu şirket ile davalı şirket arasında başlayan ticari ilişki kapsamında, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin söz konusu kesinleşen bilirkişi raporunda davacının yetkilisi olduğu şirket ile davalı şirketin ticari defterlerindeki kayıtların birbiriyle uyumlu olduğu belirlendiğine göre, davalının bu savunmasının sonuca herhangi bir etkisi bulunmayacaktır. Sonuç olarak davalının savunmasında iddia ettiği gibi davacının yetkilisi olduğu şirketin davalı şirkete olan borcunun geri ödemesi niteliğinde olmadığı usulüne uygun olarak alınan Dairemizce denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan en son bilirkişi heyeti raporu ile 4. Bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ve Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1438 Esas sayılı mahkeme ilamıyla açıkça belirlendiğinden, davalının bu yöndeki istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.  Her ne kadar, davacı ... tarafından davalı şirkete gönderilen paralara ilişkin dekontlarda, paranın borç olarak gönderildiğine dair bir açıklamaya yer verilmemiş ise de, davalı ... şirketinin ticari defterlerinde davacı ... ile arasındaki kayıtların ilk olarak 320 satıcılar hesabında takip edilmekte iken, 01/01/2005 tarihinde 526.000,00 TL tutarlı bakiyenin 336 diğer çeşitli borçlar hesabına virman yapıldığı ve 27/01/2010 tarihinde de bu tutarın tamamının 195 iş avansları hesabının 003 kırılımlı “Merkez Kasa İş Avansları” hesabına belgesiz biçimde virman yapılmak suretiyle kapatılması, davacı tarafından gönderilen paranın başlangıçta herhangi bir borca mahsup edilmemesi, 2004 yılı ve devam eden 2005,2006,2007,2008,2009 ve 2010 yılı davalı şirket defter ve belgelerinde davalı şirketin davacıya borcu şeklinde görüldüğüne dair kayıtların tutulduğu gözetildiğinde dava konusu 500.000,00 TL nin davalı şirkete borç olarak gönderildiği, bu nedenlerle davacının davalı şirketten 500.000,00-TL alacaklı olduğu gerekçesiyle  ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmüş, davalı şirket vekilinin istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.  <br>\tSonuç olarak yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin, istinaf başvuru kanun  dilekçesinde yer verdiği itirazların  yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-İstinafa başvuran davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili Tarifesi hükümleri gereği istinafa başvurusunda haksız çıkan davalı taraftan alınması gereken 34.155,00 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 8.538,75 TL'nin mahsubu ile bakiye  25.616,25 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına,  varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine, <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/12/2023<br><br><br>   Başkan- ...             Üye - ...                 Üye - ...\t                       Zabıt Katibi -...<br>   ...            ...         ...                      ...<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f879c9fb0e8caefc","SID":"dedccbea1800513c"}}