{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2072 <br>KARAR NO: 2023/2046<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06.04.2023<br>NUMARASI: 2021/672 E. - 2023/267 K.<br>DAVANIN KONUSU:  İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle;  Bankalarının Çarşı /Bakırköy İstanbul Şubesi ile ... Tic A.Ş'nin ( eski unvanı ... Tic A.Ş ) ile imzalanan genel nakdi ve gayri nakdi  kredi sözleşmesi  imzalandığını, diğer davalı borçlular ..., ..., ... ile ... anılan sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını,  bahse konu sözleşmelere istinaden borçlu firma adına krediler tahsis edildiğini, ancak borçlu  tarafından kredilerden kaynaklanan borçların  ödenmediğinden borçların ödenmesi  için Bakırköy ... Noterliğinin 23/12/2019  tarih, ... yevmiye numaralı kat ihtarnamesinin keşide edildiğini, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle borçlular hakkında İstanbul ... İcra  Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı borçluların icra takibine  itiraz ettiklerini,  davalı borçluların yetkiye, borca, faize ve fer'ilerine yönelik itirazlarının yerinde olmadığını iddia ederek; davalı borçluların İstanbul ... İcra Müdürlüğüne yapmış oldukları itirazlarının  iptali ile takibin devamına,  davalılar aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep  ve dava etmiştir.  Davalı ... vekili savunmasında özetle;  Davacı banka tarafından Bakırköy ... Noterliğinin 23/09/2019  tarih ve ...  yevmiye numaralı hesap kat ihtarının müvekkiline tebliğ edilmediğini, davacı banka ile asıl borçlu arasındaki iki farklı genel nakdi ve gayrinakdi kredi  bulunduğunu,  müvekkilinin adının eski genel kredi sözleşmesinde geçtiğini, ilk olarak akdedilen sözleşmenin 16/02/2018  tarihinde 140.000 TL limitli olarak  akdedildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkilinin  yalnızca bu sözleşme kefil sıfatıyla yer aldığını, ikinci olarak akdedilen sözleşmenin genel kredi sözleşmesi ile 22/06/2018 tarihinde  2.500.000,00 TL limitli olarak akdedildiğini, söz konusu borcun yeni genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığını,  müvekkilinin  04/06/2018 tarihinde imzalamış olduğu hisse devir sözleşmesi ile ... Tic A.Ş.'den  bütün paylarını devrederek 19/06/2018   tarihinde şirket yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğine  ilişkin kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde tescil edildiğini, genel kredi sözleşmesinin  akdedildiği tarih itibariyle müvekilinin asıl borçlu şirket ile bir ilişiği  bulunmadığını savunarak  davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili savunmasında özetle; davacı tarafından arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, Bakırköy ... Noterliğinin 23/09/2019 tarih, ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarının müvekkiline tebliğ edilmediğini, hesap kat ihtarı tebliğ edilmediğinden alacak ve faiz miktarının kesinleşmediğini, davacı alacaklı asıl borçlu şirketin iflas ettiğini öğrendiği anda TBK nun 594/2 uyarınca kefile bildirmekle yükümlü olduğunu, iflas durumunun müvekkiline bildirilmediğini,  müvekkilinin kefilliğin geçersiz olduğundan davanın reddi gerektiğini, TBK 584/1  uyarınca evlilik sürdüğü  sürece eşlerden birinin kefalet altına girmesinin diğerinin yazılı onay vermesine bağlı olduğunu  müvekkilini borç altına sokan kefillik sözleşmesinde yasal mevzuat gereği eş rızası/muvafakatının mevcut olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili savunmasında özetle; davacı tarafından arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddi gerektiğini, yetki itirazlarının bulunulduğunu, müvekkili ...'un yönetim kurulu üyeliğinin yetkisi ve tüzel kişilik ile fiili  bağlantısının  06/11/2018 tarihinde yapılan genel  kurul ile sona erdiğini,  genel kurulda ... isimli şahsın Yönetim kurulu üyeliği ile birlikte  şirketin yetkilisi olarak seçildiğini ve 06/11/2018  tarihi itibari ile görevine başladığını, ayrıca ...'un karşılıklı ibraname başlıklı belge ile tüzel kişilik ve ortaklar tarafından ibra edildiğini, TBK.nun 594.maddesi gereğince davacı müvekkile karşı haklarını kaybettiğini,  kefaletin geçersiz olduğunu,  kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava konusu borçların  davalı ... ve dava dışı ... ile ... tarafından üstlenilmiş olduğunu, bu nedenle bu şahıslara davanın ihbarı gerektiğini, talep edilen faizin fahiş miktarda olup yasaya aykırı olduğunu savunarak; davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili savunmasında özetle;  davacı tarafından arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden  davanın reddi gerektiğini, yetki itirazlarının bulunduğunu, müvekkili  ...'un  yönetim kurulu üyeliğinin yetkisi ve tüzel kişilik ile fiili  bağlantısı  06/11/2018  tarihinde  tarihinde yapılan genel  kurul ile sona erdiğini, müvekkilinin şirketteki tüm hisselerini ...'ya devrettiğini, bu tarih itibariyle ile de şirketle hiçbir ilgisi ve bağının kalmadığını, TBK.nun 594.maddesi gereğince davacının müvekkiline karşı haklarını kaybettiğini, kefaletin geçersiz olduğunu,  kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava konusu borcun davalı ... ve dava dışı ... ile ... tarafından üstlenilmiş olduğunu, bu nedenle bu şahıslara davanın ihbarı gerektiğini, talep edilen faizin  fahiş miktarda ve  yasaya aykırı olduğunu savunarak; davanın reddi ile  davanın ... ve ...'ya ihbarına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...  davacı banka ile dava dışı borçlusu ... arasında akdedilen  16/02/2018 tarihli  genel kredi sözleşmesini 140.000 TL kefalet limiti ile  davalı ...'un  22/06/2018  tarihli  genel kredi sözleşmesini 2.640.000,00 TL  kefalet limiti ile davalı ..., ..., ...'un müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, davacı bankanın 22/09/2019 tarihinde hesabı kat ettiği, taksitli kredi KKF alacağından toplam 999.165,01 TL alacağının Bakırköy ...Noterliğinin 23/09/2019 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 7 gün içerisinde  ödenmesi ve 130.000 TL tutarındaki teminat mektubu bedelinin depo edilmesinin talep edildiği asıl borçlu dava dışı ... Hiz.A.Ş'ye  25/09/2019  tarihinde tebliğ edildiği, verilen 7 günlük süre sonucunda asıl borçlunun 03/10/2019  tarihinde temerrüde düştüğü, ...'a ihtarnamenin 25/09/2019  tarihinde tebliğ edildiği,  verilen 7 günlük süre sonunda ...'un 03/10/2019  tarihinde temerrüde düştüğü, davalılar ..., ... ve ...'e ihtarnamenin tebliğ edilmediği, kefillere hesap kat ihtarı tebliğ edilemediğinden kefilin durumunu ağırlaştırıcı sözleşme hükümleri doğrultusunda temerrüt tarihinin tespiti Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin içtihatları doğrultusunda mümkün olmadığından bu davalıların takip tarihi olan 29/01/2020 tarihi itibariyle temerrüde düştüklerinin kabulü gerektiği, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 10/5 maddesinde; müşterinin borcun hangi tür krediden doğduğuna ve kredi vadesine bakılmaksızın alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren bankaca borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının 2 katı oranında gecikme faizi ödeyeceğinin kabul ve taahhüt edildiği, Davacının  yıllık faiz oranının %27,6 oranında olduğu bunun iki katının %55,2 oranına tekabül ettiği, davacının %48 oranındaki temerrüt faiz oranı ile bağlı bulunduğu, takibe konu olan ... hesap nolu taksitli KGF kredisinin kullandırım tarihinin  22/06/2018 tarihi olduğu, davalı ...'ün kefalet imza tarihinin 16/02/2018  tarihi olduğu,  kredi kullanım tarihinden önceki bir tarihi taşıdığı,  çerçeve sözleşmeler diye tabir edilen genel kredi sözleşmeleri belli bir krediye hasredilerek özelleştirilmiş sözleşmeler  olmadıklarından bu sözleşmelere göre açılıp kullandırılan kredilerin defalarca kapatılıp yeniden açılsalar da, bu sözleşmelerin geçerliliklerinin devam edeceği, bu tür sözleşmelere verilen kefaletlerin bu sözleşmeye bağlı krediler ödenerek bitse bile yeniden kullandırılan krediler için de yeniden teminat teşkil edeceği, davalılardan ...'ün imzaladığı,  sözleşmenin belirli bir krediye hasredilmiş özel bir kredi sözleşmesi olmayıp,  genel kredi sözleşmesi olduğu, bu sözleşme ile kullandırılan  kredinin kapanmasıyla kefaletin sona ermesinin mümkün olmadığı, davalının ...'ün bütün paylarını devrederek 19/06/2018  tarihinde şirket yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesi  asıl borçlu şirkete vermiş olduğu kefaleti kendiliğinden ortadan kaldırmayacağı, bu durumun bankaya bildirilmiş olması halinde dahi,  kefaletin devam edip etmeyeceğinin tartışmalı olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihadına göre kefilin kefaletten çekilme ile ilgili haklarından feragat ettiğine dair hüküm içeren bir sözleşme imzalamış ise,  ihtarla kefaletten çekilme isteğinin olumlu sonuç doğurmayacağı, ...'ün kefalet sorumluluğunun 140.000 TL limit ile bulunduğu, davalılardan ... ve ...'un  dava dışı asıl borçlu şirketin genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, 16/12/2018 tarihinde şirketin yönetim kurulu üyesi oldukları, TBK.nun 584 maddesi uyarınca ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eş rızasının aranmayacağı, bu sebeple ...'ın eş rızası bulunmaması sebebiyle kefaletinin bulunmadığı yönündeki iddiasının geçerli olmadığı,  davacı bankanın  takip tarihi itibariyle davalılar ... ve ...'dan  999.165,01 TL asıl alacak, 81.631,78 TL akdi faiz,  4.081.59 TL BSMV olmak üzere toplam  1.084.878,38 TL , ...'dan  999.165,01 TL asıl alacak , 164.162,81 TL işlemiş faiz,  8.208,14 TL BSMV olmak üzere toplam  1.171.535,96 TL , kefil davalı ...'den 121.539,59 TL asıl alacak olmak üzere toplam  132.050,15 TL alacaklı olduğu hüküm vermeye elverişli denetime açık bilirkişi raporu ile anlaşıldığından; Davanın kısmen kabulüne, itirazın iptaline, takibin 1.171.535,96-TL üzerinden devamına, (davalılar ... ve ...'ın 1.084.878,38-TL den , davalı ...ün 132.050,15-TL den sorumlu olması kaydıyla) davalılar ..., ..., ... açısından 999.165,01-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %48 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, ... açısından 121.589,59-TL asıl alacağa %48 temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine,  taraflarca belirlenebilir likit alacak miktarına itiraz edildiğinden %20 tazminatın davalılardan tahsiline karar vermek gerekmiş\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın iptaline, takibin 1.171.535,96-TL üzerinden devamına, (davalılar ... ve ...'ın 1.084.878,38-TL den , davalı ...ün 132.050,15-TL den sorumlu olması kaydıyla) davalılar ..., ..., ... açısından 999.165,01-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %48 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, ... açısından 121.589,59-TL asıl alacağa %48 temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 234.307,19 TL  %20 icra inkar tazminatının davalılardan ( 215.562,61 TL'sinden  ... ve ..., 25.773,79 TL'sinden ... Bu karara karşı, davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın kısmen kabulüne ve müvekkilinin 132.050,15 TL den sorumlu olmasına  hükmedildiğini, dava ve icra takibinin yetkisiz yerde gerçekleştirildiğini, bu sebeple davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, HMK'nın 17. maddesi uyarınca yetki anlaşmasının yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında gerçekleştirilebileceğini, müvekkilinin kredi sözleşmesine sadece kefil sıfatıyla katıldığı göz önünde bulundurulduğunda sözleşmedeki yetki anlaşmasının müvekkili bakımından hükümsüz olduğunu, müvekkilinin ikametgah adresinin İstanbul ili Ataşehir ilçesinde bulunduğundan İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkiline hesap kat ihtarının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, bilirkişi raporunun tespitleri doğrultusunda müvekkilinin kredi sözleşmesinden kaynaklanan bir borçla yükümlü olmadığı ortadayken mahkeme tarafından borçlu kabul edilmesinin ve hakkında takip başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin 16.02.2018 tarihinde 140.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesine kefil olarak imza attığını, buna karşılık 22.09.2018 tarihinde imzalanan 2.500.000,00 TL limitli ikinci genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefil olarak imzasının bulunmadığını, bu tarihler arasında 04.06.2018' de ... Tic AŞ'deki hisselerini devrettiğini ve 19.06.2018 tarihinde de yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğini, bu tarihlerin ikinci genel kredi sözleşmesi imzalanmadan önce olduğunu, müvekkilinin şirketten ayrıldığını ve görevlerinin sona erdiğini göstermekte olduğunu, müvekkilinin imzasının bulunmadığı sözleşmeden doğan borç için sorumlu tutulmasının Yargıtay içtihatlarına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, hesap kat ihtarına konu olan borç konusu sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını, banka kayıtlarının dava konusu borcun müvekkilinin imzaladığı sözleşme ile ilgili olmadığını kanıtladığını, buna rağmen yersiz şekilde takip başlatıldığını, müvekkili yönünden ilk derece mahkemesince verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın müvekkili yönünden kaldırılmasına ve müvekkili aleyhindeki davanın reddine, %20'den  aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılardan ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya istinaf incelemesi aşamasındayken davalılardan ... vekili tarafından UYAP sistemi üzerinden 26 Eylül 2023 havale tarihli dilekçeyi dosyaya ibraz ederek, itirazın iptali davasının konusu olan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının ödenerek kapatıldığını, davacı beyanının da bu yönde olduğunu belirterek, davanın konusuz kalmış olması nedeniyle konusuz kaldığına  dair karar verilmesini, davacıdan yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını beyan etmiştir. Davacı vekilinin 26.09.2023 tarihli dilekçesinde ise; icra takibine konu alacağın davalılardan kefil ... tarafından 89/1 haciz ihbarnamesine istinaden ödendiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 19.07.2023 tarihinde 1.224.937,88 TL'nin müvekkili bankaya ödendiğini, asıl borçlu dava dışı şirketten olan alacağın tahsil edildiğini, bu nedenle icra dosyasındaki borçluların yapmış oldukları itirazın iptali ile davalılar aleyhinde açılan davanın konusuz kalmış olduğunu belirterek, davanın konusuz kaldığına dair karar verilmesini talep etmiştir. Talep dilekçesine ekli olarak ,18.07.2023 tarihli reddiyat makbuzunu ibraz etmiştir. Söz konusu dilekçeler,  istinaf  kanun yoluna başvuran  davalı ... vekiline tebliğ edilmiştir. Davalı ... vekili, 06.11.2023 tarihli beyan dilekçesinde, istinaf başvurularının kabul edilerek, müvekkili yönünden davanın reddine ve kötü niyet tazminatına verilmesini talep ederek istinaf dilekçesindeki iddiaları tekrar etmiştir. İstinaf aşamasında verilen dilekçe içeriğine göre, davalı ...'ün istinaf incelemesi yapılırken, haklarındaki hükmü istinaf etmeyen ve haklarındaki ilk derece mahkemesi hükmü kesinleşen davalılarca borcun ödenmesi sonucu, hakkındaki dava istinaf aşamasında devam eden ... hakkındaki davanın da konusuz kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusuz kaldığından, davalı ... bakımından  konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Ancak  HMK'nın 331/1. maddesi uyarınca, yargılama giderlerinden hangi tarafın sorumlu olduğunun belirlenmesi bakımından, davanın açıldığı andaki haklılık durumunun tespiti gerekmektedir. Dosya kapsamından,  dava dışı kredi borçlusu ... Ticaret AŞ şirketi ile davacı bankanın Çarşı Bakırköy Şubesi arasında 16.02.2018 tarihinde 140.000,00 TL bedelli kredi sözleşmesinin gerçekleştirildiği, sözleşmede müteselsil kefil olarak davalılardan ... imzasınında  yer aldığı, 22.06.2018 tarihinde ikinci kez  kredi sözleşmesinin gerçekleştirildiği, kredi miktarının 2.500.000,00 TL tutarında olduğu, sözleşmedeki müteselsil kefiller olarak ..., ..., ... imzalarının yer aldığı, davalı ... imzasının mevcut olmadığı, adı geçen davalı tarafça, davalılardan ... ve ... arasında 04.06.2018 tarihinde adi yazılı şekilde hisse devir sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede ...'ün devir eden diğer davalıların ise devir alan olarak yer aldığı, hissesi devir edilen şirketin ... AŞ olduğu, hisselerinin tamamının devredilmiş olduğu, 19.06.2018 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde, şirketin temsilcileri olarak ...'un münferiden yetkili temsilci olarak tayin edildiği, ...'ün önceki görevinin ise sona erdiğinin belirtildiği, davacı banka tarafından 23.09.2019 tarihinde Bakırköy ... Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile eski unvanı ... AŞ, yeni unvanı ... AŞ ile sözleşmelerde yer alan kefillere ihtarda bulunulduğu, ihtarname başlığında davalılardan ...'ün kefalet limitinin 140.000,00 TL olduğunun  belirtildiği, yine ihtarnamede alacağın ödenmesinin talep edildiği, talebin yerine getirilmemesi üzerine ise davacı banka tarafından tüm davalılar hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında taksitli ticari kredi borcu için, 999.165,01 asıl alacak, 172.063,25 TL işlemiş faiz, 8.603,16 TL BSMV olmak üzere toplam 1.179.831,42 TL alacağın asıl borçlu şirket ile kefil ..., ... ve ... için kefil ... için tüm borçlardan 121.589,59 TL tutarında (İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyada başlatılan takipte istenilen asıl alacaklar toplamı 18.410,41 TL olan kefalet limitinin 140.000,00 TL düşürülmüştür.) ve bu tutara kat ihtarının tebliğ tarihinden itibaren belirtilen oranlarda faiz işletilmesine dair açıklamalara yer verilen icra takibi başlatıldığı, davalı kefiller tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği ve  davacı vekilinin ise İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporu ve ek raporları alınmak suretiyle hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinin 13. maddesinde, uygulanacak hukuk, yetkili mahkeme, delil sözleşmesi başlığı ile 13.4 bentte, sözleşmeden doğacak her türlü anlaşmazlıklarda mahkeme ve icradairesinin yanı sıra sözleşmeyi imzalayan banka şubesinin bulunduğu yer ile İstanbul Mahkemeleri ve icra müdürlüklerinin ayrı ayrı yetkili olduğu hususlarına yer verildiği, sözleşmenin 14/3 maddesinde müteselsil kefillerin genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinin kefalete ilişkin maddelerini okudukları, banka yetkilileri tarafından bilgilendirildikleri, anladıkları ve müzakere ile kabul ettikleri belirtilmiştir. 10.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı bankanın, davalı müteselsil kefil ...'den,  22.09.2019 kat tarihi itibariyle tespit edilen 121.589,59,-TL alacağına, 29.01.2020 takip (temerrüt) tarihine kadar %22,80 akdi faizi üzerinden  hesaplama yapıldığı, davacı bankanın müteselsil kefiller, ... ve ...'dan, 29.01.2020 takip (temerrüt) tarihi itibariyle, 999.165,01,-TL asıl alacak, 81.631,78, TL akdi faiz, faizin  4.081,59,-TL BSMV olmak üzere toplam 1.084.878,38,- alacaklı olduğu, davacı bankanın müteselsil kefil ...'dan, 29.01.2020 takip tarihi itibariyle, 999.165,01,-TL asıl alacak 164.162,81, TL işlemiş faiz, faizin %5'i 8.208,14,-TLBSMV olmak üzere toplam 1.171.535,96,-TL alacaklı olduğu, davacı bankanın müteselsil kefil ...'den, 29.01.2020 takip (temerrüt) tarihi itibariyle, 121.589,59,-TL asıl alacak 9.933,87 TL akdi faiz, faizin %5'i  496,69,-TL BSMV olmak üzere toplam 132.050,15,-TLalacaklı olduğu, takip tarihi 29.01.2020'den itibaren 999.165,01 TL alacağa yukarıda gösterilen 121.589,59,-TL matrahlar üzerinden %48 temerrüt faizi ve faizin %5'i BSMV istenebileceği belirtilmiştir. Davalı ... vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz edilerek,  müvekkilinin borcunun hangi genel kredi sözleşmesine istinaden açıldığı ve kullandırıldığının tespit edilmesini, yeniden rapor alınmasını talep etmiştir. 18.10.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda; mahkeme ara kararı gereğince davalı borçluların imzalarının bulunduğu, genel nakdi gayri nakdi kredi sözleşmeleri ve kefalet limitlerinin tabloları gösterilerek çizelge oluşturulduğu, tablo ve çizelgede, davalı kefilin yalnızca 16.02.2018 tarihli genel kredi sözleşmesindeki  kefalet tutarı olan 140.000,00 TL den sorumlu olduğuna i tabloda yer verildiği, takibe konu olan ... hesap nolu taksitli ... kredisinin kullandırım tarihinin 22.06.2018, davalı ...'ün kefalet imzası tarihinin 16.02.2018 olduğu, diğer bir anlatımla kredi kullandırım tarihinden önceki bir tarihi taşıdığının tespit edildiği, davacı bankanın müteselsil kefiller ... ve ...'dan, 29.01.2020 takip tarihi itibariyle, 999.165,01,-TL asıl alacak 81.631,78,- TL akdi faiz, faizin %5, 4.081,59 TL BSMV olmak üzere toplam 1.084.878,38 TL  alacaklı olduğu, davacı bankanın müteselsil kefil. ...'dan, 29.01.2020 takip tarihi itibariyle, 999.165,01,-TL asıl alacak, 164.162,81 TL işlemiş faiz, faizin %5'i 8.208,14,TL BSMV olmak üzere toplam 1.171.535,96,-TL alacaklı olduğu, davacı bankanın müteselsil kefil ...'den, 29.01.2020 takip (temerrüt) tarihi  itibariyle, 121.589,59,-TL asıl alacak 9.933,87, TL akdi faiz, faizin %5'i 496,69,-TL BSMV olmak üzere toplam 132.050,15,-TL alacaklı olduğu, davacı bankanın davalı ... aleyhine yürüttüğü takibin yerinde olmadığı, konuya ilişkin değerlendirmenin mahkemenin takdirinde olduğu, takip tarihi 29.01.2020'den yukarıda belirlenen 999.165,01,TL, 121.589,59 TL matrahlar üzerinden %48 temerrüt faizi ve faizin %5'i BSMV istenebileceği belirtilmiştir. Davacı vekili ek bilirkişi raporuna karşı olduğu  itirazında, bilirkişi raporundaki ... ile ilgili bölümün hukuka ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, davalı ...'ün şirketin yönetim kurulu üyesi olarak müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu,  müvekkili banka ile imzalanan 16.02.2018 tarihli sözleşmenin hukuken geçerli olduğunu, ek rapordaki aksine değerlendirmelere itiraz ettiklerini belirtmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava konusu alacağın, davacı banka tarafından takip borçlularına gönderilen 23.09.2019 tarihli kat ihtarnamesinde belirtildiği ve ek bilirkişi raporu öncesinde dosyaya ibraz edilen taksitli ticari kredi ödeme planı ve eklerine göre, ... nolu kredi olduğu, söz konusu kredi tarihinin ise 22.06.2018, miktarının 2.500.000,00 TL  olduğu, kredi ödeme planı üzerinde, dava dışı borçlu şirket ile birlikte, davalı ... dışındaki diğer tüm  davalıların sözleşme ile ödeme planını kefil olarak imzalamış oldukları, davalı ... imzasının bulunduğu, 16.02.2018 tarihli krediye ilişkin olarak herhangi bir kat ihtarının bulunmadığı, adı geçen davalının dava konusu olan kredi sözleşmesinden daha önceki tarihlerde şirketteki hisselerini devrederek ayrıldığı, söz konusu hususun Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, sicil gazetesindeki ilan tarihinin 19.06.2018 olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu somut bilgi ve verilerin varlığı ve geçerliliği yönünden taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık konusu olan, davalı ...'ün borçlu şirkette olan hisselerini devrederek şirket ortaklığı ve yöneticiliğinden ayrılmış olması da değildir. Çünkü dava konusu edilen kredi kaynaklı alacakla ilgili olarak sorumluluğun olması için borçlu şirketin hissedarı veya yöneticisi olması gerekmeyip kefili olarak sözleşmede yer alması yeterli olacaktır. Takibe konu edilen kredi sözleşmesinin tarihi yukarıda belirtilmiş olduğu üzere 22.06.2018'dir. Bu nedenle, davalı kefilin sorumluluğunun 6098 sayılı TBK'nın 581 vd. maddelerinde düzenlenen kefalet sözleşmesi hükümleri gereğince değerlendirilmesi  gerekecektir. TBK'nın 583. maddesinde, kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına yer verilmiştir. Kefalet sözleşmesinin şekil şartlarını düzenleyen TBK'nın 583. maddesinde, \"Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Aynı Yasa'nın 586. maddesinde ise müteselsil kefalete yer verilmiştir. Anılan madde uyarınca kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2018/689 Esas, 2018/1624 Karar ve 16.11.2018 tarihli ilamı ile;  \"....'Kefalet sözleşmesi davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 581 ila 603 üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nun 581 inci maddesinde “kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme' şeklinde tanımlanmıştır. Kanunda yer alan bu tanıma göre kefalet sözleşmesi, alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Müteselsil kefalet ise aynı Kanun’un 586. maddesinde yer almıştır. Bu maddeye göre; 'Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir...'. Görüldüğü gibi kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Diğer sözleşmeler gibi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir. Kefalet borcunun feri karakteri, ferdileştirilmiş bir borç için tekeffülü zorunlu kılmaktadır. Gerek öğretide, gerekse uygulamada sınırları belli olmak şartıyla devamlı, değişik içerikli, birden ziyade yükümlülüğü içeren borç ilişkileri için geçerli olarak kefil olunabileceği kabul edilmektedir. Kefaletin asıl borçlunun çeşitli yükümlülüklerinden sadece birisi için verilmesi zorunlu değildir. Azami miktar ile sınırlı olmak üzere kefilin borçlunun belirli birden fazla yükümlülüğünü aynı kefalet sözleşmesinde tekeffül etmesi mümkündür. Ancak kefil olunan yükümlülüklerin neler olduğunun kefalet sözleşmesinden anlaşılması gerekir. Yeni Borçlar Kanunu’nda da borcun ferdileştirilmesi ile ilgili bir düzenleme bulunmamakla beraber, kefaletin fer'iliği yanı sıra BK 582/3 fıkrası ile kefilin korunması da kefil lehine olan, kefalette asıl borcun ferdileşmesi gerektiği görüşünü desteklemektedir. Gerek Yargıtay, gerekse İsviçre Federal Mahkemesi kararlarında; kefaletin ferdileştirilmesinin zorunlu olduğu, asıl borcun belirli veya en azından kefalet anında belirlenebilir olmasının gerektiği, her ne sebeple olursa olsun ileride doğacak tüm borçlara kefaletin ise geçersiz olacağı kabul edilmektedir. Kefaletin mevcut borçlar yanı sıra daha sonra doğacak tüm borçlar için de verilmesi hâlinde kısmi hükümsüzlük söz konusu olacak, sadece belirli veya belirlenebilir borçlar açısından kefalet geçerli olacaktır... (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun, 27.12.2017 tarih, 2016/1 E., 2017/6 K. sayılı kararı). Tüm bu açıklamalardan ve yasal düzenlemelerden ortaya çıkan sonuç, kefaletin verildiği anda borcun belirli ya da belirlenebilir olması gerektiği, kefalet sözleşmelerindeki belirlilik ilkesi uyarınca kefil olunan açısından belirli yani ferdileştirilmiş bir borcun varlığının arandığı, kefilin yalnızca kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile bağlı olduğu...\"  gerekçesine yer verilmiştir. Somut olayda, TBK hükümleri kapsamında, davalı kefilin takibe konu edilen kredi sözleşmesinde kefil olarak imzasının bulunmadığı dikkate alınarak bu savunması doğrultusunda ek bilirkişi raporunda belirtildiği üzere adı geçen davalının takip konusu borçtan sorumlu olmadığının göz önünde bulundurularak davalı ... hakkında açılan davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle sorumluluğunun kabulü yerinde olmamıştır. Bu nedenle, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının, davalı ... aleyhine açtığı davada haklı olduğundan söz edilemeyeceğinden, HMK'nın 331/1.maddesi uyarınca yargılama giderlerinden ve bu kapsamda vekalet ücretinden davacının sorumlu tutulması ggrekmiştir. Davalı ayrıca kötü niyet tazminat talebinde bulunmuştur. İİK'nın 67. maddesi gereğince, davacı alacaklı aleyhine tazminata karar verilebilmesi için davacının takibinde haksız olması ile birlikte kötü niyetli olması da gerekmektedir. Talebin niteliği dikkate alındığında, davacının kötü niyetli olduğuna dair  bir olgu mevcut değildir. Bu nedenle davalının kötü niyet tazminat talebinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan tüm nedenlerle, karar ve istinaf tarihinden sonra, dava konusu icra takip alacağı kefil ... tarafından ödenerek buna ilişkin  18.07.2023 tarihli reddiyat makbuzu  ibraz edildiğinden, davalılardan ... vekili ve davacı banka vekilinin buna dair beyan ve talepleri de dikkate alınarak, istinaf yoluna başvuran davalı ... hakkındaki davanın konusuz kalmasından dolayı esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm tesisi gerekmiştir. Ancak davalılardan istinaf kanun yoluna başvuran ... yönünden başlatılan takip ve eldeki dava tarihi itibariyle davacının davasında haksız olduğu kanaatine varıldığından, HMK'nın 331/1. maddesi kapsamında yargılama giderlerinden davacı sorumlu tutulmuştur. Açıklanan  bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi iuyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının sadece davalı ... yönünden kaldırılmasına, bu davalı hakkındaki davada Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede; davalı ... aleyhindeki dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline, haklarındaki hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurmayan diğer davalılar hakkında ilk derece mahkemesince verilen hüküm kesinleşmiş olduğundan o davalılar hakkında yeniden hüküm verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; A- Haklarındaki hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurmayan davalılar ..., ... ve ... hakkında ilk derece mahkemesince verilen hüküm kesinleşmiş olduğundan bu davalılar hakkında yeniden hüküm verilmesine yer olmadığına, B-HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının sadece davalı ... yönünden kaldırılmasına, bu davalı hakkındaki davada Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Davalı ... aleyhindeki dava konusuz kaldığından, bu davalı bakımından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Harçlar bakımından, haklarındaki hüküm kesinleşen davalılarla ilgili olarak hüküm kurulduğundan, tekrar harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacının, davalı ... için yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca dosyaya yatırılan gider avansından kalan bakiye kısımların yatıranlara iadesine, 5-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, aleyhine talep edilen miktar üzerinden  hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 21.128,02 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, 6-Yasal şartları oluşmadığından, davalı ...'ün kötü niyet tazminat talebinin reddine, 7-Davalı ...'ün yapmış olduğu yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a)Davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; bu davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince bu davalıya iadesine, b)Davalı ... tarafından sarf edilen 492,00 TL başvuru harcı gideri ile 268,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 760,00 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 9-Gerekçeli kararın, ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 10-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353.1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 14.12.2023 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava değerine göre karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"098bb2d4db4d7e74","SID":"385c65100594d9cc"}}