{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1944 <br>KARAR NO\t: 2023/1593<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/10/2019<br>NUMARASI\t: 2019/11 E. - 2019/745 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili İstanbul 6. Tüketici Mahkemesine verdiği daha sonra görevsizlik kararı verilerek mahkemeye gönderilen dosyadaki dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... Projesi kapsamında ... ... ilçesi ... Mah.tapuda ... ada, ... pafta, ... parselde kayıtlı ...  , ... Blok .... Kat 399-400 nolu bağımsız bölümün taksitle satışı hususunda 6502 sayılı Tüketici Kanunun 40-46.maddeleri gereği ... A.Ş.ile Ön Ödemeli Konut Satış Sözleşmesi imzalanması gerekirken iradesi fesada uğratılarak Türkçe bilmemesinden yararlanılarak 10/12/2015 tarihli Konutların Finansal Kiralama Yoluyla Tüketicilere Kiralanması hükmüne göre Konut Edimine İlişkin Leasing Sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin 10/12/2015 tarihli ödeme tablosundaki 24/04/2018 tarihli senede kadar toplam 679.931 TL ödeme yaptığını ve ödemesi yapılan bir kısım senetlerin dahi iade edilmediğini, bu kez Kartal .... Noterliğinin 17/05/2018 tarih ve ... sayılı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini ve vadesi gelmemiş senetlerin iadesinin talep edildiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davalı şirkete ödenen 679.931 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren müvekkiline iadesine, sözleşmenin feshi nedeniyle 20/05/2018 vadeli 731.399,00 TL'lik bono, 20/06/2018 vadeli 10.143,00 TL'lik bono, 20/07/2018 vadeli 10.143,00 TL'lik bono, 20/08/2018 vadeli 10.143,00 TL'lik bono, 20/09/2018 vadeli 10.143,00 TL'lik bono, 20/10/2018 vadeli 10.143,00 TL'lik bono, 20/11/2018 vadeli 10.143,00 TL'lik bono,  20/12/2018 vadeli 10.143,00 TL'lik bono, 20/01/2019 vadeli 10.143,00 TL'lik bono ve 20/02/2019 vadeli 10.143,00 TL'lik toplam 10 adet  bononun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 26/09/2019 tarihli duruşmadaki beyanında müvekkiline 524.744,64 TL'nin iade edildiğini, bakiye 155.186 TL alacağının bulunduğunu bildirmiş, dava değerini 977.872 TL olarak göstermiş ve bu miktar üzerinden harçlandırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı şirket arasında konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mah. tapuda ... ada, ... pafta, ... parselde kayıtlı ... projesinde yer alan Blok 15. Kat 399-400 nolu bağımsız bölümlerin finansal kiralama yöntemi ile satın alınması olan, 10/12/2015 tarih ve ... numaralı Konut Edimine ilişkin Leasing Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği davacının 20/05/2018 tarihli takside kadar tüm ödemeleri gerçekleştirdiğini ancak, bu tarih itibariyle yapılan ihtara rağmen davacı tarafça edimlerin yerine getirmediğini ve Finansal Kiralama Sözleşmesinin feshedildiğini, davacının iade edilecek tutarı talep etmediğini ayrıca senetleri de iade almadığını, davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının ve sözleşme gereği davacının cayma hakkının bulunmadığını, sözleşmenin geçersiz olduğu yönündeki iddianın yerinde olmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"Somut olayda, iptali istenen sözleşme her iki tarafın kabulünde olup; davacı aldatma hukuksal nedenine dayalı istemde bulunmuş; davalı ise davacının böyle bir hakkı bulunmadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşme 10/12/2015 tarihinde yapılmış ve davacı taraf karşı tarafa Kartal ... Noterliğinden çektiği 17/05/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeden döndüğünü bildirmiştir. Bu durumda iddianın ileri sürülüş biçimine göre sözleşmeden dönüldüğü yönündeki fesih bildirimi sözleşme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde değildir. Davacının Türkiye'de kurulup tescil edilmiş bir şirket olması dikkate alındığında, aldatmayı sözleşme tarihinden sonraki bir tarihte öğrendiğini ileri sürmesi ve bu yöndeki iddiasının dinlenebilmesi de olanaklı değildir. Dolayısıyla, ihtarname ve 04/07/2018 tarihinde açılan eldeki dava süresinde değildir. Kaldı ki; davacının şirket olması dikkate alındığında, karşı tarafın aldatması nedeniyle sözleşmenin kurulduğu iddiası da samimi ve inandırıcı değildir. Davacı şirket, sözleşme kurulurken ileri sürdüğü aldatmayı bilebilecek durumda olup, yetkilisinin Türkçe bilmediği yönündeki iddiası kabul edilebilir bir itiraz değildir. Dolayısı ile irade bozukluğu hallerinden aldatma unsurlarının gerçekleştiğinden de bahsedilemez. Açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen davanın reddine...\"  karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  -davacının ön ödemeli taksitle konut satışı sözleşmesi imzalanması gerekirken iradesi fesada uğratılarak Türkçe okuma ve yazma bilmemesinden de faydalanılarak  6361 sayılı Finansal Kiralama Kanunun 2. Maddesine göre Konutların Finansal Kiralama Yoluyla Tüketicilere Kiralanması hükmüne göre Leasing sözleşmesi yapıldığını, Mahkemece aldatma olduğunun kabul edildiğini, 1 yıllık sürenin Davalı tarafça kendilerine gönderilen Beyoğlu .... Noterliğinin 02/07/2018 tarihli ve ... yevmiyeli  ihtarıyla sözleşmenin ön ödemeli konut satımına ilişkin sözleşme olmayıp konut edinimine ilişkin leasing sözleşmesi olduğunu bildirildikten sonra öğrenildiğini, davacı yönünden 1 yıllık süre sözleşme tarihinden itibaren işletilemeyeceğini, -Mahkemece sözlü yargılama duruşmasında söylediklerinin tutanağa geçirilmediğini, şirketler ayrı tüzel kişilikler olsa da şirketlere hayat veren onları yöneten onların sahibi ve müdürleri olduğunu, iradesi fesada uğratılan müvekkili şirketin müdürü dolayısıyla şirketin ta kendisi olduğunu, Sayın Mahkemenin tanık dinletme taleplerini de kabul etmediğini, -Talepleri arasında taraflarına iade edilmeyen senetlerin iptali de bulunduğunu, davalı tarafında sözleşmeyi feshettiğini ve ödenmiş olan 679.931,00 TL. den 155.186,36 TL. lik kesinti yaparak ödeme yapacağını taraflarına bildirildiğini ancak ve yargılama devam ederken 524.744,64 TL. ödeme yaparak sözleşmeyi feshettiğini kabul ettiğini ve senetleri iade etmemiş olmasına rağmen Sayın Mahkeme senetlerin iptaline karar vermediğini ve taleplerini reddettiğini ve karşı tarafa vekalet ücretine hükmettiğini, davalı tarafından sözleşmeyi feshetmiş olduğu dikkate alarak en azından senetlerin iptali yönünden davalarının kısmen kabul etmesi gerektiğini, -6502 sayılı yasanın 18. /4. Maddesinin müvekkiline kesinlikle uygulanamayacağını, müvekkilinin projeyi inşa eden .... firmasının Bomonti deki tanıtım ofisine davetle projenin tanıtımına katıldıklarını, projeyi beğendiğinde ise imza aşamasında yine ... nun Bomontideki proje merkezinde davalı firmanın taraf olduğu leasing sözleşmesi imzalatıldığını, amaçlanan taksitle konut satımı iken kandırma ile müvekkiline finansal kiralama sözleşmesi imzalatıldığını ve böylelikle Projeyi yürüten ve inşa eden .... Fiyatı 1.392.328,74 TL. iken  ... nın kasıtlı yönlendirmesi ile müvekkiline sözleşmenin imzasında hiç ortada olmayan ve konuşulmayan leasing firması olan davalı ... Aş. den leasing (kredi) kullanmış gibi gösterilerek haksız yere 110.288,26 TL. daha leasing faizi eklenerek 1.392.328,74 TL. ye anlaşılan ev 1.502.617,00 TL. üzerinden satıldığını,  davalıya ilk ihtarı gönderip sözleşmenin feshedildiğini bildiren tarafın müvekkili olduğunu, -BK. 31. Ve   BK. 36 /1. Maddesi gereği müvekkilinin asıl iradesinin .... Aş. ...  projesi tanıtım ofisine tanıtım amaçlı olarak ilk davet edildiğinde kendisine projeyi yapan firmanın ... Aş. olduğu ve ön ödemeli taksitlerle konut satışı yapılacağı söylendiğini, iradesi dışında Konut Edinimine İlişkin Leasing Sözleşmesi imzalatıldığını,  müvekkilinin iradesinin davalı tarafça sakatlandığı ve bunun öğrenme tarihinin, müvekkilinin Kartal ... Noterliğinin 17/05/2018 tarihli ve ... yevmiyeli ihtarnamesine davalı tarafın Beyoğlu .... Noterliğinin 02/07/2018 tarihli ve ... yevmiyeli cevap verdiği ihtarı ile öğrendiği ödemelerde de bir temerrüde düşme durumunun  söz konusu olmayıp davalının herhangi bir kesinti yapması hukuken mümkün değilken kesinti yaparak yargılama safhasında kısmi ödeme de bulunması ve davalının sözleşmeyi asıl biz feshettik demesine rağmen senetleri teslim etmemiş olmasına rağmen davalarının eksik inceleme ve değerlendirilmelerle ve hukuki değerlendirmede hataya düşülerek red edilmesi nedeniyle hatalı kararın bozularak kaldırılması, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının, davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, Davacı yan ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmenin müvekkili şirket tarafından davacı yanın temerrütü sebebi ile fesih edildiğini ve gönderilen ihbarnamesi ile de  bugüne kadar yapmış olduğu ödemelerden  yasal kesintiler yapıldıktan sonra  iade edilecek tutarının mevcut olduğu ve iade dilmesi gerekli senetleri 5 gün içerisinde  gelip alması gerektiğinin davacı yana ihbar edildiğini,  Müvekkili şirketin kesinti sonrası kalan bedel ile imzalanan  senetlerin iade edileceğini açıkça beyan ettiğini ancak  davacı tarafın müvekkili şirkete başvurarak kesintiler sonrası iadesi gereken bedelleri talep etmediği gibi imzalamış olduğu senetlerini de iade almadığını, davacı tarafın sözleşmenin geçersiz olduğunu yönündeki beyanının bir hakkın kötüye kullanılması olduğunu, Davacı ile müvekkili şirket arasında Konut Edinimine İlişkin Sözleşme imzalandığını, imzalanan sözleşme uyarınca davacı taraf 10.12.2015 tarihinden 20.05.2018 tarihine kadar tüm edimlerini yerine getirdiğini ve bu süreçte hiçbir zaman sözleşmenin geçersizliğinden bahsedilmediğini, Satıştan sorumlu Genel  Müdür Yardımcısı ...'ten alınan bilgiler doğrultusunda şirket yetkilisi ... un ana dili gibi Türkçe konuştuğu ve Türkçe okumasında olduğu bilgisine ulaşıldığını, Davacı taraf ...  in 1999 tarihinden bu zaman kadar Türkiye de faaliyette bulunduğu ve o tarihten bu zamana kadar da  ... un şirket yetkilisi olarak faaliyetleri yürüttüğünü,  20 yıldır Türkiye de  faaliyet gösteren bir şirketin yine yaklaşık 20 yıldır şirket yetkilisi olarak görev yapan şirket yetkilisinin hiç Türkçe okuma yazma  bilmediğini iddia etmesinin mantıklı olmadığını, Taraflar arasındaki sözleşmenin 10/12/2015 tarihinde yapıldığını ve davacı tarafın karşı tarafa Kartal .... Noterliğinden çektiği 17/05/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeden döndüğünü bildirdiğini, iddianın ileri sürülüş biçimine göre sözleşmeden dönüldüğü yönündeki fesih bildiriminin sözleşme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde olmadığını, aldatmayı sözleşme tarihinden sonraki bir tarihte öğrendiğini ileri sürmesi ve bu yöndeki iddiasının dinlenebilmesinin de olanaklı olmadığını, 6502 sayılı yasanın 45. maddesinde KHK ile değişiklik yapıldığı ve  24 aylık bir sınırlama getirildiği ve  sözleşme kurulduktan en geç 24 ay sonrasına kadar sözleşmeden dönme  hakkı olduğu düzenlendiği dikkate alındığında davacı tarafın sözleşmeden dönme hakkı bulunmadığından istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, taraflar arasında yapılmış 10/12/2015 tarihli Konut Edinimine ilişkin Leasing Sözleşmesinin, aldatma nedeniyle irade bozukluğu hukuksal nedenine dayalı olarak iptali, sözleşme gereği ödenen taksitlerin iadesi ve kalan taksitlerden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.İddianın ileri sürülüş biçiminden ve dava dilekçesinin içeriğinden, davada hata, hile hukuksal nedenine dayanıldığı, davalıların aldatma davranışları ile iradesinin sakatlandığını, sözleşmenin feshi ile bonoların iptalinin talep edildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1.  (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen  koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.  Hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.  Türk Borçlar Kanunu'nun 39/1. maddesinde \"Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onaylamış sayılır. \"düzenlemesine yer verilmiştir.Yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacıı ile davalı şirket arasında Konut Edinimine İlişkin Sözleşme imzalandığı, imzalanan sözleşme uyarınca davacı tarafından 10.12.2015 tarihinden 20.05.2018 tarihine kadar tüm edimlerini yerine getirdiği ve bu süreçte hiçbir zaman sözleşmenin geçersizliğinden bahsedilmediği,  Mahkeme gerekçesinde de değinildiği üzere, davacının Türkiye'de kurulup tescil edilmiş bir şirket olması dikkate alındığında, aldatmayı sözleşme tarihinden sonraki bir tarihte öğrendiğini ileri sürmesi ve bu yöndeki iddiasının dinlenebilmesinin de olanaklı olmadığı, ihtarname ve 04.07.2018 tarihinde açılan eldeki davanın süresinde olmadığı,  Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığından davacının istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1/b-1. maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/10/2019 tarih ve 2019/11 E. 2019/745 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45-TL  harcın davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğuyla karar verildi. 14/12/2023  \t\t<br>Muhalefet Şerhi: Dava taraflar arasındaki sözleşmenin irade fesadı nedeniyle feshi ile ödenen 679.931,00 TL'nın ödeme tarihlerinden itibaren iadesi ve sözleşmenin feshi nedeniyle 10 adet bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespiti, bonoların iptali taleplidir. Davacı vekili 26/09/2019 tarihli duruşmada, müvekkiline 524.744,64 TL'nin iade edildiğini, bakiye 155.186,00 TL alacağının bulunduğunu bildirerek, dava değerini 977.872,00 TL üzerinden harçlandırmıştır. Davanın 04/07/2018 tarihinde açıldığı, davadan sonra davalı tarafça davacıya gönderilen Beyoğlu .... Noterliği'nin 24/09/2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, o tarihe kadar yapılan ödemelerden yasal kesintiler yapıldığını, ödenecek tutarın bulunduğunu ve senetleri teslime hazır olduklarını bildirdiği, 26 Mart 2019 günü de 524.744,64 TL ödemenin yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili 11/10/2019 tarihli dilekçesinde ödenen kısmı atiye bıraktıklarını beyan etmiştir.İlk derece mahkemesince, sözleşmenin davacı tarafça irade fesadı nedeniyle geçersizliği talebi reddedilmişse de, sözleşmenin davalı tarafça da feshi ile senetleri teslime hazır olduğuna dair beyanı karşısında, sözleşmenin feshi konusunda taraf iradelerinin birleştiği dikkate alınarak, mahkemece davalıya senetleri dosyaya tevdi etmek üzere süre verilmesi, ibrazı halinde senetler nedeniyle davacının borçlu bulunmadığının tespiti ile iptali talebinin konusuz kaldığına karar verilmesi, davacının bakiye 155.186,00 TL'yı isteyip isteyemeyeceğinin ve ödenen kısım yönünden de davanın konusuz kalıp kalmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın kaldırılarak, yargılamaya devam edilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatinde bulunduğumdan, Sayın Heyet çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.<br><br>                                                                                                                  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3749fa1096d3db65","SID":"16c6f9ef902cdc8e"}}