{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2128 <br>KARAR NO: 2023/1673<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 14/11/2019<br>NUMARASI: 2018/268 E. - 2019/471 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1957 yılında kurulmuş dünyaca ünlü ...   düzenleyen organizasyon şirketi olduğunu, sinema dünyasının Oskar ödülleri derecesinde öneme sahip olan, 78 kategori ve 38 farklı müzik türünü kapsayan ödülleri içeren bir organizasyon olduğunu, tüm dünya çapında olduğu gibi ülkemizde de ... markasının tescilli marka olarak kullanıldığını, müvekkilinin 12/04/2016 tarih 250 sayılı ve 28/03/2016 tarih 249 sayılı Resmi Marka Bültenlerinde yayınlanan davacı tarafın sırasıyla 39.sınıfta yer alan hizmetler yönünden tescil başvurusunda bulunulan ... \"... ve 35 ile 39.sınıflarda yer alan hizmetler yönünden tescil başvurusunda bulunulan ... nolu \"...\" marka başvurularıyla durumdan haberdar olduğunu, bu başvurulara itiraz ettiğini, ... sayılı başvuruya yapmış oldukları itirazın haklı bulunarak kabul edildiğini, ancak itiraz etmiş oldukları ... başvurusuna ilişkin olarak itirazın süresinde yapılmadığından bahisle esasa girilmeden itirazlarının reddedildiğini ve anılan marka başvurusunun 30/03/2017 tarihinde tescil edildiğini, davalının müvekkiline ait tescilli ve tanınmış ... markasının görsel ve işitsel olarak ayniyet derecesinde benzer olan \"...\" markasını https://www....com.tr/ alan adında web sitesinde ve tabelalarında kullandığını, bu kullanımların markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, markanın tanınmışlığına zarar verdiğini, davalıya haksız yarar sağladığını, her ne kadar davalı müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet göstermese de SMK 29/7 atfı gereği bu kullanımların markaya tecavüz teşkil edeceğini, yine davalının müvekkiline ait tanınmış tescilli markayı alan adı olarak kullanmasının markaya tecavüz olarak kabulünün gerektiğini, bunların yasaklanmasının ve ortadan kaldırılması taleplerinin yerinde olduğunu, SMK 155.maddesi gereği davalının sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma olarak ileri süremeyeceğini, davalı kullanımlarının aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, teknik olarak hiçbir zorunluluk bulunmamasının ve sayısız seçeneği olmasına rağmen ... markasını aynen ve esas unsur olarak içeren markaları kullanmasının haksız rekabet olarak değerlendirilmesi gerektiğini, basiretli tacir olarak davalının yapmış olduğu kullanımların haksız ve hukuka aykırı olduğunu bildiğini ve bilmesinin gerektiğini, SMK 25/1 gereği marka nispi ve mutlak ret nedenlerinin hükümsüzlük sebebi olarak kabul edildiğini, müvekkiline ait tanınmış markanın tescile konu edilmiş olmasının SMK 25 atfı gereği SMK 6/5 maddesi uyarınca hükümsüzlük sebebi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalıya ait davaya konu markanın görsel ve işitsel olarak müvekkiline ait markaya benzer olduğunu, ... ibaresinin özgün bir ibare olduğunu ve müvekkili tarafından uzun yıllardır kullanıldığını, davalı tarafça ... ibarelerinin kullanılmasının 39.sınıftaki hizmetler bakımından tanımlayıcı ibareler olduğunu, markasal niteliklerinin bulunmadığını, ayırt edicilik sağlamayacağını, ... ibaresi esas alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimalinin oluştuğunu, müvekkiline ait markanın tanınmış marka olduğunu, Türk Patent nezdinde de bu durumun kararlara yansıdığını, davalı kullanımlarının bu tanınmışlıktan haksız bir yarar sağlayabileceği gibi müvekkiline ait markanın ayırt ediciliğine de zarar verebileceğini, markalar arasında irtibat algısı oluşturabileceğini, müvekkilinin itibarının zedeleneceğini, tescilli markanın ayırt etme gücünü azaltacağını, davalı ile dava öncesi sulh görüşmelerinde bulunulduğunu ancak sonuç alınamadığını, dava konusu uyuşmazlığın arabuluculuk ile çözülmesinin imkanının bulunmadığını belirtmiş, davalının \"...\" ibareli markası ve bu markanın davalıya ait alan adı internet sitesi, iş yeri tabelaları gibi tanıtım materyallerinde kullanımı ile müvekkilinin tescilli ve tanınmış ... ibareli markaları aleyhine yarattığı marka tecavüzü ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet yaratan her türlü mal, hizmet, ürün, tabela, ambalaj vs.kullanımlarının önlenmesine, ilgili materyallere el konularak imhasına, davalı tarafça kullanılan https://www...com.tr/ alan adına erişimin engellenmesine, alan adının iptaline, davalıya ait ... sayılı ... markasının hükümsüzlüğüne karar verilerek, hüküm özetinin ilanı ile yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların iştigal alanlarının tamamen farklı olduğunu, iltibas yaratması veya davacının markasına bir zarar vermesinin mümkün olmadığını, davalının seyahat acentası olduğunu, turizm alanında faaliyet gösterdiğini, mal ve hizmet sınıflarının farklı olduğunu, tüketicinin tercihlerini ve davacının markasına herhangi bir zarar teşkil eden kullanımlarının bulunmadığını, karıştırılma imkan ve ihtimalinin olmadığını, davacının organizasyonlarına herhangi bir tecavüzün bulunmadığını, izin ve muvafakati gerektirir bir durumun olmadığını, davacının TPMK nezdinde yapmış olduğu itirazın reddedildiğini, uzun zamandır bu markayı kullandıklarını, bu konuda harcama yaptıklarını, müvekkilinin arabuluculuk yoluyla uyuşmazlığı çözmek istediğini, gerekli masrafların karşılanması halinde anlaşma yapmak istediklerini belirtmiş, davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesince; \"Tüm dosya kapsamı yukarıda izahı yapılan mevzuat ve açıklamalar kapsamında değerlendirildiğinde davacının marka hükümsüzlüğü, markaya tecavüz ve haksız rekabete dayalı açmış olduğu davaların kabulüne ve hüküm özetinin ilanına\" davacının hükümsüzlüğe yönelik açmış olduğu davasının kabulü ile; TPMK nezdinde davalı adına ... no ile tescilli \"...\" markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılmasına yönelik açılan davanın SMK 155. hükmü dikkate alınarak kabulü ile; davalı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda davacının tescilli markasını içeren davalıya ait her türlü mal, ürün, hizmet, tabela, ambalaj, ilan reklam afiş, tanıtım malzemesi vs kullanımların önlenmesine, el konulmasına, karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere imhasına, https://www...com.tr/ adlı siteye erişimin engellenmesine, alan adının terkinine,  karar kesinleştiğinde hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı firmanın 2011 yılından beri Kültür ve Turizm Bakanlığı onayı ile müteşekkil olduğu alanda hizmet vermekte olduğunu, ... kısaltmasının müvekkilin hizmet sektöründe yola çıkarken kullanmaya başladığı \"...\"in kısaltmasından geldiğini, Bodrum başta olmak üzere turizm hizmetine başladıklarını, ... açılımında yer alan \"...\" ibaresini 39. sınıfa dahil bir başvuru ile tescil ettirdiğini, diğer başvurusunun ise davacı itirazı ile reddedildiğini, davacının markasının tanınmış marka olduğuna dair hiçbir sicil kaydı olmadığını, mal ve hizmet sınıfları ortalama tüketicinin karıştırılma ihtimali olmayacak şekilde ayrık ve farklı alanlarda ise farklı şirketlerin aynı markayı kullanabileceğini, karıştırılma imkan ve ihtimali ve mevcut olmadığından hükümsüzlükten bahsedilemeyeceğini, müvekkil hizmetlerinin davacının iştigal alanı ile ilgili olmadığını, marka sahibinin iznini aramak veya muvafakatini almanın söz konusu olmadığını, tabelada \"...\" yazısının daha belirgin olduğu devamı yazının silik kaldığı şeklindeki bir kanaat ile hükümsüzlüğe karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, davacının tanınmış olduğunu beyan ettiği markasına tecaüvz bulunmayıp haksız yararlanma ve menfaat temin etme durumunun olmadığını, müvekkil markasından önce ve sonra tescil edilmiş \"...\" adında birçok marka olduğunu, aynı durumun WIPO veritabanında arama yapıldığında da görüleceğini,  müvekkilin turizm ve konaklama alanında ... ismiyle faaliyet gösterdiğini, bir dilde birçok anlamı bulunan bir kelime için ayrıksılık, farklılık, münhasırlık gibi nitelikler ileri sürülemeyeceğini, her iki marka açısından bilinirlik incelemesinin Türkiye şartları açısından değerlendirilmesi gerektiğini, ortalama bir tüketicinin yurt dışında düzenlenen bir faaliyetten ziyade Türkiye içinde hizmet veren bir firmayı bilmesi, tanımasının daha yüksek bir olasılık olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının istinaf dilekçesinde karıştırılma ihtimali üzerinde durduğunu ve tarafların iştigal alanlarının tamamen farklı olduğunu, karıştırılma imkanı olmadığından hükümsüzlükten bahsedilemeyeceğini ileri sürdüğünü, davalının bu istinaf sebeplerine itibar edilemeyeceğini, davanın hükümsüzlük talepleri bakımından dayanağının SMK 25/1 maddesinin atfı ile karıştırılma ihtimalini düzenleyen 6/1 maddesi değil, tanınmış markaların farklı mal ve hizmetler üzerinde tescil edilmesinin engellenmesine olanak sağlayan 6/5 maddesi olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali olup olmadığının somut olay bakımından hiçbir önemi olmadığını, ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu, başvuruda yer alan \"...\" ve \"...\" ibarelerinin 39. sınıf hizmetler bakımından taımlayıcı niteliği haiz olmayan ibareler olması sebebiyle hükümsüzlük talebine konu markanın benzerlik incelemesinde dikkate alınacak esas ve ayırt edici unsurun .. ibaresi olduğunu, markanın müvekkilin tanınmış \"...\" markasını aynen ve esas unsur olarak içerdiğini, ... ibaresinin müvekkili ile özdeşleştiğini, davalının TPMK nezdinde ... ibareli markalar olduğunu belirttiğini, söz konusu markaların ya müvekkilin olduğunu ya da müvekkilin itirazları üzerine reddedildiğini, davalıya ait iki marka başvurusuna yapılan itirazlardan birinin reddedilmesinin sebebinin itirazın süresinde yapılmamış olması olduğunu, müvekkil markasının tanınmış marka olduğunu, mahkemenin de bu yönde karar verdiğini, tanınmış marka olması sebebiyle daha geniş bir korumadan yararlandığını ve farklı sınıflarda dahi olsa benzer markalara karşı korunması gerektiğini, davalı şirketin müvekkilin ... markaları aleyhine marka tecavüzü ve haksız rekabet yaratılmadığı yönündeki istinaf gerekçelerinin hatalı olduğunu, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın konusu davacı adına tescilli ve tanınmış \"...\" ibareli markaya davalının \"...\" ibareli markasının tecavüz ve haksız rekabet ettiğinin tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ve davalıya ait ... sayılı \"...  \" markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebidir.Dava tarihi itibariyle 6769 sayılı SMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. TPMK kayıtlarına göre \"...\" markasını ... tescil no'su ile davacı adına 09, 35, 41 sıralarında 11/09/2006 tarihinde, ... tescil no'lu \"...\" markasının davacı adına 25. sırada 12/09/2012 tarihinde davacı adına tescil edildiği görülmüştür. \"...  \" markasının davalı adına ... tescil no'su ile 39. sırada 01.02.2016 tarihinde tescil edildiği, \"...\" markasının ... tescil no'su ile 35, 39. sırada davalı adına tescil edildiği görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 02.04.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacının Türkiye'de markasını 09, 35 ve 41. sınıflarda 12/09/2006 tarihinden itibaren tescil ettirdiği, 1993 yılından itibaren Türkiye'deki firmalarla ...'nin yayını için lisans sözleşmelerinin kesintisiz olarak yapıldığı, yurt dışında ise davacı şirketin ... markasını Amerika'da da 1970 yılında tescil ettirdiği, bilahare 1991 yılından itibaren de coğrafi tescillerin yaygınlaştığı, ... markasının ilk ve gerçek hak sahibinin davacı şirket olduğu, davacı adına 12/09/2006 tarihinden itibaren ... no ile tescilli ... markasının 09, 25 ve 41. sınıflarda yer alan mal ve hizmetler için tanınmış marka olduğu, davacının ... markaları ile davalı ... markasının karşılaştırılmasında, davacının markasının esas unsurunun \"...\" ibaresi olduğu, davalının markasının beyaz zemin üzerine mavi harflerle öne çıkan ve ilk dikkat çeken esas unsurun ... ibaresi olduğu, \"...\" ibaresinin markada çok küçük ve silik yazıldığı, dikkat çekmediği, ayrıca bu ibarenin verilen hizmeti (seyahat hizmeti) olarak verilen hizmeti belirttiği, markaya ayırt edici nitelik katmadığı, markaların fonetik ve görsel olarak ayniyet derecesinde benzer olduğu, davacının ... no ile tescilli tanınmış ... markası 09, 25 ve 41. sınıflarda yer alan mallar ve hizmetler için tescilli iken, davalının ... markasının 39. sınıfta yer alan hizmetler için tescil edildiği, her iki markanın tescil kapsamlarının farklı olduğu, ancak davacıya ait tanınmış marka olan ... markasının, özellikle davalının faaliyet alanı olan turizm sektöründe yerli ve yabancı turistler tarafından markanın tanınmışlığı nedeniyle ilgi çekebileceği, akıllarda kalabileceği, davalı şirketin davacı şirketin markasının tanınmışlığından faydalanabileceği ve haksız yarar sağlayabileceği gibi markanın itibarına veya ayırt edici karakterine zarar verme ihtimalinin bulunduğu, www...com.tr alan adının tescil ettiren firmanın ... Tic. Ltd. Şti. olduğu, alan adınına 10 Nisan 2017 tarihinde oluşturulduğu alındığı, davalı tarafından www...com.tr alan adının kullanılmasınnı da, hem alan adı hem de içeriğinde ... ibaresinin kullanılması nedeniyle aynı şekilde davacının markasının tanınmışlığından faydalanabileceği ve haksız yarar sağlayabileceği veya markanın itibarına veya ayırt edici karakterine zarar verme ihtimalinin bulunduğu belirtilmiştir.6102 sayılı TTK 54. maddesinde haksız rekabete ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Somut olayda davacının iddiasının hem marka hakkına tecavüz tespiti, önlenmesi hem de haksız rekabet iddialarına dayandığı, bilirkişi heyet raporunda, dosya kapsamına sunulan delillerle, davacı markasının tanınmış olduğunun tespit edildiği, ... ibaresinin sözcük karşılığının bulunmadığı, davacının düzenlediği ödül töreninin adı olduğu, altın gramofon hediye edildiği için bu adın kullanıldığının anlaşıldığı, davalının bu ibareyi tesadüfen seçtiğinin düşünülemeyeceği,  davalı markasının kullanımı ile, davacı markasının tanınmışlığından yarar sağlama, davacı markasının ayırt edici karakterine zarar verme ihtimali bulunduğunun tespit edildiği, davacının iddialarının ispatlandığı, davacı markasına davalının eylemlerinin haksız fiil ve marka hakkına tecavüz ettiğinin sabit olduğu, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi de dosya kapsamı doğrultusunda isabetli olduğundan mahkemece verilen karar hukuken yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/11/2019 tarih ve 2018/268 E., 2019/471 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dcba1f7b19356ebd","SID":"394b743b9470a8e3"}}