{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2020/912 Esas<br>KARAR NO\t: 2023/1077<br><br>DAVA\t: Tapu İptali Ve Tescil (Yolsuz Tescile Dayalı)<br>DAVA TARİHİ\t: 20/09/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 25/10/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH  \t : 23/11/2023<br>Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Tasfiye Halinde ... Kooperatifi ortağı olduğunu, kooperatif tarafından ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilen 52 adet daireden kura sonucu kendisine ... Blok ... nolu bağımsız bölümün düştüğünü, bağımsız bölümün kooperatifçe müvekkili adına tescilinin yapılmaması üzerine 29/05/2007 tarihinde kooperatife karşı İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davasının açıldığını, davanın kabul edildiğini, ancak kararın kooperatif tarafından temyiz edildiğini, Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... esas ... karar sayılı bozma ilamı ile \"Kooperatif iddiaları doğrultusunda kooperatifin sunmuş olduğu borç listesindeki alacak kalemlerinin gerçekten geçerli bir kooperatif kararına dayanıp dayanmadığı, yasal olarak istenip istenmeyeceği üzerinde durulması gerektiği ve bu yönüyle eksik inceleme yapıldığı gerekçesi\" ile kararın bozulduğunu, taşınmazın tapu kaydına ilişkin kooperatifin hiçbir temyiz talebinin olmadığını, Yargıtay tarafından da buna ilişkin bir temyiz sebebinin bulunmadığını, taşınmazın davalı adına tapuya kayıt edildiğini, bu sebeplerle müvekkili yönünden kura sonucu kazanılmış hak olan, ...   Blok ...Normal Kat .... Nolu dairenin tapuda müvekkili adına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı kooperatifin 2004 yılından beri üyesi olduğunu, davaya konu edilen taşınmazı 2007 senesinden beri kullanmaya devam ettiğini, aboneliklerin müvekkili adına kayıtlı olduğunu, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında verilen karar ile davacı adına tescil edildiğini ve kararın kesinleştiğini, müvekkilinin ise İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında feri müdahil olarak temyiz talebinde bulunduğunu, söz konusu dosyanın Yargıtay temyiz incelemesi aşamasında ve halen derdest olduğunu, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>Dava,  ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel'deki ... no'lu bağımsız bölümün tapu iptal ve tescil talebine ilişkindir. <br>Mahkememiz tarafından verilen 13/11/2019 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararıyla davanın hukuki yarar bulunmadığından dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından kararın istinaf edildiği, İstinaf Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi 12/11/2020 tarih ... Esas, ... Karar sayılı kararında \"taraflarca belirtilen ve dayanılan mahkeme ilamlarındaki hüküm,  bu davalarda taraf sıfatı bulunmayan davacı ve davalıyı etkilemeyeceği açıktır. Dosyamızın tarafları bakımından kesin hüküm oluşturmaz. Zira davacının dayandığı ilamda, dosyamız davalısı taraf değildir. Davalının dayandığı ilamda ise dosyamız davacısı taraf değildir. Bu açıklama kapsamında, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmaktadır. İlk derece  mahkemesince işin esasına girerek hüküm tesis etmesi gerekirken dava şartı yokluğu nedeni ile davanın reddi isabetli olmadığından mahkeme kararının kaldırılması gerekmiş\" belirterek Mahkememiz kararının kaldırılmasına karar vermiş ve Mahkememiz ... Esas sayılı dosyasına kaydı yapılmıştır. <br>Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.<br>Bilirkişi 12/02/2023 havale tarihli raporunda; hem davacı ...'nın hem de davalı ... 'nin dava dışı ... kooperatifi üyesi olduklarını, hem davacı hem de davalının üyelikleri gereği adlarına kura yoluyla tahsis edilen bağımsız bölümlerin adlarına tescilini dava dışı kooperatife karşı tapu iptal ve tescil davası açarak istedikleri ve her ikisinin de açtığı tapu iptal ve tescil davasının kabulüne karar verilerek kesinleştiğini, ancak her ikisi adına mahkeme kararı ile tescili yapılan bağımsız bölümün ise aynı bağımsız bölüm olan ... Kat /... nolu taşınmaz olması karşısında davacının, davalı adına mahkeme kararı ile yapılan tapu iptal tescilin yolsuz tescil olduğu iddiası ile huzurdaki yolsuz tescil iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil davasının açıldığını, davaya konu .../ ... Giriş ... nolu bağımsız bölümün 23.06.2017 tarihinde ... yevmiyeli ferdileşme işlemi gereğince davalı ...'e tescil edildiği, davalı adına tapuda hükmen tescil yapılmayıp üyeliği gereği adına ferdileşme işlemi gereği tapu tescilinin mahkeme kararının 24.05.2017 tarihinde kesinleşmesinden 1 ay sonra 23.06.2017 tarihinde kooperatif tarafından gerçekleştirildiğini, bu hususun tapu satış akit tablosuyla da sabit olduğunun tespit edilmesi karşısında davacı ...'nın gerek üyelik tarihi, gerek tapu iptal ve tescil - dava ve kesinleşme tarihleri olmak üzere işlem tarihleri bakımından davalıdan daha önce işlem tesis edilmesi karşısında üstün hak sahibinin davacı ... olduğunu bildirmiştir. <br>Bilirkişi 25/09/2023 havale tarihli ek raporunda; davalı vekilinin kök rapora itiraz dilekçesi ekinde sunduğu 6.3.2017 tarih ... sayılı yönetim kurulu kararında ...'nın ortaklığı ile ilgili hiçbir kayıta rastlanılamadığına dair kararı davacı ...'nın üyelik gereği kooperatife karşı tapu iptal ve tescil davasını (Eski İstanbul ... ATM ... E.) İstanbul ... ATM ( Kapatılan ... ATM ) ... E, ... K sayılı dosyası gereği 29.05.2007 tarihinde açtığı davadan ve kararın kesinleştiği 08.08.2015 tarihinden sonrasına ait olduğunu, hal böyle olunca, söz konusu karar dahilinde kooperatif yönetim kurulunun ... tarih ... sayılı ...'nın ortaklığı ile ilgili hiçbir kayıta rastlanılamadığına dair kararının tek başına kabul edilebilir nitelikte olmayacağı, zira davacı ...'nın üyelikten istifa iradesini yansıtan istifa dilekçesinin de ibraz edilmesi gerekeceği değerlendirilerek bu minvalde davacının istifa nedeniyle üyeliğinin sona erip ermediği noktasındaki nihai takdir Sayın Mahkemenin takdirinde olup kök raporumuzda belirtilen bilirkişi görüşünde bir değişikliğin olmayacağını bildirmiştir. <br>Davacı ... tarafından davalı kooperatif aleyhine açılan ilk dava 29.05.2007 tarihinde İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esasına kaydedilmiş ve ... Karar numarasıyla ... numaralı bağımsız bölümün 22.05.2008 tarihinde davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Yine aynı esas dosyası üzerinden 07.04.2008 tarihinde taşınmaz üzerinde ihtiyati tedbir şerhi eklenmiştir. Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamında kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yapılarak davacının borcunun bulunup bulunmadığı, tapu kaydının iptali ve davacı adına tescili için davacının ödemesi gereken bir miktarın olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir. Bozma sonrası İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esasına kaydedilen dosyada kooperatif ortağı olan ve aidat borcu bulunduğu kanıtlanamayan davacının dava dışı 3. Kişilere olan borçlarının neden gösterilerek davalı kooperatifçe tescilden kaçınılamayacağı gerekçesiyle bir önceki karar gibi davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 15.02.2012 tarihli ... Esas, ... Karar sayılı ilamında;  Yargıtay .... Hukuk Dairesinin bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, 2004-2008 yıllarına ilişkin kooperatif genel kurul tutanaklarının, bunlara ekli tahmini bütçelerin, ortaklara ait ekli olduğu tutanağa geçirilen borç listelerinin ve belgelerinin ibrazının sağlanmasından sonra ek rapor veya içlerinde kooperatif uzamanı da bulunan yeni heyetten rapor alınması gerektiği şeklinde bozma kararı verilmiştir. Bozma sonrası İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esasına kaydedilen dosyada dava konusu edilen taşınmazın davacı adına tesciline dair 01/07/2014 tarihinde ... karar numarasıyla karar verilmiş ve karar temyiz edilmeksizin 27/10/2015 tarihinde kesinleşmiştir. İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde mahkememiz davalısı ... tarafından 18/01/2017 tarihinde müdahale ve temyiz talebinde bulunulmuş, 20/01/2017 tarihli ek kararla müdahale ve temyiz taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>Davalı ... tarafından davalı kooperatif aleyhine açılan ilk dava 15.12.2008 tarihinde İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esasına kaydedilmiş, ... Blok .... Kat ... numaralı bağımsız bölüm için açılan dava 22.06.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile blok numarası ... olarak ıslah edilmiş, alınan bilirkişi raporunda davacının kooperatife karşı akçalı yükümlülüğünün olmadığı ancak ... Blokta ... numaralı dairenin mevcut olmadığı, ... Blok ... girişinde kooperatif adına kayıtlı dairelerin (... , ... ,...) olduğu, davacının bu dairlerden birini talep etme hakkının olduğu, ıslah dilekçesinde bu konuda bir açıklığın olmadığı rapor edilmiş, sonrasında celp edilen tapu kaydında taşınmazın davalı kooperatif adına kayıtlı olduğu, taşınmaz üzerinde mahkememiz dosyası davacısı lehine İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından konulan ihtiyati tedbir de dahil olmak üzere ihtiyati tebirlerin ve hacizlerin bulunduğu görülmüştür. Davacı tarafından 25.11.2010 tarihli dilekçe ile taşınmaz üzerindeki tüm takyidatlarla birlikte tescil talebinde bulunulmuş ve 16.12.2010 tarihinde ... Karar numarasıyla ... blok ... girişi ... ... bağımsız bölümün davalı kooperatif üzerindeki kaydının iptali ile bu taşınmaz üzerindeki hak ve mükellefiyetler aynen kalmak üzere davacı adına tesciline karar vermiştir. Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... tarih, ... Esas, .... Karar sayılı ilamıyla tebligat usulsüzlüğüne ilişkin bozma kararı verilmiş, ilk derece mahkemesi tarafından verilen direnme kararı üzerinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... tarih, .... Esas, ... Karar sayılı ilamıyla bozma kararı verilmiştir. Bozma sonrası dosya İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esasına kaydedilmiş, 21.03.2016 tarihli celsesinde davalı kooperatif yönetim kurulu üyesi ve tasfiye memuru olduğunu beyan eden ... tarafından davacının ortakları olduğunu, dairede halen oturduğunu, tapu iptali ve tescil talebine itirazlarının olmadığını taşınmazın davacı adına tescilinde bir sakıncanın olmadığı beyan edilmiştir. Yargılama sırasında davacı vekili tarafından 05.12.2016 tarihli dilekçe ile aynı taşınmaza ilişkin İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... Esasıyla tapu iptali ve tescil davasının açıldığını, 02.06.2011 tarihinde karar verildiğini ve hükmün kesinleşerek infaz edildiğini haricen öğrendiklerini bu nedenle acilen tedbir kararı verilmesini talep ettikleri görülmüş, mahkeme tarafından dosyanın celbine karar verilmiş ve sonrasında 03.02.2016 tarihinde ara kararla ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. 06.03.2017 tarihili ... Karar sayısında, bir önceki kararda olduğu gibi taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiş, karar temyiz edilmeksizin 24.05.2017 tarihinde kesinleşmiştir. Tescil hükmünde bulunan hak ve mükellefiyetler ibaresinin ihtiyati tedbirleri kapsayıp kapsamadığına ilişkin tapu müdürlüğü tereddüt yaşadığından hükmen tescil işleminin yapılamadığı dosya incelemesiyle görülmüştür.<br>Mahkememize konu edilen yolsuz tescil talebine ilişkin olarak tapu kayıtları incelendiğinde taşınmazın 23/06/2017 tarihinde ferdileşme işlemiyle davalı adına kayıt ve tescil edildiği, taşınmaz üzerindeki tedbir şerhlerinin de mevcut olduğu anlaşılmıştır.<br> 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705. maddesi; “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.”<br>1022. maddesinin birinci fıkrası; “Aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır.” <br>1023. maddesi; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.\"<br>1024. maddesinin ilgili kısımları; “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.”, 1024. maddesinin ikinci fıkrasında “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.”, 1024. maddesinin üçüncü fıkrasında “Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.”<br>Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, ayni haklar tapu siciline tescil ile doğar ve mahkeme kararı bu durumun istisnasını oluştur  yine tescilin hukuki netice doğurabilmesi için de geçerli bir hukuki sebebinin bulunması zorunludur. Bu hususun tapunun illilik prensibinden kaynaklandığı açıktır. Oysa, oluşan sicilin hukuken geçerli bir sebebi bulunmadığı takdirde, tescilin yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı ve sicilin iptali gerekeceğinde kuşku yoktur. Kesinleşmiş mahkeme kararı ortadan kalkmadan, mülkiyet hakkı sahibinin dışındaki taraf iradelerine bağlı olarak yapılan ferdileşme işlemi sonucu oluşan sicilin hukuken geçerli bir sebebe dayanmayacağı da ortadadır.<br> İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu  içeriğine göre; aynı taşınmaza ilişkin iki ayrı mahkeme tarafından farklı zamanlarda iki ayrı kişi lehine tescil hükmünün kurulduğu, davacı tarafından kendi lehine verilen ve kesinleşen tescil hükmünden sonra davalı taraf adına yapılan tescilin yolsuz tescil olduğundan bahisle eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından açılan davanın yargılaması sırasında aynı yere ilişkin tescil kararının verildiğinin öğrenildiği ve bu hususun mahkemeye bildirildiği yine taşınmaz üzerinde de ihtiyati tedbir şerhinin mevcut olduğu,  İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı gerekçesinde İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin vermiş olduğu tedbir kararından bahsedildiği ancak tescil hükmünden bahsedilmediği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunda; davacı ...'nın gerek üyelik tarihi, gerek tapu iptal tescil dava ve kesinleşme tarihleri olmak üzere işlem tarihi bakımından davalıdan daha önce işlem yürüttüğünün ve üstün hak sahibi olduğunun mütalaa edildiği, davacı ... tarafından açılan davada ihtiyati tedbir kararı verildiği ve bunun tapu kayıtlarına işlendiği, davalı kooperatifin her iki davanın da davalısı olması nedeniyle ilk açılan davadan haberdar olduğu, davalının da kendi lehine açtığı davanın yargılaması sırasında tescil kararını öğrendiği, mahkemece tescil kararına değinilmeksizin davalı adına aynı yere ilişkin yine davalının talepleri doğrultusunda hak ve mükellefiyetler aynı kalmak üzere tescil hükmü kurulduğu, bu kararın temyiz edilmeden kesinleşiği, taşınmaz kaydında ihtiyati tedbir şerhleri olması nedeniyle tapu müdürlüğü tarafından hükmen tescil işleminin yapılmadığı, davalı lehine ilk verilen kararın taraf teşkili nedeniyle usulden bozulması ve sonrasında verilen kararın temyiz edilmemesi nedeniyle de davalının hak sahipliğine ilişkin esasa ilişkin temyiz incelemesinin yapılamadığı, yargılama sonrasında davalı kooperatif tarafından ferdileşme işlemi ile davalı adına tescil yapıldığı, kesinleşmiş mahkeme ilamına ve bu ilamın davalı ile kooperatif tarafından bilinmesine rağmen ilama aykırı olarak yapılan ferdileşmeye bağlı tescilin yolsuz olduğu, mülkiyetin hakkının kararın kesinleşmesi ile davacı adına kazanıldığı, aksinin kabulünün hukukun genel prensiplerine aykırı olacağı ve hukuki güvenilirliği zedeleyeceği, davalı tarafından davacının kooperatif üyeliğinden istifa ettiğinin 06.03.2007 tarih  ve ... sayılı yönetim kurulu kararında belirtildiği savunulmuşsa da davacının 17. sıra ile kooperatif üyesi olduğunun ... tarih ve ... sayılı kararında da açıkça belirtildiği, davacının istifa iradesini gösterir ilgili yönetim kurulu kararı dışında başkaca bir delilin bulunmadığı, konutların dağıtım şekli ile davalı adına yapılan tahsisin kesinleşmiş mahkeme kararını ortadan kaldırmayacağı, yine kooperatif yönetim kuruluna ait 06.03.2017 tarihli kararda ...'nın ortaklığı ile ilgili hiçbir kayda rastlanılmadığına ilişkin ibarenin da somut olayda değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla kesinleşen mahkeme kararına rağmen davalı adına yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğu kabul edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davanın KABULÜ ile ... ili, ... İlçesi, ... mahallesi, ... Ada ... Parsel ... Blok ... Kat ... giriş ... no'lu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının İPTALİ ile davacı adına KAYIT VE TESCİLİNE,<br>İİK'nun 28. maddesi gereğince kısa hüküm özetinin Başakşehir Tapu Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine,<br>Alınması gerekli 19.126,80 TL harcın davacı tarafça yatırılan 4.781,70 TL harçtan mahsubuyla bakiye 14.345,10 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvurma harcı, 4.781,70 TL peşin harç olmak üzere toplam 4.813,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 10.020,55 TL yargılama giderinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>AAÜT gereğince hesap edilen 44.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya  verilmesine,<br>Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine,<br>Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle  tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili  İstinaf Dairesi nezdinde istinaf  yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.<br>25/10/2023    <br><br>Katip ...<br>¸ <br> <br> <br>Hakim ...<br>¸ <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e1d73e14a47d6510","SID":"a8ec7884d3d37238"}}