{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2090 Esas<br>KARAR NO: 2023/1684<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 18/12/2019<br>NUMARASI: 2018/72 E. - 2019/1174 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/06/2017 keşide tarihli, 15.000-TL bedelli ... seri no' lu  ... Bankası A.Ş. Bolu Şubesi' ne ait çek ile olarak müvekkili aleyhine haksız ve kötüniyetli olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini,  takibe konu çek, müvekkili tarafından tahsil işlemlerinin yapılması amacıyla başka çeklerle birlikte 30/05/2017 tarihinde ... A.Ş. İmsan Şubesi' ne tevdi edildiğini, tahsil için tevdi edilmiş bulunan bu çeklerin, banka görevlilerinden kimliği belirsiz kişiler tarafından çalındığını,  bunun üzerine ... A.Ş. tarafından takibe konu çekin de aralarında bulunduğu bu çeklerle ilgili olarak İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2017/534 Esas sayılı dosyası ile \"çeklerin zayii ve iptali\"  için dava açıldığını,  İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2017/534 Esas sayılı dosyasından 08/06/2017 tarihinde takibe konu çekin \"ödemekten men edilmesine\" karar verildiği, öncelikle bu nedenle, ödeme yasağı kaldırılmadan, söz konusu çekin takibe konu edilmesi ve bedelinin tahsil edilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca tüm bunlarla birlikte çekin arka yüzü incelendiğinde ... tarafından, çeklerin tahsili amacıyla \"tahsil cirosu\" yapıldığının açıkça görüldüğünü,  tahsil cirosu yapıldıktan sonra çekin başka kişilere ciro edilmesinin (tahsil cirosu dışında) hukuken mümkün olmadığı,  bu hususun TTK' nın 688.maddesinde düzenlenmiş olduğunu, ancak alacaklı tarafı tüm bu hususlar bilmesine ve meşru hamil olmamasına rağmen haksız ve kötüniyetli olarak müvekkili hakkında takibe geçtiğini, İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/417 E numarası ile 13/07/2017 günü, dava konusu takibin iptali için açmış oldukları davada tedbir taleplerinin tensip zabtıyla reddedilmiş olup, itirazları üzerine 05/01/2018 günü tekrar reddedildiğini,  yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, çalıntı çekle, meşru olmayan hamil tarafından ve borçlu olmayan müvekkili hakkında takip sebebiyle müvekkilinin haciz tehdidi altına girmiş olup, iş bu davanın açılması zorunluluğu doğduğunu belirterek borçlu olmadıklarının tespiti ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyasının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin iyi niyetli olup davaya konu  çeki  takas banka aracılığı ile 30.06.2017 ibraz etmiş çek arkasında İstanbul 14.Asliye Ticaret 2017/534 esas sayılı kararına istinaden çek üzerinde herhangi bir işlem yapılamadığını,  müvekkil şirket çeki 13.06.2017 tarhinden teslim alındığını,  davacı tarafın iddasına göre 31.05.2017 çeklerin çalındığını beyan ettiğini,  tedbir kararı ise muhatatap bankaya 16.06.2017 tarihli mahkeme kararı ile  yazıldığını 19.09.2017 tarihinde 14:35 bankaya teslim edilmiş olduğu, müvekkil şirket çeki davacının bankaya teslim ettiği tarihten 7 gün önce teslim aldığını, davacı bankanın şikayet hakkını geç kullandığını, davacının şikayet hakkını geç kullanmasından dolayı şikayet hakkını geç kullandığını, davacının şikayet hakkını geç kullanmasından dolayı müvekkil şirketin bir sorumluluğu olmadığını, aynı zaman da ...  yetkili hamil olmadığını, bankaya ait olduğu ileri sürülen davaya konu çek arkasında ki ciroda tek imza olduğunu bu nedenle geçerli bir ciro bulunmadığını  davacının ...ın yetkili hamil olmaması nedeniyle tahsil cirosunun da  geçersiz olduğunu, müvekkilinin çekten de görüleceği üzere Faktoring Şirket olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; \"Her ne kadar genel kural olarak faktoring şirketine yapılan ciro alacağın temliki hükümlerine tabi olmakla şahsi defiler faktoring şirketine karşı ileri sürülebilirse de bu durum ancak lehtar veya ciranta açısından kendisinden sonraki cirantaya karşı sahip olduğu defiler için uygulama alanı bulmakta olup somut olayda böyle bir durum söz konusu olmadığından şahsi defiler davalı ... şirketine karşı ileri sürülemeyecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK\") m. 710/3 c. 2 hükmüne göre; ödeyen kişi, cirolar arasında düzenli bir silsile bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü ise de; cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir. Bu hükmün ratio legis’i uyarınca ödeyen kişinin (senet borçlusu), senedi devralan kimselerin de ciro silsilesinde şeklen mevcut gözüken ciroların (imzaların) geçerliliğini (sıhhatini) araştırma yükümlülüğü mevcut değildir. Bu nedenle, ciro silsilesinde şeklen mevcut gözüken imzalardan birinin temsil yetkisinin bulunmaması sahte imzanın söz konusu olması gibi bir nedenle geçersiz olması, ciro silsilesinde bir kopukluk olarak değerlendirilmez. Zira ciro silsilesinin, vadeden önce ödeme hali için TTK. m. 710/2 hükmünde öngörülen istisnai hal hariç olmak üzere, senedi ödeyecek olan kimse için dahi ancak ve sadece şeklen (imzaların teselsül edip etmediği yönünden) incelenmesi yasal bir yükümlülük olarak öngörülmüştür ve şeklen ciro silsilesi düzgündür. Yine TTK 687 maddesine paralel olarak düzenlenen  6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9/3 maddesi;  “Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.\" şeklinde düzenlenmiş olup  davacı yan davalının iktisapta kötüniyetli olduğunu ve zararına hareket ettiğini kanıtlayamamıştır. Tartışılması gereken bir diğer husus davalı ... şirketinin dava konusu çeki faktoring mevzuatına uygun olarak faturaya dayalı ciro yoluyla devralıp almadığı hususudur ki dava konusu çekin, aralarında faktoring sözleşmesi bulunan dava dışı ciranta Proje İstanbul şirketi tarafından, faturaya dayalı olarak tevdi edildiği tespit edilmekle davalı tarafın çekin meşru hamili olduğu sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla davacı tarafından, çekin çalıntı olduğu ve bu hususunda davalı tarafından bilindiği, buna rağmen bile bile çekin devralınarak tahsil için bankaya ibraz edildiği, kötü niyetin bulunduğu hususları tüm dosya kapsamında geçerli delillerle ispat edilememiştir. Son olarak davalı yanın tazminat talebi irdelenmiş olup İİK'nın 72/4 maddesinin; \"Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.\"  hükmü uyarınca mahkememizce verilen tedbir kararının uygulandığı anlaşılmakla; davanın reddine, davacının davalıya karşı İİK'nın 72/4 maddesi gereğince alacağın %20'si oranında 3.317,20-TL tazminat ile sorumlu tutulmasına\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; çekte bankanın tahsil cirosunun açıkça görüldüğünü, tahsil cirosundan sonra çekin çalınması sebebiyle çeki ele geçiren cirantalar ve davalının meşru hamil olmadıklarını, müvekkilin son yetkili hamil olarak tahsil cirosuyla dava konusu çeki bankaya tevdi ettiğini, takip alacaklısının ciro zinciri koptuğu için haklı ve meşru hamil olmadığını, bu takibi başlatmaya hakkı bulunmadığını, yüksek mahkeme kararlarına göre de ciro silsilesinde kopukluk varsa faktoring şirketinin yetkili hamil olduğundan söz edilemeyeceğini, TTK 710/3 maddesine göre ödeyen kişinin cirolar arasında düzenli bir teselsülün bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü olup davalının aşikar olan ciro silsilesindeki kopukluğu dikkate almadığını, davalının iyi niyet iddiasında bulunamayacağını, bilirkişi raporuna aykırı karar verildiğini, istirdat davasının İİK madde 72/4 gereğince reddinin hatalı olduğunu, müvekkilden çek tzminatı talep edilemeyeceğini, çek tazminatının sorumlusunun keşidecisi olduğunu, tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  Davanın konusu İİK 72. maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında alacaklı ... A.Ş. tarafından davacının da içinde bulunduğu borçlular aleyhine çeke istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Takibe konu çekte keşide tarihinin 30.06.2017 tarihi, keşidecinin  Bolu Belediyespor Kulübü Derneği, lehtarın Boluspor Kulübü olduğu, davacının ...'ın çekte ciranta olduğu, ... A.Ş.'ye ait kaşede ibraz eden ve tahsil karşılıksız işlemin yapılması talep eden ... A.Ş. kaşe ve imzasının yer aldığı, çekin yasal süresi içinde bankaya ibraz edildiği, İstanbul 14. ATM'nin 2017/534 E. sayılı dosyasından verilen tedbire istinaden herhangi bir işlem yapılamadığının belirtildiği görülmüştür. Davacı tarafından dava dilekçesi ile takibe konu çekin ... A.Ş.'ye tahsil amacıyla verildiğini, bu çeklerin banka görevlilerinden kimliği belirsiz kişiler tarafından çalındığı, ... A.Ş. tarafından İstanbul 14. ATM'nin 2017/534 E. sayılı dosyasından çeklerin zayi ve iptali davası açıldığını, ... tarafından tahsil cirosu yapıldığını, TTK 688 maddesine göre tekrar tahsil cirosu ile ciro edilebileceğini, ... sonraki ciroların tahsil cirosu olmadığını, ciro silsilesinin koptuğunu, ... sonra gelen cirantaların meşru hamil olmadığını belirterek menfi tespit davasının kabulü talep ve dava edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nin 688. maddesine göre ciro, \"bedeli tahsil içindir\". \"Vekaleten\" veya bedelin başkası adına kabul edileceğini belirten bir şerhi ya da sadece vekil etmeyi ifade eden bir kaydı içerirse hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabileceği, fakat o poliçeyi ancak tahsil cirosu ile tekrar ciro edebileceği belirtilmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi raporunda davacının dava konusu çeki ticari ilişki kapsamında aldığı ve örtülü tahsil cirosu ile çek senet tevdii bordrosu kapsamında ...'a ciro ederek verdiği, dava dışı ... cirantanın vekil hamili olarak tahsile yönelik tahsil cirosunun mevcut olduğu, tahsil cirosu ile bonoyu devralan dava dışı ... ciranta adına söz konusu hakkı kullanırken çekin zayi edilmesinden kaynaklı işbu defa zayi nedeniyle iptal davası açtığı, dava dışı ... tahsil cirosu bulunan çek üzerinde ... sonra davalı ... şirketinden önceki cirantaların tahsile yönelik herhangi bir ibare olmadan ciroları bulunduğu, bu cirolardan sonra davalı ... şirketinin tahsil cirosunun bulunmasının söz konusu durumu değiştirmeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda icra takibine konu çekin davacı tarafından 30.05.2017 tarihinde çek tevdii bordrosu ile dava dışı ... A.Ş.'ye teslim edildiği, ... A.Ş'nin kaşesinin tahsil cirosu niteliğinde olduğu, 6102 sayılı TTK'nin 688. maddesine göre tahsil cirosundan sonraki ciroların tahsil cirosu ile yapılması gerektiği, takibe konu ... A.Ş.'den sonraki ciroların tahsil cirosu niteliğinde olmadığı, faktoring şirketinin tahsil cirosunun bulunmasının sonucu değiştirmeyeceğinden, ciro silsilesinin kopuk olması ve ciro silsilesinin kopuk olduğunun senet metninden anlaşılır olması sebebi sebebiyle alacaklının yetkili hamil olmadığı, davanın sübut bulduğu anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi hukuken yerinde değildir.Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davacının icra takibine konu çek nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine ve davalı alacaklının takipte haksız ve kötü niyetli olduğundan İİK 72/5'e göre %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/12/2019 tarih, 2018/72 E., 2019/1174 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3 İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu, 30/06/2017 keşide tarihli, 15.000-TL bedelli .... seri no' lu  ... Bankası A.Ş. Bolu Şubesi' ne ait çek, 40,63 TL işlemiş faiz, 1.500,00 TL işlemiş faiz, 45,00 TL komisyon nedeniyle davalıya toplam 16.586,00 borçlu bulunmadığının tespitine,4- Davalı alacaklının takipte haksız ve kötü niyetli olduğundan İİK 72/5'e göre %20 3.000,00 TL kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.132,99-TL karar harcından peşin alınan 283,25-TL'nin mahsubu ile bakiye 849,74‬ TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 36,90 TL başvurma harcı, 283,25 peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 650,00 TL bilirkişi ücreti, 133,25‬ TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.108‬,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(2). maddesine göre 16.586,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 136,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 284,6‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b851b7707be604c9","SID":"3241fe472c87e765"}}