{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2390 <br>KARAR NO: 2023/2062<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/09/2023<br>NUMARASI: 2023/276 2023/480<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı,  davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin makine mühendisi olduğunu ve bu faaliyetinde kullanmak üzere davalı tarafından inşa edilen bir adet bağımsız bölümün, taraflar arasında düzenlenen 01.07.2020 tarihli satım sözleşmesi ile satın alındığını, ancak davalının dükkan vasfındaki taşınmazı sözleşmede belirtilen tarihte yapı kullanım izin belgesi alarak teslim etmediğini,  sözleşme uyarınca taşınmazın 01.05.2021 tarihinde teslimi gerektiğini, halen dahi taşınmazın teslim edilmemesi nedeniyle gecikme tazminatı ve teslimi gereken tarihten itibaren kira ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, geç teslim ve yapı kullanım belgesi alınmamasından kaynaklı şimdilik 10.000 TL tazminatın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vekili, savunmasında özetle; davacının Çorlu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 52.000 TL  aslı alacak 6.664,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam  58.664,93 TL takip başlattığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, bunun üzerine belirsiz alacak davası talepli tazminat davası açıldığını ve bu davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacının tacir olduğunu ve imalathane ihtiyacı için taşınmaz aldığını ileri sürmesine rağmen, taşınmazın yatırım amaçlı alındığını, bu nedenle tüketici mahkemesinin görevli olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında düzenlenen “Depo Satış Sözleşmesi” adılı sözleşmenin kanuni şekil şartını taşımadığını, müvekkilince taşınmazın yapı kullanım izin belgesinin alındığını, taşınmazların geç teslim edilmediğini, diğer maliklerin taşınmazlarını teslim almasına rağmen, davacının taşınmazı teslim almayarak kasten boş tutuğunu, daha sonra kullanmaya başladığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davacı vekilince Çorlu nöbetçi asliye ticaret mahkemesine hitaben dava açılmış olup, Çorlu'da ticaret mahkemesi bulunmaması nedeniyle dava dosyasının tevzi edildiği Çorlu 4.Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosya Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir. Anılan mahkemece yapılan yargılama sonucunda, Çorlu  Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirlenerek, görevsizlik kararı verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Mahkememizce yapılan inceleme, toplanan deliller birlikte değerlendirdiğinde, davalının ...'nun  ticaret sicil kaydı bulunuyor ise de işletme hesabına göre defter tuttuğu, dava konusunun taraflar arasında dükkan işyeri vasfında taşınmaz satış sözleşmesinde belirtilen teslim tarihine uymayarak geç teslimden dolayı mağdur edilmesine ilişkin olduğu, davalının tacir sıfatı bulunmadığı, davanın nispi ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gerekli olduğu, özel yetkili olan Mahkememizce  TTK 4. Maddede düzenlenen  ticari davaların görülüp karara bağlanabileceği, davaya bakmaya genel yetkili mahkemelerin görevli olduğu (Benzer yönde İstanbul BAM  3. HD 2020/897 esas ve 2021/2890 karar, İstanbul BAM 44 HD 2021/1450 esas ve 2021/1444, İstanbul BAM 12 HD  2018/952 esas ve  2018/1355 karar sayılı ilamları), hususları nazara alınarak 6100 sayılı HMK 115/2. Madde gereği davanın usulden reddi gerektiği, dosyanın Mahkememize Çorlu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı ile gönderilmesi nedeniyle olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğu kanaatine varılarak kararın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde uyuşmazlığın giderilmesi için dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine...\" gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince davanın usulden reddine, Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunun tespitine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafından Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada görevsizlik kararı verildiğini, davanın gönderildiği Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin de genel görevli mahkemenin görevli olduğu gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verdiğini, ancak bu kararın hatalı olduğunu, davacının Çorlu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında toplam 58.664,93 TL tutarında takip başlatmasına ve takibe itiraz edilmesine rağmen belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığından, davanın öncelikle bu yönden reddi gerektiğini, dava dilekçesinde taşınmazın imalathane için alındığının belirtilmesine karşın taşınmazın yatırım amacıyla alınması nedeniyle tüketici işlemi bulunduğunu, ve talep edilen miktar nedeniyle tüketici hakem heyetinin görevli olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesine konu taşınmazın geç teslimi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, müvekkilinin makine mühendisi olarak çalıştığını, yaptığı iş için ihtiyaç duyulan imalathanenin satın alınması için taraflar arasında düzenlenen adi yazılı satım sözlemesi ile bir adet taşınmaz satın alındığını, ancak taşınmazın yapı kullanım izin belgesi alınmadığını ve süresinde teslim edilmediğini ileri sürerek, uğranılan zararların tazmini talepli dava açmıştır.  Davalı ise taraflar arasında adi yazılı sözleşme ilişkisini kabul etmiş, ancak bu sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığını, takibe yönelik itiraz üzerine belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, taşınmazın teslim edildiğini, sözleşmenin şekil şartlarına aykırı düzenlendiğini ve davacının mesleki amaçla taşınmaz satın almadığını, taşınmazın yatırım amacıyla alınması nedeniyle tüketici işlemi bulunduğunu savunmuştur. Dava konusu sözleşmenin depo satış sözleşmesi adıyla düzenlendiği ve davalı tarafından inşa edilen yapıdaki ... nolu 100 m2 brüt alanlı dükkan veya deponun sözleşmede belirtilen şartlarda ve on ay sonra teslimi konusunda tarafların anlaştığı görülmektedir. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesinde; \"Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir\" ifadesi ile tüketici mahkemelerinin görev alanı tüketici işlemleri ile sınırlandırılmıştır. Aynı Kanun'un 3/l. maddesinde ise, \"mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem, tüketici işlemi\" olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre, satım sözleşmesi de karşı tarafın tüketici olması halinde, tüketici işlemi niteliğinde olabilir. Aynı maddenin k bendinde tüketici tanımı yapılmış olup, buna göre tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder. Somut olayda, satın alınan taşınmaz dükkan veya depo niteliğinde olup, mahkemece yapılan araştırmaya göre işletme esasına göre defter tutan davacı esnafın taşınmazı mesleki faaliyeti için satın almış olması nedeniyle, tüketici işlemi bulunmadığı, bu nedenle tüketici mahkemesinin görevli olduğundan söz edilemeyeceği  anlaşılmaktadır. Ticari davalar ise mutlak ticarî davalar ve nispi ticarî davalar olarak iki guruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunlar yanında  bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava niteliğinde olduklarından, mutlak ticari dava olarak kabul edilirler. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için uyuşmazlığını her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması, davanın ticari dava olarak kabulünü gerektirmez. Tüm bu açıklamalar ve ortaya konulan yasal düzenlemeler karşısında somut olay incelendiğinde;  davacının tacir olmadığı  ve TTK'da düzenlenmeyen satım sözleşmesinden kaynaklanan davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği açık olduğuna göre, davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahsedilemez. Bu durumda davaya bakmaya, genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılmaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararı isabetli bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, görevli Çorlu 4. Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmek üzere, kararı veren Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.14.12.2023<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.c maddesi uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ade49cf2ccf64a01","SID":"cea9bd10ffe9a0c5"}}