{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2432 <br>KARAR NO: 2023/2098<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 19.07.2023<br>NUMARASI: 2023/242 D.iş - 2023/254 Karar<br>TALEP: İhtiyati Haciz<br>Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı, ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz isteyen vekili, talep dilekçesinde özetle; Müvekkil ve 1. No.lu borçlu ... arasında; Tekirdağ, Çorlu, ... Mah, ... Mevkii, ... Ada, ... Parselde ve  Tekirdağ, Çorlu, ... Mah. ... Mevkii ... Ada, ... Parselde kayıtlı, Taşınmazlarırı hissedarlardan satın almabilmesi için müvekkilin ...'ye nakden 4000.000 TL ödemeyi; ...'nin ise bu taşınmazları açıkça belirtilmiş olduğu gibi sadece bir Aracı sıfatıyla, Peyderpey kendisi yahut akrabalarının adına satın alarak öncelikle yeni kurulacak bir şirkete (2.nolu borçlu) devretmeyi, bilahare bu şirketin % 17 hissesini de müvekkile devretmeyi üstlendikleri 1.4.2016 tarihli Taşınmaz Yatırım Sözleşmesi  akdedilmiştir. ..., sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmeyince, müvekkil Beyoğlu ... Noterliği kanalıyla 26.04.2018 tarihinde ihtamame göndermiş, (Ek-2: İhtarname örneği) İhtamameden sonuç alınmaması üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takibini başlatmıştır. İcra takibine haksız itiraz edilmesi üzerine, alacağını tahsil edemeyeceği endişesiyle müvekkil huzurdaki İhtiyat haciz başvurusunu yapmıştır. 2. No.lu borçlu ... Dış Ticaret A.Ş (“...\") ise Sözleşme uyarınca ..., ...'nin eşi ...”) ve ...'nin kayınbiraderi ...'in taşınmazları devretmek üzere kurdukları ve tek iştigal konusu bu taşınrmazlardan ekonomik fayda elde etmek olan bir anonim şirkettir. (Ek-3; ... A.Ş. İlk kurucular isimlerini gösteren 23.01.2017 tarihli Türkiye Ticaret sicil gazetesi) Taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili maddesi aşağıdadır. Her iki taşınmazın (... adit bir başka kişi tarafından bu parsellerde satın alınan veya satın alınacak olan hisseler dışındaki tüm hisseleri, hissedarlardan satın alındıktan sonra, ... ada ... Parsel va ... ada ... parsel sayılı taşınmazlar, ileride kurulacak ve mühtemel unvanı ... A.ş. (kısaca şirket olarak anlacaktır) olacak bir Anonim Şirket adına tescll edilecektir. Dolayısıyla, nihai aşamada, sözleşme konusu taşınmazlarda sadece ilk hissedar olacaktır; ... ve kurulacak ŞİRKET. Şirket'in kuruluş aşamasında, Aracı-Koordi mnatör'ün yakın akrabaları da hissedar olabilecektir. Sözleşme'nin C-1. maddesi Uyarınca müvekkil ve ..., müvekkilin borçlu ...'ye söz konusu taşınmazlardan peyderpey hisse satın alması için toplam 5.000.000 TL ödediği konusunda mutabık  kalmışlardır. Sözleşme'nin C-2. ve C-3. maddeleri uyarınca ...'nin bu sözleşme çerçevesinde üstlendiği borç; Çorlu'da bulunan her iki taşınmazın hisselerinin ... tarafından bizzat kendisi yahut akın akrabaları olan ... ve ... emaneten peyderpey satın alınması, Bu taşınmaz hisselerinin bilahare bu yakım akrabalarmın kurucu ortak olacakları kurulacak ... şirketi adına devredilmesi (tapuda devir, ayni sermaye koyulması veya birleşme yoluyla devredilmesi ve nihayet kurulacak şirket hisselerinden, %17 kısınının müvekkile devir etmektir. Bu amaç gereğince kurulacak şirketin yapısı ve hatta unvanı, şirketin kuruluşundan 1 yıldan fazla bir süre önce kararlaştırılacak kadar açık bir şekilde tarafların iradesine konu olmuş ve şirket unvanının ...  Tic. A.Ş. olacağı dahi sözleşmede belirtilmiştir. Sözleşme'nin C-2. maddesine uygun olarak, her iki taşınmazın hisseleri 31.05.2016 tarihinden başlamak üzere peyderpey ..., ... ve ... ticari işletmeleri adıma farklı tarihlerde satın alınmıştır. Davalı ... ile ... ve ..., ... şirketinin TTK Bgereği birleşme aşamasında hazırlanan yeminli mali Müşavir taporuna göre ... şüketinin \"ortaklara borçlar” hesabında ... tarafından davalı ... şirketine 4,953,617,64 TL nakit borç verildiği yazılmaktadır. ... şirketinin kurulup, tüzel kişilik kazandıktan sonra satın almış göründüğü taşınmaz hisselerinin satın alma değerleri toplamı 4.732.664,00 TL'sıdır. Tapu masrafları ve diğer masraflar dikkate alındığında tam olarak da satın alınacak taşınmazlar hisse değeri kadar paranın ... terafından ... şirketine borç verildiği yani ... şirketi adına satın alınmış görünen taşınmaz bedellerinin ... aslında ... tarafından ödendiği anlaşılacaktır. Bu hususlar dikkate alındığında ..., ... ve ...'nin kendi adlarına ticari işletme kurmalarının yegâne amacı, kendi adlarına emaneten duran taşınmaz hisselerini, kurulacak ... A.Ş. şirketine devir etmektir, Bu nedenle de 6102 sayılı TTK'nın 12/1. maddesi uyarınca, tacir sıfatımı haiz oldukları ve peyderpey satın aldıkları bu taşınmazların da TTK md. 11/1 uyarınca ticari işletmelerini oluşturduğu açıktır. ... ticari işletmesini İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne, ... sicil numarası ile 30.12.2016 tarihinde; ..., ... sicil numarası ile 30,12.2016 tarihinde; ... ise ... sicil numarası ile yine 30.12.2016 tarihinde tescil ve ilan ettirmişlerdir. (Ek-6: S.1.2017 tarihli, 9235 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ilanları). Yukarıda da izah edildiği üzere bu tesciller kurucu değil açıklayıcı niteliktedir. Bilahare ..., ... ve ... ticari işletmeleri 21.07.2017 tarihinde, Sözleşme'nin C-2. maddesinde öngörüldüğü üzere, taşınmazların ... Şirketi'ne devrini temin bakımından İstanbul Ticaret Sicili'ne tescil edilen birleşme işlemi neticesinde, TTK md. 194 hükmü uyarınca ... ile birleşmiştir. (Ek-7: 10.08,2017 tarih, 9386 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ilanları, Ek-8: 14.07.2017 Tarihli Birleşme Sözleşmesi.02.10.2017 tarihinde müvekkilin işbu dilekçeye konu olan dışındaki diğer alacakları hakkında TTK madde 157 gereği müvekki) tarafından noter kanalıyla ihtarname gönderilmiştir. (Ek-9; 02.10.2017 tarihli ihtarname) Bu ihtarnameye karşı ... A.Ş. “...'nun borcundan dolayı ... A.Ş.'nin hiçbir sorumluluğu yoktur” diye itiraz etmediği veya sorumlu olmayacağı anlamma gelen tek bir kelime yazmadığı gibi tam tersine “alacaklı olduğunuz icra dosya numaralarını bildirirseniz gereğini yaparız” yazmıştır. (Ek-l10: 09,10.2017 tarihli ... A.Ş. İhtamame cevabı) 16.10,2017 tarihinde gönderilen ihtarname ile müvekkilin diğer alacaklarına konu icra takip dosya numaraları ve alacak meblağları bildirilmiştir. (Ek-lI; 16.10.2017 tarihli ihtarname) Bu noktada Sözleşme'nin C-2. ve C-3, maddeleri uyarınca artık yapılması gereken, ... A.Ş.'nin hisselerinin % 17'lik kısmının müvekkile devredilmesidir. Fakat ... A.Ş.'nin hisseleri, müvekkile devredilmemiştir. Yani ..., Sözleşme uyarınca müvekkile karşı üstlenmiş olduğu barcu ifa etmemiştir. Dolayısıyla Sözleşme'nin C-7, maddesi uyarınca cezai şart borcu da muaccel hâle gelmiştir. Öte yandan ..., bu Sözleşme uyarınca tahsil etmiş olduğu bedelleri müvekkile iade etmekten de kaçınmıştır. Tüm bu açıklananların ...'nin sorumluluğunu gerektirdiği aşikârdır. Bununla birlikte aşağıda açıklanacağı üzere diğer davalı olan ... A.Ş. De, Türk Ticaret Kanunundaki şirket birleşmesinin doğal sonucu külli halefiyet ilkesi gereği,  ..., ... ve ... arasında imzalanan birleşme sözleşmesi madde 7 gereği ve  Tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesi gereğince müyekkile karşı ... ile birlikte müteselsilen sorumludur. ...te müteselsiler sorumludur. ... ve ... A.Ş.'nin sorumluluklarına dair açıklamalarımız aşağıda sırasıyla derinleştirilecektir)Müvekkilin Sözleşme uyarınca kendi üstüne düşeni yerine getirdiği taraflar arasında imzalan sözleşme ile sabittir. ...'nin imzasını taşıyan Sözleşme'nin C-. Maddesi, Müvekkilin ...'ye toplam 5.000.000 TL ödemiş olduğunun ispatı bakımından yeterlidir. Buna karşılık ..., Sözleşme'den doğan kendi borcunu ifa etmemiştir. Şöyle ki, yukarıda açıklandığı üzere, Sözleşme'nin C-2, C-3, C-4. ve C-7. maddeleri uyarınca 1.no.lu davalı ..., Taşınmazları kendisine ve eşi ... ile kayınbiraderi ...'ya ait olan ticari işletmeler adına Peyderpey satın almış olmasına ve Bu taşınmazları bilahare kurulmuş davalı ... şirketine 14.07.2017 tarihli birleşme sözleşmesine istinaden (TTK md. 194 hükmü uyarınca) ticari işletmenin devri yoluyla devretmiş olmasına rağmen; ... Şirketi'nin  %17'lik hissesinin müvekkile devrini sağlamamıştır. Sonuç olarak ..., Sözleşme'de belirtilen kesin vade olan 31.12.2017 tarihine kadar ve bu tarihi takip eden altı yıllık süreçte, Ne Sözleşme'den doğan ... A.Ş. hisselerinin devrine ilişkin borcunu yerine getirmiş, Ne müvekkilin Sözleşme uyarınca ödemiş olduğu 5.000.000 TL'yi müvekkile iade etmiş, Ne de cezai şart olan 1.000,000 USD'nı ödemiştir. Bu çerçevede ...'nin müvekkile karşı sorumlu olduğu açıktır. Buna göre davalı ...”nin, sorumluluktan kurtulabilmesi için: Ya Sözleşme'nin C-4. maddesi uyarınca taşınmazların ... A.Ş.'ye devrini takiben ... A.Ş. hisselerinin %17'lik kısmının 31.12.2017 tarihine kadar müvekkile devredildiğini ispatlaması;  Ya da Sözleşme'nin C-7. maddesi uyarınca 5.000.000 TL'yi müvekkile iade ettiğini ve İfaya eklenen cezai şart olan 1.000.000 USD'yi müvekkile ödediğini ispatlaması gerekmektedir.Ancak davalının bu ispat yükünü yerine getiremediği açıktır. Ekli tapu kaydından da görüleceği gibi Çorlu'da bulunan taşınmazlar halen ... A.Ş, adına tescillidir. (Ek-12; Çorlu'da bulunan taşınmazlar tapu kaydı) Sonuç olarak müvekkil, 1.no.lu davalı ...'ye karşı, 5.000.000 TL'nin ve 1.000.000 USD'lik cezai şartın, kesin vade tarihi olan 31.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsili için bir ilarnsız icra takibi başlatmış fakat takibe davalı tarafça haksız bir şekilde itiraz edilmiştir. 1 nolu ...'nin müvekkile ödemeyi üstlendiği tutar Sözleşme'de hiçbir şüpheye mahal vermeyecek şekilde ortaya konulmuş olmakla alacak tutarının likit olduğundan\" beyanla  davalıların menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E, sayılı icra takip dosyasına konu alacak ve fer'ileriyle sınırlı ve teminatsız olarak ihtiyaten haczine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Alacaklı - ihtiyati haciz isteyenin, borçlulardan kayıtsız- şartsız borç ikrarını içeren vadesi gelmiş bir belgeye dayalı olmayan talebin konusu alacağın varlık, miktar ve vadesinin tespiti borçluların sorumluluğunun belirlenmesi yargılamayı gerektireceği kanaatine varılarak, İİK 257 vd maddelerinde aranan yasal şartların oluştuğuna ilişkin hususların mevcut deliller ile kanıtlanamadığı... \" gerekçesiyle, ihtiyati haciz isteminin reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, ihtiyati haciz isteyen vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati haciz isteyen vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İhtiyati haciz talep dilekçesindeki beyanlarını aynen tekrarla; somut olayda, ... ile ... A.Ş. aslında ekonomik ve yönetimsel bir bütünlük teşkil ettiğini, tüzel kişilik kurgusunu, dürüstlük kuralına aykırı olarak kullandığını, mevcut olan fiili ve ekonomik bütünlüğü gizlediğini, dolayısıyla tüzel kişilik perdesinin aralanması ve müvekkiline karşı ... A.Ş. ile ...’nin müteselsilen sorumlu olduklarının kabul edilmesi gerektiğini, ayrıca ...’nin eşi ...’nin de, ... A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı olarak, bu ekonomik ve yönetimsel bütünlüğün parçasını teşkil ettiğini, buna göre, ...’nin de tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle müvekkiline karşı müteselsilen sorumlu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, görüldüğü üzere, ..., ... A.Ş. ve ...’nin bir bütün olarak değerlendirilmesi ve tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektiren ekonomik / yönetimsel bütünlük söz konusu olduğunu, Bu nedenlerle ... Şirketi tüzel kişiliği, hukuken ayrı bir tüzel kişilik gibi görünmekle birlikte esasen hem varlık sebebi hem de iştigal konusu itibariyle 1 no.lu davalı-borçlu ...’nin kişiliği ile iç içe geçmiş, özdeş vaziyette olduğunu, keza 3 no.lu davalı-borçlu ... de bu bütünün bir parçası olduğunu, bu nedenle en başta borçlu ...’nin bizzat kendisinin hakim hissedarı olduğu bu şirketin borçlu olan kendisinin mal kaçırma kastını ve mali durumunu bilmediğini söylemek de ciddiyetle bağdaşmadığını, ...'nin sözleşme’ye konu ... şirketinde (ve dolayısıyla davaya konu taşınmazlarda), ve tıpkı sözleşmedeki ifadeyle kuruluş aşamasında çoğunluk hissedarı olarak gözükmekten imtina etmesinin sebebinin, taşınmazlardan pay aldığı dönemde ... Bankası A.Ş nezdinde \"İnşaat ve Gayrimenkul Yönetimi Bölümü Müdürü\" olarak çalışması ve banka kuralları gereği bir şirkette çoğunluk hissedarı ve yönetici olmasının yasak olması olduğunu, nitekim ... Bankası A.Ş.'nin Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 26.05.2017 tarihli müfettiş raporunda; Firmanın (... şirketi) kuruluşu ÖNCESİNDE Bölge Hukuk Müşavirinden  .. Firmanın ana sözleşmesine ilişkin görüş talep ettiğiniz, anacak ana sözleşmeye \"kurucu ortak olarak temettü alamayacağınız\" yönünde madde eklenmesi yönünde görüş bildirmesine karşın tescil edilen ana sözleşmeye benzer bir eklemediğiniz anlaşılmıştır, nedenini açıklayınız\" sorusuna, \"Bu konuyu atlamışım gerekirse ana sözleşmeyi değiştirebilirim\" şeklinde cevap verdiğini, buna ilişkin belgelerin ekte sunulduğunu, Banka teftiş kurulu tarafından yöneltilen diğer soru olan \"Bölge Hukuk Müşavirine taslak ana sözleşmeyi incelemesi amacıyla iletirken şirkette azınlık hissesine sahip olacağınız belirtilmesine karşın eşinizle birlikte şirketin %61,4 hissesini elinizde bulundurduğunuz anlaşılmaktadır. Belirtiğinizden farklı kapsamda bir ortaklık yapısı ile şirket kurmanızın nedenini açıklayınız\" sorusuna karşılık  \"Sadece kendi hissemi değerlendirip çoğunluk olmadığını düşündüm, Eşimle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini bilmiyordum\" şeklinde cevap verdiğini, yine bunun da ekte sunulduğunu, Bu yazılı ifadelerden anlaşılacağı gibi ...'nun, kendisi çoğunluk hissedar olarak görünemeyeceği için, MECBUREN eşi ...’yi ve kayınbiraderi ...’i KURULUŞ aşamasında hissedar olarak gösterdiğini, ... Bankası yönetmeliklerinin engel teşkil edebileceği öngörülerek; sözleşmede kolaylıkla anlaşılır bir şekilde aracı-koordinatör ...’nin yakın akrabalarının (fiilen kayınbiraderi ve eşinin), kuruluş aşamasında, hissedar olacakları değil, olabilecekleri tedbiren yazılmış ve gerçekten de sırf bankanın uygulamaları yüzünden bu ifadenin ne kadar gerekli olduğu süreç esnasında ortaya çıktığını, Kısaca, ... arsaların satın alınmasını sözleşmede yazılı olduğu gibi koordine edip ve ... şirketinin kuruluşunu yaptığı aşamada ... Bankasında çalışmıyor olsa idi veya ... Bankasının anılan yasakları olmasa idi, ...’nin kendisi dışında eşi ... veya kayınbiraderi ...’i ... şirketinin kuruluş aşamasında sözleşmede de zikredilmiş olduğu gibi göstermelik olarak hissedar yapmasına ihtiyacı olmayacağını, ..., zaten bu taşınmazlar bedelinin tamamını kendisi tarafından ödendiğini de iddia etmemiştir. ...'nin ... Bankası Disiplin Kurulu Başkanlığı’na verdiği 27.10.2017 tarihli savunma dilekçesinde;\t\"bu projenin koordinasyonu ve yönetimini ben yapmaktayım. Bu projenin bedelinin 3,5 milyon TL’si benim adıma banka kredisi ile geriye kalan büyük bölümü ise finansörlerin koyduğu paralarla karşılanmaktadır\" beyanıyla, başkalarından aldığı paralar ile taşınmazları satın aldığını zaten kendisi de ikrar ettiğini, Sonuç olarak gerek külli halefiyet, gerek türk ticaret kanunundaki şirket birleşmesi hükümleri, gerek taraflar arasında imzalanan birleşme sözleşmesi hükümleri ve gerekse tüzel kişilik perdesinin aralanması kuralları  gereğince ...’nin borçlarından ... A.Ş.' de sorumlu olduğunu, Bu nedenler de göz önünde tutularak mahkeme kararının kaldırılarak borçlular hakkında başlatılan icra takip dosyasından infaz edilmek üzere, borçluların her türlü taşınır, taşınmaz ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı tesis edilmesini gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Talep, İİK'nın 257 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati hacze ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati  haciz talebinin reddine  karar verilmiş;  bu karara karşı, ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekilince, alacaklı ... ile 1 nolu borçlu ... arasında  01.04.2016 tarihli sözleşmenin imzalandığını, müvekkilinin sözleşme uyarınca 5.000.000 TL ödediğinin sabit olduğunu, sözleşme uyarınca davalının ve sözleşme uyarınca kurulacağı belirtilen 2 nolu davalı şirketin, sözleşme hükümleri, şirket birleşmesi nedeniyle külli halefiyet gereği ve ayrıca tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesi uyarınca müvekkiline karşı sorumlu olup, müvekkilinin her iki borçludan alacaklı olduğunun kabulü gerektiğini, sözleşme uyarınca müvekkiline devrinin taahhüt edilen  2 nolu şirket hisselerinin devrinin yapılmadığı gibi devrin bu aşamada mümkün olmadığını, müvekkiline karşı ihtiyati haciz borçlularının ödenen 5.000.000 TL ve sözleşmedeki cezai şart tutarı 1.000.000 USD yönünden müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürülmüştür. Davacı vekilince delil olarak  sözleşme ve hükümlerine, tapu kayıtlarına ve ticaret sicil kayıtlarına dayanılmıştır. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin  edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya  hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken  alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre  alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. Somut olayda, maddede aranan şartların gerçekleşmediği, alacağın varlığı ve miktarı konusunda İİK'nın 258. maddesinde aranan yaklaşık ispatın sağlanamadığı, alacaklı tarafından sunulan belgelerin yaklaşık ispata yeterli olmadığı kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddi dair ara kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Buna göre  davacı vekilinin aksi yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz talep eden vekilinin  istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati haciz talep eden tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20.12.2023 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f  ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"76861bcdbcff624d","SID":"40ed04868379f483"}}