{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2239 <br>KARAR NO: 2023/1669<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2.fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 13/02/2020<br>NUMARASI: 2018/82 E. - 2020/107 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin uzun yıllardır İstanbul da şube sayısı dokuzu bulan \"... \" olarak bilinen restoranlar zincirini işlettiğini, İstanbul’un en yoğun semtlerinde yer alan şubeleri ile  ... yıllar içinde tanınmışlığının arttırdığını ve haklı bir itibar sahibi olduğunu, müvekkili ...'ın 25.08.2014 tarihinde \"... \" ibaresini marka olarak  ... hizmet numarası ile tescil ettirdiğini, ...'ın daha önce de, 28.08.2013 tarihinde, \"...\" ibaresini marka olarak ... hizmet numarası ile tescil ettirdiğini, müvekkili ... ise, 10.07.2014 tarihinde \"... \" ibaresini marka olarak ... hizmet numarası ile tescil ettirdiğini ve bu markaları iş yerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında \" ...\" olarak kullandıklarını,  davalının ... ibaresi ile bir lokanta açtığını ve müvekkilleri ile aynı alanda hizmet sunduklarını, müvekkillerin tescilli markası ile aynı ibare olan ...  İbaresini öne çıkararak kendi hizmetlerinde kullandıklarını ve söz konusu lokantanın müvekkillere ait bir işletme olduğu izlenimi yarattıklarını, tüketiciler de kolayca söz konusu yerin müvekkillere ait olduğunu düşündüğünü, davalının bu ibare ile hizmet sunması müvekkillerin markası ile iltibasa yol açtığı için markaya açık bir tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalı ...  ibaresine kesmiş olduğu yazar kasa fişinde dahi kullandığını, davalının işletmekte olduğu lokantanın iç dizaynı dahi, müvekkil lokantalarının iç dizaynı ile aynı olduğunu, bu nedenle de tüketicilerde, lokantanın müvekkillere ait olduğu izlenimini doğurduğunu ve markaya açık bir tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalıların verdikleri hizmetin çok kötü olması nedeni ile müvekkillerin itibarını dahi zedelediklerini, müvekkilimin ekte sunulan tescilli markası 556 s. KHK hükümleri gereğince korunmaya değer olup, müvekkillerimin izni olmaksızın başka bir şahsın ticari unvan ve işletme adı olarak kullanılamayacağını, davalının müvekkillerin tescilli markası olan ... ve ... ibarelerini özellikle öne çıkararak kullandığı ...  ibaresi ile müvekkillerimin tescilli markasına aynen benzediğinden bu durumun haksız rekabet nedeniyle müvekkilimin markasına tecavüz oluşturduğunu belirtmiş markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ile SMK 151/2-c ve ilgili maddeleri gereği hesap edilecek bedelden, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik maddi tazminat olarak 1.000,00 TL ve manevi tazminat olarak da 10.000,00 TL olmak üzere toplam 11.000,00 TL tazminatın dava tarihiden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil 13.03.2018 tarihinde marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilin tescilini talep ettiği marka \"...\" olduğunu, müvekkilin tescil ettirmek istediği marka ile davacıların markası birbirinden farklı olduğunu ve karıştırılma ihtimali olmadığını, davacılar tarafından markaya tecavüz iddiası ile farklı kişilere davalar açıldığını, davacıların sanki tescilli markaları \" ... gibi hareket ettiklerini ve haksız kazanç sağlamaya çalıştıklarını, davacıların açtığı diğer davalarda davalıların markaları tescilli olduğu halde davalar açıldığını, diğer davalarda Türk Patent Enstitütüsü tarafından tescil edilmiş olduğu  halde tescilli markalara karşı dava açılması davacıların kötüniyetli olduklarını gösterdiğini, müvekkilinin tescil talebinde bulunduğu marka incelendiğinde davacıların markaları ile birebir benzerliğinin olmadığı ve tüketiciler tarafından karıştırılmasına neden olmayacağının açık olduğunu, iltibasın söz konusu olmadığını,  müvekkilinin haksız rekabete neden olmak gibi kasti bir davranışı olmadığı gibi dava dilekçesinde ileri sürülen hususların gerçeğe aykırı olduğunu, bilirkişi tespit raporundaki tespitlerin hatalı ve hukuka aykırı olup rapor içeriğini kabul etmediklerini, müvekkiline ait markanın \"...\" ibaresini taşıdığından davacıların markasından farklı olduğunu, aynı olduğu iddiasının asılsız ve gerçeğe aykırı olduğunu,  davacı tarafın marka tescilleri de \"...\" şeklinde olmadığını, hatta TPE nezdinde \" ...\" markasıyla yapmış oldukları başvurunun reddedildiğini, buradan hareketle, davacı tarafın tüm restoranlarında \"...  \" veya \"... ... \" şeklindeki tescil yaptırdığı şekliyle  karışıklığa neden olunmasının önüne geçebileceğini,  davacının tescile aykırı kullanımla iltibasa neden olduğunu ve haksız rakabet yarattığını, davacıların TPE başvuruları reddedildiği halde, \" ...\" markasını davalar yoluyla kendine mal etmeye çalıştığını müvekkilin markasının tescilli olup \"...\" ve \"...\" ibarelerini barındırmakta olup ayırt edici niteliklere de sahip olduğunu belirtmiş öncelikle davacıların haksız ve kötüniyetli  ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"Tüm dosya kapsamı sunulan bilirkişi raporları ve izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde; her ne kadar tespit raporunda davalı kullanımlarının davacılara ait tescilli markaya benzerlik ve iltibas oluşturduğu değerlendirilmiş ve yine ilk alınan bilirkişi raporunda davalının ...  ibaresini ayırt edici unsur olarak öne çıkararak kullanmasının davacıların tescilli markalarına SMK m.7 ve 29 uyarınca tecavüz teşkil ettiği değerlendirilmiş  ise de taraf delilleri toplandıktan sonra alınan 3 lü marka vekili bilirkişi ve sektör bilirkişisi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan son heyet raporunda da tespit olunduğu üzere davacıların \" ...\" ibaresini içeren marka tescillerinin zayıf marka niteliğinde olduğu, 3. Kişilerin bu ibareyi içerir kullanımlarının öncelenemeyeceği gibi \"...\" tescilinin de 43. sınıfta tanımlayıcı nitelikte olmasından kaynaklı olarak yine başkalarının ayırt edici ibare ile birlikte kullanımlara engel teşkil etmeyeceği, davacıların kullanımlarının tescile uygun olmadığı gibi markaların ayırt edici unsurlar kullanım dışı bırakılarak ... logosu ile birlikte \"... \" şeklinde kullanıldıkları, markanın ayırt edici unsurunun terk edilerek farklı şekilde kullanılmasının markanın kullanılması olarak kabul edilemeyeceği, ilgili markalar açısından davacıların kullanımının tescil kapsamında olmaması nedeniyle davalı kullanımının herhangi bir markaya tecavüz ve haksız rekabet halini oluşturmayacağı, davalının ... ve ...  kelimelerinin birlikte kullanımla markasal olarak zayıf ve çok ayırtedici olmamakla beraber \"...\" ibaresinin ana unsur olarak, \"... \" ibaresinin ise yan unsur olarak kullanıldığı, kullanımlarının (davacılara ait markaların zayıf marka olduğu dikkate alındığında birebir taklit) markaya tecavüz olarak kabulünü gerektirir bir durumun bulunmadığı, herkesin kullanımına müsait markasal kullanımların markaya tecavüz ya da haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, yine davacı vekilinin konsept ve sunuma yönelik benzerlik iddialarının markaya tecavüzün konusunu teşkil etmediği, bunlara dayalı hak sahipliği iddiasına ilişkin değerlendirmelerin (tasarım tescil vs dayalı) ayrıca bir davanın konusunu teşkil edebileceği, sektör bilirkişi tespitlerinde de yer aldığı üzere davalı ve davalı gibi ... Self Servis konseptinde hizmet veren restoran işletmeleri açısından haksız rekabet olmaması için ...  ibaresinin sadece bir işletme tarafından kullanılmaması gerektiği, tüm işletmelerin bu konsepti ve adı kullanabilecekleri, markalarında kendilerini diğer işletmelerden ayrıştıracak ibareler olduğu sürece geniş bir coğrafi bölge ve gastronomik kültürü ifade eden bu ibareyi sadece bir işletmenin kullanımına vermenin yiyecek-içecek ve gastronomi sektörü açısından kabul edilebilecek bir durum olmadığı ve bu durumun sektörün normal durumuna aykırı olduğu sonucuna ulaşılmış, davacının sübut bulmayan markaya tecavüz ve haksız rekabete yönelik davalarının tümden reddine karar vermek gerekmiş\" Davacının markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat yönelik açmış olduğu davaların reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece müvekkil markalarının zayıf markalar olduğu, davalının kullandığı \" ...\" ibaresinde \"...\" ibaresinin ana unsur \" ...\" ibaresinin yan unsur olduğu vb. gerekçelerle markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçeleri ile davalarının tümden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, asıl ayırt edici unsurun ... ibaresi olacağını, \"...\" markasının kelime markası olup, markanın asli ve tek unsuru olduğunu, müvekkillerinin soyadı olduğunu, 43. sınıfta yer aldığını, bu markaların aynı türdeki mal ve hizmetlerde kullanılması halinde 6769 sayılı SMK'nin 6/1 maddesi anlamınad benzer olduğunu, karıştırılma ihtimalinde önemli olan hususun ortalama tüketici olarak tarif edilen alıcının söz konusu iki marka arasında bir bağlantı kurması ve çağrıştırmasının dahi yeterli bir ölçü olduğunu, \"...\" ibaresinin logo içerisinde kullanıldığını ve ayırt edici olmadığını, davalı tarafın müvekkilin uzun yıllara dayalı dokuz civarında restoranlar zincirine dönüşen ve haklı olarak kazandığı ünden kötü niyetli olarak yararlanmak istediğini, mahkemenin usuli hata yaparak bilirkişi raporları arasındaki mübayeneti gidermediğini, ilk rapor iltibasın varlığını kabul ederken son raporun iltibasın olmadığını ileri sürdüğünü, aleyhlerine hükmedilen vekalet ücretlerinin de  yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacıların markalarındaki \"...\" ibaresinin esas unsur olduğunu ileri sürdüğünü, ancak \"...\" ibaresinin bir coğrafi unsur olduğunu ve marka olarak tek kişi kullanımına özgülenemeyeceğini, müvekkilinin de ... kökenli olup ... yemekleri yaptıkları için bu ibareyi kullandığını, ayırt edici ibarenin \"...\" ibaresi olduğunu, keşif ve delil tespiti yapılmaksızın alınan ilk rapordan sonra itirazları nedeniyle keşif yapılarak ikinci raporun alındığını, bu nedenle raporlar arasındaki çelişkiden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davacıların tescilli markalarının \"...  \" ve \"...  \" olduğunu ve işletmelerinde bu haliyle kullanılmaması nedeniyle bu nedenle davacıların kullanımlarının tescil kapsamında olmadığını, tüm bu nedenlerle davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  Davanın konusu, 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca açılmış marka tecavüzünün tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat talebi davasıdır. TPMK kayıtlarına göre, ... tescil nolu \"...  \" ibareli markanın 43.sınıfta, 09/07/2014 tarihinde tescil edildiği ve ... adına kayıtlı olduğu, ... tescil nolu \"...\" ibareli markanın, 43.sınıfta 27/08/2013 tarihinde tescil edildiği, ... tescil nolu \"...   ibareli markanın 43.sınıfta 24/08/2014 tarihinde tescil edildiği ve ... adına kayıtlı oldukları görülmüştür. Davalı ... adına ... numaralı \"...\" kelime markası 43. sınıfta yer alan \"Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvan bakım evleri hizmetleri.\" bakımından 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa göre başvuru tarihi olan 13.03.2018 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile dava tarihinden sonra  tescil olunduğu anlaşılmıştır.  13/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda; davalının tabela ıslak mendil kasa fişi menü fiyat posteri personel iş kıyafet üzerinden konumlanan \"...\" üzerinden yapılan tespit incelemesi sonucunda, tarafların aynı sektörde ve aynı hizmet sınıfında faaliyet gösterdikleri, davalının \"...\" ibareli herhangi bir marka tesciline rastlanılmadığı, davalı kullanımlarının davacı tescilli markası ile iltibas yaratacak düzeyde olduğu, davalının marka sahibinin izni olmaksızın tescilli marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit ettiği ve tecavüz fiilini oluşturarak haksız rekabete sebebiyet verdiği belirtilmiştir. 18/02/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda sonuç itibariyle; davacı markalarında ... ibaresinin esas unsur olarak kullanıldığı, davalının davacı markalarının tescil edildiği \"Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" Bakımından ... ibaresini ayırt edici unsur olarak öne çıkararak kullanmasının davacıların başta ...  tescil numaralı ... markası olmak üzere ... ve ... tescil numaralı markalarına SMK m.7 ve 29 uyarınca tecavüz teşkil ettiği belirtilmiştir. 22.10.2019 tarihli başka bilirkişi heyetine ait bilirkişi raporunda sonuç itibariyle; coğrafi kaynak belirten ve yer ismi olan bir ibarenin, davalı tarafından kullanılmasının, SMK m.7/5 hükmünde belirtilen \"hizmetin coğrafi kaynağına\" ilişkin kullanım olacağı ve \"dürüst kullanım\" kapsamında değerlendirileceği, dolayısıyla, sektör bilirkişi tespitleri ışığında, davalının, yer ismi olan ve hizmetin coğrafi kaynağına ilişkin olduğu tespit edilen \"...\" ibaresini kullanmasının SMK m. 29'un atfı uyarınca SMK m. 7/5-b uyarınca markaya tecavüz olarak değerlendirilmeyeceği belirtilmiştir. 6769 sayılı SMK'nın 7. Maddesine göre; Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır. 6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir. Aynı kanunun 149.maddesinde \"Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti, muhtemel tecavüzün önlenmesi, tecavüz fiillerinin durdurulması, tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini, tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması ve haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesini isteyebileceği\" düzenlemesinin yer aldığı görülmüştür. SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili maıkanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır. Yine SMK m. 7/2-c'ye göre ise tanınmış marka söz konusu olduğunda, tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması, aynı sınıfta olup olmadığına bakılmaksızın marka hakkına tecavüz fiili teşkil edecektir. 6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri ise Haksız Rekabete ilişkin düzenleme yer almaktadır. TTK  madde 54- \"(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. \" düzenlemesi bulunmaktadır. Mahkemece en son bilirkişi heyet raporunun hükme esas alındığı davacıların \"...\" ibaresini içeren marka tescillerinin zayıf marka niteliğinde olduğu, üçüncü kişilerin bu ibareyi içerir kullanımlarının önlenemeyeceği, \"...\" tescilinin 43. sınıfta tanımlayıcı nitelikte olmasından kaynaklı olarak başkalarının ayırt edici ibareyle birlikte kullanımlara engel teşkil etmeyeceği, davacıların kullanımlarının tescile uygun olmadığı gibi markaların ayırt edici unsurları kullanım dışı bırakılarak \"...\" logosu ile birlikte \"...\" şeklinde kullandıkları markanın ayırt edici unsurunun terk edilerek farklı biçimde kullanılmasının markanın kullanılması olarak kabul edilemeyeceği, davacı kullanımlarının tescil kapsamında olmaması nedeniyle davalı kullanımlarının herhangi bir markaya tecavüz ve haksız rekabet halini oluşturmayacağı, davalının \"...\" ve \"...\" kelimelerinin birlikte kullanımına markasal oalrak zayıf ve çok ayırt edici olmamakla beraber \"...\" ibaresini ana unsur olarak,\" ... \" ibaresini ise yan unsur olarak kullanımlarının markaya tecavüz teşkil etmeyeceği, haksız rekabet olarak değerlendirilmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.\tDavacılar tarafından istinaf talebinde \"...\" markasının kelime markası olup, asli ve tek unsuru \"...\" ibaresi olduğu, anlamının ormanlık ve sarp dağlar anlamına geldiği gibi müvekkillerinin de soyadı olduğunu,  coğrafi kaynak belirten bir ibare olmadığı, ayırt edici niteliğe sahip olduğunu  ileri sürmüş iseler de, Davacılar vekilinin beyanının aksine ortalama tüketici kitlesinin ... ibareli markaları gördüğünde, kültürü, yemekleri ve tarihi yerleriyle meşhur olan ve bir coğrafi yeri temsil eden ... aklına gelecektir. TPMK nezdinde 43. sınıfta  tescilli, ... ibareli birçok marka bulunduğu anlaşılmaktadır. Her iki taraf markasında yer alan ... ibaresi coğrafi bir yer adı olup kimsenin tekeline verilemeyeceğinden, bu ibare markanın kullanıldığı yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden zayıf bir ibare olduğundan, davacı tarafça bu ibareye ekler getirilerek kullanılmasına tahammül edilmek zorundadır. Her iki tarafın İstanbul'da lokanta işlettiği. Davalı kullanımının  tescilli markaları kapsamında kaldığı markaya tecavüz ve haksız rekabet koşulları oluşmadığından mahkemece davanın reddine dair verilen karar isabetlidir. Davacılar istinaf dilekçesinde vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirtmiş iseler de herhangi bir gerekçe belirtmedikleri, ayrıca AAÜT uyarınca hükmedilen vekalet ücretinin de hukuken yerinde olduğu görülmüştür. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/02/2020 tarih ve 2018/82 E., 2020/107 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davacılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9b3810c6c3e307c9","SID":"83bba0656adbd013"}}