{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2022/1733<br>KARAR NO\t\t: 2023/1863<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO \t\t: 2022/186<br>KARAR NO\t\t: 2022/707<br>DAVA TARİHİ\t: 28.02.2022<br>KARAR TARİHİ\t: 29.09.2022<br>DAVA\t\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 14.12.2023<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 15.12.2023<br><br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.09.2022 tarih ve 2022/186 Esas, 2022/707 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen verilen dava dilekçesi ile özetle; Davalı tarafından İzmir 14. İcra Müdürlüğü’ nün 2021/13026 E. sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı tarafından yapılan İcra Müdürlüğü’ne itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı şirket müdürü \"... Mah. ... Cad.No.../... ... Köyü .../ ...\" adresindeki konutunun parke işlerini 57.095,00 TL bedelle davalıya yaptırdığını ancak döşenen parkelerden veya döşeme hatasından kaynaklı ayıplı mal imalatı neticesinde kabarmalar ve çökmeler meydana geldiğini, davalı tarafın defalarca uyarılmasına rağmen sorunu gidermediğini, kusursuz olduğunu iddia ettiğini, buna ilişkin taraflarınca Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/48 Değişik İş sayılı dosyası ile tespit davası açıldığını, yapılan tespit neticesinde düzenlenen 29/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda; \"Parkelerin yerinde düzeltilmesi işlemi, çocuk odasında denendiği, sökülen parkeler yerine yeni parke konulduğu ancak daha birçok bölgede kabarma yapan parkelerin sökülmesi ve yerine düzgün işçilik ile yeniden parke işlemi yapılması (ufak kabarmalar sistre işlemi ile düzeleceği için çok kabaran bölgelerin toplam işe orası %15 parke değişimi gerektiği), sistre işleminin düzgün yapılarak koruma tabakasının yeniden düzgün yapılması işleri keşif tarihi itibari ile 25.000,00 TL olacağı kanaatine varıldığını, malzemelerin dolar kuru üzerinden olduğu için değişkenlik gösterebileceğinden keşif tarihi itibariyle geçerli olduğunun\"  tespit edildiğini belirterek davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili tarafından verilen  cevap dilekçesi ile özetle; Davaya konu sözleşmenin taraflarının \"...\" ve \"... şti.\" olduğunu, davacının bu sözleşmede taraf olmadığı için davada aktif husumet yokluğu olduğunu, anılan sözleşmeye ilişin ödemelerin ... A.Ş. tarafından yapılmış olmasının bu şirketi sözleşmenin tarafı olma vasfı kazandırmayacağını, bu nedenle davanın aktif husumet yoksunluğu gerekçesi ile usul yönünden reddinin gerektiğini, ...'ın \"... Mahallesi, ... No .../...  .../...\" adresindeki yazlık konutunun ahşap zemin kaplaması yapılması için davalı şirket ile anlaştıkları ve tarafların 01/08/2019 tarihli sözleşmeyi imzaladıklarını, davalının sözleşme ile kararlaştırılan sürede anlaşmaya varıldığı üzere üzerine düşen edimleri ifa ettiğini, davalı şirketin anılan imalatından iki yıl sonra ...'ın davalı şirket müdürü ... ile iletişime geçip parkede sorun olduğundan bahsedince  derhal uygulama yerine gidildiğini, kabaran parkeden bir kaç parça sökülüp zemin şapı birkaç cm kazıldıktan sonra dijital beton nem ölçer ile ölçüm yapıldığını ve cihazın ekranındaki %58 olarak tespit edildiğini, bozulmanın kesinlikle malzeme, yapıştırıcı veya uygulama kusurundan kaynaklandığını, davalı şirketin sözleşme ile yükümlendiği edimde hukuki ayıbın söz konusu  olmadığını belirterek haksız ve kötüniyetli davanın  aktif taraf ehliyeti yoksunluğu nedeniyle husumet nedeniyle usulden, hukuksal dayanaktan yoksun olması nedeniyle esastan reddine, davacı yan aleyhine haksız ve kötüniyetli icra takibi nedeniyle takip esas alacağı olarak gösterilen miktarın %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 29.09.2022 tarih ve 2022/186 Esas, 2022/707 Karar sayılı kararı ile özetle; ''Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından verilen 21.10.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirket müdürü ...'ın \"... Mah.... Cad.No.../... ... Köyü .../ ...\" adresindeki konutunun parke işlerini 57.095,00 TL bedelle davalı şirkete yaptırdığını,  ilgili işlem neticesinde davalı şirket tarafından, müvekkili şirket ... A.Ş adına fatura düzenlendiğini, ancak döşenen parkelerden veya döşeme hatasından kaynaklı ayıplı mal imalatı neticesinde kabarmalar ve çökmeler meydana geldiğini, davaya konu işlem her ne kadar ... konutunda gerçekleştirilmiş ise de; ...'ın, davacı müvekkili şirketin sahibi ve yöneticisi olduğunu, davalı yan ile yapılan anlaşma neticesinde, davalı şirket tarafından ... A.Ş adına fatura düzenlendiğini, ancak müvekkili şirket yetkilisinin tacir olup, 4077 sayılı kanun gereğince tüketici olmadığını, davaya konu uyuşmazlığın ticari iş niteliğinde olduğunu, faturanın şirket adına düzenlenmesinin yapılan işleme  ticari nitelik kazandırdığından davanın tarafının ... olduğunu davanın \"davacının aktif husumet yokluğu\" nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin kesinlikle taraf sıfatından yoksun olduğu iddiasını kabul etmediklerini, ancak bir an için anılan şekilde olduğu düşünülse dahi ...'ın şirketin yetkilisi olduğunun tartışmasız olduğundan HMK 124. Maddesinin 3. ve 4. fıkraları da göz önüne alınarak temsilcide yanılma olduğu kabul edilerek başvurunun şirket yerine şirket yetkilisi tarafından yapılmasının kabul edilebilir bir yanılgıdan kaynaklandığı sonucuna varılması gerektiğini, ... ile yapılan sözleşmede sadece ... isminin geçmesinin, müvekkili şirket kaşesini vurmayı dalgınlıkla atlamış olması sebebine dayandığını, kesilen faturadan da anlaşıldığı gibi sözleşme davacı şirket ile akdedildiğini, ekte sundukları Ticaret Sicil Gazetesi'nde de görüleceği üzere, ...'ın, müvekkili ...'nin temsilcisi olduğunu, aktif husumet yokluğu olduğu kanaatinde olunması durumunda dosyada ilk aşamada görevsizlik kararı vermesi gerekirken ilgili sebeple davalarını reddetmesinin usule aykırı olduğunu belirterek kararının kaldırılmasına ve  yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali davasıdır.<br>İlk derece mahkemesi tarafından davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.<br>Davacı şirketin  müdürü(yetkilisi) ...'a ait ... Mah. ... Caddesi No: .../... ... .../... adresindeki konutun parke döşeme işinin davalı şirket tarafından yapılmasına dair davacı şirketin müdürü ... ile davalı şirket arasında 01/08/2019 tarihli  eser sözleşmenin yapıldığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.<br>Davacı şirket tarafından davalı şirketin sözleşme kapsamında edimini gereği gibi yerine getirilmediği, yapılan işin ayıplı olduğu iddiasıyla yaptırdıkları delil tespiti dosyasında aldırılan rapora dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.<br>Somut olayda, 01/08/2019 tarihli eser sözleşmesini davacı şirketin müdürü olan ...'ın davacı şirket adına değil, bizzat kendi adına imzaladığı, davalı yüklenici tarafından sözleşmeye konu parke döşeme işinin davacı şirketin müdürünün konutunda yapıldığı, buna göre sözkonusu eser sözleşmesinde iş sahibinin davacı şirketin müdürü  dava dışı ... olduğu, işin karşılığında düzenlenen faturanın davacı şirket adına düzenlenmesi ve ödemenin de davacı şirket hesabından yapılmasının davacı şirketi eser sözleşmesinin tarafı haline getirmediğinden davacı şirket tarafından eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıp giderim bedelinin tahsili istemiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali davasında aktif husumetinin bulunmadığı; davacı şirketin eser sözleşmesinin tarafının davacı şirket olduğunu kabul ederek davayı açtığı, maddi hata veya kabul edilebilir bir yanılgının sözkonusu olmadığından HMK 124.maddesine göre taraf değişikliği yapılmasının somut olayda koşullarının oluşmadığı; davacı tacir tarafından davalı tacir aleyhine açılan davada görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğundan davada davacının aktif husumetinin bulunmadığına yönelik tespitin de asliye ticaret mahkemesi tarafından yapılması gerektiğinden ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.09.2022 tarih ve 2022/186 Esas, 2022/707 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 269,85 TL harçtan peşin alının 80,70 TL istinaf maktu karar harcının mahsubu ile kalan 189,15 TL harç bedelinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-a. maddesi gereğince kesin olmak üzere 14.12.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dd4d91df35e6d5cb","SID":"b48bafc47241787c"}}