{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1526 Esas<br>KARAR NO: 2023/2080 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2021/90 Esas - 2021/565 Karar<br>TARİH: 05/07/2021<br>DAVA: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile,  müvekkili şirketin temizlik ve gıda malzemeleri, mevsimlik çiçek ve çiçek soğanlarının temini ve satışını yaptığını, davalı şirketin 2016 yılından itibaren müvekkiline çeşitli çiçek türlerinden sipariş verdiğini,  her bir siparişin sevk irsaliyelerinin imzatılarak davalının deposuna teslim edildiğini ve faturalandırıldığını, davalının ödemediği borcunun 2018 yılı sonu itibariyle 191.964,23 TL olduğunu, davalının 16/01/2019 tarihli e-maili ile 31/12/2018 tarihi itibariyle müvekkiline borcunun 191.964,23 TL olduğunu açıkça kabul ettiğini belirterek, müvekkilinin 181.964,23 TL asıl alacak 7.777,05 TL işlemiş faiz alacağı toplamda 189.741,28 TL için davalı şirketin menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, taraflar arasındaki yetki sözleşmesine göre İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, davacı şirketin müvekkili nezdinde herhangi bir alacağının bulunmadığını, davacının dosyaya sunduğu cari hesap ekstrelerinden de görüleceği üzere müvekkil şirketi ödemelerini kısım kısım yaptığını, bunun nedeninin davacı tarafından teslim edilen ürünlerin kontrol edilmesinin ürünlerin büyük çoğunluğunun çürük ev bozuk olduğundan günlerce sürmesi olduğunu, ürünler kontrol edildikçe ve mağazalarda bozuk olduğundan günlerce sürdüğünü, bu sistemin davacının da bilgi ve rızası doğrultusunda yürüdüğünü, davalının bu ayıplı ürünler nedeniyle yine Genel Satın Alma Şartlarının Sözleşme İhlallerinde Hukuki Sonuçlar başlıklı 5. Bölümünde yar alan 5.1 maddesinden kaynaklanan siparişin %20'si tutarında cezai şartı da uygulamayarak davacı şirket ile olan ticari ilişkisinde iyi niyetini ortaya koyduğunu, davacının itirazın iptali talebinin ve icra inkar tazminat talebinin reddini, davacı aleyhine icra takibinin knusu lan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 05/07/2021 tarih 2021/90 Esas 2021/565 Karar sayılı kararında; \".....Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, incelenen takip dosyası, alınan teknik bilirkişi raporu ve toplanan tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde; davalı tarafın ayıp iddiasında bulunduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 23/c maddesi uyarınca açık ayıplarda bildirim süresinin 2 gün olarak belirlenmiş olduğu, taraf arasında imzalanan sözleşmede açık ayıplar istisna tutularak ayıp ihbarı için kanunda düzenlenen süreden daha uzun süre belirlendiği, ancak ayıplı olduğu iddia edilen çiçeklerdeki 'solmak üzere oldukları şeklindeki' ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu, ancak davalı tarafça teslimden itibaren 2 günlük ayıp ihbar süresinde herhangi bir ihbar/bildirim yapılmadığı, bu nedenle davalı yanın bu yöndeki itirazları yerinde görülmeyerek dosyamız kapsamı ile uyumlu ve denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulü ile 181.964,23 TL asıl alacak ve 7.777,05 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 189.741,28 TL yönünden takibe yapılan iptali ile takibin talepnamedeki diğer koşullar ile devamına, alacak likit olduğundan, iptaline karar verilen kısmın %20'si oranında hesaplanan 37.948,256 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...\"gerekçesi ile, DAVANIN KABULÜ İLE; 1-Davalının Bakırköy ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına vaki itirazının, 181.964,23 TL asıl alacak ve 7.777,05 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 189.741,28 TL yönünden iptali ile takibin talepnamedeki diğer koşullar ile devamına, 2-Alacak likit olduğundan, iptaline karar verilen kısmın %20'si oranında hesaplanan 37.948,256 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, müvekkili şirket davalıdan tedarik ettiği çiçekleri satamadığını zarar ettiğini, her ne kadar davaya ve faturalara konu edilen çiçeklerin teslim alındığı belirtilmişse de  bu ürünlerin ayıplı olduğunu, ayıp hususuna ilişkin ilk derece mahkemesinin hukuki nitelemesinin hatalı olduğunu, Yerel mahkeme tarafından; \"davalı tarafın ayıp iddiasında bulunduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 23/c maddesi uyarınca açık ayıplarda bildirim süresinin 2 gün olarak belirlenmiş olduğu, taraf arasında imzalanan sözleşmede açık ayıplar istisna tutularak ayıp ihbarı için kanunda düzenlenen süreden daha uzun süre belirlendiği, ancak ayıplı olduğu iddia edilen çiçeklerdeki 'solmak üzere oldukları şeklindeki' ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu, ancak davalı tarafça teslimden itibaren 2 günlük ayıp ihbar süresinde herhangi bir ihbar/bildirim yapılmadığı, bu nedenle davalı yanın bu yöndeki itirazları yerinde görülmeyerek\"  şeklinde gerekçeli kararında hüküm kurulduğunu,, davaya konu açık ayıp sayılabilecek nitelikte bir ayıp olmadığını, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de ifade edildiği üzere Siparişe konu çiçeklerin henüz açılmamış tomurcuklu halde satın alındığını, zira teslimattan sonra hemen satışa arz edilmeyeceği için geçen süre zarfında çiçeklerin tomurcuklarının açıldığını, ürünlerde müvekkili şirketin Tuzla Bölgesi'ndeki deposuna teslim edildiğini ve oradan da mağazalara gönderildiğini, Davacı taraftan satın alınan ürünlerin teslimat sırasında görülebilecek ve gözlemlenebilecek açık ayıp niteliğinde olmadığını ancak yerel mahkemenin sadece çiçeklerin solmuş olduğu yönündeki beyanımıza istinaden açık ayıp niteliğinde tanımlamasının hatalı olduğunu,Müvekkili ile davacı arasında akdedilen  sözleşmenin 3.4 maddesinde \"İşbu sözleşme nedeni ile yapılan/yapılacak ayıp ihbarlarının süresinin malın tesliminden itibaren 6(altı) ay olduğunu ve partiler halindeki  yapılan teslimatlarda bu sürenin son partinin teslim tarihinden itibaren işlemeye başlayacağını karşılıklı olarak kabul beyan ve taahhüt ederler.\" uzun bir süre olarak tutulduğunu,  ayıba ilişkin hususların tamamı davacı tarafa ve satış yetkililerine şifahi olarak bildirildiğini ve davacınında bu sorunları kabul ettiğini ancak soruna çözüm bulmaktan imtina ettiklerini, müvekkili şirkete gül teklifi sunan davacı nezdinde çalışan ... isimli kişi daha sonra Davacı şirketten ayrıldığını ve kendi şirketini kurduğunu, yeni şirketinde müvekkili şirket ile yeniden çalışmak istediğini, daha önce çalıştığı şirket olan davacı şirketin müvekkil şirkete sorunlu ürünler satarak zarara uğrattığını kabul ettiğini, davacı nezdinde çalışan ... isimli kişi 26.09.2018 tarihinde müvekkili şirkete öğretmenler günü için \"...\" teklifi formu sunduğunu,  4 ay sonra ise açmış olduğu yeni şirketinde daha önce çalıştığı davacı şirket'te müvekkili şirkete sorunlu ürünler gönderilerek zarara sebebiyet verildiğini kabul ettiğini, özetle davacı tarafa ayıpla ilgili bir yazılı bildirim yapılmamış olsa bile şifahen yapılan görüşmelerde ürünlerin ayıplı olduğunu bildirildiğini ve davacı da bu durumu kabul ettiğini, bu ayıp bildirimi de  şifahi olarak sözleşmede belirlenen 6 aylık süreç içerisinde yapıldığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre hükme esas alınan bilirkişi raporların eksik inceleme sonucu tanzim edildikten sonra bu yönde hüküm verilmesi bozma sebebi olarak kabul edildiğini, dava konusu olayda da bilirkişi raporunda özellikle de itirazlar noktasında uzmanlık alanına girmemesi sebebi ile bazı hususların incelenmemesi ve bu yönde itirazlarımız doğrultusunda konusunda uzman bilirkişi heyeti'nden rapor tanzim edilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğunu, Müvekkili şirketin ticari defterleri ile cevap dilekçesinde üzerinde durulan ayıp hususuna ilişkin incelemenin bu konuda herhangi bir uzmanlığı olmayan SMMM Bilirkişisine rapor tanzim edilmesi yönünde görev verildiğini, dosyada mübrez bilirkişi raporunda da;\"Sunulan bilgilerden davalının Kasım 2018'de ...'dan almış olduğu ürün satışlarından zarar ettiği anlaşılmaktadır. Ancak Sayın Mahkemece arzu edildiği taktirde konunun bir de sektör bilirkişisince  tetkik ve analizine yönelik bir karar verilebilir. Karar Sayın Mahkemeye aittir.\"  şeklinde ifade edildiğini, bu rapora itiraz edildiğini, ayıp hususuna ilişkin kanaate varılması için  sadece müvekkili şirketin ticari defterlerine ve finansal tablolarının incelenmesi yeterli olmadığını, Satış ve Pazarlama Uzmanı ile yine Hızlı Tüketim Malları Alanında Uzman Bir Mali Müşavir'e tevdii edilmesi gerektiği ifade edildiğini ancak yerel mahkeme tarafından itirazların kabul edilmeyip karar verildiğini, (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2019/4696 E.  2020/277 K. Sayılı ve 16.01.2020 tarihli bir kararı) Takibe yapılan itirazın yerinde olup, alacağın muhakemesi eksik yapılarak davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Müvekkili şirketin icra takibine itirazının kötüniyet göstergesi olmadığını, müvekkili şirket borçlu olduğu tutarı takip tarihinden önce davacıya peyderpey ödediğini; muayyen olmayan bir alacak talebi ve icra tehdidi altında da takibe itiraz ettiğini, müvekkil şirketin ayıplı olan ve zarar ettiği mallara ilişkin olan faturalara konu takibe karşı yaptığı itiraz yerinde olduğundan kararda davalı müvekkili aleyhine icra - inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisine dayalı birden fazla fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisi kapsamında davalı tarafın bakiye cari hesap alacağını ödemediğinden hakkında icra takibi başlattığını, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf ise, davacının dosyaya sunmuş olduğu cari hesap ekstrelerinden de görüleceği üzere  davalı şirketin ödemelerini kısım kısım yatırdığını, bunun nedeni davacı tarafından teslim edilen ürünlerin kontrol edilmesinin, ürünlerin büyük çoğunluğunun çürük ve bozuk olduğundan, günlerce sürmesinden kaynaklandığını, ürünler kontrol edildikçe ve mağazalarda satışa uygun ürünler tespit edilip miktarları toplandıkça davacının hak kazandığı ücretin ödendiğini, davacı şirket ise satışa uygun olmayan ürünler bakımından doğal olarak ücrete hak kazanmadığını, nitekim davacı şirketle  aralarında akdedilen Genel Satın Alma Şartlarının 'Garanti ve Teminat' başlıklı 3. Bölümünün 3.4 maddesine göre teslim alınan malların ayıp ihbar süresinin 6 ay olduğu da  göz önünde bulundurulursa bu süre içinde hem kontrolleri yapmakta hem de davacı şirkete bunu bildirerek hak kazandığı ücreti kendisine ödendiğini ileri sürüp davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 'Garanti ve Teminat' başlıklı 3.4 maddesinde; Maldaki kusurun satın alma sırasında koli/ambalaj üzerinden açıkça belli olması hali hariç olmak üzere, taraflar iş bu sözleşmeye konu alım satımlarda TTK 25/3 maddesinde getirilen ayıp ihbar sürelerine ilişkin düzenlemenin uygulanmayacağını, iş bu sözleşme nedeni ile yapılan/yapılacak  ayıp ihbarlarının süresinin  malın tesliminden itibaren 6 ay olduğu, partiler halindeki teslimatlarda bu sürenin son partinin teslim tarihinden itibaren işlemeye başlayacağını, açık veya  gizli ayıp halinde herhangi bir muayene ve ihbar yükümüne tabi olmaksızın üçüncü kişiye satılmış olsa dahi bu sözleşmeye konu  mal her zaman satıcılara iade edilir, '' hükmü düzenlenmiştir.Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden alınan raporda;....Dava konusu faturaların taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu konuda aralarında mutabakatsizliğin olmadığını, firma ziyaretinde davalı firmanın 10/10/2018 tarihli 53.468,75 TL. , 21/11/2018 tarihli ... nolu 18.408,00 TL. , 21/11/2018 tarihli ... nolu 27.957,15 TL. Miktarlı alımların hasarlı olduğunun iddia edildiğinin belirtildiğini, yapılan incelemede bu malların ayıplı olduğuna ilişkin yazılı bir ihtarın bulunmadığını, firma ziyaretinde davacı firmanın saksıda çiçek konusunda tek tedarikçi firma olduğu , davalı tarafın 2018 yılı Ekim, Kasım , Aralık Aylarında yapılan sevkiyatlarının ayıplı olduğu, çiçeklerin tomurcuk halinde gelmesi gerekmesine karşılık açılmış geldiği ve satılamadığı ve zarar edildiğinin beyan edildiği, '' belirtilmiştir. HMK 282 maddesindeki \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir,\" yasal düzenlemesi gözetildiğinde; Davacı ve davalının yasal defter incelemesinde, davacı ...'in  davalıdan 181.964,23-TL alacaklı olduğu, davalı ... firmasının da davacıya 181.964,23-TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında hesap bakiyesi konusunda bir mutabakatsızlık olmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporuna göre davalı taraf,  10/10/2018 tarihli 53.468,75 TL. bedelli, 21/11/2018 tarihli ... nolu 18.408,00 TL. bedelli ve 21/11/2018 tarihli ... nolu 27.957,15 TL. Bedelli faturaya konu çiçeklerin ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de;  10/10/2018 tarihli faturaya konu malın teslim tarihi ile  09/05/2016 tarihinde başlatılan takip tarihi arasında 6 aylık ihbar süresinin geçtiği, 21/11/2018 tarihli ... nolu 18.408,00 TL. Miktarlı ve 21/11/2018 tarihli ... nolu 27.957,15 TL. Miktarlı fatura konusu malın  teslim tarihi ile  takip tarihi arasında 5,5 ay kadar süre geçip 6 aylık ihbar süresi takip tarihi itibariyle dolmadığı, takip tarihinden sonra da bu faturalara konu ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin bir ihbar olmadığı gibi davalı tarafça iade faturası düzenlenip ürünlerin davacı tarafa teslim edildiğine ilişkin iddia ve delilin dosya kapsamı itibariyle bulunmadığı, davalı taraf cevap dilekçesinde, davacı tarafın taraflar arasındaki sözleşmeye göre numuneye uygun ürünleri teslim etmediği  iddia edilmiş ise de, bu ürünlerin kabul edilmeyip davacı tarafa iade edildiğine yönelik dosya kapsamı itibariyle delil olmadığı anlaşılmakla, davacı tarafından teslim edilen ürünlerin mevcut hali ile davalı tarafından kabul edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre, ispat yükü doğru belirlenerek  davanın kabulüne yönelik  verilen karar ve gerekçesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu, somut olayda, davaya konu icra takibine dayanak alacak faturadan kaynaklı olup likit (bilinebilir, belirlenebilir) ve muayyen nitelikte olduğu, buna göre davalı vekilinin mahkemenin kabulüne ve icra inkar tazminatına yönelik aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.961,22.TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 3.240,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 9.720,92.TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/12/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a2177be94abc2682","SID":"b55d8dcb6a8b425f"}}