{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1938 <br>KARAR NO\t: 2023/1502<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 26/12/2019<br>NUMARASI\t: 2017/131 E. - 2019/365 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle Müvekkili şirketin profesyonel ve ev içi kullanım için kozmetik ürünleri üretimi, pazarlanması ve geniş yelpazeli dağıtım ağı ile dağıtılması işi ile iştigal ettiğini, \"...\" markasını da 1999 yılından bu yana uluslararası alanda estetik merkezleri, güzellik salonları ve eczanelerde başarılı bir şekilde kullandığını, söz konusu markayı müvekkili şirket adına Gürcistan, Makedonya, Avrupa Birliği, İsviçre, Norveç, WIPO nezdinde tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin markayı TPMK nezdinde de tescil ettirmek için başvuruda bulunduğunda davacı adına tescilli olan, ancak kullanılmayan markaları nedeniyle tescil işlemini gerçekleştiremediğini, davalının \"...\" esas unsurlu markaları kesintisiz ve ciddi olarak kullandığını ispatla yükümlü olduğunu, bu sebeplerle davalı adına tescilli ... numaralı \"...\", ... numaralı \"...\", ... numaralı \"...\" ve ... numaralı \"...\" markalarının SMK'nun 9 ve 26.maddeleri gereğince iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br> Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... numaralı \"... \",...\", ... numaralı \" ...\" ve ... numaralı \" ...\" markalarının tescilli sahibi olduğunu, davalının markasının tanınmış marka olduğunu, çeşitli ürünlerini 1995 yılından 2010 yılına kadar Türkiye'de distribütörleri aracılığıyla satışa sunduğunu, 2010 yılından bu yana davalı şirketin tamamına sahip olduğu bağlı şirket olan ... Tic. A.Ş. Aracılığyla satışlarını yaptığı, \"...\" esas unsurlu markaları için başka tecsil başvurularının da TPMK'na yapıldığını, davacı şirket ile davalı şirket arasında davalının markasını gasp etmeye çalışmaları nedeniyle dünyanın pek çok yerinde hukuki ihtilaflar yaşandığını, Türkiey'de ve başka ülkelerde açılan davalar sonucunda davalının lehine mahkeme kararları verildiğini, davacının bu davayı kötüniyetli olarak açtığını, markaların tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından ciddi bir şekilde kullanıldığını, www.....com.tr alan adlı internet sitesinin de müvekkili adına 29.08.2014 tarihinden bu yana kayıtlı olduğunu belirterek, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \"Davanın KABULÜNE,Davalı adına tescilli ... numaralı \"... \", ...  numaralı \" ...\", ... numaralı \"...\" ve ... numaralı \"....\" markalarının SMK'nun 9 ve 26.maddeleri uyarınca kullanmama nedeniyle İPTALLERİNE ve SİCİLDEN TERKİNLERİNE, \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ..., soctete anonyme par actions simplifide, Fransa'da kurulmuş bir şirket olup, İrlanda'da kurulu halka açık limited şirket olan ...  bağlı bir şirket olduğunu, (bundan böyle birlikte “Allergan” olarak anılacağını,) Allergan, çeşitli uzmanlık alanlarındaki farmasötik, tıbbi cihaz ve biyolojik ürünleri geliştirmeye, üretmeye ve ticarileştirmeye odaklanan ve tıbbi estetiği ve plastik cerrahi alanlarında ve özellikle küresel olarak bilinen ve tanınmış ... ve ... ürünleri ile önde gelen bir şirket olduğunu, ... 100'den fazla ülkede ürün tedarik edildiğini, ... 1995'ten 2010'a kadar Türkiye'de bir dizi farklı distribütör aracılığıyla ürün pazarladı ve sattı. 2010 yılından bu yana bu tür faaliyetler sadece ... bağlı şirketi ... Tic. A.Ş. (bundan böyle “Allergan Türkiye” olarak anılacağını) ile yürütüldüğü, ..., “...” markasının sahibi olduğunu, ... markası Allergan'ın kırışıklıkları yumuşatmak ve yüze hacim katmak için kullanılan hiyalüronik asit içeren pazar lideri kozmetik dermal dolgu koleksiyonunda kullanılmaktadır (“... Ürünleri”). ... ... Ürünleri, bunlarla sınırlı olmamak üzere ... dahil olmak üzere birçok alt markayı içerdiğini, ... Ürünleri ve paketlerine ilişkin örnekler aşağıda gösterildiğini, ... Ürünleri, en az 2001'den beri Avrupa ve diğer bazı pazarlarda geliştirilmiş ve dağıtıldığını, O zamandan beri ... Ürünleri, tüm büyük dünya pazarları da dahil olmak üzere yaklaşık 90 ülkede satışa onaylanmış ve satıldığını, ... Ürünleri için küresel yıllık net gelir bir milyar ABD dolarını aştığını, 2016 yılında küresel net gelir 867 milyon ABD dolarının üzerindeydi (sekiz yüz altmış yedi milyon). 2017'de ilk kez 9620'lik bir küresel büyümeyi temsil eden 1 milyar doları (bir milyar) aştıklarını 2018'de 1,1 milyar doları aştığını, ..., dünya çapında ... kelimesini içeren ve 03, 05, 10 ve 44. Sınıflardaki mal ve hizmetleri kapsayan 200'den fazla ticari marka kaydına ve bekleyen ticari marka başvurusuna sahip olduğunu, Bunların en eskisi Ekim 2000'de Fransa'da tescil edildiğini, Ayrıca, İstinafa Başvuran Tarafın ... markası, en az 2010 yılından bu yana ... Türkiye'nin dermal dolgu maddeleriyle bağlantılı olarak sürekli olarak kullanıldığını, ... Ürünlerinin 2010 yılından bu yana yıllık satışları aşağıdaki tabloda verildiğini, ..., ... ve Fransa'daki bazı bağlı kuruluşlarına marka ihlali ve haksız rekabet nedeniyle dava açtığını, Paris Yüksek Mahkemesi, 2 Haziran 2017 tarihinde ... ... ve birkaç bağlı şirkete karşı Fransa'da “...” markasını kullanmalarını engelleyen tedbir kararı verdiğini, ve ... ve bağlı kuruluşlarına Allergan'ın uğradığı zararlarını ödemelerini emrettiğini, Mahkeme, 13 Temmuz 2018 tarihinde ... ve bağlı kuruluşlarına, 2 Haziran 2017 tarihli mahkeme kararının koşullarına uymamaları nedeniyle ek cezalar ve giderler de ödemelerini emrettiğini, Allergan ayrıca Birleşik Krallık'taki ... bazı iştiraklerine karşı da davalar açtığını, ve Allergan, dünya çapında 100'den fazla marka ihtilafı/ iptal davalarında Dermavita ve bağlı kuruluşları tarafından “...” markası için başvurulara başarıyla dava açtı; bunlar dava aşamasında veya dava açılmak üzere hazırlık aşamasında olduğunu, bu marka davalarının büyük çoğunluğu, Türkiye (aşağıda belirtildiği gibi), Rusya, Japonya, Çin, Güney Kore, Norveç, İzlanda, Avrupa Birliği, ABD, Meksika, Kolombiya, Brezilya, Fas Moldova, Moğolistan, Suudi Arabistan, Suriye, Türkmenistan, Bahreyn, Makao, Kuveyt, Avustralya, Yeni Zelanda, Karadağ, ve Sri Lanka dahil olmak üzere Allergan lehine ilerlediğini, Allergan'ın resmi internet sitesinde ürün portföyüne de yer verildiğini, ve 05 ile 10, sınıflardaki davaya konu markalar ile satışa sunulan ürünler sıralandığını, Allergan'ın sitesindeki bu sayfaya https:/www ...com.tr /tr-tr/products/list linkinden ulaşılabileceği gibi, cevap dilekçelerinin ekine de ilgili sayfalar eklendiğini, Allergan'ın söz konusu https://www...com.tr alan adlı internet sitesi 28 Nisan 2000 tarihinden bu yana alan adı olarak kayıt altına alınmış olup, Web Archive'den ilgili tarihsel teyitler yapılabildiğini, bilindiği gibi Wayback Machine, kullanıcılara web sayfalarının arşivlenmiş sürümlerine ulaşma olanağı sağlayan bir internet sitesi olduğunu, söz konusu Web Archive'den alınmış ilgili alan adının aktif olduğu tarihler ekte sunulan belgelerle görüntülenebildiğini, ... ait “'...” ibareli ürünlere ilişkin bilgileri içeren https:// www ....com/ internet sitesi de 1 Mayıs 2001 tarihinde alan adı olarak kaydedilmiş olup, aynı şekilde Türkiye'den de erişime açık olduğundan, söz konusu sitenin 2001 yılından bu yana aktif olduğu dosyaya sunulan Web Archive görüntüsünden tespit edilebildiğini, benzer şekilde aşağıda alan adı kaydı sırasında alan adının hak sahibini ve sarumlusunu belirlemek için oluşturulan bir kayıt türü olan internet alan adı bilgisinden (Whois) de görüleceği üzere Allergan'ın www ....com.tr alan adlı internet adresi de 29 Ağustos 2014 tarihinden bu yana kayıtlı olduğunu, 28.03.2014 yılında, ....com isimli internet sitesinde, ... ürünleri ve estetik dolgular ile ilgili bir makale yayınlandığını, 28.06.2014 tarihinde yayıma açılan Dr. ...'in kendi sitesinde, blog başlıklı sayfasında  ... işbu davaya konu  markalarının kullanıldığı görüldüğünü, dudak dolgusu ile ilgili bilgi içeren bir site içerisinde de 02.10.2015 tarihinde internete yüklenmiş bir makalede ... markaları zikredildiğini, bu sebeplerle yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br> İstinafa Cevap:  Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil şirketin,  yerel Mahkeme nezdinde davalı yanın kullanmadığı  ... markalarının iptalini talep etmekte hukuki yararı olduğunu, hakkın kötüye kullanılması veya kötü niyetle hareket edilmesi söz konusu olmadığını, müvekkil şirketin kurucuları 1999 yılında ... markası altında üretim ve satış işlerini geliştirdiğini, daha sonra müvekkil şirketi kurduğunu,  davanın davalısı tarafından davacı müvekkil aleyhinde 2007 tarihli 110205 sayılı, 5. sınıfta tescilli ... ve 110206 sayılı 3. sınıfta tescilli ... markalarının hükümsüzlüğü ve haksız rekabetin men’i için Beyrut-Lübnan’da açılan dava da reddedilmiş, mahkeme, davacı müvekkilin kötü niyetli hareket etmediğine, davacı müvekkilin ... markasını, güzellik ve bakım ürünlerinde kullanımlarının, gerek Lübnan gerek Bulgaristan ülkelerinde, daha önceye -1999 yılına- gittiğine ve üstün ve öncelikli hak sahibi olduğuna hükmettiğini,  gerçekten de davacı müvekkilin ... markası üzerindeki hakları 1999 yılına kadar gitdiğini, davalı yan EUIPO nezdinde vekili aracılığıyla 12.01.2018 verdiği bir dilekçede, davacı müvekkilin ... markasından, Lübnan’da kendi adına tescil girişiminde bulunduğunda ve Nisan 2007’de haberdar olduğunu beyan ettiğini, İşte davacı müvekkilin Lübnan ve Bulgaristan’daki 3. ve 5. sınıftaki ..... markasının Mart 2007 tarihli tescil ve kullanımlarından bu şekilde haberdar olan davalı yan, Nisan 2007’de bu kez EUIPO nezdinde 5. sınıf için başvuru yaptığını, Lübnan mahkemesinin davacı müvekkilin, güzellik ve bakım ürünleri üzerinde ... markası kullanımlarının, selefleri vasıtasıyla, 1999 yılına kadar dayanmakta olduğu şeklindeki kararından sonra, yani müvekkilin 5. sınıftaki haklarından haberdar olduktan sonra, davalı yan 5. sınıfta sayısız başvuru yapma yolunu seçmiştir ancak davacı müvekkilden ve onun öncelikli ve üstün haklarından haberdar bir şekilde yapılan bu başvurular, bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak amacıyla, dürüst ticaret ilkelerine uygun davranmadan yapılan, kötü niyetli başvurular olduğunu, davalı yan, davacı müvekkilin EUIPO nezdindeki 30.04.2015 tarihli 014016737 sayılı 3. sınıf tescilinden sonra bu kez kendisi de 12.08.2015 tarihinde ... sayılı 3. sınıftaki başvuruyu yaptığını, ve davacı müvekkil kullanım, başvuru ve tescillerini takip etme niyetini gösterdiğini, Amerika Birleşik Devletleri Patent ve Marka Ofisi, Marka Dava ve İtiraz Bölümü, davacı müvekkil şirketin ... marka başvurusuna, ... Inc. tarafından yapılan itirazın değerlendirilmesi kararına, müvekkil şirketin ....’nın... markalarının kullanılmamaları nedeniyle iptaline ilişkin isteminin sonuçlanmasına kadar ara verdiğini, davacı müvekkil şirket, davalı yanın Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi nezdinde ... sayılı, ... markasının kullanmama nedeniyle iptali talebinde, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi, İptal Bölümü, Sayın Yerel  Her ne kadar, yabancı şirket olmalarından ötürü ticari defter sunmadıkları bilirkişi raporunda ileri sürülmekte ise de esasen sundukları faturalar İstanbul’da kurulu ... Tic. A.Ş. tarafından keşide edildiği ileri sürülen fatura örnekleri olduğunu,  ... Tic. A.Ş.’nin adresi fatura örneklerinde İstanbul olmakla ticari defter sunmayan davalı yanın faturaları ticari defterler ile kontrol edilememiş olup, delil niteliği olmadığını,  davalı yan, fatura örneği olarak ...Tic. A.Ş.'nin faturalarını sunmakta ancak ticari defter konusunda ise yabancı şirket olduklarından ticari defter sunamadığını ileri sürmekte olup, davalı yanın haksız savunmalarına itibar edilmediğini, ticari defter ile doğrulukları da kontrol edilemeyen faturaların davalı yanın markasını kullandığını ispat etme gücü olmadığını,  davalı yanın, davalı şirket ile davalı şirketin dava dışı \"...\", \"...\" markalarına ilişkin açıklamalarının huzurdaki dava ile ilgileri bulunmadığını, yine, huzurdaki dava 16.06.2017 tarihinde açılmakla, bu tarihten sonraki tarihli delillerin huzurdaki davada delil olma niteliği olmadığını davalı taraf, iptaline karar verilen ... markalarını tescilli oldukları 5 ve 10. sınıflarda kullandıklarını ispat eder delil sunmadığını,  davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç:Dava,  davalı adına tescilli markaların  kullanılmadığı iddiasıyla  iptali ve sicilden terkini istemine ilişkindir. Davacı, \"...\" markasını  1999 yılından bu yana  kullandığını, TPMK nezdinde tescil  işlemini davalının kullanılmayan aynı ibareli markaları nedeniyle gerçekleştiremediğini beyanla davalı adına tescilli ... numaralı \"... \", ... numaralı \" ...\", ... numaralı \"... \" ve ... numaralı \"... \" markalarının kullanmama nedeniyle iptalini talep etmiştir.   6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 9.maddesinde de bir markanın sahibi tarafından, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde, haklı bir sebep  olmaksızın, tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmaması veya kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilmesi hali markanın iptali sebebi olarak kabul edilmiştir. Markanın ciddi şekilde kullanıldığının kabulü için  tescilli olduğu alanda pazar payı yaratma, arttırma, koruma ve  sürdürmek için  yeterli şekilde ticari faaliyet yürütüp yürütmediği dikkate alınmalıdır. Kullanım yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat markayı kullandığını ileri süren marka sahibine aittir. 5 yıllık kullanım süresi dava tarihinden geriye doğru 5 yılı  kapsar. <br>Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; TPMK kayıtlarına göre, davalı adına  ... numaralı \"... \" ibareli markanın 25.12.2008 tarihinde, ... numaralı \"...  ibareli markanın 02.02.2009 tarihinde, ... numaralı \"...\" ibareli markanın 25.12.2008 tarihinde, ... numaralı \"...\" ibareli markanın 30.03.2010 tarihinde 05 ve 10.sınıflarda tescil edildiği  görülmektedir.  09.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda; kullanıma ilişkin ispat yükü üzerinde olan davalının delil olarak sunduğu  belgelerin, kullanıma ilişkin denetlenebilir ve kanaat oluşturmaya yeterli görülmediği belirtilmiştir.  SMK’nın TBMM tarafından kabul tarihinin 22.12.2016 ve Resmi Gazetede yayın tarihinin 10.01.2017 olduğu,556 sayılı  KHK’nın 14.maddesinin 06.01.2017 tarihinde iptal edildiği,  SMK’nın kabulünden hemen sonra ve henüz yürürlüğe girmesinden  4 gün önce verilen iptal kararı nedeniyle  SMK’nın 9 ve 26.maddelerin geçmişe etkili olacak şekilde uygulanması gerektiği açıktır. Dosya kapsamına göre, iptali istenen markaların markaların tescilinin üzerinden beş yıl geçtikten sonra 16.06.2017 tarihinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmakta olup,  mahkemece, dava konusu markanın 6769   sayılı  SMK’nın  9 ve 26.maddelerinde öngörüldüğü üzere, son beş yıl içinde Türkiye sınırları içerisinde ciddi surette kullanılıp kullanılmadığına dair inceleme yapıldığı, 16.04.2019 tarihli  duruşmada,  davalı taraf vekillerince tüm delillerin sunulduğunun beyan edildiği, mahkemece  ispat için gerekli ticari defterler dahil delillerin sunulması konusunda  HMK 140/5 maddesine uygun şekilde davalı tarafa  kesin süre verildiği, eldeki dava HMK 25.maddsi kapsamında taraflarca hazırlama ilkesine tabi bir dava olduğundan sunulan deliller kapsamında inceleme yapıldığı, davalı tarafın gerekli delilleri ticari sır olduğu gerekçesiyle kendi iradesi ile süresinde ibraz etmediği, bir kısım fatura örneklerini delil olarak ibraz edildiği  görülmekte ise de ;  Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticarî vesikadır ( VUK m.229 ).  TTK'nın  21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması yani akdi ilişkiyi,  alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.Bu nedenle, fatura edilen  bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini ispat etmelidir. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değildir. Faturanın tarafların ticari defterlerine de kaydedilmiş olması gereklidir.  Bu nedenlerle faturadaki bilgilerin bile açık yer almadığı fatura suretlerinin markanın ciddi şekilde kullanıldığını ispata elverişli olmadığı ortadadır. Bunun dışında internet sayfasında ürün tanıtımı yapılması, yurt dışında yürütülen ticari faaliyet , dava tarihinden sonrasına ilişkin kullanımlara ilişkin delillerin de iddianın ispatına elverişli ve yeterli deliller olmadığı davalının markalarının ciddi şekilde kullanıldığını yöntemince  ispat edemediği anlaşılmıştır.  Öte yandan  davacının davalı markalarının iptalini istemek konusunda SMK 26/2 maddesi gereğince ilgili kişi konumunda bulunduğu ve hukuki yararının söz konusu olduğu, yasal hak kapsamında dava açmanın kötü niyetli davranış olarak kabul edilemeyeceği, mahkemece kullanımın ispat edilemediği,  marka başvuruları davalının markaları nedeniyle reddedilen davacının  iptali davası açmakta hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü yönünde verdiği kararın dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu,  davalı vekilinin istinaf talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,  temyiz yasa yolu açık  olmak üzere karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/12/2019 tarih ve 2017/131 E. 2019/365 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/11/2023  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dfbd5244d0106872","SID":"97dd65dde6e99f11"}}