{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1144 - 2023/1686<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/1144 <br>KARAR NO\t: 2023/1686<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/07/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/783 Esas - 2021/453 Karar<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 20/12/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 22/12/2023<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 23/09/2017 tarihinde müvekkilinin kullandığı ... plakalı araca, davalı ...'un kullandığı, diğer davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesiyle sigortalı ... plakalı aracın çarpması sonucu meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığı ve malul kaldığını, müvekkilinin zararlarının   karşılanması için davalı sigorta şirketine 28/12/2017 tarihinde başvurulduğu halde herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, belirsiz alacak olarak şimdilik 10.000,00 TL cismani zararın (7.000,00 TL'si sürekli iş görmezlik, 2.000,00 TL'si geçici iş görmezlik, 1.000,00 TL'si bakıcı gideri) olay tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bedel artırım dilekçesi ile sürekli iş görmezlik zararını 408.198,72 TL'ye, geçici iş göremezlik zararını 29.345,77 TL'ye,   bakıcı gideri talebini 10.217,66 TL'ye olmak üzere talebini toplam 447.762,15 TL'ye yükseltmiştir. <br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesine davacının asli kusurunun neden olduğunu, kazadan sonra gerekli yardımın yapıldığını, davacıya gereken ilginin gösterildiğini, ayrıca savcılık soruşturmasında da müvekkilinden şikayetçi olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı sigortaya, dava dilekçesi ve duruşma günü usulüne uygun tebliğ halde davaya karşı cevap vermemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda; 23/09/2017 tarihinde davalı aracın %90 kusuru ile gerçekleştirdiği trafik kazasında davacının yaralandığı, AYM'nin KTK'nın 90.maddesinin kısmen iptalinden sonra oluşturulan Yargıtay 17 HD'nin içtihatları nazara alındığında davacının Özürlülük Ölçütü… Yönetmeliğine göre tespit edilen bedensel özür oranının % 47, tedavi süresince bakıcı ihtiyacının 6 ay ve tıbbi iyileşme sürecinin 18 ay olduğu, TRH 2010 Yaşam Tablosu Ve \"Progresif Rant Hesaplama\" yöntemiyle yapılan hesaplamada kalıcı iş gücü kaybı zararının 480.110,02 TL, geçici iş göremezlik zararının  26.411,19 TL ve tedavi sürecindeki bakıcı ihtiyacı nedeniyle 10.217,66 TL zararının  oluştuğu anlaşılmış ise de, davacı vekilinin hesap bilirkişisinin 28.01.2021 tarihli raporu sonrası hesap edilen kalıcı iş gücü kaybı zarar miktarı olan 408.198,72 TL’ye itirazı  olmadığından davalı lehine usulü kazanılmış hak oluşturduğu da nazara alınarak, bu miktar ile geçici iş gücü kaybı ve bakıcı giderinin tedavi giderleri limitinde, kalıcı iş gücü kaybı zararının da sakatlık gideri limitinden karşılanacağı, davadan önce sigorta şirketine başvurulduğu, sigortalı aracın ticari araç olmadığı anlaşıldığından yapılan bedel artırımı da dikkate alınarak “Davanın kısmen kabulü ile; 26.411.19 TL geçici, 10.217,66 TL bakım gideri ile 388.174,05 TL kalıcı işgücü kaybı zararı olmak üzere toplam 424.802,90 TL'nin (davalı sigorta şirketinin 366.628,85 TL'siyle sınırlı olmak üzere) davalı ...'dan kaza tarihi olan 23/09/2017 tarihinden, davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 11/01/2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine” karar verilmiş; hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... vekili 04.08.2021 tarihinde verdiği ve ek olarak verdiği 26.08.2021 tarihli ve 06.09.2021 tarihli dilekçelerinde; dava dilekçesi ekinde sunulan Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 20/09/2018 tarihli raporunda kas iskelet sistemi arızları nedeniyle %14 oranında maluliyet verildiğini, bu raporda psikiyatrik rahatsızlıklar kısmının boş bırakıldığını, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 16/10/2020 tarihli raporunda; zihinsel, ruhsal, davranışsal bozukluklardan obsessif kompulsif bozukluk ve travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle %30, yürüyüş bozukluğu nedeniyle %24, her iki oranın Balthazard formülüne göre toplanması sonucu %47 maluliyet oluştuğu yönünde görüş bildirildiği, yine Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 16/03/2021 tarihli raporunda ise travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle %25, yürüyüş bozukluğu nedeniyle %17, her iki oranın Balthazard formülüne göre toplanması sonucu %38 maluliyet oluştuğu yönünde görüş bildirildiği, bu üç maluliyet raporu arasında hem maluliyetin oranı hem de kaynağı yönünde çelişki bulunduğunu, çelişki giderilmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, kaza nedeniyle davacıda ruhsal problemlerin başladığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının, dava dilekçesi ekinde sunduğu Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi raporuna delil olarak dayandığını, maluliyet oranının delil olarak dayanılan rapordan fazla olduğunun iddia edilmediğini, maluliyetin belirlenmesi için sevkini istemediğini ve  maluliyetten kaynaklı fazlaya dair haklarını saklı tutmadığını, davacının dava dilekçesinde iddia etmediği psikiyatrik sorunlar nedeniyle maluliyet oranı tayin edilmesinin ve yine maluliyet hususunda dava dilekçesindeki %14 oranındaki talebi aşar şekilde, davalı müvekkil lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine; davacının 22/01/2021 tarihli kök hesap rapor alındıktan sonra rapora itiraz etmediğini, 04/02/2021 tarihinde dava değerini artırdığını ve bedel artırımından sonraki 26/02/2021 tarihli ilk duruşmada ''dava ve bedel artırım dilekçesi kapsamında davanın kabulüne karar verilmesini talep ederim'' dediğini, bedel artırım dilekçesinde raporda aleyhe olan hususları kabul etmediğini dahi beyan etmediğini, bu rapordaki PMF Yaşam Tablosuna göre yapılan hesabın lehlerine usuli kazanılmış hak oluşturduğunu, bu gözetilmeden TRH kapsamında alınan raporun esas alınmasının doğru olmadığını, AAÜT’ndeki “davanın reddinde ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.” hükmüne aykırı vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olmadığını zira, bedel artırım dilekçesinde artırılan miktar yönünden sigorta şirketinin limitle sorumluluğunun talep edilmediğini, ayrıca bakıcı giderinin net asgari ücrete göre hesaplanması ve aile içi bakım nedeniyle %50 hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, 26/08/2021 tarihli ek istinaf dilekçesi ile; yasal süre içerisinde birden fazla dilekçe sunulması ve her bir dilekçede farklı gerekçelerin ileri sürülmesinin mümkün olduğunu, davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu tazminatın faiz başlangıç tarihinin hatalı olarak tespit edildiğini, davacının sigortaya çektiği ihtarın, 11/10/2018 tarihinde davalıya teslim edildiğini 15 gün sonrası olarak faiz başlangıç tarihinin 26/10/2018 temerrüt, bunun kabul görmemesi halinde 01/11/2018 dava tarihi olarak belirlenmesi yerine 11/01/2019 şeklinde kabul edilmesinin doğru olmadığını, 06/09/2021 tarihli ek istinaf dilekçesi ile; dilekçe ekinde sundukları sigorta şirketince onaylı ibranameden görüleceği üzere davacının, diğer davalı sigorta şirketi ile sulh olarak bir miktar para alıp sigortacı (... Sigorta A.Ş.) ile sigortalıyı (...) ibra ettiğini, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/783 Esas - 2021/453 Karar sayılı dosyasından feragat ettiğini, yapılan ödeme ile sigortacı ya da sigortalıdan ek tazminat talebinde bulunulmayacağını taahhüt ettiğini, müteselsil sorumluluk gereğince işbu davanın kül halinde feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, diğer davalı ... Sigorta A.Ş. ile davacı arasında sulh protokolü tanzim edilmiş, protokol gereği davacıya, diğer davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu tazminatın tamamı yerine bir miktarı (296.000,00 TL) ödenmiş ancak davacı, diğer davalı sigorta şirketini sorumlu olduğu alacağın tamamı (366.628,85 TL) yönünden ibra ettiğini, ibra edilen 366.628,85 TL'nin işlemiş faizinin alacağının tamamının  da sona erdiğini belirterek istinaf  isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf talebinde bulunan davalı ... vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat  istemine ilişkindir.<br>\tYerel Mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>\tDavalı vekilinin, hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;<br>\tHaksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarına dayalı maddi tazminat davasında, maluliyet durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Zarar görenin maluliyet durumunun tespitinde; maluliyet durumunun tespiti yanı sıra, kaza sonrası tedavi evraklarının da değerlendirilmesi ile maluliyetin kaza ile illiyetinin doğru bir şekilde ortaya konulması, kazandan kaynaklanan maluliyeti olması durumunda dahi zarar görenin maluliyetinin artmasına neden olduğuna yönelik somut iddiaların ve itirazların olması durumunda değerlendirilmesi gerekir.<br>\tDosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, davacının maluliyet oranının belirlenmesi için alınacak rapora esas Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin “Ruh Sağlığı Hastalıkları ABD” tarafından düzenlenen rapor içeriğinde; “…ilk kez 23/09/2019 tarihinde mahkemenin sevki sonrasında polikliniğimizde değerlendirilen ilgiliye uykuya dalmada zorlanma, kaza anını sık sık hatırlama, rüyada kaza anını görme, arabaya binince tedirgin olma, ani seslerden irkilme, bunaltı, mutsuzluk, isteksizlik şikâyetleri ile 'Travma Sonrası Stres Bozukluğu' tanısı konulmuş, essitalopram 10 mg/gün başlanmış, iki ay sonra 18/11/2019 tarihli kontrol muayenesinde essitalopram dozu 20 mg/gün'e artırılmıştır. 17/01/2020 tarihli muayenesinde ilgilinin uykuya dalmada zorlanma, kaza anını sık sık hatırlama, ani seslerden irkilme, bunaltı, mutsuzluk, isteksizlik şikâyetlerinin devam ettiği öğrenilmiş olup essitalopramdan fayda görmediği düşünülerek venlafaksin 150 mg/gün başlandığı, bir ay sonra kontrol muayenesinde ilgilinin uykuya daha kolay dalabildiği, ancak diğer şikayetlerinin devam ettiği, daha önce bir üniversitede idari kadroda çalışırken kazadan sonra fiziksel ve ruhsal problemleri nedeniyle çalışamadığının anlaşıldığı,...” tespiti yapılarak bu durumun hafif derecede işgöremezliğe neden olacak şekilde travma sonrası stres bozukluğuna neden olacağı görüşünün bildirildiği ve bu rapor esas alınarak Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD tarafından 16/10/2020 tarihli ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan “Özürlülük Ölçütü…Yönetmeliği” esas alınarak düzenlenen raporda “sağ ayak talus, kuboid, kalkenus kırığı, sol ulna kırığı(%24)” ile “travma sonrası stres bozukluğu(%30)” nedeniyle davacının özür oranının toplam %47, iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceği, 6 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun rapor edildiği görülmüş, mahkemece bu raporun hükme esas alındığı anlaşılmıştır. <br>\tHükme esas alınan maluliyet raporunda, davacının tespit edilen travma sonrası stres bozukluğu rahatsızlığının kaza ile illiyetinin bulunduğu değerlendirilmişse de, kazaya bağlı bir rahatsızlığı bulunması halinde bu rahatsızlığın sürekli olup olmadığı, çalışma gücü kaybı ve/veya yitirilmesine etki edecek boyutta olup olmadığının yeterince değerlendirilmediği ve davacı hakkında Keçiören EAH tarafından düzenlenen “Engelli Sağlık Kurulu Raporu”nda davacıda travma sonrası stres bozukluğu ile ilgili bir tespitin ve davacının bu yönde bir şikayetinin bulunmadığı, 02/07/2017 tarihli Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen ön raporda da psikiyatri şikayetleri bulunduğunu belirtmesine karşın tedavi gördüğü yönünde bir beyanının bulunmadığı anlaşıldığından, hükme esas alınan maluliyet raporundaki “travma sonrası stres bozukluğu”nun kaza ile illiyetinin, sürekliğinin ve varsa bu bozukluğun çalışma gücü kaybı ve/veya yitirilmesine etki edecek boyutta olup olmadığı yeterince değerlendirilmediği anlaşıldığından, hükme esas alınan maluliyet raporu karar vermeye elverişli değildir.<br>\tBu durumda mahkemece, davalı tarafından da alınan rapora itiraz edilmiş olması nedeniyle, kazadan sonra davacının psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle tedavisi var ise ilgili kurumlardan getirtilerek, Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulu'ndan, kaza tarihinde yürürlükte bulunan, TBK'nın 54. maddesi çerçevesinde çalışma gücünün azalmasının yahut yitirilmesinin tespitine elverişli yönetmelik hükümleri çerçevesinde geçici iş göremezliği ve sürekli iş görmezliği meydana gelip gelmediği, gelmiş ise süresinin ve maluliyet oranının değerlendirildiği, davacıda post travmatik stres bozukluğu rahatsızlığının kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, kazadan kaynaklanan bir rahatsızlık mevcut ise, sürekli mahiyette olup olmadığı, rahatsızlığın mevcut olması halinde tespit edilen maluliyet/engel durumunun çalışma gücünün kaybına ve azalmasına etkisi olup olmayacağı, olacaksa hangi oranda olacağı hususlarında, karar vermeye ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetersiz maluliyet raporuna göre karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>\tAyrıca; trafik kazası neticesinde meydana gelen zararlardan; zarara sebebiyet veren sürücüler, işleten ve işletenin sorumluluğunu ZMMS ile üstlenen sigorta şirketi, KTK'nın 85, 91 ve 88. maddeleri gereğince müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri TBK'nın 162/2. ve 163. maddelerine göre borcun tamamından sorumludur.<br>\tMüteselsil borçlularda borcun sona ermesini düzenleyen TBK'nın 166. maddesinde; \"(1)Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. (2)Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. (3)Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.\" düzenlemesine yer verilmiş, bu doğrultuda müteselsil borç nedeniyle alacaklıya halef olmayı düzenleyen TBK'nın 168/2 maddesinde de; \"Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır.\" denilerek, bir borçlu lehine yapılacak olan iyileştirmenin, diğer borçluların aleyhine olması halinde, iyileştirmenin aleyhine olduğu, diğer borçluların da bundan istifade edeceği kabul edilmiştir. <br>\tMüşterek müteselsil borçlulardan ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi, işletenin sorumluluğunu üstlendiğinden, sigorta şirketi ifâda bulunsun ya da bulunmasın bu sigorta yönünden feragat edilmesi işletenin yararına olduğundan işletene de sirayet edecek olup, işleten de sigorta teminat limiti ile sınırlı olarak (sigorta limitini aşan zarar varsa bu kısım hariç) borcundan kurtulacaktır.<br>\tDavadan feragat borcu sona erdiren bir irade beyanı olup, kural olarak feragat edilen borçlu yönünden hüküm ifade etmekle birlikte, borçluların müteselsil sorumluluğunun bulunduğu hallerde, müteselsil borçlular ancak durumun ve borcun niteliği elverdiği ölçüde  veya feragat ile borçlulardan birinin durumunu diğerlerinin zararına iyileştirmiş ise feragatten istifade edebilirler. Aksi takdirde, feragat ancak yapılan kişi lehine sonuç doğurur.<br>\tSürücü açısında ise, sigorta şirketi sürücünün sorumluluğunu üstlenmediğinden, sigorta şirketi hakkında davadan feragat edilmesi halinde, sürücü kusurundan kaynaklanan zararlarında, sürücünün zararına sigorta şirketinin durumunun iyileştirilmesi mahiyetinde olmadığından, sigorta şirketi hakkındaki davadan feragat edilmiş olması durumunda, sürücü yapılan ödeme var ise ancak ödeme yapılan miktar ile sınırlı olarak borcundan kurtulur (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2019/5845E. 2020/3050 K., 2016/18007 E. 2019/7784 K.).<br>\tSomut olayda; davalı/istinaf eden(işleten+sürücü) ...’un ZMMS sigortacısı olan davalı ... Sigorta AŞ. hakkında, mahkemece karar verildikten sonra ancak karar istinaf edilmeden önce, 02/08/2022 tarihinde davacı vekili tarafından düzenlenen “ibraname-makbuz-feragatname” başlıklı belgenin dosya arasında girdiği ve davalı ... tarafından da bu belgenin 25/08/2021 tarihli süresinde sunulan ek istinaf dilekçesi ile sunularak davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.<br>\tO halde, yukarıdaki açıklamalar kapsamında sözkonusu “ibraname-makbuz-feragatname” başlıklı belge gereğince feragat bulunup bulunmadığı araştırılarak ve feragat varsa istinaf eden davalıya sirayet edip etmeyeceği, sirayet edecekse poliçe limitleri de değerlendirilerek ne miktar için sirayet edeceği değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. <br>\tAçıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle yukarıda açıklandığı üzere Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan denetime elverişli maluliyet raporu alınarak, bundan sonra hükmün davalı tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle usuli kazanılmış hakları korunarak ve “ibraname-makbuz-feragatname” belge de değerlendirilerek davanın esası hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davalı ... vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 02/07/2021 tarihli, 2018/783 Esas – 2021/453 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tKararın kaldırılma sebebine göre, davalı ... vekilinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3-İstinaf eden davalı ... tarafından yatırılan 7.254,57 TL istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,<br>\t4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>\t5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 20/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"faccf0cd7845dde8","SID":"dbbd8f6bb7192b06"}}