{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1922 <br>KARAR NO: 2023/1422<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 12/12/2019<br>NUMARASI: 2019/13 E. - 2019/101 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/11/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...,  kadınlara yönelik dünyaca ünlü magazin dergisi ... 1937 yılından bu yana hazırlayıp basarak satışa sunduğunu, kadınlara yönelik, moda başta olmak üzere, güzellik, kozmetik, alışveriş tavsiyeleri, eğlence, ilişkiler, kariyer ve sağlık gibi hususlarda yazılar, faydalı bilgiler, reklamlar içeren ...  dergisi sektörünün öncü isimlerinden olup,  derginin  Türkiye'de de 1988 yılından beri yayımlanmakta olduğunu, müvekkilinin  ... markasını moda, kozmetik, güzellik ve bağlantılı ürünler için de dünyanın birçok yerinde gerek bizzat gerekse lisans yolu ile kullanmakta ve ... ve türev markalarını ilgili sınıflarda kendi adına gerekse de bağlı şirketleri vasıtasıyla tescil ettirdiğini, Müvekkilinin, ...  markasını ve türevlerini markaları kullandığı ülkeler yanında uluslararası kuruluşlar nezdinde de tescil ettirdiğini, sayısız ülkede tescilli, dünyaca tanınmış bir marka olduğunu,  \"...\" markasının, dergicilik, basın yayın sektörüne ilişkin mal ve hizmet sınıfları yanında moda, kozmetik, güzellik ve bağlantılı sınıflarda da dünya genelini kapsayacak şekilde tescil edildiğini, bu tescillerin çok büyük bir kısmının müvekkili adına, bir kısmının ise bağlı/kardeş şirketi ... adına olduğunu, uluslararası alanda faaliyet gösteren şirketlerde bu tarz uygulamalar son derece yaygın olduğunu, Müvekkili hakkında daha fazla bilgiye resmi İnternet sayfası olan www...com ve Türkiye adresi olan www...com.tr adreslerinden ulaşılabileceğini, müvekkilinin TÜRKPATENT nezdinde ... ve türev markaları için birçok tescili mevcut olduğunu, SMK nın 26/2. maddesi gereği, \"İlgili kişiler, Kurumdan markanın iptalini isteyebilir.\" 26. Maddenin uygulanması SMK m. 192 ile yürürlük tarihinden itibaren 7 yıl sonrasına bırakılmış olmakla bu madde yürürlüğe girene yani iptal taleplerinin Kurum tarafından inceleneceği döneme kadar iptal yetkisinin mahkemelerce kullanılacağı ise Geçici 4. Maddede \"26 ncı madde hükmü yürürlüğe girene kadar, iptal yetkisi, anılan maddedeki usul ve esaslara göre mahkemeler tarafından kullanılır.\" şeklinde düzenlendiğini, buna göre ilgili kişilerin mahkemelerden bir markanın iptalini isteyebilecekleri açık olduğunu, Müvekkilinin, davalıya ait kullanılmayan markanın sicilde kayıtlı olması sebebiyle zarara uğrama tehlikesi altında olduğunu, Nitekim doktrinde de aynı sektörde faaliyet göstermese dahi aynı mal ve hizmeti üretmeyi düşünen üçüncü kişilerin de KHK döneminde kullanmama nedeniyle hükümsüzlük davası açabileceği kabul edildiğini, aynı şartların SMK için de geçerli olduğunu,  müvekkili, ... ve türev markalarını 03. Sınıfta davalının tescil kapsamına giren emtia için de Türkiye'de de kullanmak istemekte olduğunu, ancak kullanılmayan dava konusu markanın mevcudiyeti müvekkil için açık tehlike içermekte, haklarının kullanılamaması/kısıtlanması ve açıkça faaliyetlerinin sekteye uğratılması riskini barındırdığını, Nitekim davalının, kullanmadığı ve dahi haksız biçimde tescil ettirdiği dava konusu markaya dayanarak müvekkilinin TÜRKPATENT nezdindeki marka başvurularına da itiraz etmekte olup, müvekkilinin markasını kullanmasına/tescil ettirmesine engel olmaya çalıştığını,  davalının müvekkilin ... no ile 18, 25, 35 sınıflarda başvuruya konu edilen \"... + şekil\" markasına itiraz ettiğini, davalının, müvekkilinin faaliyetlerini engelleme kastı gütmekte olduğunu, zira kendi tescili kapsamında olmayan sınıflara dahi itiraz ettiğini,  davalının bu haksız girişimi neticesinde müvekkil başvurusu sekteye uğradığını, müvekkilinin haksız itirazın neticelenmesi için beklemek zorunda kaldığını, yani davalının kullanmadığı tescile dayanarak müvekkile engel olmaya çalıştığı, dolayısıyla müvekkilin halihazırda dahi tehlike altında olduğu ve SMK anlamında ilgili kişi olarak konu davayı açmakta menfaati olduğu açık olduğunu, ayrıca daha evvel İst. And. 2. FSHHM 2014E. -  2015/71K. nolu dosya ile 556 Sayılı KHK 14. Ve 42/c. Maddeleri uyarınca kullanmama nedenine dayalı iptal davası açıldığını, dosyada Yerel Mahkeme müvekkilinin davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunduğunu tespit etmiş ve davalı markasının kullanıldığının ispatlanamaması üzerine davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak KHK 14'ün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi sebebiyle söz konusu karar Yargıtay tarafından bozulmuş ve bu dosya sadece usul açısından İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2017/565E. -  2018/69 K. nolu dosyası ile davanın reddi ile sonuçlandığını,  bu sebeple bu davayı ikmal etme zorunluluğu oluştuğunu, davayı açmakta hukuki menfaati bulunduğu açık olduğunu, kullanmama davalarında ispat yükünün davalıya ait olduğunu, davalının adına tescilli dava konusu markayı Türkiye'de  SMK'nın 9. Maddesi bağlamında  kullanmadığının tespit edildiğini, İstanbul Anadolu 2. FSHHM nezdinde ilk olarak 2014E. - 2015/71K. no ile görülen davada Yerel Mahkemece davalının ... tescil nolu ... markasını kullanmadığı açık biçimde tespit edildiğini, bu dosyada davanın kabulüne dair verilen Yerel Mahkeme kararı davalıca Temyiz edilmiş ve o sırada KHK m. 14'ün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi sebebiyle karar Yargıtay tarafından bozulduğunu. akabinde İstanbul Anadolu FSHHM 2017/565E. -  2018/69K. nolu kararı ile bozmaya uymuş ve hukuki dayanağı kalmamış olması sebebiyle davanın reddine karar verdiğini, davalı tarafından müvekkilinin yaratıcısı, gerçek hak ve tescil sahibi olduğu dünyaca tanınmış ... markası alınmış ve başına sadece \"...\" ve sonuna \"...\" ibareleri koyularak 03. Sınıfta tescile konu edilmiştir. Bu tescilin kötü niyetli olduğu açık olduğunu,  bu nedenlerle davalı adına, 03. sınıfta tescilli olan ... numaralı ... markasının tescilli olduğu sınıfta SMK'nın 9, 26 ve Geçici 4. maddeleri uyarınca kullanılmadığının tespiti ile iptaline, anılan iptal kararının SMK m. 27/2 doğrultusunda önceki dava tarihi olan 03.01.2014 tarihinden itibaren etkili olacağının hüküm altına alınmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK’ya göre Davacı tarafın dava açma yetkisi bulunmadığını, Markanın iptalini talep edebilecek kişilerle ilgili olarak SMK’nın 32(7)’nci[13] maddesinde de bir düzenleme yapılıp, bu düzenlemede garanti markası veya ortak markanın devamlılık arz edecek biçimde teknik şartnameye aykırı kullanılması koşuluyla ilgili kişiler, Cumhuriyet savcısı veya ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının markanın iptalini talep edebileceği öngörüldüğünü, SMK’nın 32(7)’inci maddesindeki “ilgili kişiler”i ortak markayı veya garanti markasını kullanmaya yetkili kişiler olarak anlamak gerekeceğini. Bu kişilerin dışındaki kişiler zaten SMK’nın 26(2)’nci maddesinde belirtilen “ilgili kişiler” ifadesi içinde karşılığını bulacağını, Bu durumda madde metinleei incelendiği zaman davacının ilgili kişiler içinde de bulunmadığı tamamen 3. Şahıs vasfı taşıdığı açık olduğunu bu nedenle öncelikle davanın usulden reddini talep etmiştir.  Davalı müvekkili ... “... “ markasını 16.10.1990 tarihinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Sınai Mülkiyet Dairesi Başkanlığı’ndan verilen 16.10.1990 tarih ve 121274 sayılı marka tescil belgesi ile tescilli olduğunu, müvekkilinin kendisinin ortağı olduğu aile şirketi olan  “... Ltd. Şti” ile markasını bir fiil bu tarihten itibaren kullanmakta olduğunu, Davacı Şirketin ...ismini 1937’den beri “ünlü magazin dergisi “olarak kullandığını, 1967 yılında tescil ettirdiğini ve dünyanın 34 ayrı ülkesinde kullandığını, derginin dünyada 3.255.000 adet okuyucusunun olduğunu savunduğunu, ... markasının Türkiye’de 1980’li yıllarda çıkarılan moda, ev dekorasyon dergilerine ait bir marka olduğunu ancak müvekkil şirkete ait olan “...” markası ise kozmetik alanında 20 seneyi aşkın süredir kullanılan bir marka olduğunu, Her iki marka da farklı alanlarda, farklı sektörlerde ve farklı kesimlere hitap eden markala olduğunu davacı yanın 2014 yılında başlayan dava açma sürecine kadar da bu şekilde devam ettiğini, Davacı Şirketin bu sefer de davasını “markanın haklı bir neden olmaksızın kullanılmaması nedeni ile iptali talepli olarak ikame ettiğini, davacı tarafından mahkememizden ihtiyadi tedbir talep edilmiş olup, mahkememiz tarafından da iş bu talep yerinde görülerek kabul edildiğini,  tarafından da bu tedbir talebine markayı birfiil kullandığından dolayı herhangi bir itirazımız olmadığını bildirmiştir. Ancak davacı tarafından haksız olarak marka müvekkil tarafından tescil edilmiş olan sınıflarda lisans verdiğinden ve lisans sahibi şirket tarafından şampuan / saç kremi / krem gibi malların üretimi yapılarak ... gibi geniş ağı olan marketlerde satışı yapıldığından müvekkilinin zarara girmekte ve müvekkil şirket adına tarafımızdan ...’a Beyoğlu ... Noterliği’nin 08/08/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilmiş olup,  bu ihtarnamede ...’ın kullanımlarının ... adına tescilli ... numaralı markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturması nedeni ile durdurulması ve toplanması talep edildiğini, aslında müvekkili şirketin zarar veren değil davacı tarafından kendisine ait olmayan sınıflarda lisans vermesi nedeni ile müvekkil şirketin zarar gören olduğunu, müvekkilininin hiçbir şekil ve surette markasını devir etmek gibi bir niyeti olmadığını, haksız ve mesnetsiz açılan davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesince; \"İddia, savunma, TPMK kayıtları, bilirkişi raporu ve İstanbul Anadolu 2.Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/1 E. 2015/71 k. Sayılı dosya içeriği, tüm dosya kapsamı ile incelendiğinde, davalı adına ... nolu \"...\" markasının 3.sınıfta yer alan \"şampuan, balzam, deodorant, losyon, aftershave, maskara, bilyalı deodorant, stick deodorant, shower gel, vücut losyonu, far, allık, kompakt, pudra, eyeliner, fondöten, ruj, oje, krem\" hizmetleri yönünden TPE'de tescil edildiği görülmektedir. Davalı tarafından markasının ayırt edici unsuru değiştirilmeden tescilli olduğu sınıfta kullanma zorunluluğu bulunmaktadır. Bu kullanımın da pazar yaratmak yada mevcut pazarı korumak amacıyla markanın temel işlevine uygun olarak emtiaların menşeini garanti edecek şekilde ciddi biçimde gerçekleşen kullanımın ispatı gerekmektedir. Davalı tarafından kullanımın ispatı amacıyla sunulmuş olan tüm faturaların içeriği incelendiğinde bir kısmında kendi tescilli markasını değil ... markasını kullandığı, bir kısmında ise ... markasını ... olmadan kullandığı, bu pay içerisinde \"far, allık, kompakt, pudra, eyeliner, fondöten, ruj, oje, balzam, losyon, aftershave, maskara, shower gel\" emtialarının hiç yer almadığı ve \"...\" şeklindeki kullanımlarında, davalının markasının ayırt edici unsuru değiştirilmeden geçerli bir şekilde kullanımı olarak kabul edilmeyeceği göz önüne alındığında, kullanımın bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere \"Ciddi bir kullanım Payı\" olarak değerlendirilemeyeceği, davalı markasının tescil kapsamındaki tüm emtialar bakımından iptal koşullarının oluşmuş olduğu, davalının markasının gerek beş yıl kesintisiz ara verilmeden kullanıldığı, gerekse de son beş yıllık dönemde ciddi, pazar payı oluşturacak şekilde, tescilli olduğu tüm emtialar bakımından ayırt edici unsurunu değiştirmeden kullandığı ispat edilememiş olduğu ve iptal koşullarının oluştuğu anlaşılmış ve SMK 27/2. Madde gereğince davacının markanın iptalini geriye etkili olacak şekilde iptali talebi açısından ise iptal koşullarının dava tarihinden önce oluştuğu, İstanbul Anadolu 2.Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/1 E. 2015/71 K. Sayılı dava tarihi itibariyle davacının iptal talebinde hukuki yararının olduğu değerlendirilerek  davanın kabulüne, davalı adına tescilli ... numaralı \"...\" markasının 03.01.2014 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde iptaline\" davanın kabulüne, davalı adına tescilli olan ... nolu ... markasını kullanmama nedeni ile 03/01/2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere  iptaline karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu kararın haksız ve mesnetsiz olduğunu, delillerin ekonomik şartlar incelenmeden eksik karar verildiğini, davalı müvekkil ...'ün \"...\" markasının 16.10.1990 tarihinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Sınai Mülkiyet Daire Başkanlığı'ndan verilen 16.10.1990 tarih ve ... sayılı tescil belgesi ile tescilli olduğunu, müvekkilin kendisinin ortağı olduğu aile şirketi olan  “... Ltd. Şti” ile markasını bir fiil bu tarihten itibaren kullandığını, davacı şirketin ... ismini 1937’den beri “ünlü magazin dergisi “olarak kullandığını, 1967 yılında tescil ettirdiğini ve dünyanın 34 ayrı ülkesinde kullandığını, derginin dünyada 3.255.000 adet okuyucusunun olduğunu savunduğunu, ... markasının Türkiye’de 1980’li yıllarda çıkarılan moda, ev dekorasyon dergilerine ait bir marka olduğunu, her iki markanın da farklı sektörlerde farklı kesimlere hitap eden markalar olduğunu, davacının 2014 yılında başlayan dava açma sürecine kadar bu şekilde devam ettiğini, davacı şirketin bu kez de davasını \"markanın haklı bir neden olmaksızın kullanılmaması\" nedeniyle iptali talepli olarak ikame ettiğini, davacı tarafından yerel mahkemeden ihtiyati tedbir talep edildiğini ve mahkemece bu talebin kabul edildiğini, taraflarınca bu tedbir talebine itiraz edilmemesinin nedeninin müvekkil tarafından markanın kullanılıyor olması olduğunu, davacı tarafından haksız olarak müvekkil tarafından tescil edilmiş olan sınıflarda lısans verdiğinden ve lisans sahibi şirket tarafından şampuan, saç kremi, krem gibi markaların üretimini yaparak ... gibi geniş ağı olan marketlerde satışını yaptığından müvekkilin zarara girdiğini ve müvekkil şirket adına ... Beyoğlu .... Noterliği’nin 08/08/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarnamede ...’ın kullanımlarının ... adına tescilli ... numaralı markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturması nedeni ile durdurulması ve toplanması talep edildiğini, müvekkil şirketin zarar veren değil davacı tarafından kendisine ait olmayan sınıflarda lisans vermesi nedeni ile müvekkil şirketin zarar gören olduğunu, davacının dava dilekçesinde müvekkilin davacının marka başvurusuna yaptığı itirazı dile getirdiğini, bunun nedeninin 2014 yılından itibaren davacı şirketin devamlı surette davalı müvekkilin markası ile yersiz ve rahatsız edici şekilde uğraşmakta olması olduğunu, davacının dava dilekçesinde devamlı markayı kullanmadığından bahsettiğini ancak markanın kullanıldığının bilirkişi incelemesinde sunulan ürün örnekleri, faturalar ve internet çıktıları ile ispat edildiğini, davacının tehlikede olduğu beyan edilmiş olsa da asıl tehlikenin haksız yere davacının verdiği lisans hakkından doğan müvekkilin uğradığı zarar olduğunu, davacının dava dilekçesinde markasının moda ve magazin dergiciliği alanında Türkiye ve dünyadaki bazı ülkelerdeki tescilinden bahsettiğini ve daha sonra moda ve magazin dergiciliği ile 3.sınıf yani kozmetik sınıfının davacının iş kolu ile doğrudan bağlantılı olduğunu iddia ettiğini, dergicilik ve kozmetiğin bağlantısının olmadığını, müvekkilin çok eski senelerden beri kozmetik üretimi yapmakta olduğunu ve kendisinin aynı zamanda bir kimyager olması nedeni ile bizzat işinin başında olduğunu, SMK hükümleri uyarınca markanın kullanılmamasından dolayı iptalinden bahsedebilmek için; markanın, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde, haklı bir  neden olmadan kullanılmaması gerektiğini, davacı şirket tarafından 28 Nisan 1999 tarhinde yine ihtarname keşide edildiğini, müvekkil şirket tarafından bu ihtarnameye cevap olarak 10 Mayıs 1999’da cevap verildiğini, ancak bundan sonra tam 15 sene sonra davacı şirket tarafından ilk dava ikame edildiğini, arada anlaşma yoluna gidilse de ortak paydada bulunulamadığını, ilk davadan 5 yıl sonra bu davanın tekrar ikame edilmesinin kötü niyetli olduğunu, davalı müvekkil tarafından marka tescil edildiği tarih olan 1990 yılından beri kesintisiz olarak kullanılmakta olduğunu, davalı müvekkil tarafından birfiil üretimi yapılan ürünlere ait fotoğraflar ve internet çıktıklarından markanın kullanımının sabit hale geldiğini, bilirkişiler tarafından %4 oranında kullanımın küçük oranda kullanım olarak kabul ettiklerini, aile şirketi olarak çalışan bir gerçek tacir için %4'ün çok yüksek bir değer olduğunu ve bu şekilde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının müvekkil tarafından dava açılacağı korkusu ile fatura kesildiğinin iddia edildiğini ancak asılsız bir iddia olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının dava konusu markayı SMK'nin aradığı şekilde kullanmadığının mahkemece doğru tesipt edildiğini, davalının beyanlarının hiçbir hukuki mesneti olmadığını, davalının ürün örnekleri ile SMK anlamında dava konusu markanın kullanıldığını ispatladığı iddiasının kabul edilemeyeceğini, davalının sunduğu delillerin bir kısmının zaten huzurdaki dosyada incelenmesinin mümkün olmadığını, davalının kullanımlarının markanın tescil edildiği şekilde olmadığının bilirkişi raporunda da mahkeme kararında da isabetli biçimde tespit edildiğini, davalının istinaf dilekçesinde de aksi bir itiraz bulunmadığını, davalının sunduğu delillerin tamamının markanın tescil edildiği şekle olup olmadığına bakılmaksızın incelense dahi SMK'nin aradığı anlamda ciddi bir kullanımdan söz edilemeyeceğinin görüleceğini, müvekkilin yasal haklarını kullandığını, davalının müvekkilin kötü niyetli olduğu iddiasının yersiz olduğunu, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu; davalı adına  ... tescil nolu ...  markasının  03/01/2014 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde kullanmama sebebiyle iptal davasıdır.TPMK kayıtlarına göre; davalının, .... tescil numaralı ...  markasının 3. Sınıftaki ''Şampuan, Balzam, deodorant, losyon, aftershave, maskara, bilyalı deodorant, showergel, vücut losyonu, far, allık, kompakt, pudra, eyeliner, fondoten, ruj, oje, krem''emtialarını içeren 16/10/1990/... (Tescil Tarihi: 19/11/1990) sayılı markanın sahibi olduğu, anılan markanın  ve halen hükmünü sürdürdüğü belirlenmiştir. 6769 sayılı SMK'nin 9.maddesi uyarınca; tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması ve markanın marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir.  6769 sayılı SMK 27/2.'ye göre; 26. madde gereğince markanın iptaline karar verilmesi halinde bu karar, iptal talebinin kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkilidir. Ancak talep üzerine, iptal hallerinin daha önceki bir tarihte doğmuş olması halinde iptal kararının bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebilir düzenlemesi yer almaktadır. Daha önce İstanbul Anadolu 2. FSHHM'nin 2014/1 E. 2015/71 K. sayılı kararın taraflar arasında olduğu, aynı şekilde markanın kullanılmaması sebebiyle hükümsüzlük davası olduğu, Yargıtay 11. H.D.'nin 2015/13704 E. 2017/1449 K. sayılı kararı ile karar tarihinden sonra AYM'nin kararı ile 556 sayılı KHK'nin 14. maddesinin iptaline karar verildiği belirtilmek suretiyle, bozulmasına karar verildiği, akabinde İstanbul Anadolu  FSHHM'nin 2017/565 E- 2018/69 K. sayılı kararında davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, muhasebe-finans uzmanı bilirkişi marka-patent vekili tarafından düzenlenen 08/11/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; markanın kullanımının ciddi kullanım kabul edilebilmesi için markanın tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından pazar yaratmak veya mevcut pazarı korumak amacıyla temel işlevine uygun olarak kapsamındaki mal veya hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde kullanılması gerektiği, markayı tutmaya yönelik, sınırlı üretim ve satış eylemlerinin ciddi kullanım oluşturmayacağı belirtilmek suretiyle davalının markasını gerek beş yıl kesintisiz ara verilmeden kullanıldığı, gerekse de son beş yıllık dönemde ciddi, pazar payı oluşturacak şekilde, tescilli olduğu tüm emtialar bakımından ayırt edici unsurunu değiştirmeden kullandığını ispat edemediğini, iptal koşullarının oluştuğunu belirtmişlerdir. Dosya kapsamı, bilirkişi raporu, faturalar ve tüm kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafından ibraz edilen fatura içerikleri gözetildiğinde bir kısmında kendi tescilli markasını değil ... markasını kullandığı, bir kısmında ... markasını ... olmadan kullandığı, bu pay içerisinde \"far, allık, kompakt, pudra, eyeliner, fondoten, ruj, oje, balsam,  losyon, after shave, maskara, shower gel\" emtialarının hiç yer almadığı ve ... şeklinde kullanımlarında davalının markasının ayırt edici unsuru değiştirilmeden geçerli bir şekilde kullanım olarak kabul edilemeyeceğinden ve bilirkişi raporunda yapılan tespitler uyarınca son 5 yıllık kullanım içerisinde %4'lük bir payı yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca ciddi bir kullanım payı olarak değerlendirilemeyeceğinden mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.Ayrıca SMK 27/2 maddesi gereğince iptal koşullarının dava tarihinden önce İstanbul Anadolu 2. FSHHM'nin 2014/1 E. sayılı dosyasının dava açılış tarihi 03.01.2014 tarihinden itibaren doğduğundan bu tarihten geçerli olmak üzere iptali kararı verilmesi de isabetlidir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/12/2019 tarih ve 2019/13 E., 2019/101 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"98f6439f02658a03","SID":"28ce1ae7e312ff12"}}