{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1863 <br>KARAR NO: 2023/1993<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/03/2021<br>NUMARASI: 2016/867 Esas - 2021/489 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin makine satım işiyle iştigal ettiğini, bu kapsamda davalıya makineler sattığını, borçlarını ödememesi nedeniyle davalı aleyhine 04/02/2016'da İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla 48.989-TL asıl alacak ve 3.448-TL işlemiş faiz alacağı için toplam 52.437-TL talepli ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibin 2014-2015 yıllarına ait toplam 10 adet faturaya dayandığını, 15/03/2016'da davalının icra takibine itiraz ettiğini, itiraz dilekçesinde satılan makinelerin ayıplı olduğuna dair bir neden olmamasına rağmen müvekkiline noterden gönderdiği 30/06/2016 tarihli ihtarnamede makinelerin ayıplı olduğundan bahisle kendisinin sattığı kişi tarafından makinelerin 06/01/2016'da iade edildiğini belirttiğini, faturaların 2014-2015 tarihli olduğu dikkate alındığında davalının 1-1,5 yıl sonra hatta kendisine iade edildiğini ifade ettiği tarihten 6 ay sonra ihbarda bulunduğunu,ayıp ihbarının süresinde olmadığını,satılanların ayıplı olmadığını ileri sürerek, davalının icra takibine vaki itirazının iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, takibe dayanak gösterilen faturaların ... isimli adi şirket tarafından düzenlenmesine rağmen takibin davacı ... tarafından yapıldığını, bu nedenle aktif husumet itirazında bulunduklarını; icra takibine konu edilen 10 faturadan 8 inin icra takibinden ve davadan çok önce ödendiğini, ihtilafın 23.600-TL bedelli 04/08/2015 tarihli ve 21.240,60-TL bedelli 09/09/2015 tarihli iki faturadan kaynaklandığını, bu fatura bedellerinin de bir kısmının ödendiğini, söz konusu faturalara konu 2 adet amortisör test cihazı, 2 adet yanal kayma test cihazı ve 2 adet dinamometre satın alındığını, bunların 1 adedinin dava dışı ... A.Ş.'ye satıldığını, sonrasında müvekkiliyle dava dışı şirket arasında bayilik sözleşmesi akdedildiğini, fakat davacıdan alınıp da ... A.Ş.'ye satılan makineler ayıplı çıktığından iadesi ve sözleşmenin feshi hususunda dava dışı şirketin müvekkiline 06/01/2016'da ihtarname göndererek icra takibi başlattığını; diğer makinelerin satıldığı dava dışı firmasına kırılan makine için üç kez tamire gidildiğini ve müvekkilinin burada da ayıp nedeniyle iade talebiyle karşılaştığını; müvekkilinin davacıya süresinde ayıp ihbarında bulunmasına rağmen davacının ayıbı gidermeyerek makineleri iade de almadığını, makinelerin halen müvekkilinin elinde bulunduğunu belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, talebe konu faturaların 20/11/2014-09/09/2015 tarihlerine ilişkin olduğu, teknik bilirkişi raporuna göre davalıya net maliyetle 21.000-TL'ye satılan amortisör test cihazının, yanal kayma test cihazının ve dinamometre takımı test cihazının üretim kaynaklı gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği; davalının ayıplı malları dava dışı ... A.Ş.'ye sattığı, dava dışı şirketin davalıya 06/01/2016 tarihli ihtarnameyle makinelerin ayıplı olduğunun bildirildiği, 12/01/2016 tarihli ibranameyle de iade edildiği; davalının davacıya gönderdiği 03/06/2016 tarihli ihtarnameyle de makinelerin ayıplı olduğunun bildirildiği; buna göre, davalının 06/01/2016'dan itibaren makul bir süre içinde davacıya ayıp ihbarında bulunması gerektiği, ancak ayıbı öğrenmesinin üzerinden yaklaşık altı ay sonra yani 03/06/2016'da ayıp ihbarında bulunduğu, TTK m.18 ve Yargıtay 19. HD'nin \"tacirler arası satım sözleşmelerinde yasal süresi içinde ayıp ihbarının yapıldığının tanık ile ispat edilemeyeceği\" şeklindeki yerleşmiş içtihatları uyarınca, davalının süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu tanıkla ispatının mümkün olmadığı,yazılı delil sunulmadığından davalının makineleri bu haliyle kabul etmiş sayılacağı; davalının ticari defterlerine göre davacının davalıdan 31.989-TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, temerrütün takip ile başladığından takip öncesi işlemiş faiz talep edilemeyeceği,alacağın likit reddedilen  kısım nedeniyle davacının takibinde kötüniyetli olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 31.989-TL asıl alacak ve taleple bağlı kalınarak asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazla istemin reddine; kabul edilen tutarın %20'si  oranında icra inkar tazminatının davalıdan ve reddedilen tutarın %20'si oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, cevap dilekçesinde sundukları aktif husumet itirazının mahkemece değerlendirilmediğini; bilirkişi raporlarına göre davaya konu makinelerin hasarlı bir şekilde müvekkiline teslim edildiğinin belirlendiğini, tanık beyanlarının bu hususu doğruladığını; kabul anlamına gelmemek üzere ayıplı olduğu tespit edilen malların 21.000-TL olan bedelinin hüküm altına alınmış 31.989-TL'den mahsubuyla icra inkar tazminatının aradaki fark miktarı olan 10.989-TL üzerinden verilmesi gerektiğini; mahkemece kararın gerekçesinde işlemiş faiz talebinin kabul edilmediği belirtilmiş ise de, hüküm fıkrasında bu hususun infaza elverişli olacak şekilde yansıtılmadığını,Yargıtay'ın bir kısım içtihatlarında ayıp ihbarının tanıkla ispatının kabul edildiğini belirterek,kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında satılan makinelerin bedellerinin tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi gereğince, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Takip dayanağı faturaların incelenmesinde, başlık kısmında davacının ticari işletmesinin adı olan \"... İmalatı Sanayi ve Ticaret\" ibaresinin ve adres bölümünde de davacı \"...\"in isminin yazdığı görülmüştür. Buna göre davacının ticari işletmesinin tüzel kişiliği bulunmadığı ve bir şahıs işletmesi olduğu anlaşıldığından, davacı tarafından takip başlatılarak itiraz üzerine itirazın iptali  davası açmaya  aktif husumet ehliyeti bulunduğundan bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Davalıya satılan  makineler 04/08/2015 ve 09/09/2015 tarihli faturalardaki makineler olup, satış yapılan ... A.Ş.'nin 06/01/2016 tarihli ihtarnamesiyle makinelerdeki ayıbı davacıya ihbar ettiği, 12/01/2016 tarihli sulh protokolü ve ibranameyle de makinelerin iadesinin kabul edildiği, makineler iade alındıktan sonra davalının davacıya  03/06/2016 tarihli ihtarname ile ayıp ihbarında bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalının ayıbı öğrendiği tarih olarak kabulü gereken 06/01/2015 tarihi ile ayıbı davacıya bildirdiği 03/06/2016 tarihi arasındaki yaklaşık 6 aylık sürenin TBK m.223 kapsamında uygun bir süre olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Ayrıca TTK m.18/3 gereğince ayıp ihbarının tanıkla ispatı mümkün bulunmayıp, davalı taraf süresinde davacı satıcıya ayıp ihbarında bulunduğunu ispat edememiştir. Süresinde ayıp ihbarı yapılmadığından davalının makineleri kabul etmiş sayılması gerekir. Yapılan bilirkişi incelemesinde de, davalının kayıtlarına göre davacıya 31.989-TL borcu bulunduğu belirlendiğinden bu miktar kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan hüküm fıkrasında, 31.989-TL için  itirazın iptaline karar verilip  açıkça  yazıldığı, fazla istemin reddine karar verilmesi nedeniyle işlemiş faiz isteğinin red edilmiş olduğu, hükmün infazında tereddüt yaratacak bir hata olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısıma yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının asıl alacak bakımından davasını ispat ettiği  anlaşılmakla istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 2.185,17-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 546,30-TL harcın mahsubu ile kalan 1.638,87-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ad9f38c38215c8be","SID":"43d00b3fb1ab2458"}}