{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2275 <br>KARAR NO: 2023/1735<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL AND. 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/06/2020<br>ESAS NO: 2019/224 <br>KARAR NO: 2020/347<br>DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))<br>DAVA TARİHİ: 24/04/2019<br>KARAR TARİHİ: 06/12/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sözleşme kapsamında ... (Asıl Borçlu) kredi açıldığını, ... tic. A.Ş.'nin (Müflis) müteselsil kefaleti bulunduğunu, açılan kredinin kullanıldığını, kredinin geri ödenmemesi üzerine ihtarname keşide edildiğini, borcun yine ödenmediğini, bu defa borç ödeme sözleşmesi yapıldığını, iflas tarihi itibarı ile müflisin 10.389.445,00 TL borcu bulunduğunu, iflas masasına kayıt için talep yapıldığını, ancak reddedildiğini, alacağın haksız şekilde reddedildiğini iddia ederek, ikinci alacaklılar toplantısına katılmalarına ve reddedilen alacağın sıra cetveline kaydına karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP  Davalı vekili usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap beyan veya delil dilekçesi sunmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI  Mahkemece \"Dava, davacı banka tarafından müflis şirket aleyhine açılan kayıt kabul davasıdır. Davacı, müflis şirketi ile aralarında kredi sözleşmesi ilişkisinin olduğu, müflisle olan kredi sözleşmesinden doğan alacağı ile ilgili iflastan önce borçlularla (asıl borçlu ve kefillerle) 21/03/2016 tarihinde borç ödeme sözleşmesi imzaladıklarını ancak borcun ödenmediğini ileri sürmüştür.Müflis şirketin İst. Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/928 Esas, 2016/785 K  sayılı dosyasında 09/11/2016 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği anlaşılmıştır.Uyuşmazlık konusu olan ilk husus iş bu dava için dava şartı olan davanın süresinde açılıp açılmadığı hususudur ...Somut olayda, iflas müdürlüğüne yazılan müzekkereye göre gelen cevaptan,  davacının, iflas masasına 62 kayıt sıra numarası ile 10.389.445 TL alacak üzerinden masaya kayıt talebinde bulunduğu, bu sırada tebliğ için de masraf yatırdığı anlaşılmıştır. Masa alacağın tamamını reddetmiş, masa red kararı, davacı vekiline 17/04/2019 tarihinde tebliğ edilmiş,  ayrıca sıra cetveli 22/04/2019 ve 17/04/2019 tarihlerinde ilan edilmiştir. Bu bakımdan iş bu kayıt kabul davasının 24/04/2019 tarihinde, hak düşürücü süre içinde açıldığı sabittir. Davacının süresinde dava açtığı anlaşıldıktan sonra açıklığa kavuşturulması gereken bir diğer husus davacının gerçekten alacağının olup olmadığı, varsa ne kadar olduğudur. Bu bakımdan inceleme yapılması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi, 31/01/2020 tarihli raporunda,  davacı ile müflis arasında 21/03/2016 tarihinde borç ödeme protokolü yapıldığı, bu sözleşmenin inkar edilmediği, borcun ödenidğini gösterir bir belgenin de olmadığı, ancak sözleşmede dolar olarak belirlenen borcun ödeme tarihi itibariyle hangi kur üzerinden çevrileceğine dair bir madde olmadığından döviz satış kurunun uygulanması gerektiği, buna göre ilfas tarihi itibariyle geçerli olan (euro) döviz satış kurunun 3,5476 TL olduğunu, 2.924.215,71 euronun iflas tarihi itibariyle  TL cinsinden karşılığının değerinin 10.373.947,65 TL olduğunu mütalaa etmiştir. Davacı vekili, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre efektif satış kurunun baz alınması gerektiğini, iflas tarihi itibairyle efektif satış kurunun 3,5529 TL olduğunu, buna göre de 10.389.445 TL alacağı olduğundan bahisle rapora itiraz etmiş, talebi gibi kabul kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce denetlenen bilirkişi raporunun sözleşmenin varlığına ve borcu ödenemediğine dair tespitleri usul ve yasaya uygun görülmüştür. Ancak davacı tarafın itirazları yerinde olup, euro olan alacağın iflas tarihi itibariyle TCMB efektif satış kuruna göre karşılığı hesaplanmalıdır. (Yargıtay,23. Hukuk Dairesi  2015/8474 E, 2017/2246 K) Buna göre de davacının (3,5529 x 2924.215,71=) 10.389.445,00TL alacağı olduğu açıktır. Ek rapor alınmasını gerektirir teknik bir konu olmadığı da açıktır. Açıklanan sebeplerle davanın kabulüne\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; ''Davalı şirket defterleri incelenmeden salt davacı tarafın beyan ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna dayanan yerel mahkeme kararı haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olup kaldırılması gerekmektedir. Zira davalı taraf olarak hiçbir beyan ve itirazımız dikkate alınmadan, müflis şirket kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yapılmadan hüküm kurulmuştur. İş bu hüküm haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olup müflis şirket aleyhine olan yönlerden kaldırılması gerekmektedir.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabule elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığı'nca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. İflas Müdürlüğü tarafından mahkemeye gönderilen cevabi yazıda; tasfiyenin müflis şirket hakkında İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 09/11/2016 tarihinde iflasına karar verildiği, basit tasfiye usulüne göre yapıldığı, alacaklılar toplantısının yapılmayacağı,  davacının iflas masasına 62 kayıt numarası ile 10.389.445,00TL alacak kayıt talebinde bulunduğu ve iflas idaresi tarafından alacağın tamamının reddine dair karar verildiği, davacının tebligat giderini depo ettiği, kararın davacı vekiline 17/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği belirtilmiştir. Davanın 24/04/2019 tarihinde ve tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir. Davacı taraf, sözleşme kapsamında dava dışı ....'ye kredi verildiğini, müflis ... A.Ş.’nin müteselsil kefil olduğunu, açılan kredinin kullanıldığını, kredinin geri ödenmemesi üzerine İhtarname keşide  edildiğini, borcun yine ödenmediğini, bu defa borç ödeme sözleşmesi yapıldığını, iflas tarihi itibarı ile davalının 10.389.445,00 TL borcu bulunduğunu, iflas masasına kayıt için talep yapıldığını, ancak reddedildiğini iddia ederek reddedilen alacağın sıra cetveline kaydına karar verilmesini talep etmiştir. Dosya kapsamındaki belgelerden; Davacı banka ile dava dışı borçlu arasında imzalanan ve davalı müflisin müteselsil kefaleti bulunan kredi sözleşmesi kapsamında kredi hesabı açıldığı ve kredinin kullanıldığı, ödenmeyen kredi için 02.09.2015 tarihinde T.C. Beşiktaş .... Noterliği vasıtası ile ... yevmiye numaralı İhtarnamenin keşide edildiği, ihtarnamenin Müflis’e tebliğ edildiği, ancak ödeme yapılmadığı görülmüştür. Davacı Banka ile Asıl Borçlu, davalının da dahil olduğu kefiller ve ipotek borçluları  arasında 21.03.2016 tarihinde Borç Ödeme Sözleşmesi imzalamıştır. İmzalanan Sözleşme’ye göre; borçlular kredilerden 19/01/2016 tarihi itibari ile ...toplam  3.108.833,78 EUR borçlu olduklarını kayıtsız ve koşulsuz, geri dönülemez şekilde kabul, beyan ve ikrar etmektedir. Borçlular mutabık kalınan borcu ...tabloda gösterilen tutarları gösterilen tarihlerde taksitler halinde, yıllık  aylık % 3,80  faiz oranı üzerinde faizi ile ödeyecektir. Sözleşmede kayyumun da imzası mevcuttur.Mahkemece bankacı bilirkişiden alınan raporda ''Banka ile say polymers b.v. (asıl borçlu) arasında imzalanan ve ... tic. a.ş.’nin (müflis) kefaleti ile kredi kullandırıldığı,  kullandırılan kredi geri ödenirken 09.11.2016 tarihinde .... tic. a.ş.’nin iflas ettiği,  müflis’in kefaleti nedeniyle borç için sorumluluğunun bulunduğu,  kredi ekstresinden banka’nın 08.11.2016 tarihi itibarı ile ....’den 2.924.215,71 euro alacaklı olduğu, yapkim yavuzlar  plastik ve kimya san. tic. a.ş.’nin borca müteselsil kefaleti bulunduğu ve borçtan sorumlu bulunduğu kanaatindeyim. Banka İflas Masasına kayıt için TCMB Efektif Satış Kurunu kullanmıştır. Ancak işlem döviz olduğundan ve TCMB Efektif Satış Kurunun kullanılacağına dair belgelerde bir kayıt bulunmadığından TCMB Döviz Satış Kurunun kullanılması gerektiği kanaatindeyim. Görüleceği üzere uygulanacak kurun hangi kur olması gerektiği için karar verilmesi gerekmektedir. Kanaatimce iflas tarihinde ertesi gün için ilan edilen kurun kullanılması gerekmektedir. Yani iflas tarihinde saat 15:30’da ilan edilen kurun uygulanması gerekir. Zira yukarıda açıklandığı gibi saat 10:00-15:00 arası her saat başı bankalardan alınan kur o gün için kullanılan ve kotasyon veren bankaların kurları olduğundan uygulanabilecek en gerçekçi kurdur. Bu hususta Banka ile Müşteri arasında belirlenmiş bir anlaşma bulunmadığından iflas tarihinde TCMB tarafından açıklanan kur esas alınmıştır. Ayrıca ertesi iş gününe kadar uzun bir zaman dilimi bulunduğundan ve o zamana kadar kurları etkileyen gerek Dünya’da gerekse Türkiye’de birçok unsur bulunduğundan, o gün itibarı ile açıklanan kurların esas alınması gerektiği görüşündeyim.Bu nedenle hesaplama TCMB Döviz Satış Kuru üzerinden yapılacaktır. İflas tarihi olan 09.11.2016 tarihi itibarı ile EUR/TL için TCMB Döviz Satış Kurunun 3,5476 olduğu görülmüştür. Bu nedenle Banka’nın İflas Masasına kaydedilmesi gereken alacak tutarının 10.373.947,65 TL olduğu kanaatindeyim.'' şeklinde mütalaada bulunmuştur.Mahkemece rapora karşı davacı tarafın itirazları yerinde görülüp, euro olan alacağın iflas tarihi itibariyle TCMB efektif satış kuruna göre karşılığı olan 10.389.445,00TL alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiştir.Her ne kadar taraflar arasında borç ödeme sözleşmesi imzalanmış ise de; sözleşmenin imzalandığı tarih ile borçlu şirketin iflas tarihi arasında 10 aylık bir süre mevcuttur. Bu sürede bir ödeme olup olmadığı, müflis defterleri incelenmediğinden tespit edilememiştir. Kabule göre de; davalının borcu müteselsil kefaletten kaynaklandığı için tahsilde tekerrür olmamak şartıyla kayıt kararı verilemesi gerekmektedir.Borca konu kredi sözleşmesinde banka kayıtlarının kesin delil teşkil edeceğinde dair hüküm bulunmaktadır. Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK'nın 193.maddesi; \"(1)Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler. (2) Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 20/02/2017 tarihli 2016/9772 E. 2017/482 K. sayılı ilamında; \"...Mahkemece, gerek taraflar arasındaki sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın  287. maddesi, gerekse  HMK'nın 193. maddesi ile taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olduğunun hüküm altına alındığı, madde hükmünün Yargıtay içtihatlarına bağlı olarak gelişmiş bir hüküm olduğu somut olayda davacı tarafın, sadece kendi defterlerine dayanıp, bunlar dışında herhangi bir delil göstermediği, taraflar arasındaki, sözleşmenin, bir tarafın elinden bütün ispat vasıtalarını alıp, tek yönlü  olarak düzenlenen ve karşı tarafın defterleri ile diğer tarafı tümden bağlama sonucunu doğuran maddenin objektif iyiniyet ve hakkaniyet kurallarına aykırı olduğu, bu yöndeki sözleşme hükmünün uygulanmasının hakkaniyete aykırı olacağı, uyuşmazlığın, hizmetin verilip verilmemesi ve yeterli miktarda işin gönderilip gönderilmemesine ilişkin olduğu, bu hususun da davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, doğru olan hükmün onanması gerekmiştir.\"Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/10/2017 tarihli 2016/3231 E. 2017/5473 K. sayılı ilamında; \"...1-Asıl dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklı komisyon alacağı istemine, birleşen dava ise davalının alacakları için başlattığı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda bilirkişi raporu alınmış, acentelik sözleşmesinin 26. maddesi gereğince davalı/birleşen davada davacı ... A.Ş'nin tüm kayıt ve belgelerinin tek ve geçerli bağlayıcı delil olacağı konusunda taraflar anlaşmış olduğundan yalnızca davalı/birleşen davada davacının ticari defter ve kayıtları incelenmiş, işbu bilirkişi raporuna itibar edilerek de asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, Dairemiz uygulaması ve 6100 sayılı HMK’nin 193/2. maddesi uyarınca, taraflar arasındaki münhasır delil sözleşmesine rağmen bu delilin aksi, yine aynı kuvvetteki başka bir delille ispatlanabileceği gibi taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri de geçersizdir. Bir başka deyişle, delil sözleşmesinin varlığı davacı/birleşen davada davalı tarafın yasal delillerini sunma olanağını ortadan kaldırmayacağı gibi, ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine de engel teşkil etmeyecektir. Bu durumda, davacı/birleşen davada davalının delilleri arasında gösterdiği kendi ticari defter ve kayıtları da incelenip karşı tarafın defter kayıtlarıyla karşılaştırılması ve asıl ve birleşen davadaki iddiaların bundan sonra değerlendirilmesi gerekirken, yalnızca davalı/birleşen davada davacı olan ... A.Ş'nin kayıtlarına itibar edilerek sonuca varılması doğru olmamış, eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerekmiştir.\"Somut dosyada, mahkemece davalının ticari defter ve kayıtları incelenmeden hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede yer alan hüküm münhasır delil sözleşmesi mahiyetindedir. Yasal düzenleme uyarınca taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersiz olup Yargıtay uygulaması da aynı yöndedir. Bu durumda mahkemece davalı müflis şirketin defter ve kayıtlarında da bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/224 E. 2020/347 K. Sayılı 17/03/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan  istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan  istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"716c0daaf4fb2c6f","SID":"7d09a1a94adf1a5f"}}