{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1840 <br>KARAR NO: 2023/1623<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2021/51 <br>KARAR NO: 2023/278<br>KARAR TARİHİ: 31/03/2023<br>DAVA: İflas (Doğrudan Borçlu Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 178)<br>KARAR TARİHİ: 08/11/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,  \t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;<br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlerin pasif malvarlıkları toplamının, aktif malvarlıkları toplamını aştığı, şirketlerin bilançoları ve öz varlıklarının zarara dönüştüğünü, borçlarını ödeyemez duruma düştüğünden müvekkillerinin doğrudan iflasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Yargılama aşamasında ayrı ayrı sunulan müdahale talep dilekçeleri gereğince mahkemece talepte bulunanların müdahilliklerine karar verilmiş olup müdahil vekillerinin ayrı ayrı beyanları alınmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KALDIRMA KARARI ÖNCESİ VE SONRASI KARARLARI İLE  KALDIRMA KARARI: Mahkemece; \" İİK 178. maddesinde düzenlenen aciz haline dayalı iflas ve İİK 179. maddesinde tanımlanan borca batıklık nedeniyle iflas isteminin ileri sürüldüğü, ancak yargılama sırasında davacılar vekilince İİK 178. maddesinde tanımlanan alacaklı ve borçlu listesinin ve mal beyanına ilişkin belgenin ibraz edilmemesi karşısında, şirketlerin öz varlığını yitirdiği ve borca batık olduğu da belirtilmiş olduğundan mahkemece İİK 179. maddesi kapsamında yargılama yapılarak neticeye ulaşıldığı, İİK 179. maddesinde sermaye şirketlerinin, aktiflerinin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğunun tespit edilmesi halinde iflasını istemeye mecbur oldukları açıklandığı, 6102 sayılı TTK'nın 376/3. maddesinde de, şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin her işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartacağı ve bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması halinde yönetim kurulunun bu durumunu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirerek şirketin iflasını istemek zorunda olduğu belirtildiği,  bu kapsamda, huzurdaki davanın İİK 179. maddesi ve İİK 376/3. maddesine dayalı olarak açılan mecburi doğrudan iflas davası olduğu, davacı şirketlerin gerçek malvarlığı bilançosunun çıkartılarak borca batık olup olmadığının belirlenmesi bakımından yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, her üç davacı şirketin, aktiflerinin pasiflerinden daha az olup, borca batık durumda bulundukları saptanmış olduğu\" gerekçesiyle  davacı şirketlerin doğrudan iflaslarına karar verilmiştir. Dairemizin 14/12/2020 tarih 2020/1524 Esas 2020/327 Karar sayılı ilamı \" Yargılama aşamasında mahkemece, davacı şirketlerin gerçek malvarlığı bilançosunun çıkartılarak borca batık olup olmadığının belirlenmesi bakımından yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, her üç davacı şirketin, aktiflerinin pasiflerinden daha az olup, borca batık durumda bulundukları saptanmış olduğundan davacı şirketlerin doğrudan iflaslarına karar verilmiştir. Borca batıklık nedeniyle iflasa karar verilebilmesi için mahkeme kararında belirtildiği gibi borçlunun varlıklarının borçlarını karşılamaya yetmemesi gerekir. Ancak bu durumun hukuka aykırı, hileli ya da alacaklıları zarara uğratmak kastıyla yapıldığı iddia edilmişse bu hususun da belirlenmesi şarttır. Kaldı ki İİK178. maddesi, iflasa tabi bir borçlunun talebi üzerine ticaret mahkemesince iflasına karar verilecek iki hali düzenlenmişir. Birincisi yukarıda izah edildiği şekilde dava konusu olan İİK 178/f.1 bentte düzenlenen borçlunun iflasını istemek zorunda olmadığı yani iflasın istenmesi borçlu ihtiyarında olduğu, diğeri ise İİK 178/f.3 bentte düzenlenen iflasın istenmesi zorunlu olduğu durumlardır. İİK 178/1.f de iflasa tabi bir borçlu, aciz halinde bulunduğunu bildirerek yetkili ticaret mahkemesinden iflasını isteyebilir.\" Aciz halinden maksat, borçlunun muaccel borçlarını ödeme imkanından yoksun bulunması ve bu durumun süreklilik taşımasıdır.\" ( Mahmut ÇOŞKUN, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, Ankara 2019, S. 739)  Bu durumda iflasına karar verilmesini talep eden borçlu, iflas talebine mal beyanını ekler, bu mal beyanında bütün aktif ve pasifi ile alacaklarının isim ve adreslerini gösterir. Borçlu, mal beyanını mahkemeye ibraz etmedikçe ve aciz halinde olduğunu kanıtlamadıkça hakkında iflas kararı verilmez. ( İİK 178/1.f) \"06.06.1985 tarih ve 3222 sayılı Kanun, md. 22 ile İİK'da yapılan değişiklik sırasında; borçlunun aciz halinde olduğunun mal beyanının ibrazı ile ispatlanması gerektiği kabul edilmiştir. 3222 sayılı Kanunun gerekçesinde de belirtildiği üzere böylelikle kötü niyetli borçluların alacaklılarını zarara uğratmak amacıyla aciz halinde olduklarını ileri sürerek iflaslarını istemeleri halinde ortaya çıkabilecek sakıncalar ortadan kaldırılmak istenmiştir.\"  ( Timuçin MUŞUL, İflas ve Konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019, S. 87 ) Nitekim müdahiller gerek müdahale dilekçesi gerekse bilirkişi raporuna yönelik itirazlarında; davacıların alacaklı ve borçlu listesi ile mal beyanına ilişkin belgeleri ibraz etmediği, davacıların, alacaklı ve borçlu bulunduğu belgeler getirtilip incelemediğini, piyasadaki alacaklarının tahsili için girişimde bulunup bulunmadığı konusunda araştırma yapılmadığı ayrıca,  sonradan satıldığı tespit edilen gayrimenkul ve araçların satışından elde edilen miktarların bilançoya yansıtılmadığı, şirketin merkezinde bulunan makine ve demirbaşların başka adrese taşındığı, grup şirketi olduğu iddia edilen ... şirketi hakkında açılan iflas dosyasının incelenmediğini iddia etmişlerdir.  İflas, kamu düzenini ilgilendiğinden mahkemece resen araştırma yapma ilkesi gereği mahkemenin her türlü ihtimali düşünerek tüm delilleri toplama, araştırma ve değerlendirme yapması zaruri olmasına rağmen müdahillerin bu yöndeki itirazları hakkında mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu nedenle müdahillerin, iflasın, hukuka aykırı, hileli ya da alacaklıları zarara uğratmak kastıyla yapıldığı iddiası ve dosyaya sunulan deliller de değerlendirilerek İİK’nın 178/1. fıkrasında belirtilen bütün aktif ve pasifi ile alacaklıların isim ve adreslerini gösteren mal beyanı da getirtilerek yukarıda izah edildiği üzere yasanın aradığı şekilde iflas şartları oluşup oluşmadığı tespit edilmesi gerektiği \" gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama sonucunda mahkemece \"  ...İflasın, hukuka aykırı, hileli ya da alacaklıları zarara uğratmak kastıyla yapıldığı iddiası ile ilgili dosyaya sunulan deliller de değerlendirilmiş , davacıların İİK’nın 178/1. fıkrasında belirtilen bütün aktif ve pasifi ile alacaklıların isim ve adreslerini gösteren mal beyanı da getirtilerek  iflas şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda şirket merkezlerinde inceleme yaptırılmış, bu doğrultuda bilirkişilerce düzenlenen 15.02.2022 ve 25.02.2023 havale tarihli raporlar ve dosya kapsamından davacı şirketlerin malvarlıklarının güncel rayiç değerlerine göre borca batık durumda oldukları, alacaklarının tahsil kabiliyetinin bulunmadığı, davacı .... A.Ş.'nin Rayiç Değer Bilançosuna göre -85.645.522,59 TL borca batık durumda olduğu, .... A.Ş.'nin Rayiç Değer Bilançosuna göre -89.339.338,20 TL borca batık durumda olduğu, davacı .... A.Ş.'nin Rayiç Değer Bilançosuna göre -22.063.103,21 TL borca batık durumda olduğu \" gerekçesiyle davacı şirketlerin iflasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Müdahil ... Tic. Ltd. Şti.   vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Davacı borçluların iflas talebi usulüne göre ilan edilmediğini, borçlu davacılar aktiflerini olması gerektiğinden daha az göstermek suretiyle müvekkilin alacağına zarar verme amaçlı iflas talebinde bulunduklarını yerel mahkeme, iflas talebinde bulunan davacılar yönünden iflasına karar verilmesine ilişkin koşulların oluşup oluşmadığı hususunda etkin bir araştırma yapmadığını ileri sürmüştür. Müdahil ... vekilinin  yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davacıların, iflas dava dilekçesinde, iflas gerekçesi olarak piyasa da ki alacaklarını alamadığını iddia ettiklerini, ancak dosyaya bu iddiasıyla ilgili evrak sunmadıklarını, istinaf dönüşü sonrası sunduğu bu icra alacakları incelendiğinde; eski tarihli oldukları, trilyonluk cirosu olan grup şirketlerine göre icraya koydukları alacak miktarlarının  meblağlarının  çok düşük olduğu, düşük olan bu meblağların icra yoluyla değil haricen tahsil edildiği dikkate alınmadığını, davacıya bu durum açıklattırılmadığı, yine şirketin markası olan Türk Marka Patent Kurumunda kayıtlı markalarının satılış tarihleri, kime satıldığı, satış  bedelleri, satıştan elde edilen gelirin akıbeti dosyaya şüpheye yer vermeyecek şekilde yansıtılmadığını, grup şirket olmasına rağmen 3 şirket için huzur da ki dava açılırken ... için aynı gün aynı saatlerde neden İstanbul 3 Ticaret Mahkemesi 2018/774E dosyasından iflas davası açıldığı, ... isimli grup şirketinin borçlarının  huzur da ki dosya şirketlerine göre  daha az olduğu açıklattırılmadığını, yerel mahkeme davacı şirketin iflas için gösterdiği unsurlardan başkaca bir konuda etkin araştırma ve değerlendirme yapmadığını, şirket üzerine kayıtlı araçların biranda nasıl ortadan kaybolduğu, çalındı ihbarı yapılan araçların siğortadan alınan bedellerinin ne olduğu,  akıbetlerinin ne olduğu, şirketler üzerine kayıtlı taşınmazların el değiştirme tarih ve zincirleri, bedelerinin akıbeti sorgulanmadan var olan taşınmaz ve araçlar inceleme konusu yapıldığını, bu nedenle davacı şirketlerin gerçekten iflası söz konusu olmayıp iflas şemsiyesi altına gizlendiklerini ileri sürmüştür. Müdahil ... A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Yerel mahkemece alınan bilirkişi raporları denetime elverişli olmayıp gerekli araştırmaları içermediğini, bilirkişiler salt evrak üzerinde inceleme yapmış olup işbu raporlara dayanılarak hüküm kurulması mümkün olmadığını,  özellikle bilirkişi raporunda davacı şirketlerin alacaklarının hangi sebeple tahsil edilme imkanı bulunmadığı konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, ayrıca, iflas talep eden davacılar, alacaklarının haricen ödenip ödenmediği konusunda herhangi bir beyanda da bulunmadıklarını, marka patent konusunda yeterli araştırma yapılmadığını ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 2004 sayılı İİK'nın 178/1 ve 179. maddeleri ile  6102 sayılı TTK'nın 376/3. maddesi  gereğince davacı şirketlerin borca batık olduğundan bahisle iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir. İflas talebinin İİK'nın 178/2 yollaması ile 166. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmesi gerekir. İİK.nun  166/2.maddesi  uyarınca  yapılacak  ilanın  tirajı ellibinin (50.000) üzerinde  olan ve yurt  düzeyinde  dağıtımı yapılan  gazetelerden  biri ile birlikte  iflası istenen kişinin  muamele merkezinin  bulunduğu yerdeki bir gazetede  ve Ticaret Sicil  Gazetesinde  yapılması  gerekir. Tırajı ellibinin  (50.000) üzerinde  olan ve yurt  düzeyinde  dağıtımı  yapılan  gazetenin  yayınladığı  yer aynı zamanda muamele merkezi ise  mahalli  gazetede  ilan yapılmaz. Alacaklılar iflas talebinin ilanından itibaren on beş gün içinde davaya müdahale veya itiraz ederek, borçlunun iflas talebinin, hakkındaki takipleri erteletmek ve borçlarını ödemeyi geciktirmek için yaptığını ileri sürerek mahkemeden talebini reddini isteyebilirler. Dosya kapsamına göre; davacı şirketlerin  sicil adreslerine göre İİK'nun 154. maddesi uyarınca davanın yetkili mahkemede açıldığı, davacı  tarafından iflas avansının yatırıldığı  tırajı ellibinin  (50.000) üzerinde  olan ve yurt  düzeyinde  dağıtımı  yapılan ...  Gazetesi ile 10/09/2018 ve Ticaret Sicil  Gazetesinde 17/09/2018 tarihinde  usulüne uygun ilanların yaptırıldığı, yerel gazetede ilan yapılmamasında usule aykırılık bulunmadığı görülmüştür. Müdahil alacaklılardan ... A.Ş. 4/12/2018 tarihinde, ... Tic. Ltd. Şirketi 23/11/2018 tarihinde  müdahale talebinde bulunmuşlar ise de Yargıtay 19 HD. 2008/11673 Esas, 2009/2282 Karar sayılı kararında, mahkemece iflasa karar verilmesi  halinde süresinde  müdahale  veya  itirazda bulunan  alacaklılar  hükmü temyiz  edebileceği belirtilmiştir. Buna göre müdahillerin öngörülen sürede müdahale veye itirazı bulunmadığından hükme karşı kanun yoluna başvuru hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle istinaf yoluna başvuran müdahillerden  ... A.Ş  ile  ... Tic. Ltd. Şti.'nin karara karşı istinaf yoluna başvurma hakkı bulunmadığından istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir. İstinaf yasa yoluna başvuran diğer müdahil ...,  ilandan itibaren on beş gün içinde müdahale ve itiraz ettikleri ve usulüne uygun biçimde müdahil sıfatını kazandığı anlaşılmıştır. Dairemizin kaldırma kararından sonra davacı şirketler açısından mevcut mali tablolar, davacı şirketlerin mevcut dönen ve duran varlıkları, stoklar,davacı şirketlerin Kurumlar Vergi Beyannameleri ve bilanço gelir tablosu mali verilerinin, firmaların faal olup olmadığının, mükellefiyetle ilgili güncel genel bilgilerin, beyanname verme yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin, işyeri adresinde yapılan son işyeri yoklama tutanağının, işyerinin, dükkan, depo, şube gibi işyeri olup olmadığının, muhtasar beyannamede yer alan toplam işçi sayısı ve  fiilen davacı şirketlerin borca batık olup olmadığını tespit etmeye yarayacak tüm aktif ve pasiflerin rayiç değerleri ile ilgili inceleme yapılması, bizzat yerinde görülmek suretiyle  güncel fiili batıklığın tespiti ile davacı şirketlerin borca batık olup olmadığı, batık ise hangi tutarda batık olduğu hususlarının fiili ve güncel olarak tespitinin araştırılması konularında önceki bilirkişi heyetine SPK Lisanslı Gayrimenkul Değerleme Uzmanı, Marka Değerleme Uzmanı ile  Makine Mühendisinin dahil edilmesi ile yeni oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan 15/02/2022 havale tarihli raporda özetle ;  \" Borçlu şirketlerin KDV, Muhtasar ve Geçici Vergi Beyannamelerinin ilgili vergi dairesine verildiği; borçlu Şirketlerin gayri faal olduğu ve mevcut durum itibariyle şirketlerin herhangi bir çalışanının bulunmadığı, Davacıya ait  markaların ise uzun süredir kullanılmadıği, markaların ilgili piyasa da var olmadığı, marka yatırımı yapılmadığı, piyasada var olmayan, yatırım yapılmayan ve ürün üretilmeyen markaların değerini kaybetmiş olduğu, İİK m. 178/1 uyarınca alacakların isim ve adreslerini gösteren mal beyanının dosyaya ibraz edildiği anlaşılmakla beraber borçlu şirketlerin alacakları dahil malvarlığı unsurları, borçları ve ilgili tüm mali kayıtlarının incelenmesi suretiyle hazırlanan rayiç değer bilançoları uyarınca her üç şirketin de borca batık olduğunun anlaşıldığı; İİK m. 179 uyarınca borca batık olduğu anlaşılan sermaye şirketlerinin iflasına karar verilmesi gerektiği, borçlu şirket yetkililerinin borca batık hale gelinmesinde ihmal veya kasıtlarının bulunması halinde bu durumun İİK m. 310 vd. ve TCK'nın ilgili hükümleri çerçevesinde, taksiratlı veya hileli yargılaması sırasında incelenebileceği;  borçlu şirketlerin 30.09 2021 tarihli rayiç değer bilançolarına göre; davacı ... ANONİM ŞİRKETİ'nin (-) 49.451592,64 TL özkaynağı ile borca batık durumda olduğu, davacı ... ANONİM ŞİRKETİ'nin (-) 7.547.004,55 TL özkaynağı ile borca batık durumda olduğu, davacı ... ANONİM ŞİRKETİ'nin (-) 1.305.897,96 TL özkaynağı ile borca batık durumda olduğu \" yönünde görüş ve kanaat belirtilmiştir.Davacı şirketlerin borca batıklık bilançosunda alıcılar hesabı bakiyesindeki alacak miktarlarının davacılar vekili tarafından sunulan 17/05/2021 tarihli dilekçe ekindeki icra takip dosyalarının yalnız ... A.Ş.'ye ait olduğu, bu davacı yönünden dahi sunulan listede belirtilen alacak miktarları ile alıcılar hesabında kayıtlı alacak bakiyesi arasında önemli miktarda fark bulunduğu hususları dikkate alınarak davacı şirketlerin alacaklarının hangi sebeple tahsil edilme imkanı bulunmadığı konusunda dairemizin kaldırma kararı da dikkate alınarak yeniden rapor tanzim edilmesi konusunda alınan  10.08.2022 havale tarihli bilirkişi  raporunda \" ... San. A.Ş. yönünden; Şirketin dosyada mevcut 17.02.2022 tarihli Bilirkişi Kurulu Raporundaki verilere göre Alıcılar hesabı 30.09.2021 tarihi itibariyle Kaydi Değer : 32.407.538,33 TL, Rayiç Değer :  3.744.120,76 TL, farkın ise -28.663.417,57 TL olduğu, Rayiç Değer bilançosuna göre ise öz kaynaklar -49.451.592,64 TL’, yani şirket   49.451.592,64 TL borca batık durumda olduğu, davacılar vekili tarafından sunulan 17.05.2021 tarihli dilekçe ekindeki icra takip  listeleri incelendiğinde, bir kısmı icra safhasında olması, bir kısmı ise donuklaşmış alacak statüsünde olduğu için rayiç değer bilançosuna alınmayan 28.663.417,57 TL’nin tamamı rayiç değer bilançosuna alınmış olsa dahi şirketin borca batık hali değişmeyecek sadece borca batık tutarı -49.451.592,64 TL yerine -20.788.175,07 TL olacağı,  davacılar vekili tarafından sunulan 17.05.2021 tarihli dilekçe ekindeki icra takip listeleri incelendiğinde, bu listede bulunan icra safhasındaki alacaklar için muhasebe kayıtlarında sınıf  değişikliği yapılarak zaten Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabına alındığını, rayiç değer bilançosunda şüpheli ticari alacaklar hesabı sıfır olarak gösterildiği, öte yandan  alıcılar hesabı incelendiğinde kaydi alacakların 32.407.538,33 TL olduğu ve en önemli alıcının ise 25.589.419,51 TL ile grup şirketlerinden ve yine bu davanın davacılarından olan ... A.Ş. olduğu anlaşıldığı, ... A.Ş.’den ...  A.Ş.’ye 25.589.419,51 TL varlık aktarıldığı ve bu nedenle de bu tutar kadar  borçlandırıldığı ve şimdi de ödeyemeyeceği varsayımı ile alacağın ortadan kaldırılması isabetli olmayacağı, bu alacağı tahsili için hiçbir girişim gösterilmemiş ve üstelik iflas  talebi bulunmuş olsa dahi alacak tutarının tamamının tahsil edilemeyeceği  düşünülmeyeceğinden bu tutarın .... A.Ş.’nin rayiç değer  bilançosunda varlık olarak değerlendirilmesi, öte yandan ... A.Ş.’nin de ödenecek borcu olarak değerlendirilmesi gerekeceği,  bu nedenle  kaydi bilançoda görünen 32.407.538,33 TL'nin tahsil kabiliyetinin olmadığını gösteren somut verilerin dosyaya sunulu olmadığı, muhasebe kayıtlarında da  Şüpheli Alacaklar hesabına alınmamış olduğu gözetildiğinde tamamının rayiç değer bilançosunda yer alması gerektiği, bu durumda öz kaynaklarda 28.663.417,57 TL artış olacağı ancak borca batıklığın devam edeceği ve nihai borca batık tutarın -20.788.175,07 TL olacağı,  .... A.Ş. Yönünden ;  Şirketin dosyada mevcut 17.02.2022 tarihli Bilirkişi Kurulu Raporundaki verilere göre Alıcılar hesabı 30.09.2021 tarihi itibariyle Kaydi Değer :18.188.790,29 TL, Rayiç Değer :  4.537.996,48 TL, farkın ise -13.650.793,81  TL olduğu, Rayiç Değer bilançosuna göre ise öz kaynaklar -7.547.004,55 TL’ yani şirket  7.547.004,55 TL borca batık durumda olduğu, davacılar vekili tarafından sunulan 17.05.2021 tarihli dilekçe ekindeki icra takip  listeleri incelendiğinde,  bir kısmı icra safhasında olması, bir kısmı ise  donuklaşmış alacak statüsünde olduğu için rayiç değer bilançosuna alınmayan  13.650.793,81 TL’nin tamamı rayiç değer bilançosuna alınmış olsa dahi şirketin borca  batık hali değişmeyeceği çünkü  şirketin bir diğer  grup şirketi ve aynı zamanda bu davanın bir başka davacısı olan .... A.Ş.’ye olan 23.274.718,76 TL1 dosyada mevcut 17.02.2022 tarihli Bilirkişi Kurulu Raporunda borç olarak değerlendirilmediği, halbuki heyetimiz bu tutarı yukarıda  ...  A.Ş.’nin tahsil edilebilir alacağı olarak değerlendirdiğinden söz konusu tutar .... A.Ş. açısından borç olarak görüleceği ve bu borç nedeniyle borca batıklık -23.274.718,76 TL kadar daha fazla artarak öz  kaynaklar -30.821.723,31 TL olacağı, bu nedenle de alıcılar hesabında bulunan ve  tahsil kabiliyeti olmadığı değerlendirilen 13.650.793,81 TL’nin tamamının tahsil edilebilir olduğu değerlendirilse dahi borca batıklığın devam ettiği, .... A.Ş. Yönünden;  Şirketin dosyada mevcut 17.02.2022 tarihli Bilirkişi Kurulu Raporundaki verilere göre Alıcılar hesabı 30.09.2021 tarihi itibariyle Kaydi Değer :5.302.881,00 TL, Rayiç Değer :648.047,74 TL, farkın ise -4.645.833,26   TL olduğu, Rayiç Değer bilançosuna göre ise öz kaynaklar -1.305.897,96 TL’ yani şirket  1.305.897,96 TL borca batık durumda olduğu, davacılar vekili tarafından sunulan 17.05.2021 tarihli dilekçe ekindeki icra takip listelerinde yer alan alacak tutarlarından ... Ltd. Şti.'den alacakların Şüpheli Alacaklar hesabının içerisinde yer aldığı, bu hesabın da zaten rayiç değer bilançosunda “0” olarak değerlendirilmiş olduğu, ancak  Alıcılar hesabı içerisinde görünen ...  olan 10.020,01 TL alacak tutarı icra safhasında olması nedeniyle rayiç değer bilançosunda yer almaması gerektiği, kaydi bilançoda görünen diğer alacakların ise tahsil kabiliyetinin olmadığını gösteren somut verilerin dosyaya sunulu olmadığı, muhasebe kayıtlarında da Şüpheli Alacaklar hesabına alınmamış olduğu gözetildiğinde kalan kısım olan 5.292.860,99 TL alacak tutarının rayiç değer bilançosunda yer alması gerektiği, bu durumda öz kaynakların 3.338.915,29 TL olacağı ve borca batıklığın söz konusu olmayacağı\"  yönünde görüş ve kanaat belirtilmiştir.  10/08/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda güncel rayiç değer bilançosu çıkarılmadan borca batıklık tespiti yapıldığından mahkemenin 15.12.2022 tarihli duruşmasında verilen ara karar ile  dosyanın bir SPK lisanslı gayrimenkul değerleme uzmanı, bir makine mühendisi ve stok sayımı konusunda uzman bir bilirkişinin son bilirkişi heyetine dahil edilmesi ile davacı şirketlere ait malvarlıklarının güncel rayiç değerlerinin (rapor tarihi itibari ile) tespit edilerek her bir şirket yönünden TTK 376/3 maddesi uyarınca aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden ara bilanço çıkarılması ve her bir şirketin borca batık durumda olup olmadığınıı konusunda bilirkişi heyetinden alınan 25.02.2023 havale tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle \" .... A.Ş yönünden alacaklı oldukları ancak tahsil kabiliyeti olmadığı, davacı şirketin iflas ettiği dönemde alacaklı olduğu tüm şirketlere iflas müdürlüğü tarafından borç ödeme muhtıraları tebliğ edilmiş ve hiçbir şirketin ödemede bulunmadığı da davacı beyanlarını doğrular nitelikte olduğundan rayiç değer bilançosunun hazırlanmasında Alacakların “0” olarak değerlendirildiği, davacı şirketlerin 31.12.2022 tarihli Rayiç Değer Bilançolarına göre; davacı .... A.Ş.'nin -85.645.522,59 TL borca batık durumda olduğu, ... A.Ş.'nin  -89.339.338,20 TL borca batık durumda olduğu, davacı ... A.Ş.'nin  -22.063.103,21 TL borca batık durumda olduğu  belirtilmiştir. Dairemizin önceki kaldırma kararında, borca batıklık nedeniyle iflas kararı verilmesi talebinin, müdahil alacaklılar tarafından hukuka aykırı, hileli ya da alacaklıları zarara uğratmak kastıyla yapıldığı iddia edilmiş olmakla bu husus da değerlendirilerek dairemizin kararında belirtilen şekilde inceleme yapılmak suretiyle iflas şartları oluşup oluşmadığının tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiş ise de dairemizin kararına uygun şekilde işlem ve  araştırmanın  yapılmadığı görülmüştür.Dairemizin önceki kaldırma kararında ifade edildiği üzere davacı şirketlere ait olduğu bildirilen araçların, taşınmazların ve şirket alacaklarının akıbetleri araştırılarak, araçların ve taşınmazların satışı yapılmışsa, kimlere hangi bedelle satıldıkları, bedellerin tahsil edilip edilmediği, tahsil edilmişse şirketlere aktarılıp aktarılmadığı, yahut hangi amaçla nerede kullanıldığı, davacıların alacaklı olduğu borçlularından tahsilat yapılıp yapılmadığı, tahsilat yapılmış ise bunların şirket kayıtlarına alınmamasına rağmen bu tahsilatların nerede olduğu, kime aktarıldığı, tahsilatı mümkün olup olmadığı hususunda  tafsilatlı bir araştırma yapılarak gerekirse  davacıların banka hesap dökümleri de ilgili bankalardan celp edilmek ve bu hususta  şirket yöneticileri ve ortakları isticvap edilmek suretiyle bu hususların açığa kavuşturulması gerekmektedir. Öte yandan  uzun zamandır kullanılmayan davacı markalarının maddi olarak değerinin bulunmadığı yönündeki bilirkişi tespitinin yerinde olmadığı, bir markanın uzun süre kullanılmaması tek başına marka değerini kaybettiği anlamı taşımayacağı bu nedenle marka değerinin tespiti konusunda  marka alanında uzman bilirkişisinden gerekçeli, denetime açık şekilde alınacak  ek rapor ile varsa marka değeri belirlenerek yasanın aradığı şekilde iflas şartları oluşup oluşmadığı tespit edilmesi gerekirken dairemizin önceki kaldırma  kararına uygun şekilde işlem ve  araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle istinaf yoluna başvuran müdahillerden  ... A.Ş  ile  ... Tic. Ltd. Şti'nin süresinde müdahale talebinde bulunmaması nedeniyle karara karşı istinaf yoluna başvurma hakkı bulunmadığından istinaf istemlerinin HMK 352/1.ç bendi uyarınca reddine, müdahil alacaklı ... vekilinin istinaf başvurusunun,  kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Müdahillerden  ... A.Ş  ile  ... Tic. Ltd. Şti'nin süresinde müdahale talebinde bulunmaması nedeniyle karara karşı istinaf yoluna başvurma hakkı bulunmadığından istinaf istemlerinin HMK 352/1.ç bendi uyarınca reddine, 2-Müdahil alacaklı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2021/51 Esas, 2023/278 Karar sayılı ve 31/03/2023 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 4-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 5-Müdahil alacaklı ... tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde müdahil alacaklı ... iadesine, 6-Müdahillerden ... A.Ş  ile  ...Tic. Ltd. Şti tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harçlarının istemi halinde iadesine, 7-İstinaf yoluna başvuranların yapmış oldukları istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"faca7e5ebb0c3053","SID":"cf9d9fd2c13315cd"}}