{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2026 <br>KARAR NO: 2023/1670<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2017/423 Esas<br>KARAR NO: 2019/1217 Karar<br>KARAR TARİHİ: 10/12/2019<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 22/11/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  Müvekkilinin ... Tic. Ltd. Şti. Firmasının adına yurt dışından gelen göz tıbbında kullanılan katarak cihazı ile cihaza ait aksam ve parçaların, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 128. md. ve 133 maddesinin 1. bendi ile 2009/15481 sayılı BKK 42. maddesi çerçevesinde Halkalı Gümrük Müdürlüğü'nün 17/06/2015 tarih ve ... sayılı beyannamesi muhteviyatı olarak 12 ay süre ile yurda geçici olarak girdiğini ve en geç 17/06/2016 tarihinde yurt dışı edileceği yönünde taahhütte bulunulduğunu aksi halde uygulanacak olan müeyyidelerin belirlendiğini ancak firmanın yurt dışı menşeli/yabancı ortaklı olması ve yetkililerinin sürekli olarak yurt içinde bulunamaması sebebi ile kanuni olarak yurt dışına çıkışı için taahhüt edilen 17/06/2016 tarihine kadar eşyalarının çıkışının yapılmadığını,  bu çerçevede gümrük müşaviri tarafından vekaleten yapılan müracaat ile Gümrük Kanunu'nun 241. Md. 4/g bendi gereğince çıkış işlemlerinin tamamlanabilmesi için 17/08/2016 tarihine kadar 2 ay ek süre alındığını, 18/08/2016 tarihinde yurt dışı edilmek üzere gümrüklü sahaya getirilen malın ek süresinin de bitmesi sebebi ile çıkışına izin verilmediği ve hatta bu defa süresinin kaçırıldığı için yine Gümrük Kanunu'nun 238. Md. Gereğince Gümrük İdaresi tarafından düzenlenmiş olan 136.831,42 TL Ceza Kararı'nın 05/09/2016 tarihinde tebliğ edildiğini, 05/09/2016 tarihinde tebliğ edilen ve uzlaşma hakkından yararlanmak için 15 gün kanuni süre verilen sürenin başladığını, fakat uzlaşma talebinin 21/09/2016  tarihi itibariyle yapıldığını ve de süresi geçtiği için 14/10/2016 tarihli cevabı yazıları ile talebin reddedildiğini, bu defa kesinleşen 136.831,42 TL'lik cezanın yapılandırılmasına yönelik talepte bulunulduğunu fakat buna da olumsuz yanıt aldığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak sureti ile şimdilik 136.831,42 TL maddi zarardan mesul bulunan davalılardan ihtara rağmen temerrüde düştükleri 14/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı ayana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; Davalı müvekkili ... Ltd. Şti.'nin 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 5. Mad. Çerçevesinde aynı kanunun 225/1. Md. Hükmüne göre doğrudan temsil yoluyla bir başkasına ait eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasına ilişkin faaliyetlerde bulunma yetkisini haiz bir özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, diğer müvekkili ...'un ise bu gümrükleme şirketinin gümrük mevzuatına göre düzenlenmesi gereken gümrük beyannamelerini  ve diğer ilgili belgeleri düzenleyip imzalamaya yetkili gümrük müşaviri olduğunu, bu çerçevede davacının müvekkili ... Ltd. Şti. arasında gümrük mevzuatında gösterilen hizmetlerin alınması hususunda anlaşmaya varıldığını, davaya konu geçici ithal eşyası ve tamamlanan gümrük hizmetine ilişkin evrakın müvekkil gümrük müşavirliği şirketi tarafından davacı şirkete tam ve kusursuz bir şekilde teslim edildiğini, dilekçe ekinde buna ilişkin belgelerden anlaşılacağı üzere müvekkillerinin kusuru olmadığını beyanla müvekkilleri aleyhine açılmış olan davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \" ...Davacı şirketin ithal ettiği tıbbi cihazların yurda getirilmesi ve gümrük sahalarında gerekli işlemlerin yapılması için davalı şirket ve şirket yetkilisi gümrük müşavirine vekaletname verdiği, davacı şirket tarafından yurt dışından ithal edilen tıbbi cihazların 12 ay geçici süre ile yurda girmesi için davalılar tarafından beyanname verildiği, beyanname ile ile birlikte davacı şirket yetkelisinin kaşe ve imzası ile yurda geçici olarak yurda giren eşyanın 12 ay sürenin dolduğu 17/06/2016 tarihine kadar yurt dışı edileceğine dair taahhütte bulunduğu, davacı şirket tarafından 17/06/2016 tarihine kadar kanuni olarak yurt dışına çıkışı için taahhütte bulunulan eşyaların 17/06/2016 tarihine kadar çıkışının yapılamadığı, Halkalı Gümrük Müdürlüğü'nün 22/06/2016 tarihli yazısı ile geçici ithalat süresinin dolduğunun davacı şirkete tebliğ edildiği, davacı şirketçe, ilgili idareden ithal ürünün mevcut statüsünün gümrük kanununa uygun hale getirilerek 2 aylık ek süre alınmasının davalılardan talep edildiği, davalı ... müşaviri tarafından vekaleten yapılan müracaat ile Gümrük Kanununun 241. Maddesinin 4/g bendi gereğince çıkış işlemlerinin tamamlanabilmesi için 17/08/2016 tarihine kadar 2 aylık ek süre alındığı, 2 aylık ek sürenin davacı şirket yetkilisi ... mail yolu ile bildirildiği, davacı şirketçe yurt dışı edilmek üzere malların gümrük sahasına ek sürenin dolduğu 17/08/2016 tarihinden 1 gün sonrası olan 18/08/2016 tarihinde getirildiği, bu nedenle davacı ithalatçı firmaya Gümrük Kanununun 238. Maddesine istinaden ceza düzenlendiği, ceza kararının davacı şirkete 05/09/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davacı şirkete kanunen tanınan 15 günlük uzlaşma hakkının 05/09/2016 tarihinde başladığı, ancak uzlaşma talebinin 15 günlük sürenin dolduğu tarihten sonraki tarih olan 21/09/2016 tarihinde yapılması nedeni ile uzlaşma talebinin reddedildiği,  davacı tarafça davalılara verilen vekalete göre gümrük müşavirinin görevinin gümrükteki eşya ile sınırlı olduğu, gümrükten çıkan eşyanın firmasına teslimi ile görevinin sona erdiği, dolayısı ile geçici olarak çekilen malın tekrar çıkışının takibinin görev tanımında olmadığı, eşyanın 12 ay sonra yurt dışı edilmesi ile ilgili gümrüğe verilen taahhütün davacı firma imzası ile verildiği, dolayısı ile Gümrük Yönetmeliğinin 313. Maddesine göre süre takibinden davacı şirketin sorumlu olduğu, Gümrük İdaresince kesilen cezanın direkt olarak davacı firmaya tebliğ edildiği, dolayısı ile davacı firmanın itirazlar, müracaatlar ve süreleri ile ilgili bilgisinin bulunduğu, uzlaşma ile ilgili yetkinin gümrükleme vekaletinde bulunmadığı, davacı şirket yetkilisi ... 15/08/2016 tarihli gönderdiği mailde Perşembe ve Cuma günleri olmayacağını, evrakları hazır etmesi halinde Cuma günü çıkışın Halkalı'dan yapılacağını bildirdiği,  dolayısı ile 17/08/2016 Çarşamba tarihinden sonra malların Cuma günü Halkalıdan çıkışının davacı şirket yetkilisi tarafından geciktirildiği, davalıların malların gümrükten geç çıkışında sorumluluklarının olmadığı \"  gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili tarafından yasal süresi içinde dava dilekçesindeki nedenler tekrarlanarak istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava,  vekalet ilişkisinden kaynaklanan geçici ithalat beyannamesi muhteviyatı olarak ithal edilen eşyanın yurtta kalma izin süresi içerisinde her hangi bir gümrükleme işleme tabi tutulmaması veya yurt dışı edilememesi sonucu davacı şirkete uygulanan idari para cezasının rücuen tazmini istemine ilişkindir.Uyuşmazlık; davaya konu vekaletnamenin kapsamına ilişkin olup taraflar arasındaki vekaletnameye istinaden başlatılan hukuki ilişkinin, davacı şirketin ithal ettiği tıbbi cihazların, yurt dışına çıkarılmasına işlemlerini de kapsayıp kapsamadığı, cihazların yasal süresi içerisinde yurt dışına çıkarılamaması nedeniyle davacı şirkete uygulanan idari para cezasından davalıların kusur ve sorumluluğu bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı şirketin ithal ettiği tıbbi cihazların yurda getirilmesi ve gümrük sahalarında gerekli işlemlerin yapılması için davalı şirket ve şirket yetkilisi gümrük müşavirine vekaletname verildiği,  davacı tarafça davalılara verilen vekalete göre gümrük müşavirinin görevinin gümrükteki eşya ile sınırlı olduğu, gümrükten çıkan eşyanın firmasına teslimi ile görevinin sona erdiği, dolayısı ile geçici olarak çekilen malın tekrar çıkışının takibinin görev tanımında olmadığı, eşyanın 12 ay sonra yurt dışı edilmesi ile ilgili gümrüğe verilen taahhütün davacı firma imzası ile verildiği, dolayısı ile Gümrük Yönetmeliğinin 313. Maddesine göre süre takibinden davacı şirketin sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.TBK 502. maddesinde, vekalet sözleşmesini, vekilin vekalet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlamıştır. 503. maddesinde, kendisine bir işin görülmesi önerilen kişi, bu işi görme konusunda resmi sıfata sahipsi veya işin yapılması mesleğin gereği ise ya da bu gibi işleri kabul edeceğini duyurmuşsa, bu öneri onun tarafından hemen reddedilmedikçe, vekalet sözleşmesi kurulmuş sayılacağı, 504. maddesinde,  vekaletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirleneceği, 506. Maddesinde, vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olduğu, vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınacağı, hükmüne yer verilmiştir. Dosya kapsamına göre; davacı şirket tarafından ithal ettiği tıbbi cihazların yurda getirilmesi ve gümrük sahasında gerekli işlemlerin yapılması için davalı şirket ile şirket yetkilisi olan gümrük müşaviri davalı ...'a vekaletname verildiği, söz konusu eşyaların yurda geçici olarak sokulması ile ilgili işlemlerin gümrük müşaviri tarafından yapıldığı, fakat bahse konu eşyalar ile ilgili yurt dışına çıkışı için düzenlenen taahhütnamenin davacı firma yetkililerince kaşe ve ıslak imza ile Gümrük İdaresi'ne verildiği, kanuni olarak yurt dışına  çıkışı için taahhüt edilen eşyanın 17.06.2016 tarihinde çıkışının yapılamaması üzerine Halkalı Gümrük Müdürlüğünün 22.06.2016 tarihli yazısı ile geçici ithalat süresinin dolduğundan davacı şirkete tebliğ edildiği, davalı ... tarafından vekaleten yapılan müracaat üzerine Gümrük Kanununun 241. Maddesinin 4/g  bendi gereğince çıkış işlemlerinin tamamlanabilmesi için 17.08.2016 tarihine kadar 2 ay ek süre alındığı, davalı tarafça 2 ay ek süre alındığı davalı şirket yetkilisi ...  mail olarak bildirildiği, davacı şirket tarafından yurt dışı edilmek üzere gümrüklü sahaya malların 18.08.2016 tarihinde ek sürenin dolduğu tarihten 1 gün sonra getirilmesi nedeni ile Gümrük Müdürlüğü tarafından malların yurt dışına çıkışına izin verilmediği,  Gümrük Kanunu 238. Maddesine istinaden  Gümrük idaresince düzenlenen  136.831,42 TL ceza kararı 05.09.2016 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği, davacı şirketin uzlaşma talebi, 21.09.2016 tarihinde süresi geçtikten sonra yapılması nedeni ile Gümrük Müdürlüğünün 14.10.2016 tarihli yazısı ile reddedildiği dosya kapsamı ile sabittir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, gümrük müşavirinin iş takibinin, vekaletname kapsamı uyarınca gümrüğe gelmiş olan eşyalar ile ilgili işlem yapmaya yetkili olduğu, eşyanın gümrükten çıktıktan sonrasında takip etme yükümlülüğü bulunmadığı ifade edilmiştir. Her ne kadar davacı şirket tarafından ithal ettiği tıbbi cihazların yurda getirilmesi ve gümrük sahasında gerekli işlemlerin yapılması için davalı şirket ve şirket yetkilisi ve gümrük müşaviri davalıya vekaletname verilmiş ise de eşyaların yurt dışına çıkarılmasına ilişkin ek süre talebinin, vekaleten davalı ... müşaviri ... tarafından yerine getirildiği, davacı firma çalışanı ... tarafından, davalı şirkete  gönderdiği 25.07.2016 tarihli mail ile geçici olarak yurda giren bahse konu eşya ile diğer iki eşyalar için ne zaman gönderileceği, hala onay gelip gelmediği (ek süre için yapılan başvuruya ilişkin) sorulduğu, 29/07/2017 tarihli mail ile, davalı şirket  tarafından 2 ay ek süre verildiği bildirildiği, davalı çalışanı ... tarafından \"Ben perşembe olmayacağım, evrakları hazırlasam siz cuma için organizasyon yapar mısınız? \" şeklinde  15/08/2016 tarihinde   davalı şirkete mail gönderildiği, aynı tarihte davalı şirket tarafından \" Nakliyeyi organize edip, bilgileri bana geçersen gerisini hallederim \" şeklinde cevap verildiği gözetildiğinde söz konusu  cihazların yurt dışına çıkışına ilişkin işlemlerin takibinin davalılarca yerine getirildiği taraflar arasındaki mail yazışmalarından ve  davalı ... müşavirinin, ek süre verilmesine ilişkin Gümrük Müdürlüğü'ne vekaleten yapmış olduğu başvurudan anlaşılmaktadır. Hatta idare tarafından kesilen idari para cezasından sonra uzlaşma başvurusunun dahi vekaleten davalı ... müşaviri  ... tarafından yapıldığı  görülmüştür. O halde davaya konu vekaletnamenin davacı şirketin ithal ettiği tıbbi cihazların yurda getirilmesi ve gümrük sahalarında gerekli işlemlerin yapılmasından ibaret olmayıp, söz konusu cihazların yurt dışına çıkarılmasına ilişkin işlemlerin takibinin de davalılarca da yerine getirildiği anlaşılmıştır. Nitekim ithal edilen ürünlerin geçici olarak yurda girişine müsaade edildiği, belirli sürede çıkışının yapılması gereken ürünler olup, çıkış işlemlerin davalılarca takip edildiği göz önüne alındığında, TBK 504. Maddesinde vekaletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirleneceği hükmüne yer verilmiştir. Taraflar arasındaki e-mail yazışmalarında malın cuma günü yurt dışına çıkarılması planlanmıştır. Ancak söz konusu malın yurt dışına çıkarılması için  ek süre ile belirlenen yasal son günün cumadan önceki 17/08/2016 çarşamba günü olduğu, en geç 18/08/2016 perşembe günü yurt dışı çıkış işleminin yapılması gerektiğinden davacı şirkete geçici olarak yurda girişine izin verilen  eşyanın, yurt dışına çıkarılması için verilen sürenin geçirilmesi nedeniyle cezanın kesildiği görülmüştür. TBK 506. Maddesinde, vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olduğu, vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle davalılarca,  geçici olarak yurda girişine izin verilen  eşyanın, yurt dışına çıkarılması için verilen sürenin son günü 17/08/2016 çarşamba günü olduğu, malın en geç 18/08/2016 perşembe günü çıkışının yapılması gerektiği davacıya hatırlatılması gerekirken bu hususun gözden kaçırılması, sonrasında uzlaşma için başvurunun süresinde yapılmaması nedeniyle vekalet görevinin gereği gibi yerine getirilmemesi ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılması  sebbiyle  davacı şirkete kesilen idari para cezasından davalıların kusur ve sorumluluğu bulunduğu, rücu şartlarının gerçekleştiği kabulü gerekmektedir. Ancak, idare tarafından kesilen 136.831,42 TL  para cezasının bizzat davacı şirkete tebliğ edildiği, ceza konusu verginin, kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ödenmesi halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 176 maddesi uyarınca 1/4 oranında indirim yapılacağı ihtar edildiği gözetildiğinde, davacı şirketin belirlenen sürede idari para cezasını 1/4 oranında indirim yapılmak suretiyle ödeme imkanı varken ödeme yapmadığı gibi, davalıların kusurlu olduğundan bahisle ödemenin davalılarca yerine getirilmesi konusunda davalılara çıkartılmış bir ihbar bulunmadığından davalıların idari para cezasından indirimli haliyle 102.623,56 TL'sinden sorumluluğu bulunmaktadır. Davacı şirket tarafından, kesilen idari para cezasının 16/02/2016 tarihinde ödendiği, davalılara çıkartılan Kadıköy ... Noterliği'nin 15/03/2017 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davaya konu idari para cezasının en geç yedi gün içinde ödenmesi talep edildiği, ihtarnamenin 06/03/2016 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakla talep gibi davalıların 14/03/2017 tarihinde temerrüte düştükleri anlaşılmakla bu tarihten itibaren avans faize hükmedilmiştir.Açıklanan tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile, HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/423 Esas, 2019/1217 Karar sayılı ve 10/12/2019 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,2- Davanın KISMEN KABULÜ İLE,-102.623,56 TL'nın 14/03/2017 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,a-Alınması gereken 7.012,20 TL karar ve ilam harcından  davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.336,74 TL harcın mahsubu  bakiye 4.675,46 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, b-Davacı tarafından sarf edilen 2.336,74 TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya iadesine, bunun dışında başvurma ve vekalet harcı: 36,00 TL,  tebligat ve yazışma gideri: 143,00 TL ile 700,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 879,00 TL yargılama giderinden kabul-red oranı (%75) üzerinden hesaplanan 659,25 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerine bırakılmasına,  c-Davalı tarafından sarf edilen 47,00 TL tebligat ve yazışma giderinden kabul-red oranı (%25) üzerinden hesaplanan 11,75 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davalılar üzerine bırakılmasına, ç-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine d-)Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine e-HMK 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıranlara resen iadesine, <br>İstinaf giderleri yönünden;3-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 215,45 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından sarf edilen 203,00 TL istinaf harçları ile 42,50 istinaf posta tebligat gideri olmak üzere toplam 245,50 TL istinaf yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6534d9ac2cf3a081","SID":"f2ebd4cdf6ccc0c4"}}