{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2023/1885 <br>KARAR NO: 2023/3843<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/12/2022<br>NUMARASI: 2021/704 E - 2022/1050 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 21/12/2023  <br>\tYukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında abonelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkili tarafından davalıya elektrik hizmeti verildiğini fakat davalının bu hizmet karşılığını kesilen fatura bedellerini ödemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasından, İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasından ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, yapılan itirazın hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iddia edilen borcun müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin sahibi olduğu iş yerinde faaliyet gösteren ... san.ve Tic. Ltd. Şti.nin borçlu olduğunu, yapılacak bir bilirkişi incelemesi ve keşif ile bu hususun ortaya çıkacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme tarafından; \" tutanağa konu adresin, davalının ortağı ve yöneticisi olduğu ... San.ve Tic. Ltd. Şti'nin sicilde kayıtlı adresi olduğu, dava dışı ... San.ve Tic. Ltd. Şti'nin halen belirtilen adreste faaliyet gösterdiği, davalının ise bu adreste kendi adına bir faaliyetinin olmadığı, keza tutanağa konu adrese ilişkin 24/05/2016 tarihinde sonlandırılan aboneliğin de ... San.ve Tic. Ltd. Şti'ye ait olduğu tespit edilmiş, bu nedenle davalının fatura nedeniyle sorumlu olmadığı kanaatine varılmıştır.  6102 sayılı TTK'nın 573 maddesinde \"Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur. Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler.\", TTK'nın ortakların sorumluluğu başlığı altında 602 maddesinde; \"Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur.\" hükümlerine yer verilmiştir. Bu kapsamda ortakların şirket borçlarından sorumlu olmadığı sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle yükümlü oldukları, kaçak elektrik tespit tutanağına konu borcun ... San.ve Tic. Ltd. Şti'ye ait olduğunun kabulü halinde davalının şirket ortağı olması sebebiyle şirket borcundan şahsen sorumluluğunun da bulunmadığı\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.  Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda oy çokluğu ile 20/10/2021 tarih ve  2020/1565 E-2021/2762 K sayılı kararımızla \" Somut olayda, icra takibinde  dava dışı şirketin ortağı ve yönetici olan davalı  borçlu gösterilmiştir. Borca, davalı tarafından itiraz edildiğinden ,onun itirazının iptali talebi ile bu dava açılmıştır.Bilirkişi incelemesi yapılarak  takip ve dava konusu alacağın  bulunup bulunmadığının belirlenmesi  gerekirken eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmıştır.\" gerekçeleriyle   HMK 353/1a-6. maddesine göre  kararın kaldırılmasına ve  yeniden yargılama yapılması için  dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından kaldırma kararı sonrası  yapılan yargılama sonunda;  davacı ile dava dışı şirket arasında 14/02/2015 tarihinde elektrik satışına ilişkin abonelik sözleşmesi akdedildiği, davalı kullanımında olan yer için üç adet kaçak elektrik tutanağı düzenlendiği söz konusu tutanakların aboneliğin sonlanmasının ardından düzenlendiği, mahkemece celbedilen söz konusu kaçak tüketim tutanakları değerlendirilmek suretiyle alınan raporda kaçak kullanım bedellerinin ayrı ayrı belirlendiği,her bir kaçak elektrik tutanağına dayanılarak düzenlenen faturalar ve bu faturalara dayanılarak yapılan icra takiplerinin yerinde olduğu,ayrıca alacağın likit bulunmadığı gerekçesi ile;  \"1-Davanın KABULÜ ile davalı tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı, İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takiplerine yapılan itirazların iptaline, takiplerin aynen devamına, 2-Şartları oluşmadığından icra inkar talebi isteminin reddine \" karar verilmiştir.  Karara karşı davalı  vekili  istinaf  talebinde bulunmuştur.İstinaf dilekçesinde; önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davaya konu ve takibe dayanak olan kaçak elektrik tüketim tespit tutanağı incelendiğinde, abone numarasının: .., kullanıcı adı-Ünvanının ...  San. Tic. Ltd. Şti., abone grubunun, ticarethane, tutanağın tarihinin 29/05/2018, seri sıra numarasının ... olduğu ve kaçak/usulsüz elektriğin kullanım şeklinin, kayıtlı sözleşmesiz sayaçtan enerji kullanıldığının görüldüğünü, dolayısıyla dava dışı şirket yetkilisi davalı ... hakkında kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlenmediğini, buna rağmen bu davalı hakkında da icra takibi yapıldığını,  hakkında kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlenmeyen dava dışı şirket yetkilisi davalı ...'a karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu,  bozma ilamından sonra bu haksız fiil hükümlerine göre müvekkilinin sorumluluğuna hükmederek davanın kabulüne karar verildiğini, oysa davacı tarafın hiçbir talebinde, haksız fiil hükümlerine müvekkili  hakkında işlem başlatmadığını,  davacı tarafın, dava dilekçesinde TTK'nın 553. Madde kapsamında davalının sorumlu olduğunu ileri sürmediğini,  davasını bu olguya dayandırmadığını,  yapılan araştırmada   dava konusu yeri dava dışı şirketin kullandığının tespit edildiğini, tüzel kişilerin işlem ve eylemlerini bizzat yapmayıp, ortak veya çalışanları olan gerçek kişiler aracılığı ile yaptıklarını, dolayısıyla tüzel kişilerin ortak ve çalışanlarının şirket veya kurum adına yaptığı işlem ve eylemler sırasında meydana gelebilecek kasıt, kusur ve kabahatler tüzel kişinin kasıt, kusur ve kabahatini oluşturacağını, müvekkilinin dava dışı şirketin kasıt, kusur ve kabahatinden sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.  6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle tahakkuk eden faturalara dayalı başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında ,davacı tarafça davalı hakkında kaçak elektrik tahakkuku nedeniyle  toplam 4.776,90-TL üzerinden,İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...  sayılı takip dosyasında ,davacı tarafça davalı hakkında  toplam 3.282,61-TL üzerinden, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında ,davacı tarafça davalı hakkında  kaçak tahakkuk nedeniyle 13729,70 Asıl Alacak,12,81 TL işlemiş faiz ve 2.31 TL faizin KDV si olmak üzere toplam 13.744,82 TLnın tahsiline yönelik yapılan ilamsız takiplerin tamamının  itiraz üzerine durdurulduğu anlaşılmıştır. Dava dosyası istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmiş ise de, 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunununda Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair 6763 sayılı yasa ile, HMK 341. madde 2. fıkrasında \"Miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı mik- tar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir\" şeklinde yapılan yasa değişikliği 02/12/ 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Karar tarihi (2022 yılı) itibarıyla, kesinlik sınırı ise 8.000,00 TL'dir. Somut uyuşmazlıkta,davalı tarafça istinaf edilen  İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında takibin  toplam değerinin  4.776,90-TL ,İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında takibin toplam değerinin  3.282,61-TL olduğu görülmekle,bu iki takibin   değerlerinin   4.778,90 TL ile 3.282,61 TL olması nedeniyle ayrı ayrı takiplerde itirazın iptalinin istenilmesi ile herbir takibin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğinden,bu iki takip yönünden istinaf edilen davanın değerleri ayrı ayrı  karar tarihinde davalı  yönünden miktar itibarıyla karar kesindir. Bu itibarla, istinaf konusu İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... E.-sayılı ve İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... E.-sayılı dosyalarına yönelik kararın bu iki takip dosyaları hakkında  HMK 341. ve 346. maddelerine göre kesin olması sebebiyle, davalının istinaf dilekçesinin bu iki takip için  ayrı ayrı  HMK 341, 346 ve 352/1-b maddeleri uyarınca reddine karar verilmesi  gerekmiştir. İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde ise;alınan bilirkişi raporunda,davalının fatura içeriğine değil,faturadan sorumlu olmaması yönünde itirazı olduğu, davacı tarafa göre söz konusu tutanaklar için sayaca ve bağlı olduğu tesisata sayaca eksik tüketim kaydettirecek şekilde müdahale yapılmadığının anlaşıldığı,o  halde, kaçak elektrik faturalarındaki tüketimlerin  sayaç endekslerine göre Hesaplanması gerektiği, tesisatta  çarpan =50 olan akım trafoları bulunduğu,dosyaya konu olan icra takiplerine ait kaçak elektrik faturalarının  sayaç endekslerine yani işyerindeki elektrik sarfiyatına göre düzenlenmiş faturalar olduğu,incelemede tutanakların, tüketim hesaplama yönteminin ve kaçak elektrik düzenleme yönteminin rapor içinde verilen yönetmelik maddelerine uygun şekilde yapıldığının belirlendiği,buna göre davaya konu edilen İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında  davacının davalıdan 13.729,70 TL  asıl alacak,12,81 TL işlemiş faiz ve 2.31 TL faizin KDV si olmak üzere toplam 13.744,82 TL alacaklı olduğu,takibe konu faturada hesaplamanın yönetmeliğe uygun yapıldığı belirtilmiştir. Buna göre ,abonelik sonlanmasından sonra  davacının davalı hakkında  kaçak tahakkuku yaptığı,yapılan kaçak tahakkuk hesaplamasının sayaca müdahale olmaması nedeniyle sayaç endeksi gözetilerek yapılması karşısında ,alınan bilirkişi raporunun taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmıştır. Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur. Bu itibarla,İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ....-sayılı ve İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... E.-sayılı dosyalarına yönelik herbir icra dosyasına ait  istinaf konusu kararın HMK 341. ve 346. maddelerine göre kesin olması sebebiyle, davalının bu iki takibe yönelik  istinaf dilekçesinin HMK 341, 346 ve 352/1-b maddeleri uyarınca ayrı ayrı  reddine, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yönelik  davalının istinaf başvurusunun ise  HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi  gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>A-İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... E.-sayılı İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... E.-sayılı dosyalarına yönelik istinaf konusu her bir takip dosyasınındaki  kararın HMK 341. ve 346. maddelerine göre ayrı ayrı  kesin olması sebebiyle, davalının bu iki takibe dair  istinaf dilekçesinin HMK 341, 346 ve 352/1-b maddeleri uyarınca  ayrı ayrı reddine,<br>B-Davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine, Alınması gereken  938.90 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 372,37‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 566,53 TL'nin  istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda  HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oyçokluğu ile karar verildi. 21/12/2023<br>KARŞI OY Dava, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle tahakkuk eden faturalara dayalı başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; dava konusu yerde dava dışı şirket ile davacı arasında abonelik sözleşmesi imzalanmış olduğu, tutanak tarihinden önce sözleşmenin feshedilidği, yapılan araştırmada da dava konusu yeri dava dışı şirketin kullandığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre; dava konusu yerde dava dışı şirketin faaliyet gösterdiği, davalının fiili kullanıcı ve abone olmadığı, davacı tarafça da bunun aksinin kanıtlanamadığı görülmektedir. Dolayısıyla, davacının, burayı davalının kullandığı yönündeki iddiası ispatlanamamıştır. Öte yandan,  sermaye şirketi türü olan limited şirketlerde ortaklar açısından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir. Bu ilkenin bir sonucu olarak ortağın asıl borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemektir. Sermaye borcunu tam olarak yerine getiren ortağın sorumluluğu sona ermektedir. Türk Hukukunda ortaklar, limited şirketin borçlarından şahsen sorumlu değildirler.Yüksek Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2015/15522 E- 2017/8259 K sayılı kararında belirtildiği gibi;  Şirket veya kurumların ayrı tüzel kişiliği vardır. Bu kişilik fiziki ve gerçek bir kişilik olmayıp hukuken kabul edilen hukuki bir kişiliktir. Tüzel kişilik olarak şirket veya kurumların aktif veya pasif husumet ehliyetleri vardır.  Tüzel kişilikleri olan şirket veya kurumların ortak ve çalışanları, şirket veya kurumları oluşturan kişilerdir. Tüzel kişiliği oluşturan gerçek kişilerin, şirket veya kurumlardan ayrı olarak aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin olduğu kabul edilemez.  Tüzel kişiler işlem ve eylemlerini bizzat yapmayıp, ortak veya çalışanları olan gerçek kişiler aracılığı ile yaparlar. Dolayısıyla tüzel kişilerin ortak ve çalışanlarının şirket veya kurum adına yaptığı işlem ve eylemler sırasında meydana gelebilecek kasıt, kusur ve kabahatler tüzel kişinin kasıt, kusur ve kabahatini oluşturur.  Somut olayda; davalı dava dışı tüzel kişi adına hareket ettiğinden davalıya takip veya davada husumet yöneltilemez. Davacı da dava dilekçesinde TTK'nın 553. Madde kapsamında davalının sorumlu olduğunu ileri sürmemiş, davasını bu olguya dayandırmamıştır.  Bu itibarla, ( kesinlik sınırı içinde kalmayan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası yönnüden) mahkemece davalının şirket ortağı olması sebebiyle şirket borcundan şahsen sorumluluğunun da bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği  kanaatinde olmam nedeniyle sayın çoğunluğun gerekçe ve görüşüne katılmamaktayım. 21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"488a6f5a801082f1","SID":"f633c0426c6e836d"}}