{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/444 <br>KARAR NO\t: 2023/1162<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ \t: 29/11/2023 <br>K. YAZILDIĞI TARİH\t: 18/12/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : <br>Davacı vekili; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında, ... adlı yazılımın geliştirilmesi, özelleştirilmesi ve tamamlanarak teslimi konusunda 28.07.2015 tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkil şirket üzerine düşen tüm ödemeleri ifa etmesine rağmen davalı şirketçe üstlenilen edimin yerine getirilmediğini, bu hususta davalı şirkete yeni bir şans verildiğini, ancak davalı şirketin, müvekkilinin beklentilerini karşılayamadığını ve üstlendiği ifayı yerine getiremediğini, bu kapsamda davalının, müvekkil şirketi sürekli sistem değişikliğine zorladığını, ancak taahhüt edilen yazılımı da kuramadığını, davalının, süreyi aştıklarını ve müvekkilinin sisteme ilişkin isteklerinin ekstre olduğunu ileri sürerek, ileride yapacağını söylediği işler için 20.05.2016 tarih 21.535-TL bedelli bir fatura düzenlediğini ve bu faturayı e-maille gönderdiğini, müvekkilinin ekstra bir iş istememiş olmasına rağmen sürüncemede bırakılarak bitirmediğini, buna rağmen fatura bedeli ödenmemesi halinde işe devam etmeyeceğini bildirdiğini, müvekkilinin 18.08.2016/26155 yevmiye sayılı ihtarname çekerek işin tamamlanmasının ihtar edildiğini, ancak davalının söz konusu ifayı yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkilinin, davalının gönderdiği faturayı, Gaziosmanpaşa 1.noterliğinden 02.098.2016... yevmiye sayılı ihtarnameyle davalıya iade ettiğini, davalı ise 20.05.2016 tarihli faturaya dayanarak İstanbul Anadolu 2.icra müdürlüğünün ...E sayılı dosyası üzerinden müvekkil aleyhine icra takibi başlattığını,takibe itiraz edildiğini, sorunların çözümsüz bırakılmasıyla müvekkil şirkete ERP olarak adlandırılan ve ERP özelliklerinde olduğu iddiasıyla satılmış bulunan sistemin gerçekte bu özellikleri taşımadığı için çözüme ulaşılamadığının anlaşıldığını, bu kapsamda Anadolu 15.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/99 D:iş sayılı dosyası üzerinden delil tespitinde bulunulduğunu ve müvekkilinin haklı çıktığını öne sürerek, sözleşme ile taahhüt edilen sürede ifanın tamamlanamadığı açık olan sözleşmeye ilişkin olarak müvekkil şirketçe davalıya ödenmiş bulunan 119.593-TL nin sözleşmenin feshedildiği 07.06.2017 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; taraflar arasında 28.07.2015 tarihli ... isimli ürününün müvekkil şirket tarafından davacı şirkete teslimi konusunda sözleşme imzalandığı ve davacının müvekkil şirkete 119.593-TL ödediği hususunda bir uyuşmazlığın bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmedeki edimlerini ayıpsız ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, bir an için sözleşme kurallarına uyulmadığı veya yazılımın ERP programı olmadığı kabul edilse bile süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, bu hususta zamanaşımı itirazlarının olduğunu, diğer yandan düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitlere de itirazların olduğunu, sözleşmenin tüm edimlerini yerine getirmesi nedeniyle müvekkiline Ödenen 119.593-TL nin tahsili isteminin dayanaksız bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.Mahkemece; davalı yüklenicinin sözleşmeyle üstlenmiş olduğu işi süresinde tamamlayamadığı, bunun üzerine davacı iş sahibi tarafından ihtar çekilerek işin tamamlanması için süre verildiği, fakat bu süre içerisinde de işin tamamlanmaması nedeniyle davacının dava ile sözleşmeden haklı olarak dönme iradesini ortaya koyduğu, davacının sözleşmeden dönmekte haklı olması nedeniyle ödemiş olduğu 119.593,00 TL bedelin iadesine hak kazandığı, ayrıca yazılımdaki bilgilerinin yeniden kullanılabilmesi için yapmak zorunda kaldığı 20.646,00-TL harcamadan dolayı zarara uğradığı, bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporda bu harcamanın yapılmasının gerektiği ve serbest piyasa koşullarına uygun olduğunun belirtilmesi karşısında davacının maddi zararı olan 20.646,00 TL'yi de davalının karşılaması gerektiği, bunun dışında, sözleşmeden kaynaklanan asli borcunu ifa etmeyen davalının sözleşme kapsamında davacıdan tahsili için düzenlendiği fatura bedellerini davacıdan talep edemeceği, davacının bu faturalardan dolayı davalıya borçlu olmadığı, bu bakımdan davacının menfi tespit talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür. Davalı vekili istinafında; yetki itirazında bulunduklarını, davalının ikametgahı Beşiktaş olduğundan davanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, tüm taleplerin aynı davada açılmasının doğru olmadığını, ihbar edilen şirkete yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, feshi kabul etmediklerini işi yaptıklarını ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, sözleşme dışı fazla işler yaptığını bedelinin ödenmediğini , davacının yaptığı masrafları istemede haksız olduğunu  belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi davalı ise yüklenicidir. <br>Davacı iş sahibi davalı yüklenici ile yapılan eser sözleşmesi kapsamında işin süresinde ve gereği gibi yerine getirilmemesi sebebiyle yükleniciye ödediği bedellerin tahsili ile yüklenici tarafından faturaya dayalı takip sebebiyle borçlu olmadığının tespitini ve işin gereği gibi ifa edilmemesi sebebiyle yaptığı masrafların yükleniciden tahsilini talep etmiş, davalı ise işi eksiksiz ve ayıpsız yerine getirdiğini , davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını , ödediği bedelde ihtilaf olmadığını ama talep etmesinin dayanaksız olduğunu, takipte sözleşme dışı işler yaptığını fatura kestiğini, davacının bu faturayı ödememesi sebebiyle takip başlattığını, davacının sözleşmenin feshi sebebiyle yaptığı masrafları istemesinin doğru olmadığını iddia ederek davanın reddini talep etmiş, mahkemece tüm talepler yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince kararın istinaf edildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili  öncelikle istinafında yetki itirazında bulunduğu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını iddia etmiş, mahkemece yetki itirazı yerinde görülmeyerek yetki itirazının reddine karar verildiği görülmüştür.  Öncelikle yetkiye yönelik istinaf itirazı değerlendirildiğinde;HMK m.6'da düzenlenen yetki kuralı uyarınca genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Genel yetki kuralı yanında, kanunda bazı davalar bakımından özel yetki kurallarıyla başka bir yer mahkemesinin de yetkisi kabul edilmiştir. HMK'nın 10. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği bir özel yetki kuralı olarak düzenlenmiştir. Kural olarak, özel yetki genel yetkiyi kaldırmaz. Yine HMK'nın 17.maddesi gereğince tacirler veya kamu tüzel kişileri aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemede açılabilecek hükmü düzenlenmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun \"Yetki\" başlıklı 50/1. maddesinde aynen \"para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe selahiyetlidir\" düzenlemesine yer verilmiştir.Buna göre, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan icra takiplerinin veya açılacak davaların kural olarak, davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer (sözleşmenin yerine getirildiği yer) veya yetki sözleşmesi ile belirlenen icra dairelerinden/mahkemelerden birinde açılması gerekir. Bu tür sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 818 sayılı BK'nın 73, 6098 sayılı TBK'nun 89. Maddesinin uygulama imkanı olmadığı Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış içtihatlarıyla kabul edilmiştir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 23.02.2015 tarih ve 2014/2485 Esas, 2015/922 Karar sayılı kararı)<br>Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamı değerlendirildiğinde,  davanın konusunun yazılım işi olduğu ve ifa yerinin davacının ikametgahı olan Pendik ilçesi olduğu anlaşılmakla, dosyanın yetkili mahkemede açıldığı gözetilerek davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Diğer bir istinaf sebebi olarak davaya konu taleplerin aynı davada istenmesinin hatalı olduğunu belirtmiş ise de 6100 sayılı HMK'nın \"Davaların yığılması\" başlıklı 110. Maddesine göre davacı aynı davalıya karşı olan birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini aynı davada ileri sürebileceğinden davacının taleplerini aynı davaya konu etmesi yönünden hukuken bir engel bulunmadığından bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. <br>Davalı vekili ihbar olunun şirkete yapılan tebligatın da usulsüz olduğunu belirtmiş, dosyada yapılan inceleme şirkete yapılan tebligatın TK 35 e göre usulünce yapıldığı görülmekle bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Davalı vekili esasa ilişkin istinaf sebepleri yönünden yapılan incelmede ise; davalı yüklenici,  işi süresinde ve sözleşmeye uygun olarak yapıp teslim ettiğini , davacının ödediği bedelin iadesini talep etmekte haksız olduğunu, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, davacının masraf olarak istediği bedelin yerinde olmadığını, sözleşme dışı yapılan işlere yönelik fatura düzenlediklerini bedelinin ödenmediğini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. <br>Davacı tarafından 119.593,00 TL ödendiği davalının da kabulünde olduğundan bu konuda ihtilaf bulunmamaktadır. <br>Nakit bedel karşılığı düzenlenen eser sözleşmeleri taraflardan birinin karşı tarafa ulaşan ve kabulüne bağlı olmayan tek taraf irade beyanı ile feshedilebilir (veya dönülebilir). Bu durumda taraflar ifa yükümlülüğünden kurtuldukları gibi işin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerekir. Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre taraflar aldıklarını geri vermekle yükümlüdürler. Bunun için kusurlu olup olmadıklarının bir önemi yoktur. Ancak tarafların tazminat (zarar) taleplerinin bulunması halinde sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediğinin araştırılması gerekir.<br>Davacı iş sahibi sözleşmeye konu işin  süresinde teslim edilmediğini ve ayıplı yapıldığını iddia ederek ödediği bedelin tahsilini istemiş olmakla sözleşmeden döndüğün anlaşılmasına göre  davaya konu sözleşme bedel karşılığı düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olduğundan fesih iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla kural olarak geriye dönük sona ermenin tüm sonuçlarını doğurur. Bu durumda davacı ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilir. Mahkemece sözleşmenin feshedildiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş karar bu yönüyle usul yasa ve dosya kapsamına uygun olmuştur. <br>Davacı iş sahibi sözleşmeyi haklı feshetmesi sebebiyle ayrıca ödemek zorunda kaldığı 20.646,00 TL zararının tahsilini talep etmiştir. Menfi zarar sözleşmeden haklı olarak dönen tarafın isteyebileceği zarar olup ,yasal dayanağı TBK'nın genel nitelikteki 125/3,son maddesidir. Menfi zarar sözleşme nedeniyle alacaklının cebinden (malvarlığından) çıkan ve yasal olarak harcanan paradır. Davalı yüklenicinin işi süresinde ve gereği gibi yerine getirmediği bilirkişi raporlarıyla ve tüm dosya kapsamıyla sabit olup, davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu anlaşılmakla, bu kapsamda, davacı iş sahibinin  işin ayıplı yapılması sebebiyle yeniden programı çalışır vaziyete getirmek için yaptığı masrafı, menfi zarar kapsamında istemesinde sakınca bulunmamaktadır. Mahkemece bu kapsamda verilen karar da usul yasa ve dosya kapsamına uygun olmuştur. Davalı yüklenici başlattığı takiple faturaya dayalı alacak talebinde bulunmuş, mahkemece bu takip sebebiyle davacı iş sahibinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Davalı tarafın cevap dilekçesi ve istinaf dilekçesi incelendiğinde, takibe dayanak faturanın yapılan fazla işler sebebiyle düzenlendiği ve takibe konulduğu anlaşılmakla, bilirkişi tarafından işin eksik ve hatalı yapıldığı ,sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmediği tespit edilmiş, fazladan iş yapıldığı yönünde bir tespitte de bulunulmadığı  görülmüştür. Ayrıca davalının bu iddiasına yönelik olarak dosyaya yansıyan somut bilgi belge ve delil olmadığı, istinafında da ayrıca ve açıkça bu yönde bir açıklamada bulunmadığı anlaşılmakla, bu istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. <br>Davalı kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de; takibi başlatan davalı olduğu ve kendisi aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talep edilebileceğinden şartları oluşmadığından bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. <br>Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/12/2019 tarih ve 2017/725 Esas, 2019/1245 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, <br>2-Alınması gereken 9.579,72-TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 2.762,69-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.817,03-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,<br>3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 29/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br>  <br> <br><br><br><br><br>\t\t\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"10318b1177cd9d43","SID":"ef4ac3f87e98772a"}}