{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t\t: 2023/12<br>KARAR NO\t \t: 2023/1872<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t\t: 2019/109<br>KARAR NO\t\t: 2022/709<br>DAVA TARİHİ\t: 22.04.2019<br>KARAR TARİHİ\t: 25.10.2022<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 14.12.2023<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 15.12.2023<br><br>İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.10.2022 tarih ve 2019/109 Esas, 2022/709 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen verilen dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirketin iştigal konusu alüminyum doğrama imalatı olduğunu, borçlu ....- ... İş Ortaklığı, Uşak Kentsel Dönüşüm Projesi işini üstlenmiş olup proje kapsamındaki cam, kapı, jaluzi imalat, tadilat ve tamiratı gibi bir takım işleri eser sözleşmesi kapsamında müvekkili şirkete verdiğini, ancak müvekkili şirket ile borçlular arasında yazılı bir sözleşme yapılmamış olup tarafların sözlü olarak anlaştıklarını, anlaşma esnasında müvekkili şirket yetkilisi ...'ın, yapılacak olan tüm işleri ve masrafları kalem kalem yazıya dökerek 42.800-TL+KDV  bedel çıkartığını, ancak borçlu şirket yetkilisi (... Genel Müdürü) ...'nın, müvekkili şirketin teklif ettiği bedellerin üstlerini çizerek, aynı kağıdın alt kısmına kendi belirlediği fiyatları kalem kalem yazdığını ve toplam 35.000-TL  + KDV şeklinde fiyat çıkardığını, sonuç olarak tarafların, masraflar borçlu şirkete ait olmak şartıyla 35.000 TL+KDV götürü bedel üzerinde mutabık kaldıklarını, neticede davalı tarafın verdiği 35.000 + KDV teklifinde mutabık kalınarak 07.04.2018 tarihinde müvekkili şirketin tamir ve tadilat işlerine başlamış, borçlu şirket ise; 09.04.2018 tarihinde 15.000 TL avans ödemesi, 30.04.2018 tarihinde 10.000 TL avans ödemesi olmak üzere toplam 25.000 TL ödeme yaptığını, üstelik banka aracılığı ile yapılan her iki ödemenin de dekontuna açıklama olarak \"... Projesi Avans Ödeme\" ibaresini de eklediklerini, 2018 haziran ayında müvekkili şirket üstlenmiş olduğu tüm işleri eksiksiz olarak tamamlandığını ve davalı şirkete 10.07.2018 tarihinde 649,00-TL alınan malzemeler için, 39.410,00 TL de yapılan işçilik için fatura düzenlendiğini, ancak davalı şirket çalışanları müvekkili şirketin düzenlemiş olduğu faturayı almaktan imtina etmiş bu sebeple de müvekkili şirket 10.08.2018 tarihinde faturayı e-mail yoluyla borçlu şirketlere gönderdiğini, borçlu şirketlerden ... Şti  11.08.2018 tarihinde e mail kanalıyla göndermiş olduğu cevabi yazısında, müvekkili şirket ile aralarında yapılmış \" her hangi bir sözleşme olmaması sebebiyle\" faturaları kabul etmediğini bildirdiğini, müvekkili şirketin yüklendiği işi haziran  ayında eksiksiz olarak tamamlamış olmasına rağmen, bu güne kadar bakiye alacaklarının ödenmediğini, işbu sebeple müvekkili şirket, tevkifatlı olarak tanzim ettiği fatura bedelinden, borçlu şirketin ödemiş olduğu toplam 25.000 TL işçilik ücretini mahsup etmiş ve bakiye 12.520,00 TL ücret alacağına, 649,00 TL malzeme masrafını da ekleyerek 13.169,00 TL fatura bedeli üzerinden icra takibi başlatıldığını, borçluların borca ve icra takibine yaptığı haksız itirazın iptaline, İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2018/10578 E. sayılı dosyası üzerinden takibin devamına, borçluların takip konusu borcu, takip tarihinden itibaren işlemiş ticari faizi ile ödemesine ve takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalılar vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Davacı yan ile müvekkili şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı arasındaki iş ilişkisine dayalı cari hesap kayıtlarına göre davacı yanın müvekkili şirketlere 5.464,44 TL. borcu bulunduğunu, davacı yan ile müvekkili şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı arasında davacı yanın dilekçesinde bahsettiği sözleşmesel ilişkinin kurulmadığını, sözleşmesel ilişki dilekçede adı geçen ... ile müvekkili şirketler oluşturduğu iş ortaklığı arasında olduğunu, kaldı ki bu ilişki işçilik yapımına ilişkin bir sözleşmesel ilişki olduğunu, davacının dilekçesinde 15.000,00 TL. ve 10.000,00 TL.lik iki adet ödemeden bahsettiğini, ancak bu iki ödeme yanında 6.000,00 TL'lik bir ödeme daha bulunduğunu, davacının iddiasının aksine toplam 31.000,00 TL'lik bir ödeme söz konu olup, ödemelerın davacı şirket hesabına değil sözleşmesel ilişkinin kurulduğu ... hesabına yapıldığını, Davacı ... ile müvekkili şirket arasında kurulmuş bir sözleşmesel ilişki mevcut olmamakla birlikte, dilekçede bahsedilen faturaların müvekkili şirketlere tebliğ edilmediğini, sunulmadığını, bu itibarla huzurdaki dava haksız ve yersiz olduğunu, kaldı ki, kurulan ilişki sonrası ekibiyle birlikte işçilik yapan ... yapması gereken işleri yapıp, tamamlayıp iş ortaklığına teslim de etmediğini, yapılan işlerde bir kısım eksiklikler söz konusu olup, ... mutabık kalınan bedeli tam olarak hak etmediğini, işlerin ... tarafından tam olarak yapılıp teslim edilmediğine ilişkin iddialarının sırasında toplanacak delillerle ispat edileceğini, bu nedenlerle davanın reddine, haksız ve kötü niyetli davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 25.10.2022 tarih ve 2019/109 Esas, 2022/709 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Somut olayda taraflar arasında sözleşmesel ilişki kurulduğuna dair yazılı bir delil bulunmadığı gibi, davacı şirketin dayandığı faturaların 10/07/2018 tarihinde, davalı iş ortaklığının şirket yetkilisi ...'a yapılan para ödemelerinden 3 ay süre geçtikten sonra düzenlendiği, bu aşamaya kadar taraflar arasında husumete ilişkin bir ihtilaf yer almadığı, faturaların davalı iş ortaklığına e-mail yoluyla gönderilmesi sonrasında davalı iş ortaklığının cevaben bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı yönünde yanıt verdiği, bu haliyle gerek dava öncesi gerekse dava sırasında toplanan delillerde davacı şirket ile davalı iş ortaklığı arasında geçerli bir eser sözleşmesi kurulduğunun ispat edilmediği değerlendirildiğinden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>Bir an için davacı şirket ile davalı iş ortaklığı arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi kurulduğu kabul edildiği takdirde, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarını incelenmek üzere ibraz etmediği dikkate alındığında davalı iş ortaklığının ticari defterlerinin kendi lehine delil olarak kabul edilebileceği, davalı iş ortaklığı ticari defter ve kayıtlarına göre davalı iş ortaklığının 5.464,44-TL alacaklı görüldüğü, banka EFT ödemeleri ile yapılan 31.000,00-TL tutarlı ödemeye bu tutarın da eklenmesiyle birlikte toplam davalı ödemesinin 36.464,44-TL olacağı, davalı şirket tarafından işin tam olarak teslim edilmediği savunulmuş ise de eksik işlerin ne şekilde tamamlandığının açıklanmadığı ve bu nedenle işin eksiksiz teslim edildiğinin kabulü gerektiği, yine davalı tarafça faturaya konu iş bedelinin daha düşük miktarda olduğuna yönelik bir savunmada bulunulmadığı, bu haliyle fatura bedelleri üzerinden toplam (KDV tevkifi sonrası) 37.250,00-TL alacağa karşılık davalı iş ortaklığı tarafından 36.464,44-TL ödemenin mahsubu sonrası davacı şirket alacağının bakiye 785,56-TL olacağı değerlendirilmiş, davanın husumet nedeniyle reddine'' dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından verilen 06.12.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; yerel mahkemenin davacı şirket yetkilisi ...' ın kişisel olarak vergi mükellefi dahi olmadığını, davacı şirket temsilcisi olmanın haricinde ticari faaliyetinin bulunmadığı hususlarını dikkate almadığını, davalılar vekilinin davaya cevaplarını sunduğu dilekçesinde; \"...Davacı iddiasının aksine toplam 31.000 TL lik bir ödeme söz konusu olup ödemeler davacı şirket hesabına değil sözleşmesel ilişkinin kurulduğu ... hesabına yapmıştır..\" denildiğini, yine davalılar vekilinin cevap dilekçesindeki beyanında; \"...Davacı yan ile müvekkil şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı arasında iş ilişkisine dayalı cari hesap kayıtlarına göre davacı yanın müvekkil şirketlere 5.464.44 TL borcu var\" denildiğini, davalılar tarafından kendi beyanları ile müvekkili şirket ile aralarında iş ilişkisi olduğu hususunun kabul edildiğini, ancak uyuşmazlık konusu olan bedel hususunda itiraz edildiğini, davalı tarafın önce davacı şirkete borcunun olmadığını, aksine ticari defterlere göre alacaklarının olduğunu, diğer yandan aslında sözleşmenin olmadığını, ama mahkeme sözleşmeyi kabul ederse yapılan işlerin ayıplı olduğunu, hiç biri olmaz ise kendilerinin davacı ile değil onun temsilcisi ... ile anlaştıkları şeklindeki beyanları sonrası davalarının husumet yönünden reddine karar verilmiş olmasının, tanık ve sair delillerinin irdelenmediğini, keza müvekkili şirket yetkilisi ...'ın kendi namına vergi kaydı ve hiç bir ticari faaliyetinin olmaması hususlarının dikkate alınmadığını,müvekkili şirketin tek yetkili temsilcisinin ... olmasının keza davalılara ait şantiyetede yapılan işlerin ... ve ekibi tarafından yapılmış olmasının, şantiyede çalışan işçilerin müvekkili davacı şirketin sigortalı çalışanları olmasının kendilerince işin davacı müvekkili şirket tarafından yapıldığına şüphe bırakmadığını, ilk derece mahkemesindeki görülen davada hakkın varlığı ve aidiyetin eksik incelendiğini, tarafların her ikisinin de tacir olduğunu, davalıların borcu olmadıklarını, aksine müvekkili şirkette cari hesaba göre alacaklı olduklarını, iş yapıldı ise de işin müvekkili şirket yetkilisi ...'a yaptırdıklarını ileri sürdüklerini, oysa ki ne müvekkili şirket tarafından kesilen faturaları teslim aldıklarını ne de iddia ettikleri üzere ...'a yaptıkları ödemeler için fatura ve sair taleplerinin olduğunu, davalıların ticari işletme olduklarına göre yaptıkları her ödeme veya tahsilat aldıkları her mal veya hizmet V.U.K hükümleri gereğince faturalandırılmış olmak zorunda olduğunu, aksi bir durumun vergi kaçırmaya gireceğini, zaten davalıların iş bedellerini davacı şirket yetkilisinin şahsi hesabına yatırmasının da bu amaçla olduğunu, T.T.K. Madde 19'de; ''(1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. (2) Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.  Denilmek- tedir. Dolayısı ile yapılan imalatlar ticari iş ilişkisidir.'' denildiğini, davalılar vekilinin ayıp iddiası da olduğuna göre yapılan imalatın varlığının tartışmasız olduğu gibi aynı zamanda ticari bir iş olduğunun da aşikar olduğunu, hal böyle iken ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında davalı yanın tüm çelişkili beyanlarına rağmen aralarında organik bağın bulunduğu tartışmasız olan müvekkili şirket ile yetkilisi ... ile iş yapıldığı şeklinde gerekçelendirmek sureti ile davalarının husumet yönünden reddine karar verilmesinin hatalı olduğundan  ilk derece mahkemesinin  kararının usul ve yasaya aykırı olması sebebi ile kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve  ücreti vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.<br>Davacı taraf, davalıların oluşturduğu iş ortaklığı ile aralarında ... Dönüşüm Projesi adlı işin cam, kapı, jaluzi işlerinin yapımı hususunda sözlü eser sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin bedelinin davacı şirketin yetkilisi ... ve davalı şirket yetkilisi ... tarafından 35.000,00-TL+KDV götürü bedel olarak belirlendiğini, davacı tarafın 07.04.2018 tarihinde işe başladığını,  davalı tarafça 09.04.2018 tarihinde 15.000,00-TL ve 30.04.2018 tarihinde 10.000,00-TL olmak üzere toplam 25.000,00-TL avans ödemesi  yapıldığını, davacının 2018 yılı haziran ayında işi eksiksiz olarak tamamladığını ve 10.07.2018 tarihinde 649,00-TL malzeme ve 39.410,00-TL işçilik faturası düzenlendiğini, davalı şirket çalışanları faturaları almaktan imtina edince faturaların e-mail yoluyla davalı tarafa gönderildiğini ancak davalı tarafça aralarında yapılmış herhangi bir sözleşme bulunmadığından bahisle faturaların kabul edilmediğinin bildirdiğini, davalı taraftan sözlü eser sözleşmesi kapsamında bakiye 13.169,00-TL alacağının bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı taraf ise, cari hesap kayıtlarına göre davacı tarafın alacaklı değil 5.464,44 TL  borçlu olduğunu, davalı iş ortaklığı ile davacı şirket arasında  sözleşme bulunmadığını, yapılan işin davacı şirket yetkilisi ... ile kurulan sözleşme ile gerçekleştirildiğini ve davalı tarafından 15.000,00 TL, 10.000,00 TL ve 6.0000,00-TL olmak üzere toplam 31.000,00-TL  ödemenin  ...'ın hesabına yapıldığını, ...'ın ekibiyle yaptığı işçilikte bir kısım eksiklikler bulunduğunu ve eksik işler nedeniyle mutabık kalınan bedelin tamamının hak etmediğini, davacı tarafın dayandığı faturaların kendilerine tebliğ edilmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.<br>Kural olarak eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı yok ise de; davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde, talep miktarı da dikkate alınarak, yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir. Yazılı sözleşme olmasa da sözleşmenin varlığını ortaya koyan, yazılı delil niteliğinde olmayan ancak kesin delil niteliğindeki ikrar, yemin delilleri ile de sözleşme ilişkisi ispatlanabilir. Tüm bu delillerle de sözleşme ilişkisi ispatlanmış değilse HMK 200. maddedeki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Açık muvafakat olmazsa tanıkla sözleşme ilişkisi ispatlanamaz. Bunun da istisnası olan HMK 202. maddeye göre senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.(Yargıtay 15.H.D.'nin 2019/2718 Esas ve 2020/128 Karar sayılı kararı)<br> Somut olayda, davacı sözlü eser sözleşmesi uyarınca bakiye iş bedelinin ödenmediğini iddia etmiş, davalı ise akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Davacı taraf ile davalı  taraf arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, davacı tarafça dosyaya sunulan davacı şirketin yetkilisi  ve ortağı  olan ... ve davalı şirket yetkilisi ... tarafından sözleşmenin bedelinin belirlendiğine ilişkin hesaplamaların bulunduğu belgede davalı şirket yetkilisinin imzası bulunmadığından yazılı delil başlangıcı olarak  değerlendirilmeyeceği, ancak mahkemece davacı tarafın ve davalı iş ortaklığının bağlı oldukları vergi dairesinden davacı tarafça düzenlenen davaya konu faturaların 2018 yılı BA/BS formlarında bildirimlerinin yapılıp yapılmadığının araştırılması; davalı iş ortaklığına ait ticari defterlerde kayıtlı olan davacı şirkete ait 5.464,44 TL SGK ödemesi ile davacı şirketin yetkilisi ve ortağı olan ...'a yapılan avans ödemelerinin hangi iş/faturaya ilişkin yapıldığının dayanak belgeleri araştırılması ve bu belgeler temin edildikten bilirkişiden ek rapor alınması; hasıl olacak sonuca göre davacı tarafın delilleri arasında yemin delili bulunduğundan yemin teklif hakkı hatırlatılarak taraflar arasında akdi ilişkinin kurulup kurulmadığının tespiti gerektiği halde \"sözleşme ilişkisinin davalı iş ortaklığı ile ... arasında  bulunduğu, davacı şirket ile davalı iş ortaklığı arasında geçerli bir eser sözleşmesi kurulduğunun ispat edilmediğinden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi\" usule ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür.<br>İlk derece  mahkemesi  tarafından sözleşme ilişkisinin davalı iş ortaklığı ile ... arasında bulunduğu, davacı şirket ile davalı iş ortaklığı arasında geçerli bir eser sözleşmesi kurulduğunun ispat edilmediğinden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği halde  gerekçede ayrıca  \"Bir an için davacı şirket ile davalı iş ortaklığı arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi kurulduğu kabul edildiği takdirde, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarını incelenmek üzere ibraz etmediği dikkate alındığında davalı iş ortaklığının ticari defterlerinin kendi lehine delil olarak kabul edilebileceği, davalı iş ortaklığı ticari defter ve kayıtlarına göre davalı iş ortaklığının 5.464,44-TL alacaklı görüldüğü, banka EFT ödemeleri ile yapılan 31.000,00-TL tutarlı ödemeye bu tutarın da eklenmesiyle birlikte toplam davalı ödemesinin 36.464,44-TL olacağı, davalı şirket tarafından işin tam olarak teslim edilmediği savunulmuş ise de eksik işlerin ne şekilde tamamlandığının açıklanmadığı ve bu nedenle işin eksiksiz teslim edildiğinin kabulü gerektiği, yine davalı tarafça faturaya konu iş bedelinin daha düşük miktarda olduğuna yönelik bir savunmada bulunulmadığı, bu haliyle fatura bedelleri üzerinden toplam (KDV tevkifi sonrası) 37.250,00-TL alacağa karşılık davalı iş ortaklığı tarafından 36.464,44-TL ödemenin mahsubu sonrası davacı şirket alacağının bakiye 785,56-TL olacağı değerlendirilmiş, davanın husumet nedeniyle reddine karar verildiği gözetilerek kanun yolu incelemesi aşamasında farklı bir değerlendirme yapılması halinde, yargılamanın uzama süresi de dikkate alınarak mahkememizin uyuşmazlığın esasına yönelik kanaati ortaya konulmuştur\" şeklinde açıklama yapılarak kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması da usule ve yasaya  uygun bulunmamıştır.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,<br>2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.10.2022 tarih ve 2019/109 Esas, 2022/709 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,<br>5-Davacı vekili tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine,<br>5-Davacı vekili tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"919dce603069fa21","SID":"e59cd6ce7a95268d"}}