{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1241 Esas<br>KARAR NO: 2023/1998 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/06/2023<br>NUMARASI: 2021/34 E.  -  2023/165 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/12/2023<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde;  müvekkilinin uzun yıllardır \"... Yolu ... Sitesi ...Bodrum ... Blok No:... Topkapı/İSTANBUL\"' adresinde matbaacılık faaliyeti yürütmekte olduğunu, \"... \" ve \" ...\" markalarının Türk Patent nezdinde müvekkili adına tescilli markalar olduğunu, davalı şirketin, müvekkili adına tescilli olan \"...\" markasını kullanmak ve işyerine ışıklı tabela asmak suretiyle müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarını ihlal ettiğini, işbu marka haklarına tecavüzün sonlandırılması amacıyla davalıya Beyoğlu ... Noterliği kanalıyla 03/10/2012 tarihinde ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, gönderilen ihtarnameyi takiben, tecavüzün devam etmesi nedeniyle 03/12/2012 tarihinde Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Mahkemesi'nin 2012/216 Değişik iş sayılı dosyası ile \"Tescilli marka ihlalinin tespiti ve önlenmesi\" istemli tespit talep edildiğini ve davalının işyerindeki ışıklı tabelada \" ...\" ibaresini kullandığının tespit edilmiş olduğunu, tüm uyarılara rağmen, davalı şirket tarafınca marka haklarına yapılan tecavüz devam ettirilerek yasaya aykırı faaliyet sürdürdüğünü, hatta aynı sitede olmaları nedeniyle siteye gelen müşterilere müvekkilinin gerçek marka sahibi olmadığı taklit olduğu şeklinde söylemlerde bulunulduğunun da öğrenilmiş olduğunu, bu durumun müvekkilinin yılların birikimi ile oluşturmuş olduğu müşteri potansiyeli ile ticari itibarını bir hayli olumsuz etkilemekte olduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle, marka hakkına tecavüzün önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini,  10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini, talep edilen tazminata tecavüzün gerçekleştiği tarihten itibaren ticari faiz işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde;  müvekkilinin işyerinde yapmış olduğu işin niteliğini belirtmek amacı ile de, iş yerinde yıllardır \" ...\" ibaresini kullanmakta olduğunu, davacının, müvekkili şirketle beraber ... Sitesi'nde faaliyet göstermekte olduğunu, bu nedenle \" ...\" ibaresinden önceden haberdar olduğu halde iş bu davayı huzura getirmemiş olduğunu, davacı vekilinin taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının marka hakkına tecavüz yönünden iddialarının gerçek dışı iddialar olduğunu, müvekkili şirketin davacının marka hakkını ihlal niteliğinde bir eylemi olmadığını, \"...\" ibareli ışıklı tabelanın kullanılmış olmasının, davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olmadığını, müvekkilinin, iş bu ibareyi bir marka olarak değil, yaptığı işin tanımı olarak kullandığını, nitekim müvekkili şirketin, 1992 yılından beri söz konusu adreste kağıtçılık, matbaacılık, davetiye ve zarf işleri ile iştigal ettiğini, bu nedenle de yapılan işin vasfı olarak müvekkili şirkete ait dükkanın girişinde \"... \" ibaresinin yer aldığını, müvekkili şirketin bu kullanımının marka hakkına tecavüz niteliğinde olmadığını, davacının markasının \"... \" ve \"ŞEKİL\" unsurundan oluştuğunu, müvekkiline ait iş yerinde ise büyük harflerle düz yazı \" ...\" ibaresinin kullanılmış olduğunu, MarKHK’nın 5.maddesi uyarınca bir şeyin marka olabilmesinin, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini benzerlerinden ayırt etmesi şartına bağlı olduğunu, işaretin ayırt edicilik vasfının, marka için yasal ve işlevsel bir zorunluluk olduğunu, bu niteliği haiz olmayan bir işaretin marka olarak kullanılamayacağını, açıklanan nedenlerle, haksız ve mesnetsiz davanın açılan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/06/2023  tarihli 2021/34 E. - 2023/165 K. sayılı kararıyla; \"... davacının davaya dayanak markası ... ve ... tescil numaralı markalarıdır. Söz konusu markaların jenerik olmalarından dolayı yerel mahkemece verilen kısmi hükümsüzlük kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/272 Esas, 2017/2899 Karar sayılı kararı ile \"...dava konusu ... ve ... tescil numaralı markalar \" ... + şekil\" unsurundan oluşmaktadır. Markayı oluşturan işaret \"...\" gelin ve damattan oluşan grafik çizimden ibaret kelime ve şekil unsurlarından oluştuğuna göre, bir bütün olarak 556 sayılı KHK'nın 5. maddesi kapsamında ayırtedicilik vasfına sahip olduğunun kabulü gerektiği halde mahkemece yazılı şekilde hükümsüzlük kararı verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.\" gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Gerçekten de münhasıran \"... \" ibaresinin ilgili 35.sınıfta \"matbaa ürünleri, kağıt ve kağıt ürünleri, davetiye, zarf, nikah şekerleri ürünlerine ait malların bir araya getirilmesi hizmetleri\" bakımından jenerik olduğu kabul edilse de, davacının davaya dayanak markalarını jenerik ifade kapsamı dışına çıkaran gelin-damat şeklinde karakterize edilmiş grafik şekil unsurlarını da barındırmaktadır. Ne var ki aynı emtia ve hizmetler bakımından markaların zayıf marka olduğunun kabulü gerekir. Zira \"davetiye dünyası\" gibi tanımlayıcı ibarenin yanına yine aynı emtia ve hizmet grubunu refere eden şekil unsurlarının kombinasyonunun ayırdediciliği yüksek ve özgün olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla zayıf marka niteliğindeki davacı markalarının koruma kapsamının dar yorumlanması gerekir. Davaya konu olayda davalının fiili markasal kullanımları \"...\" şeklindedir. Söz konusu kullanımda davacı markalarındaki şekil unsurları bulunmamaktadır. Jenerik olduğu ve dolayısıyla koruma bahşedilemeyeceği yukarıda anılı Yargıtay ilamı ile kesinleşen münhasıran kelime unsurlarını havi \" ...\" ibaresinin herkesin kullanımına açık olması, bir diğer değişle marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı\" gerekçesiyle  davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; müvekkiline ait \"...\" markasının sıralı bir marka olduğu, bilinirliği ve geçmişinin çok eskiye dayandığı, 2008 yılından bu yana markasal bilinirlik elde ettiğini gösteren basında yer alan haber, tanıtım faaliyetleri, promosyon, fuar katılımı ve etkinlikleri gibi pek çok delilin mevcut olduğunu, @... kullanıcı adlı Instagram hesabında 8000'e yaklaşan paylaşımı bulunduğunu,Ayrıca farklı ... hesaplarındaki paylaşımlarla \"... \" sektöründe lider ve güçlü bir marka olduğunun görüldüğünü, Bilirkişi heyetinde yer alan sektör bilirkişisinin davacı yanın \"... \" ibaresi ile sektörde bilinen bir firma olduğunu tespit ettiğini, ancak Mahkemece bu değerlendirmenin dikkate alınmadığını, \"... \" markasının sektörlerinde bilinin güçlü markalar \"... \" ve  ...\" gibi jenerik olmayan markalarda olduğunu, Markaya tecavüzde markanın aynısının kulanılmasının gerekmediğini, ayırt edilemeyecek derecede benzerinin kullanılmasının da markaya tecavüz olduğunu, bu nedenle şekil unsuru kullanılmasa da davalının kullanımlarının müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini, Davalının kullandığı \" ...\" tabelasının devasa boyutta ve ışıklı olduğu, müvekkilinin markası ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğu, davalının adı olan \"...\" ibaresinden daha çok göze çarpacak şekilde kullanıldığını, Tüketicinin bu tabela karşısında markaları karıştırma ihtimalinin bulunduğunu, davalı tarafın ihtara rağmen kullanımlarına devam ettiğini,Müvekkilinin markasının zayıf marka ya da jenerik ifade olduğunun kabul edilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 13/01/2012 başvuru, 27/05/2014 tescil tarihli, ... tescil numaralı \"...+Şekil\" markasının 35. sınıfta,  02/10/2012 başvuru, 02/09/2013 tescil tarihli, ... tescil numaralı \"...  +Şekil\" markasının 16, 35 ve 40. sınıflarda davacı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.Dosya içinde bulunan Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/216 D.İş sayılı dosyası incelendiğinde; ...'ın ... Tic. Ltd. Şirketi'nin \"...\" markasını kullanarak marka haklarına tecavüz ettiği iddiasıyla 03/12/2012 tarihinde delil tespiti talebinde bulunduğu, marka uzmanı bilirkişiden alınan 20/12/2012 tarihli bilirkişi raporu ile; tespit isteyen tarafa ait \"...\" markasının aleyhine tespit istenilene ait iş yerinde marka izlenimi verecek şekilde kullanıldığının tespit edildiği, bu durumun ... başvuru numaralı \"...\" markası ile ... başvuru numaralı \"...\" markasıyla ilgili başvuruların tescille sonuçlanması halinde 556 sayılı KHK'nın 61. maddesi uyarına marka hakkına tecavüz edildiğinin kabul edilmesi gerektiğine dair görüş bildirildiği tespit edilmiştir.Mahkemece bekletici mesele yapılan İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/176 esas sayılı dosyasından verilen karar ve kesinleşme şerhi incelendiğinde; davacı ... Limited Şirketi tarafından, davalı ... aleyhine, davalı adına kayıtlı ..., ... ve ... numaralı markaların hükümsüzlüğü talebine yönelik dava açıldığı, yargılama sonunda mahkemece 08/09/2015 tarih, 2015/140 Karar sayılı kararı ile \"..Davalı adına tescilli  ... nolu markanın hükümsüzlüğüne, ... nolu markaların kağıt karton ve bunlardan yapılmış ürünler ile pullar için hükümsüzlüğüne, diğer ürün ve hizmetler bakımından talebin reddine, ... nolu markanın kağıt karton ve bunlardan yapılmış ürünler ile pullar ve \"müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için matbaa ürünleri, kağıt ve kağıt ürünleri, davetiye, zarf, nikah şekerleri ürünlerine ait malların bir araya getirilerek sunulması hizmetleri\" için hükümsüzlüğüne, diğer ürün ve hizmetler için talebin  reddine,..\" şeklinde karar verildiği, kararın bozularak mahkemenin 2019/189 Esas sırasına kaydının yapıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda, 03/12/2020 tarih, 2020/380 Karar sayılı kararı ile, \"2012/83116 numaralı marka yönünden verilen karar kesinleştiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 2011/69624 ve 2012/04528 numaralı markalar yönünden açılan davanın reddine\" karar verildiği, hükmün 10/01/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. İlk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan 22/03/2023 tarihli raporda; \"davaya dayanak yapılan ... numaralı ve ... numaralı markaların 16 ve/veya 35. sınıflarda davacı adına tescil edilmiş olduğu, davalının, davacı markalarının hükümsüzlüğü talebiyle İstanbul 1. FSHHM’nin 2014/176 E. sayılı dosyası üzerinden hükümsüzlük davası açtığı, yerel mahkemece her iki markanın 16 ve 35. sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verildiği, temyiz aşamasında Yargıtay 11. HD 15/05/2017 tarih 2016/272 E. 2017/2899 K. sayılı kararında, \"...\" ibaresinin jenerik bir ibare olduğu ve \"...\" ibaresi ayırt edici ise de, bu ibare üzerindeki öncelik hakkının aynı iş kolunda faaliyet gösteren davalıya (...) ait ticaret unvanının ayırt edici unsuru olduğundan, ... tescil no.lu markanın 16 ve 35. sınıf yönünden kısmen hükümsüzlüğü kararının onandığı; Sayın Mahkemece bekletici mesele yapılan bu dosyanın karar düzeltme aşamasında olduğu, bekletici mesele yapılan kararın kesinleşmesi halinde, davalının tabelasında \"...\" ibaresini kullanmasının hukuka aykırı olmadığının mahkeme kararıyla kesinleşmiş olacağı, davalının tabelasında sadece \"...\" ibaresini kullanması -bu ibare 16 ve 35 sınıflarda kağıt ürünleri ve bunların satışı hizmetlerinde- jenerik bir ibare olduğundan, bu faaliyetler yönünden davacının marka hakkına tecavüz koşulları oluşmadığı, Mahkemece, davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kanaati oluşacak olması ihtimaline binaen, tazminat talebinden \"kusur şartı\" yönünden belirtmek gerekir ki, taraflar aynı iş kolunda ve aynı bölgede faaliyet gösterdiklerinden, ticari hayatın olağan akışı içerisinde birbirlerinin faaliyetinden haberdar olmalarının bekleneceği ve bu halde tazminat talebi için kusur şartının olduğu kabul edilebileceği, Mahkemece, davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kanaati oluşacak olması ihtimaline, talep edilen manevi tazminat bedelini takdirin mahkemeye ait olduğu,  Davalı-... nin, 2012, 2013 ve 2014 yılları kanuni defterleri noter-berat tasdik işlemleri, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak ve süresinde yaptırılmış olup bu konuda tenkidi gerektiren bir husus bulunmadığı ve davalı-şirket defterleri delil kuvvetine haiz olduğu, davalı-şirketin, 2012, 2013 ve 2014 yılları kanuni defterleri üzerinde, yerinde yapılan incelemede, Davalı Şirket Yetkilisi-... \"Biz markalı mal satmıyoruz. Bizim markalı ürünümüz yoktur. Biz ...LİMİTED ŞİRKETİ’nin bayisi olarak davetiye satıyoruz. Biz Davacının ürünlerini satmadık da satmıyoruz. Biz şirketimizi 1996 yılında kurduk. Şirket ismini de KIZIMIN ADI ... olduğu için kızımın adını şirkete verdik. Bizim davacı ile bir benzerliğimiz yoktur. Biz davetiye basımı yapmıyoruz, basılı ham kağıt olarak alıp, satıyoruz.\" beyan ve açıklamasında bulunduğu, Davalı-şirketin satışlarında kullandığı Ödeme Kaydedici Cihaz Fişlerinde satışlar, Kırtasiye ve KAĞIT açıklaması ile düzenlendiği, şahıslara yapılan satışlarda, ÖDEME KAYDEDİCİ CİHAZ FİŞİ, VERGİ MÜKELLEFİ OLAN gerçek ve tüzel kişiler yapılan satışlarda is fatura düzenledikleri beyan ve ifade edildiği, Satış Faturalarında SATIŞLAR, rapor ekindeki EK-2 alış ve satış faturalarında olduğu gibi sayılı KOD numarası verilerek,(..., ... gibi) marka ismi yazmadan kod numarası ile davetiye, kuşe kağıt v.b açıklamalar yapılarak fiyatlandırılıp faturaların düzenlendiği tespit edilmiş olup, 2012, 2013, 2014 yıllarında düzenlenen faturalar üzerinde yapılan incelemelere satış ve alış faturalarında sadece sayı ile kod nuarası yazılı olduğu, marka yazılı olmadığı tespit edilmiş olup, bu nedenle markalı ürün net satış kazancı-karı tespit edilemediği, Davalı-şirketin 2012, 2013 ve 2014 yılındaki Toplam NET Satış Kazancı-Karı(markalı ürün net satış kazancı-karı tespit edilemediği) 2012, 2013 VE 2014 yılları KURUMLAR VERGİSİ BEYANNAMESİ ekindeki Bilanço ve gelir tablolarından, takdir Sayın mahkemeye ait olmak üzere, aşağıdaki tabloda olduğu gibi hesap ve tespit edildiği, 2012 yılında, 30.595,33 TL, 2013 yılında, 47.804,56 TL, 2014 yılında 52.143,95 TL toplam net satış kazancı (karı) elde ettiği\" hususlarını tespit etmişlerdir.İlk derece mahkemesince Sektör bilirkişisinden alınan  28/03/2023 tarihli raporda; \"Davacı yan ... ibaresi ile sektörde bilinen bir firma olduğu, web sitesinde de tescilli emtiaları bulunmakla, isimleri yer alan tedarikçi firmalardan muhtelif ürünleri tedarik ettiği ve bir kısım kendi ürettiği ürünlerin de satışını yapan bir üretici ve satıcı firma olduğunun görüldüğü, örnek olarak ...  ibaresi; tanınmış olan markalı ayakkabıları  ... ibaresi altında bir araya getirerek,  ... ibaresi ile farklı markalardan oluşan ürünlerin de satışını yaparak,  ... markasını oluşturması gibi düşünülebileceği\" hususlarını tespit ve rapor etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, marka haklarına tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasıdır.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; davacının davasına dayanak yaptığı 2012 83116 tescil numaralı \"...+Şekil\" markasının İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/176 Esas, 2015/140 Karar sayılı kararı ile davalının “...” ibaresini kullandığı mal ve hizmetler için hükümsüz kılındığı tespit edilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK’nın 44/1. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararının sonuçları geçmişe de etkili olacağından ve marka hakkının tescil tarihinden itibaren bu hak hiç doğmamış sayılacağından, bu markayla ilgili davacının davalıya karşı ileri sürebileceği bir hakkının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davacının ...  numaralı markası ile ilgili yapılan incelemede ise; davalıya ait iş yerinde Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/216 D.İş sayılı dosyası ile yapılan delil tespitinde “...” ibaresinin iş yerinde kullanıldığı tespit edilmiştir. Ancak Yargıtay kararında da belirtildiği gibi “... ” ibaresi davacının ... tescil numaralı \"... +Şekil\" markasının tescilli olduğu 35. sınıftaki \"Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için matbaa ürünleri, kağıt ve kağıt ürünleri, davetiye, zarf, nikah şekerleri ürünlerine ait malların bir araya getirilerek sunulması hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)\" hizmetleri için tanımlayıcı nitelikte olduğu, davacının markasına ayırt edicilik katan unsurun markada yer alan gelin-damat figürü olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle davalının kullanımlarının da buna göre irdelenmesi gerekir. Davalının iş yerinde yalnızca düz yazı ile \"...\" ibaresini kullandığı, gelin-damat figürüne kullanımında yer vermediği, bu ibarenin davalının ticari faaliyet alanını tanımlayan genel bir ibare olması nedeniyle bu kullanımın davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, davacının markasının tescil başvuru tarihinin 13/02/2012 olduğu, bu tarihten önce sektörde bilinirlik ve ayırt edicilik kazandığına dair sektör bilirkişisinin raporunda yer alan soyut görüşünden başkaca dosyada yeterli delil ve belge bulunmadığı, delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporunda tespit edilen davacıya ait tüm markaların en eskisinin tescil başvuru tarihinin 2011 yılı olduğu, dava tarihinin ise 25/06/2014 olduğu, davacının tek başına \" ...\" markasını dava tarihinden önce bilinirlik ve ayırt edicilik kazanacak derecede yoğun kullandığına dair iddiasını ispatlayamadığı kanaatine varılmakla, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 269,85 TL maktu harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 27/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa758934a5fe85a9","SID":"32d6ff94120d35e0"}}