{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1439 Esas<br>KARAR NO: 2023/1991 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/03/2023<br>NUMARASI: 2021/50 E.  -  2023/55 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/12/2023<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA: Davacı vekili İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde;  müvekkilinin \"...\" markasının tescili için başvuru yaptığını (başvuru no:...), davalı ile ilgili markanın internette teknik alt yapısına ilişkin (web sitesi kurulumu,  domain satın alma, sosyal web siteler vs.) sözlü olarak anlaştıklarını, ancak davalının iş gereği davacının tüm sırlarını ele geçirdiğini, davalının kötüniyetini ortaya koyacak şekilde ödemeyi almasına rağmen  domain, web sitelerini kendi nam ve hesabına kurması, sosyal medyada ilgili web sitelerinde projeyi ve markayı taklit yoluyla kendi nam ve hesabına kullanıma açtığını, müvekkilinin tüm emeğini, fikrini, markasını hiçe saydığını ve markanın orijinalliğini kaybettiğini, müvekkilinin maddi zararıyla ilgili davalı hakkında başlattığı İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali için İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/590 Esas sayılı davası açıldığını, bu dosyanın da dosya içine getirtilmesini, davalı tarafından bu şekilde  haksız rekabet edildiğini belirterek,  \"....com\", \"...com\", \"....net\" ve \"....org\" domainin kullanımının durdurularak ilgili domainlerin müvekkiline iadesini, mümkün olmaz ise tedbiren dava sonuna kadar domainlerin kullanımının durdurulmasını ve 30.000,00 TL manevi tazminatın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince, 28/12/2016 tarihli, 2016/385 Esas, 2016/812 Karar sayılı kararı ile görevsizlik karraı verilere dosya İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde;  davacının iddialarının doğru olmadığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme yapılmadığı gibi davacının, müvekkiline hizmet karşılığı bir ödemede bulunmadığı, müvekkilinin bütün maddi ve manevi imkanlarını kullanarak projeye katkıda bulunduğunu, proje ile ilgili bütün şifrelerin mail yolu ile gönderildiğini, aktif hale getirildiğini, davacının vermiş olduğu 1.000,00 USD paranın faturaları karşılamadığından ... başvurusunun davacının kredi kartında yapıldığını, söz konusu projeye kurulum, yazılım, tasarım vs. yönden davacının hiçbir ödeme yapmadığını, davacınını iddia ettiği www...com adlı sitenin aktif olmadığını ve müvekkilinin  hiçbir alakası olmadığını, davacının sözünü ettiği swap (takas) buy (satın alma) işlemlerin internet üzerinde standartlaşmış olduğunu, binlerce kişi tarafından ürün takas edilerek yapıldığını, herhangi bir orjinalliği olmadığı gibi hukuken fikir çalınmasının söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEME KARARI:  İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/03/2023  tarihli 2021/50 E. - 2023/55 K. sayılı kararıyla; \"...İstanbul 2 FSHCM'nin 2019/281 E. sayılı davasında alınan 07/11/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporu, İstanbul 2 FSHCM'nin 2019/281 E. 2021/85 K. ve 23/03/2021 tarihli kararı ve bütün dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Davalı ...'ün, davacı adına tescilli ... numaralı \"...\" ibareli markayı, ihlal eder herhangi bir kullanımının tespit edilmemesi ve Türk hukukunda; alan adlarının haksız olarak tescili halinde gerçek hak sahibine devrine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı bilinmekle,  davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemece atanan heyetin tanzim ettiği ana rapor ve ek raporda, davalının müvekkilinin markasına ve fikri haklarına tecavüz ettiğinin açıkça tespit edildiğini, savcılık soruşturma dosyasında da müvekkilinin marka hakkının ihlal edildiğinin net olarak belirtildiğini, buna karşın, yerel mahkemenin, tüm teknik raporları ve delilleri göz ardı edip, sadece ceza mahkemesi raporunu ve beraat kararını hükmüne dayanak aldığını, yerel mahkemenin, tek bir delile üstünlük tanıyıp, gerekçesini dahi belirtmeksizin diğer delilleri değerlendirme dışı bırakmasının,  usule ve hukuka aykırı olup, kararı sakatladığını “...” markasının müvekkili adına tescilli ve müvekkilinin koruması altında olan bir marka olup, davalının markaya yönelik haksız kullanımının, mevzuat hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, mahkemece dayanak alınan ceza mahkemesi raporunda, alan adlarının bilişim uzmanı adına satın alınmasının sektörde mutad olduğu belirtilmiş ise de, yine aynı raporda, bilişim uzmanının, müşterisine ait alan adını kullanmasının ya da alan adı ile iltibas yaratacak kullanımlar gerçekleştirmesinin, alan adına ait bilgileri müşterisi ile paylaşmamasının hukuken korunamayacağının da açıkça belirtildiğini, davalının, müvekkiline ait alan adı bilgilerini ve ürünleri müvekkiliyle paylaşmadığını, mahkeme dosyasında mübrez İstanbul 8. ASHM raporları ile ispatlı olmasına karşın,  yerel mahkemenin, sadece beraat kararına odaklanarak ve dosyanın tümünü göz ardı ederek, haklı davanın reddine karar verdiğini,Dosyada mübrez raporların; teknik verileri içeren, somut durumu esas alan,  detaylı açıklama taşıyan ve hükme mesnet teşkil etme vasfını haiz raporlar olduklarını, buna karşın, yerel mahkemenin, teknik analiz sonuçlarını göz ardı ederek, sadece ceza mahkemesi kararını ve ceza mahkemesi raporunu esas aldığını, yerel mahkemenin, 6 teknik rapor karşısında, ceza mahkemesinden verilen bilirkişi raporunu üstün tuttuğunu, ancak bunun hukuki gerekçesini dahi izah etmediğin, bu durumun, dosyada doğru değerlendirme yapılmadığını gösterdiğinden, sakat kararın kaldırılması gerektiğini,Davalının müvekkilinin markasına yönelik haksız ve hukuka aykırı kullanımının, fikri sınai hak mevzuatının ve haksız rekabet hükümlerinin ihlalini teşkil ettiğini, yerel mahkemenin, gerekçeli kararında, mevzuat hükümlerine maktu şekilde detaylıca atıf yapmış ise de, somut olayda, ilgili mevzuat hükümlerinin müvekkili aleyhinde ihlal edildiğini tespit edemediğini, Müvekkilinin müspet ve menfi zararına yönelik inceleme istemlerinin karşılanmadığını, bu durumun, eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu kanıtladığını,Yerel mahkemenin gerekçesinin, sözde bir gerekçe olduğundan salt bu nedenle dahi kararın bozulmasının zorunlu olduğunu belirterek, İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/50 E, 2023/55 K. sayılı dosyasından verilen 23.03.2023 tarihli davanın reddi kararının kaldırılmasına, haklı davalarının kabulüne, ve/ veya yeniden yargılama yapılarak talepleri kapsamında haklı davanın (taleplerinin) kabulüne, istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Dosya içinde bulunan TPMK kaydı incelendiğinde; 05/04/2015 başvuru, 26/07/2016 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...+Şekil” markasının 35. sınıfta davacı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir. İstanbul 2 FSHCM'nin 2019/281 E. 2021/85 K. ve 23/03/2021 tarihli kararı incelendiğinde; Davacının ..., katılanın  ..., sanığın ..., suçun Başkasına Ait Marka Hakkına İktibas veya İltibas Sureti ile Satışa Arz Etmek veya Satmak, suç tarihinin 11/10/2017 olduğu, 23/03/2021 tarihinde sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından CMK 223/2-e gereğince beraatine karar verildiği, kararın 30/09/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/590 Esas sayılı davasında görevsizlik kararı verilerek dosyanın asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verildiği,  İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/333 Esas sırasına kaydının yapıldığı, bu mahkemece de görevsizlik kararı verilerek İstanbul 1. Tüketici Mahkemesine gönderildiği, 2018/667 Esas sırasına kaydedildiği,  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37.Hukuk Dairesinin 25/11/2019 Tarih ve 2019/2071-2723 esas-karar sayılı ilamı ile İstanbul 8.Asliye Hukuk Mahkemesinin Yargı Yeri Olarak Belirlenmesine karar verilmiş olmakla, dosyanın 20/12/2019 tarihinde İstanbul 8.Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği, 2019/888 Esas numarasını aldığı anlaşılmıştır. İstanbul 8 ASHM' nin 2019/888 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ..., davalının ... olduğu,“...” adlı web sitesinin alınmasına ilişkin taraflar arasındaki sözleşme gereğince davalının edimini yerine getirmediği iddiasıyla, davalıya ödenen paranın tahsili için başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali için dava açıldığı, 11/04/2023 tarihinde davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği UYAP üzerinden yapılan inceleme ile tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan 05/03/2019 tarihli raporda;  uyuşmazlık konusu alan adlarının tümünün ... sayı ile davacı adına tescilli \"...\" markasının koruma kapsamında oldukları,  ....com,  ....com, ....net ve ....org uyuşmazlık konusu sitelerin tümünün halihazırda kapalı oldukları, ....com ve ....com alan adları ile davalı arasında bir ilişkinin tespit edilemediği, ....net ve ...org alan adlarının arşiv kayıtlarındaki sahibinin \"...\" olarak kayıtlı olduğu, burada tespit edilen isim ile davalı isminin örtüştüğü, ayrıca kayıtlarda adres ve iletişim bilgilerinin de bulunduğu, adres bilgilerinin davacı vekilince dava dilekçesinde kullanılan adres olduğu, delillerin değerlendirilmesinin münhasıran mahkemenin takdirinde olduğu, bu sebeple mahkeme tarafından alan adlarının davalıya ait olduğu doğrultusunda kanaate varılması halinde alan adlarının davalıdan davacıya devri doğrultusunda karar oluşturulabileceği, her türlü geçici tedbir uygulanmasına hükmedilebileceği, manevi tazminat noktasında takdirin mahkemede olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince aynı  bilirkişi heyetinden alınan 08/10/2021 tarihli ek raporda;  Bilirkişi raporuna yapılan itirazlar göz önüne alındığında esas rapordaki görüşlerin muhafaza edildiği, maddi tazminat bakımından her ne kadar markaya tecavüzün varlığı tespit edilmişse de, tazminatın miktarı ve ne şekilde hesaplanacağı hususunda davacı beyanlarının raporu takiben dosyaya sunulmuş olmaları sebebiyle mahkemenin talimatını beklediklerini, manevi tazminatın belirlenmesi ve delillerin değerlendirilmesinde nihai takdirin  mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, alan adlarının iptali veya davacıya iadesi ve manevi tazminat davasıdır. Yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili karara karşı istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Her ne kadar davacı taraf müvekkilinin müspet ve menfi zararlarının tespit edilmediğini belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, dava dilekçesinde yalnızca manevi tazminat talep ettiği, maddi tazminat talebi bulunmadığından Mahkemece bu konuda araştırma yapılmasına ve bilirkişi raporu alınmasına gerek olmadığından, buna ilişkin istinaf talebi kabul edilmemiştir.Davacı tarafça davalının “...” markasını içeren alan adlarını taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacı adına satın alması gerekirken kendi adına satın aldığı, davacının takas yoluyla e-ticaret fikriyle ilgili bilgileri sosyal medya hesapları üzerinden paylaştığı, bu şekilde davacının markadan kaynaklanan haklarına tecavüz ettiği ve haksız rekabette bulunduğu iddia edilmişse de, dosya kapsamında yer alan 07/03/2019 tarihli bilirkişi raporu ve aynı heyet tarafından hazırlanan ek raporda; ...com alan adının Whois kaydına göre 21/04/20105 tarihinde alındığı, ... adına tahsisli olduğu, ancak aktif olmadığı, ....com alan adının 20/07/2009 tarihinde alındığı, 2014 yılından bu yana ... adına tahsisli olduğu, aktif olmadığı, ...net ve ...org alan adlarının halen kayıtlı olmadığı, arşiv kaydında yapılan inceleme ile 18/03/2015 tarihinde alındıkları, alan adlarının bırakıldıkları tarihe kadar davalı ... adına tahsisli oldukları tespit edilmiş, İstanbul C. Başsavcılığı’nın 2017/144729 Soruşturma sayılı soruşturması sırasında alınan alınan 03/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda da, www....com alan adının 09/07/2015 tarihinde ... adına tahsis edildiğinin tespit edildiği, İstanbul 2. FSHCM'nin 2019/281 Esas sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda da benzer tespitlerin yapıldığı, yargılama sonucunda davalının beraatine karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Ayrıca uzman bilirkişiler alan adı alma işini yapanların müşterilerinin talep ettikleri alan adlarını kendi adlarına satın almalarının sektörde yaygın bir uygulama olduğuna dair görüş bildirdikleri görülmüştür.Toplanan deliller ve bilirkişi raporları ile davacı ile davalı arasında alan adı alınması konusunda anlaşma yapıldığı tespit edilmişse de, davalının bu alan adlarını davacının marka tescil başvuru tarihinden sonra markasına tecavüz oluşturacak şekilde kullandığının, davacıya ait olduğu iddia edilen takas yoluyla e-ticaret fikriyle ilgili internet ortamında paylaşımlar yaparak haksız rekabette bulunduğunun ispatlanamadığı, davalı adına alınan iki adet alan adının halen kullanımda olmadıkları, davalının kardeşi olduğu iddia edilen ...’un davalının kardeşi olduğunun ceza yargılaması sırasında da ispat edilemediği, davalının davacıyla yaptığı sözleşme gereklerini yerine getirip getirmediğinin ayrı bir dava konusu olabileceği, nitekim bu konuda İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde devam eden bir dava bulunduğu, ancak davalının marka haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun davacı tarafça kanıtlanamadığı, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 269,85 TL maktu harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 27/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f64cf04e31d98ad","SID":"ea7d218edc725cc9"}}