{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1472 Esas<br>KARAR NO: 2023/1931 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/05/2018<br>NUMARASI: 2017/101 E. -  2018/542 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 20/12/2023<br>Dairemizin 22/04/2021 tarih ve 2018/3657 Esas 2021/878 sayılı kararı Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi'nin 03/04/2023 tarih ve 2021/4761 esas 2023/2019 Karar sayılı  ilamıyla bozulmuş olmakla, duruşmalı yapılan inceleme sonucu; <br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin evli olup mimar olduklarını ve iş hayatlarını birlikte sürdürdüklerini, davalının restoran olarak açmayı planladığı iş yerinin restorasyon işini yapmak için taşınmaz malikleri ile görüşmeleri ve bu binanın restorasyon işinin ücret karşılığında müvekkilleri tarafından üstlenilmesi sırasında davalı ve davalının kardeşi ... ile tanıştıklarını, taşınmaz malikleri ile yapılan anlaşma ve mutabakata göre binanın restorasyonu için yapılacak tüm giderlerin taşınmazın malikleri tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı ... ile kardeşinin ise taşınmazı kiracı olarak restoran sıfatı ile işleteceklerini, müvekkillerinin almış oldukları restorasyon işini yaptıkları süreçte davalı ve kardeşi tarafından yapılan ortak restoran işletmeciliği teklifini kabul ettiklerini, ayrıca davalının abisi ... ait ... Ltd. Şti.'de %50 hisse vermeyi teklif ettiğini ve davacıların da kabul ettiğini, davalının kardeşi ... da hazır  bulunduğu ortamda davacılardan 300.000,00 USD ve 150.000,00 USD'lik senetleri bu işlere karşılık teminat olarak aldığını, senetlerin davalı emrine düzenlendiğini ve restoran ortaklığının başlaması ile senetlerin iade edileceğinin taahhüt edildiğini, müvekkillerinin ilgili binanın restorasyonunun 2015 yılı Aralık ayı sonunda bitirdiklerini ve Ocak 2016 ayında davalı ile ortak olduklarını düşündükleri restoranın açılışını gerçekleştirdiklerini, restorasyonun bitiminden sonra davalı taraftan şirket hisselerinin devrinin ve ortaklığın kurulmasının talep edildiğini ancak davalı tarafın zaman kazanmaya çalışarak müvekkillerini oyaladığını, daha sonrasında ise müvekkillerini tehdit ederek ortaklık taleplerinden vazgeçirmeye zorladığını, davalı ile müvekkilinin yaptığı görüşme esnasında karşı tarafın 300.000,00 USD bedelli senedi yırttığını, davalı ve davalının kardeşi hakkında dolandırıcılık ve tehdit nedeniyle suç duyurusunda bulunduklarını, müvekkillerinin davaya konu 07.10.2015 tanzim tarihli 15.10.2015 vade tarihli 150.000,00 USD tutarındaki senetten dolayı davalı tarafa borçlu olmadıklarının tespiti ile % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının asgari ücretle sigortalı çalıştığını, abisi ... ile arasının iyi olduğunu ve abisinin iş yerine ara sıra gittiğini, davacılar ile abisinin yanına gittiği sırada tanıştığını, davacıların davalının abisi ile restorasyon işi ile ilgili maliklerin ödeyeceği restorasyon masraflarının dava dışı ... istediklerini, ve dava dışı ...'ın davacılara 300.000,00 TL verdiğini, dava dışı ... restorasyon işleri için aldıkları toplam 500.000,00 TL karşılığında davalı adına   150.000,00 USD senedin düzenlenerek davalıya verildiğini, dava dışı ... ile davacıların arasının bozuk olması sebebiyle senedin davalı adına düzenlendiğini, davacı tarafça senedin mesnetsiz olduğu bildirildiğinden bu hususun ispatlanmasının gerektiğini, davaya konu senedin bono olup nakten ibaresi yazıldığını, teminat verildiğine dair taraflar arasında herhangi bir sözleşme veya belge olmadığı gibi senette de teminat senedi olduğuna dair bir ibare olmadığını, dosyaya sunulan 07.10.2015 tarihli protokolde davacıların her ikisinin imzasının olduğunu ve 150.000,00 USD'nin nakit karşılığının kendilerine verildiğinin belli olduğunu ileri sürerek davanın reddine ve davacının kötü niyetli olduğunun tespiti ile %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi'nin 2017/101 E.,  2018/542 K. kararı ile; davaya konu bono metninde teminat amaçlı olarak verildiğine yönelik bir açıklama bulunmadığı, bononun teminat olarak verildiği iddiasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 ve 201 inci maddeleri uyarınca yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre senedin teminat senedi olarak verildiği iddiasının senede açıkça atıf yapan bir sözleşme ile de ispatının mümkün olduğu, somut olayda davacıların davaya konu bononun teminat olarak verildiği iddiasını bonoya açıkça atıf yapan bir sözleşme ile de ispatlayamadıkları, dosyaya yazılı delil sunmadıkları, bu durum karşısında davacıların delilleri arasında yemin delilini de göstermiş olmaları nedeni ile yemin teklif etme hakkı hatırlatıldığını, davacıların yemin teklifinde bulunmayacaklarını bildirdiklerini, davanın ispatlanamadığı, verilmiş bir tedbir kararı da bulunmadığı  gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. <br>DAİREMİZİN KARARI:Dairemizin 22.04.2021 Tarihli, 2018/3657 Esas, 2021/878 Karar sayılı ilamında; \"...davalının cevap dilekçelerinde bonodaki bedeli kendisinin değil ağabeyi dava dışı ... verdiğini, ancak arada küslük durumu olduğu için senette lehdar olarak davalının isminin yer aldığını, davacıların dava dışı ... borçlu olduklarını açıkça beyan ettiği, somut olayda ilk derece mahkemesinin senedin sebebinin talil edilmediğini beyanla ispat yükünün davacılarda olduğunu ve yazılı delil sunulmadığını gerekçe gösterdiği, ancak senet nedeni talil edilmemekle birlikte çok daha önemli bir hususun ikrar edildiğini, senette alacaklının davalı değil dava dışı ... olduğunun  ikrar edildiğini, bu hususun talilden çok daha önemli bir ayrıntı olduğu, bu nedenle bizzat davalının aşamalarda değişiklik göstermeyen ve ikrar mahiyetindeki savunmalarında; senette yazılı olan bedelin kendisinin değil ağabeyinin davacılara verdiğini, davacıların işi yerine getirmediklerini ve bu nedenle ağabeyi ile davacıların arası açıldığı ve küs oldukları için kendisinin işi yürüttüğünü, bu nedenle de senedin  kendi adına düzenlendiğini aslında alacaklının dava dışı ağabeyi olduğunu oldukça açık ve net şekilde beyan ettiği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davacıların dava konusu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine...\"  karar verilmiştir. BOZMA İLAMI Yargıtay  11.Hukuk Dairesi'nin 2021/4761Esas,  2023/2019 Karar sayılı, 03.04.2023 Tarihli ilamında; \"Taraflar arasında düzenlenen 07.10.2015 tarihli protokol gereğince davacıların dava konusu bononun vade tarihinde ödenmemesi halinde alacaklı ... tarafından aleyhlerinde takip yapılmasını kabul ettikleri, dolayısıyla davalının alacaklı sıfatını da kabul ettikleri  anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince alacaklının dava dışı ... olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.\" şeklindeki gerekçe ile Dairemizin kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>GEREKÇE  Dava, bonodan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dairemizce istinaf istemi yerinde görülerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulüne dair hüküm kurulmuştur. Dairemiz kararı temyiz incelemesinde bozulmuştur.Dairemizce, Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, duruşmaya katılan davacılar vekili Dairemizin kararında direnilmesini talep etmiş, usul ve yasaya uygun görülen bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere; taraflar arasında düzenlenen 07.10.2015 tarihli protokolde davacıların dava konusu bononun vade tarihinde ödenmemesi halinde alacaklı ... tarafından aleyhlerinde takip yapılmasını kabul ettikleri, dolayısıyla davalının alacaklı sıfatını da kabul ettikleri dikkate alındığında neticeten davanın reddine karar verilmesi yerindedir.Açıklanan nedenle davacılar vekilinin istinaf isteminin reddine, Dairemiz kararı Yargıtay incelemesinde bozulmuş olmakla ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine dair  yeniden aynı hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE, 2-İlk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2,3 maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, -Davanın REDDİNE,-Yasal koşulları oluşmadığından davalı yanın kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE,3-İlk derece yargılaması yönünden yargılama giderleri ve harç masrafları;-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 9.767,62-TL harçtan mahsubu ile bakiye 9457,77-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına -Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalı lehine hesaplanan 36.744,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,4-İstinaf yargılaması yönünden yargılama giderleri ve harç masrafları;-Davacıların istinaf talebi reddolunmakla, davacılardan alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf harcından peşin alınan 35,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 233,95 TL'nin  davacılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,-Davacılar tarafından yapılan istinaf giderleri ve temyiz giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmış ise de davalı vekili duruşmaya katılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, -Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde  ilk derece mahkemesince ilgilisine iadesine, Dair, davacılar vekillerinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Temyiz Yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 20/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"92e608e68aaa2e13","SID":"1ca9a6e16141daea"}}