{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2451 <br>KARAR NO: 2023/2069<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28.09.2023 tarihli Ara Karar<br>NUMARASI: 2022/556 E.<br>Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının iptali istemli davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin ara karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 30.03.2022 tarihinde yapılana 2021 yılı olağan genel kurul toplantısının 18.05.2022 tarihine ertelendiğini, bu tarihten önce talep edilen bilgilerin müvekkiline bildirilmediğini, ihtar ve genel kurulda sorulan sorulara yetersiz cevap verildiğini, bu nedenle İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinde bilgi alma ve inceleme talepli dava açıldığını, daha önce yapılan 2017 mali yılına ilişkin genel kurulda bir kısım maddelerin ertelenmemesi üzerine açılan davada yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin maddenin iptal edildiğini,  2019 yılında yapılan toplantıda yönetim kurulu üyesinin ibrası ve TTK'nın 395 ve 396. maddeleri kapsamında verilen izne ilişkin kararlar ile kararların iptal edildiğini, daha önceki genel kurulda alınan bu ve benzeri usulsüzlükler içeren kararların iptaline rağmen aynı eksiklerin devam ettirildiğini, iptali talep edilen  2021 yılı  genel kurulunda görüşülen  mali bilanço ve kar zarar tablolarının TTK'nın 515. maddesinde düzenlenen dürüst resim ilkesine aykırı olması nedeniyle bu tabloların görüşüldüğü genel kurulun üçüncü maddesinin iptali gerektiğini, şirket yöneticilerinin finansal tablolardaki bir kısım bilgileri gizlediklerini, sorulara gerçeğe uygun cevaplar verilmediğini, müvekkilinin aynı gerekçelerle daha önce yapılan genel kurul toplantılarının iptalini talep ettiğini, bir kısım maddelerin iptaline karar verildiğini, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin dördüncü maddenin gerek esastan gerekse oylama nisabı itibariyle iptali gerektiğini, bu kararda yasaklı kişilerin oy kullandığını,  ileri sürerek genel kurulun 3 nolu finansal tablolara ilişkin kararının, ...'ın ibrasına ilişkin kısım hariç olmak üzere diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 4.maddenin, yönetim kurulu seçimine ilişkin 5. madde ile yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine ilişkin 6.maddenin iptaline, TTK'nın 449. maddesi gereğince iptali talep edilen kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; genel kurulun 3, 4, 5 ve 6. maddelerinde alınan kararların batıl olduğunun tespitine ve kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  İlk derece mahkemesinin  29.12.2022 tarihli ara kararıyla genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulması talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara  asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 23.02.2023 tarih  2023/269 E. 2023/277 K. Sayılı ilamı ile genel kurulun 4 ve 6 nolu kararları yönünden toplantı nisapları gözetilerek karar verilmesi gerektiği belirtilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince Dairemizin kararı üzerine inceleme yapılarak 06.09.2023 tarihli ara karar oluşturulmuştur. Asıl ve birleşen davalarda davalı şirket vekili, şirketin ticari esaslara göre yönetildiğini, iptali talep edilen genel kurulun yasa ve ana sözleşmeye uygun yapıldığını, HMK'nın 389.maddesinde belirtilen tedbir koşullarının oluşmadığını, kararların gerekli nisaplarla alındığını savunarak dava ve tedbir talebinin reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ  ARA KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 06.09.2023 tarihli ara karar ile; \"...Mahkememiz ara kararının asıl davada davacı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Mahkememiz kararı kaldırıldığından sadece asıl dava yönünden yapılan incelemede; davalı şirkete ait ticaret sicil dosyası, genel kurul toplantı tutanağı, hazirun cetveli, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu olan ve yürütülmesinin durdurulması talep edilen genel kurulun 4 nolu kararı ile yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrasının görüşüldüğü, 6 nolu karar ile yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine ilişkin TTK'nun 395 ve 396. maddeleri kapsamında izin verildiği, bu kararların davacıların karşı oyları ve oy çokluğuyla alındığı, hazirun cetveline göre şirketin toplam 30.123.532.766 payı bulunduğu, bu paylardan 24.299.940.312 adedinin ...'a, 2.911.796.227 adedinin davacı ...'ye, 2.911.796.227 adedinin ...'e ait olduğu, her iki maddenin görüşülmesiyle ilgili yapılan oylamada davacıların toplam 5.823.592.454 adet ret oyuna karşılık ...'a ait 24.299.940.312 adet kabul oyu ve oy çokluğuyla karar alındığı, pay nisaplarına göre TTK'nun 436.maddesi düzenlemesi gözönüne alındığında bu kararların yürütülmesinin durdurulması talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla Mahkememizin ilk kararını istinaf eden asıl davanın davacısı ... yönünden ihtiyati tedbir talebinin genel kurulun 4 ve 6 nolu kararları için kabulüne, genel kurulun 3 ve 5 nolu kararlarının yürütülmesinin durdurulması talep edilmiş ise de 3 nolu karar ile 2021 yılı bilanço kar ve zarar hesaplarının okunması, müzakere edilmesi ve oylanmasına ilişkin olduğu, 5 nolu karar ile yeni yönetim kurulu seçimi yapıldığı, bunlara ilişkin genel kurul toplantı tutanağına, ticaret sicil kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre bu kararların yürütülmesinin durdurulması için yaklaşık ispatın bulunmadığı, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı, bu maddelere ilişkin kararın yürütülmesi halinde davacı yönünden hakkın elde edilmesi önemli derecede zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale gelme durumunun bulunmadığı anlaşıldığından 3 ve 5 nolu kararlara yönelik yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Birleşen davada davacı ... tarafından da genel kurulda alınan 3-4-5-6 nolu kararların yürütülmesinin geri bırakılması talep edilmiş ve mahkememizin 29/12/2022 tarihli ara kararı ile bu talebin reddine karar verilmiş ve bu ara kararın birleşen davacı ... tarafından istinaf edilmemesi nedeniyle birleşen dava yönünden kararların yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmemiştir....\" gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile 18.05.2022 tarihli genel kurulun 4 ve 6.maddesi ile alınan kararların yürütmesinin TTK'nın 449.maddesi gereğince geri bırakılmasına, diğer maddelere yönelik talep ile birleşen davadaki tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir. Davalı vekili, HMK'nın 394. maddesi uyarınca bu karara itiraz etmiştir.İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, itiraz dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin  06.09.2023 tarihli ara kararıyla 18.05.2022 tarihinde yapılan 2021 yılı ertelenen genel kurul toplantısında alınan kararların 4 ve 6. maddelerinin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiğini, kararın  takibe konularak icra müdürlüğü aracılığıyla uygulandığını, kararın tarafların hak ve menfaat dengesine açıkça aykırı olduğunu, HMK'nın 389. maddesinde belirtilen ihtiyati tedbirin hiçbir şartının oluşmadığını, tedbir kararı verilmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağını veya imkansız hale geleceğini, yargılamada rapor alındığını, ek rapor alınmasına karar verildiği, tedbir kararı verilmesi ile şirketin telafisi mümkün olmayan zarara uğrayacağını, her iki kararın uygulanması ile davacıların bugüne kadar herhangi bir zararının oluşmadığını, yönetim kurulu üyelerinin kurul halinde değil ayrı ayrı ibrası nedeni ile oydan yoksunluk bulunmadığını, TTK'nın 436/2.maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin diğerlerinin ibrasında oy kullanmasının engellenmediğini, bu nedenle verilen tedbirin haksız olduğunu, 6 nolu karar yönünden de oydan yoksunluk hali gözetilerek karar verildiğini ve tedbir şartlarının oluşmadığını belirterek 06.09.2023 tarihli ara kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi, itirazı değerlendirdiği 28.09.2023 tarihli ara kararıyla; \".. Davalı şirketin ticaret sicil kayıtları, davacılar ve diğer ortakların pay durumları, BAM kararı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin, 18/05/2022 tarihli Genel Kurul’da alınan 4 ve 6 nolu  kararlarının, TTK.449. maddesi gereğince yürütmesinin geri bırakılması kararı yerinde olduğundan, davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına itirazının ...\" gerekçesiyle ihtiyati tedbire yönelik davalı itirazının reddine, karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı şirket vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalı şirketin 18.05.2022 tarihinde yapılan 2021 yılı ertelenen genel kurul gündeminin 4. ve 6. maddelerinin 06.09.2023 tarihli ara kararla yürütülmesinin durdurulduğunu, kararın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında infaz edildiğini, ancak alınan kararın hatalı olduğunu, karara yönelik itirazın da haksız şekilde reddedildiğini, geçici hukuki korumanın ancak yargılamaya konu taleplerin semeresiz kalmasının önlenmesi için verilebileceğini, HMK'nın 389.maddesinde düzenlendiği üzere, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı yada tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâlinin gerçekleşmediğini, asıl uyuşmazlığı çözer mahiyette verilen ihtiyati tedbirin usul ve yasaya  aykırı olduğunu, ölçülülük ilkesi ile hak ve menfaatler dengesinin gözetilmediğini, HMK'nın 389. maddesinde belirlenen şartların gerçekleşmediğini, hakkın elde edilmesinin zorlaşmadığı gibi, dava ve ihtiyati tedbir sebebinin de yaklaşık olarak ispat edilmediğini, mahkemece taraflar arasındaki menfaat dengesinin gözetilmediğini, verilen tedbir kararında şirketin veya ortağının menfaati bulunmadığını, zarar iddiasına yönelik en küçük bir emare dahi bulunmadığını, bir çok yargı kararı ve doktrinde belirtildiği üzere tedbir talebinde de ölçülülük ve hukuki yarar ilkelerinin dikkate alınması gerektiğini, ibraya ilişkin oylamada oydan yoksunluk hallerinin dikkate alınarak karar alındığını, yönetim kurulu üyesinin diğer yöneticilerin ibrasında oy kullanmasının mümkün  olduğunu, şirketin faaliyet raporunun ve bilançolarının hukuka uygun bulunması ve ibranın bu maddeyle alakalı olması karşısında yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kararın yürütmesinin durdurulması talebinin hukuka aykırı olduğunu, bu maddenin iptalinin talep edilmesinin kötü niyetli olduğunu, TTK'nın 436.maddesinde düzenlenen oydan yoksunluk halinin iptali istenen 6.maddede bulunmadığını, yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddeleri kapsamında izinlerin verilmesi kararlarının menfaat çatışmasına dayalı bir konu olarak görülemeyeceğinin yargı kararı ve doktrinde kabul edildiğini, benzer ortaklık yapısı bulunan şirketler bakımından açılan davalarda tedbir talebinin mahkemelerce reddedildiğini, tedbir kararı verilirken teminat alınmamasının da HMK'nın 392. maddesine aykırı olduğunu, teminat alınmayarak taraflar arasındaki menfaat dengesinin zedelendiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, davalı şirketin 18.05.2022  tarihinde yapılan  olağan genel kurul toplantısında alınan 3,4,5 ve 6 nolu kararların TTK'nın 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptali istemine; istinaf başvurusu ise TTK'nın 449. maddesi gereğince, dava konusu genel kurul kararının yürütülmesinin dava sonuna kadar durdurulması talebinin kabulü kararına yönelik davalı itirazının reddine dair verilen ara karara ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında asıl davada davacının ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile iptali istenen 18.05.2022 tarihli genel kurulun 4 ve 6 numaralı kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasına, dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı davalı vekilinin itirazı istinaf konusu ara kararla reddedilmiştir. Bu son ara karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince, TTK'nın 449. maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerine görüşlerini bildirmek üzere tebligat çıkarıldığı, yönetim kurulu adına vekil tarafından beyanda bulunduğu görülmüştür. TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının  iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır. HMK'nın 389.maddesi \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü,  aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise \"Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır\" düzenlemesini içermektedir. Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir.Dosya içerisindeki 18.05.2022 tarihli genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde; şirketin 2021 yılına ilişkin genel kurul toplantısının 30.03.2021 tarihinde yapıldığı, bir kısım ortakların finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesini talep etmeleri nedeniyle toplantının buna ilişkin maddelerinin ertelendiği, belirtilen tarihte toplanan genel kurulun 3.maddesi ile 2021 yılı bilanço ve kar zarar tablolarının görüşüldüğü, önceki maddede yönetim kurulu faaliyet raporu ve eki raporların görüşülmesi sırasında ortaklarca sorulan sorulara şekli anlamda uygun cevaplar verildiği, 3.maddenin görüşülmesinde davacıların temsilcilerinin söz alarak finansal tablolara ilişkin görüşlerini açıkladıkları, yapılan oylama sonucu oy çokluğuyla finansal tabloların onaylanmasına yer verildiği ve muhalefet şerhinin toplantı tutanağına geçildiği görülmüştür. 4.madde ile yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrasının görüşüldüğü, yönetim kurulu üyelerinin temsil ettiği paylara ilişkin davacıların itiraz ve muhalefetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Dava dilekçesine ekli ve UYAP'ta bulunan hazirun cetvelinde davalı şirketin toplam 30.123.532.766 payı bulunduğu, bu paylardan 24.299.940.312 adetinin ...'a, 2.911.796.227'şer adetinin ise ... ve  ... ait olduğu, iptali istenen 4 nolu kararın 5.823.592.454 adet ret oyuna karşılık 24.299.940.312 adet kabul oyuyla alındığı, ...'ın kendi ibrasında oy kullanmadığı anlaşılmıştır. TTK'nın 436.maddesinde oydan yoksunluk hali düzenlenmiş olup, şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacağı düzenlenmiştir. Bu nedenle, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında da oy hakkı kullanamayacağı açıktır. Genel kurulun 6. maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine ilişkin TTK'nın 395 ve 396.maddelerine ilişkin izin verilmiştir. Mahkemece TTK'nın 436.maddesi değerlendirilerek gerekçe oluşturulmuş ve her iki kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmiştir. Belirtilen iki madde yönünden ilk derece mahkemesince yapılan değerlendirmede talep konusu ile ihtiyati tedbir konusunda yaklaşık ispat koşulunun sağlandığına ilişkin ilk derece mahkemesi yerinde olup, mahkemece yapılacak yargılama sırasında farklı bir delil elde edilmesi veya durumun değişmesi halinde bu karar ile bağlı olmaksızın her zaman tedbir talebinin yeniden değerlendirilmesi  mümkündür.  HMK'nın 392.maddesinde ihtiyati tedbirde teminat gösterilmesi düzenlenmiş olup, ihtiyati tedbirin haksız çıkması halinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacağı muhtemel zararlara karşı teminat gösterilmesi gerekmektedir.  Ancak, talebin resmi belgeye, başka kesin bir delile dayanması yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla mahkeme teminat alınmamasına karar verebilir. İlk derece mahkemesince teminat alınmamıştır. Ancak, davacıların ortaklık paylarının nisabı, alınan kararların niteliği dikkate alındığında teminat alınmaması yerinde olup, HMK'nın 395.maddesine göre durum ve koşulların değişmesi halinde ilk derece mahkemesince teminat hususunun değerlendirilebileceği anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/5. maddeleri  uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/5. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. ve 394/5. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 18.12.2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ba7cb25500857c17","SID":"2a243382ae1c07aa"}}